İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1286 K.2024/612

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi.…

Esas2020/1286Karar2024/612Tarih14 Mart 2024Okuma13 dk · 2.617 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
14 Mart 2024
Dosya no
2020/1286
Karar no
2024/612
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
14/07/2020
Numarası
2015/976 Esas 2020/393 Karar
Davanın konusu
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
Bam karar tarihi
14/03/2024
Karar yazım tarihi
14/03/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.617 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu aleyhine İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nde icra takibi başlatıldığı ve davalı borçlu şirket tarafından süresi içinde müvekkilinin borçlu şirketten alacağının bulunmaması sebebiyle borca itiraz edildiği ve takibin durdurulduğunu, ... San. Tic. Ltd.

Ştdi’nin süpürge makinalarının imalatı ve satışı konusunda başarılı firma olduğunu, müvekkil firma ile davalı firma arasında müvekkil firmanın üretmiş olduğu fil markalı elle kumandalı ve akülü vakumlu yol süpürme makinasının bayiliğinin ... şirketine verilmesi konusunda bir bayilik anlaşması imzalandığını ve bu anlaşma gereğince cari hesap ilişkisi oluştuğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 31 Aralık 2013 tarihinde sona erdiğini, 2013 yılında taraflar arasında yapılmış sözleşme uyarınca birçok borç ve alacak bakiyesi kaydedildiğini,

2014 yılında yapılan ödemeler neticesinde davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle müvekkil şirkete 65.037,52 TL borcu bulunduğunu, davalı şirket müvekkil şirket ile arasında akdedilen sözleşme gereğince davalı şirkete birçok fatura kestiğini ve davalı tarafından faturalara itiraz edilmediğini, davalı şirketin cari hesap alacaklarındaki reeskont-avans faizi uyulamasına itiraz ettiğini ancak cari hesap alacağına değişen oranda avans faizi uygulaması yapılabileceği, davanın kabulü ile İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2015/13704 E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamını,

%20’den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf uhdesine bırakılmasını arz ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından alınan yol süpürme aracı ve ekipmanlarının ... Başkalığı’nın belediye birimlerinde kullanılmak üzere ihale sonucu satıldığını, ...

Başkanlığı’na teminedilen ve davacı şirketten alınan ... plakalı 6 m3 kapasiteli yol süpürme ve ekipmanlarında arıza meydana geldiğinde belediyenin müvekkile bildirimde bulunduğunu, müvekkil şirketçe arazın pek çok yerinde arıza olduğu tespit edilmiş olup yaklaşık 22.000,00 TL masraf yapılması gerektiği belirtildiğini, arızaların müvekkil şirkete bildirilmiş olduğunu ancak giderilmediğini, davacı tarafından müvekkil şirkete verilen garanti kapsamında her parça ve aksamın 2 yıllık garanti süresi içerisinde olduğunu,

davacı taraf aleyhine haksız ve kötüniyetli başlatılan takip nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazmiatına hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.

MAHKEMECE

"...,Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları, yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilen taraflar arası mail yazışmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın davalı taraf ile imzalamış oldukları sözleşme hükümlerine uygun tarzda hareket ettiği, davalı tarafın 2015 yılı defterlerinin açılış tasdikinin süresinde olmaması nedeniyle lehine delil vasfına sahip olmadığı kaldı ki sözleşmenin 13. Maddesinde alacak ve borç miktarlarının tespitinde davacı defterlerinin esas alınacağının kabul edildiği,

... plakalı araç yönünden ortaya çıkan ayıpların dava dışı ... tarafından davalı tarafa birden fazla kez bildirilmiş olmasına ve dolayısı ile ayıba yönelik olgunun gizli olsa bile davalı tarafından biliniyor olmasına rağmen bu ayıpların davacı tarafa TTK gereği süresinde bildirilmemiş olduğu, buna rağmen davacının sözleşmesel yükümlülük gereği ayıpların giderilmesine yönelik iradesinin davalı tarafa bildirildiği ancak buna rağmen karşılıklı ihtarname tarihlerinden önce yani davacının ayıpların giderilmesi yönündeki iradesinin davalı tarafa ulaşması beklenilmeden davalının bu ayıpları dava dışı şirkete gidertmiş olduğu,

bu durumun sözleşmesel yükümlülük ile bağdaşmadığı dolayısı ile bu hususa yönelik davalı tarafın yansıtma faturası tanzim etmesinden davacının sorumluluğunun bulunmadığı, ayrıca yine davacı tarafa yansıtma faturası olarak gönderilen ve yine davacı tarafından iade edilen bir başka tamir faturasına yönelik ayıbın davacı tarafça incelendiği ve neticede ayıba ait ürüne önceden bir müdahale olduğunun tespiti üzerine bu ayıbın da giderilmediği ve buna rağmen davalı tarafından düzenlenen yansıtma faturasının içeriğinin doğru olduğu şeklindeki iddianın davalı tarafça ispat edilmesi gerekmesine rağmen bunun ispatının yapılamadığı dolayısı ile davacı

tarafın iddialarının 16,99 TL yönünden gerçeği yansıtmadığı ancak diğer arta kalan 65.020,53 TL yönünden gerçeği yansıttığı ve bu tutarda davalının savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmakla açılı davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/13704 E. Sayılı dosyasına davalı tarafında yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 65.020,53 TL yönünden devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine,

alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın inkar tazminat talebinin reddine ve reddolunan 16,99 TL yönünden ise kayıtlarda yapılan sehven hatanın kötüniyet oluşturmayacağı kanaatiyle davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile,

davanın kısmen kabul, kısmen reddine, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/13704 E. Sayılı dosyasına davalı tarafında yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 65.020,53 TL yönünden devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, hüküm olunan alacağa yıllık % 10,50 oranında ve değişen oranlarda reeskont/ avans faiz işletilmesine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın inkar tazminat talebinin reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir,

Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında, karşılıklı imzalanmış bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeden kaynaklanan ticari iş ilişkisi bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesi süresince davacı şirketten satın almış olduğu makinelerin neredeyse tamamında her daim bir sorunun ortaya çıktığını, müvekkili şirketin kar edeceği yerde zarara uğradığını, davacı şirketin, gerçek bir üretici gibi profesyonel olmadığını, müvekkili şirkete sattığı, üzerinde üretim yılı-seri numarası bulunmayan makinelerden de açıkça anlaşıldığını, uyuşmazlık konularından ilkinin,

davacı şirket tarafından üretilmiş olan, ... Marka Akülü Vakumlu Sokak Süpürgesi modellerinden; modeli ve plakası ...-..., ...-..., ...-..., ...-... olan araçta bulunan yürüyüş motoru ve sürücü kartı arızaları, ilgili tüketiciler tarafından, müvekkili şirkete bildirildiğini, Davacı şirketin, kendisine aktarılan bu şikayetlerle ilgili olarak,

"arızalı olduğu düşünülen parçaların ve ürünlerin kendilerine gönderilmesini, kontrol edildikten sonra sağlıklı bir dönüş yapılacağını ve yardım edileceğini bildirmiş" ise de, bu beyanlarının hep sözde kaldığını, herhangi bir olumlu işlem veya eylemde bulunmadıklarını, müvekkili şirketin, davacı şirketten aldığı ürünlerde ortaya çıkan sorunlarla ilgili olarak, parça ve tamir giderlerini davacı şirketten alamadığını, itibarını koruma adına ve zorunlu olarak,

tüketicilerin sorunlarını kendisinin çözdüğünü ve maliyetinin de kendisinin üstlenmek zorunda kaldığını, taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi ve garanti belgesi gereği, davacı tarafından 2 yıllık garanti süresi içerisinde malzeme ve işçilikte kusur veya arıza meydana geldiğinde bedelsiz olarak servis hizmeti ve kusurlu/arızalı parçanın temininin sağlanacağının garanti edildiğini, davacı şirketin ise, sözlü bildirimlerde müvekkili şirketi oyaladığını, arızaların bildirildiği maillere oldukça soyut cevaplar verdiğini, adeta zaman kazandığını, davaya konu makinenin bir belediyeye satılması,

makinenin kamu hizmetine tahsis edilmiş olması demek olduğunu, kamu hizmetinin kesintisiz olmasının esas olup, arıza halinde makinelerin ancak ve ancak yerinde tamir edilebileceğini, aksi takdirde ihalenin feshedileceği ve ağır yaptırımlara maruz kalınacağı hususunun davacı şirkete sözlü olarak defalarca bildirildiğini, tamire ilişkin olarak gönderilen faturaların davacı şirketçe cari hesaplarına yansıtılmaması üzerine,

iki şirketin tutmuş olduğu cari hesapların birbiri ile uyuşmaması sonucu, davaya konu uyuşmazlığın ortaya çıktığını, davacının imalatından kaynaklanan gizli ayıpları bilmesi ve buna rağmen servis ve bakım hizmeti vermemesi nedeniyle söz konusu makinedeki arızaları, kiralamak suretiyle yerine başka bir makine ikame ederek,

yine bu alanda üretim yapan ve teknik servis konusunda uzman bir başka şirkete yaptırmak zorunda kaldığını, davacı şirketin, tacir sıfatına yakışır şekilde davranmadığını ve bayilik sözleşmesinin yenilenmemesinin intikamını almaya çalıştığını, hali hazırda, dosyada mübrez, son bilirkişi raporunda da söz konusu arızaların gizli ayıp nedeniyle ortaya çıktığının tespit edildiğini, gizli ayıplı makinelerin satımı sırasında, hem makine bedellerinin davacı tarafa ödendiğini, hem de davacı tarafın gizli ayıpla üretmiş oldukları makinelerin tamiri için gereken masrafların müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bu durumun, ne ticari hayatta,

ne de gündelik hayatta hakkaniyete uygun olmayıp, davacı şirketin kendi kusurundan menfaat elde ettiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi veya dosyanın yeniden incelenmek ve değerlendirilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklı cari hesaba dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.

TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.

Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:

a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır

Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.

b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.

Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.

c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.

Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.

Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.

d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır

e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır

f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır

Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.

Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.

Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır.

TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.

Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.

Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;

-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)

TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.

Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden.

Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.

Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/5309 esas 2021/5385 karar sayılı emsal ilamı "Somut olayda; davacı taraf, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı delille ispat edememiştir. Mahkemece, davalı ... A.Ş. 'ye karşı açılan davanın; davacının, açık ve gizli ayıpla ilgili ihbar yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmediği ve buna ilişkin delil sunamadığından bahisle reddine karar verilmiş ise de; davacı delil listesinde açıkça "yemin" deliline de dayanmış olmakla "yemin" delili ile iddiasını kanıtlayabilir. Bu itibarla; mahkemece, davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna dair iddiasını ispat noktasında yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir..." şeklindedir.

Davacı taraf davalı ile cari hesap ilişkisi kapsamında mal teslimi yapıldığını, fatura düzenlendiğini, 65.037,52 TL borcu bulunduğundan takip başlattığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Somut olayda 65.037,52 TL üzerinden takip başlatılmış olup, davalı vekilince 28.096,91 TL yönünden davacı alacağının kabul edilmiş olduğu, mahkemece yansıtma faturalarında belirtilen ayıpların süresi içerisinde davacıya bildirilmediği kanaatiyle yazılı şekilde karar verildiği, davalı tarafın arızaları davacıya bildirdiğini savunduğu ve davalının yemin delilinin bulunduğu görülmüştür.

Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalı vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat yükü kendisinde olan davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna dair iddiasını mevut delillerle ispat edemediği gözetilerek, yansıtma faturalarında belirtilen bedel yönünden ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksi uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355, 353/a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/07/2020 tarih, 2015/976 Esas ve 2020/393 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın HMK 353/1-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 54,40 TL istinaf maktu karar harcı ile 1.055,98 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplam 1.110,38 TL'nin istek halinde İADESİNE,

5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 14/03/2024

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1286, K. 2024/612, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Mahkemece
  7. İstinaf Başvuru Sebepleri
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1286
Karar No
2024/612
Tarih
14 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1293 K.2024/656
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1331 K.2024/523
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2020/1341 K.2024/374
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1357 K.2024/515
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1363 K.2024/535
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1364 K.2024/536

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.