KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Esas no
- 2020/1752
- Karar no
- 2024/1045
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/06/2020
- Numarası
- 2018/46 Esas 2020/348 Karar
- Dava
- MENFİ TESPİT
- Karar yazım tarihi
- 16/05/2024
Karar Metni
1.229 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/46 Esas ve 2020/348 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...İDDİA :Davacı vekilinin verdiği dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın diğer davalı ... Şti 'nin sahibi olduğunu, davalı ...'ın müvekkili şirkette pazarlama elemanı olarak 1 aya yakın süre çalıştığını, davalıdan beklenen fayda sağlanamadığından ve hakkında birden çok icra takiplerinin olması nedeniyle işten çıkarıldığını, davalı ...
Şti tarafından davalı ... hakkında icra takibi başlatıldığını ve İzmir 3.İcra MD'nün 2016/4789 E sy dosyasından müvekkili şirket adresinde haciz yapıldığını, istihkak iddiasında bulunularak dava açtıklarını, ancak haciz adresinin borçlu adına bizzat tebliğ yapılan adres olup, tebliğ alınması nedeniyle organik bağ olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, tebligat zarfına kötüniyetli olarak müvekkili şirketin unvanının yazıldığını, bu nedenle müvekkili adresinde haciz yapıldığını, ancak organik bağ açısından inceleme yapılmadan karar verildiğini, davalı ...
Şti tarafından birçok haciz yapıldığını, müvekkilinin haciz baskısı nedeniyle 26.500,00.-TL bedelli senet vermek zorunda kaldığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, yapılan ödemelerin ve masrafların davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalılardan ... Ltd. Şti vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle: öncelikle usule ilişkin olarak yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin Bursa Mahkemeleri olduğunu, esas yönünden ise taraflar arasında protokol yapıldığını ve takibe konu borcun kayıtsız şartsız davacı tarafça kabul edildiğini, davacı tarafın her ne kadar haciz baskısı altında ödeme yaptığı belirtilmiş ise de bu iddianın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılara usulüne uygun olarak davetiye tebliğine rağmen bir cevap vermedikleri görülmüştür.
GEREKÇE
Davacı davasında Bursa 8. İcra Müdürlüğünün 2016/8030 esas sayılı dosyasından yazılan talimatla İzmir 3. İcra Müdürlüğünün 2016/4788 talimat sayılı dosyasından 22/10/2017 tarihinde adresine hacze gelindiğini, bu haciz nedeni ile davacıya bono düzenleyerek vermek zorunda kaldığını ve ödemeler yapmak zorunda kaldığını bildirmiştir. Davacı davasının temel dayanağı olarak haciz baskısı ve tehdidi altında bono düzenlediğine ve ödeme yaptığına dayandırmakta ayrıca davalılar ... ve .... Ltd. Şti ile arasında organik bağ olmadığının tespitini talep etmektedir.
Davacı davasında iki farklı talepte bulunmaktadır. Davalılar ... ve .... Ltd. Şti ile arasında organik bağ olmadığının tespitini talep etmekte iken diğer davalı .... Ltd. Şti. için ise menfi tespit ve istirdat talebinde bulunmaktadır. Dolayısıyla her iki talebi ayrı ayrı değerlendirerek karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar iki ayrı talep ve dava tek dilekçe ile ileri sürülmüş olmasına rağmen ... Şti . 'nin yetki itirazı değerlendirilerek taleplerin tefriki ile buna göre karar vermek düşünülmüş ise de ; usul ekonomisi açısından uygun olmayacağı kanaati ile talepler tefrik edilmemiştir.
Davacının adresinde yapılan haciz nedeni ile davacı istihkak iddiasında bulunmuş istihkak iddiasının neticesinde Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1753 esas, 2017/1025 karar sayılı ilamı ile borçlu ile davacı istihkak iddiacısı arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Davacı mahkememizde açmış olduğu dava ile Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin belirtilen kararını geçersiz kılmayı amaçlamaktadır. Davacının davalılar ... ve ... Şti ile arasında organik bağ olmadığının tespiti yönündeki talebinde hukuki yarar bulunmadığı gibi böyle bir istemin yargılama yapılarak hüküm kurulması mümkün değildir.
Davacı kendi rızası ile diğer davalılar aleyhine başlatılan icra takibindeki borcu üstlenmiş ve buna ilişkin olarak protokol yapmıştır. Protokol sonrasında ise kısmi ödemede bulunmuştur. Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler incelendiğinde her ne kadar haciz işlemi için davalı adresine gidilmiş ise de işlem yapılmamış sonrasında davacı ile davalı .... Ltd. Şti vekili arasında protokol düzenlenmiştir.
Söz konusu protokole davacı şirket yetkilisi hem kendi adına hemde şirket adına imzada bulunmuştur. Aynı şekilde protokol nedeni ile düzenlenen senette de davacı şirket yetkilisi hem kendi adına hem de şirketi adına imza atmıştır. Davacı iradesinin sakatlandığına dair somut bir delil ileri sürmemiştir. İş yeri adresine hacze gelinmiş olması iradesini tek başına sakatlayamayacağından iradesinin sakatlandığına dair başkaca somut bir delilde ileri sürmemiştir.
Davacı davasında 26.500,00-TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini ayrıca 17.500,00-TL ödemenin istirdadını talep etmiştir. 17.500,00-TL'lik ödeme senetten dolayı yapıldığından davanın değeri 26.500,00-TL olarak değerlendirildiği...'' gerekçesi ile; Davanın reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, davalı ... aleyhine başlatılan icra takibinde borcun haciz tehdidi altında üstlenildiğini ve ödendiğini, mahkeme gerekçesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, organik bağın olmadığının tespiti ile haciz tehdidi altında bononun düzenlendiği ve geçersiz olduğu nedenine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacının iddialarını kesin delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1752, K. 2024/1045, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama