KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/1841
- Karar no
- 2024/706
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/10/2020
- Numarası
- 2019/101 Esas 2020/475 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Bam karar tarihi
- 27/03/2024
- Karar yazım tarihi
- 27/03/2024
Karar Metni
1.731 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket borcunun 4.993,51 USD'ye ulaştığı ancak uzun zamandır ödemekten imtina ettiği, bu nedenle Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin 2018/13430 Esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığı, yapılan yetki itirazı neticesinde dosya İzmir 10. İcra Dairesi'nin 2018/13048 Esas sayılı numarasını aldığı, ödeme emrine yapılan haksız itirazlar sonucu takibin durduğu, 25.02.2019 tarihinde dava şartı olan arabuluculuk müessesine başvurulduğu, ancak anlaşma sağlanamadığı,
müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde alacak miktarının takip tarihinden önceki işlemiş faiziyle birlikte 26.613,12 TL olduğu ve bu inceleme ile birlikte cari hesabın da resmi defterlere uygun şekilde takip edildiği, bu nedenle yapılan itirazın iptaline, işleyecek faiz ile birlikte takibin kaldığı yerden devamına, davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı, müvekkilinin davacı taraf ile arasında döviz kuru üzerinden bir sözleşmenin bulunmadığı, müvekkili aleyhine döviz kuru üzerinden takip yapması yasa ve usule aykırı olduğu, müvekkilinin temerrüte düşmediği, bu nedenle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE
"...Dava, İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bulunan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesiyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan 4.993,51 USD alacağının bulunduğu, bu alacağın tahsili için takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden davalı hakkında icra takibi başlatıldığından bahisle davalının icra takibine vaki haksız itirazının iptaliyle, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle, davacının davalı aleyhine döviz kuru üzerinden bedel tahakkuk ettirme imkanının bulunmadığı, bu nedenle döviz kuru üzerinden takip yapmasının yasaya aykırı olduğu, davacı tarafça davalıya ardiye hizmeti verildiği iddia edilmiş olmasına rağmen hizmet bedeli, vinç ücreti, istifleme bedeli gibi bir çok faturanın tahakkuk ettirildiği, oysa verilen hizmetin ardiye hizmeti olarak tek hizmet olduğu, davacı tarafça düzenlenen faturalar hataen kaydedilmiş olsa bile bu faturaların taraflar arasındaki sözleşmenin içeriğine aykırı olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf davacının davalıdan takip ve davaya konu edilen miktar kadar alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, öncelikli olarak davacı şirket kayıtları üzerinde talimat ile yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan raporda taraflar arasındaki ticari ilişkinin 14.08.2017 tarihinde başladığı, 23.10.2018 tarihine kadar devam ettiği, bu süre zarfında davacı tarafça davalıya 6 adet fatura ile 28.886,38 TL karşılığı toplam 8.011,60 USD bedelli faturaların düzenlendiği, davalı tarafça bu faturalar karşılığında 10.712,00 TL karşılığı toplam 3.017,55 USD ödeme yapıldığı,
davacı taraf defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 18.174,38 TL karşılığı 4.993,51 USD alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, 6102 Sayılı TTK'nın 1530.maddesi gereğince her bir fatura tarihine 30 gün eklenmek kaydıyla yapılan hesaplama neticesinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 78,38 USD işlemiş faiz talep edebileceği, takip tarihi olan 25.07.2018 tarihindeki Merkez Bankası Döviz Satış Kuru'na göre 1 USD karşılığının 4.8628 TL olduğu,
buna göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan (4.993,51 USD x 4.8628 TL=) 24.282,44 TL asıl alacak, (79,38 USD işlemiş faiz x 4.8628 TL=) 381,19 TL işlemiş faiz talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2017 yılında başladığı, davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturaların tamamının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 18.174,38 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturaların hem TL hem de USD üzerinden düzenlendiği,
ancak VUK'un ilgili maddeleri gereğince TL olarak muhasebeleştirildiği, davalı şirket kayıtları gereğince 23.10.2017 TCMB efektif satış kuruna göre 1 USD'nin 3.7107 TL olduğu, buna göre davalı şirket kayıtlarına göre 18.174,38 TL 'nin karşılığının 5.124,28 USD'ye denk gelmesine rağmen davacı tarafça takip talebinde 4.993,51 USD talepte bulunulduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama toplanan deliller, her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan rapor ile tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin 14.08.2017 tarihinde başladığı, 23.10.2018 tarihine kadar devam ettiği, bu süre zarfında davacı tarafça davalıya 6 adet fatura ile 28.886,38 TL karşılığı toplam 8.011,60 USD bedelli faturaların düzenlendiği, davalı tarafça bu faturalar karşılığında 10.712,00 TL karşılığı toplam 3.017,55 USD ödeme yapıldığı,
her iki taraf defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 18.174,38 TL karşılığı 4.993,51 USD alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafça düzenlenen faturaların tamamı davalı defterlerinde aynen kayıtlı olduğundan bu faturaların davalı tarafça alındığı anlaşılmakla talimat ile alınan raporda belirtildiği üzere, 6102 Sayılı TTK'nın 1530.maddesi gereğince her bir fatura tarihine 30 gün eklenmek kaydıyla yapılan hesaplama neticesinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 78,38 USD işlemiş faiz talep edebileceği,
takip tarihi olan 25.07.2018 tarihindeki Merkez Bankası Döviz Satış Kuru'na göre 1 USD karşılığının 4.8628 TL olduğu, buna göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan (4.993,51 USD x 4.8628 TL=) 24.282,44 TL asıl alacak, (79,38 USD işlemiş faiz x 4.8628 TL=) 381,19 TL işlemiş faiz talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmış olup, davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13048 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle.
24.282,44 TL asıl alacak, 381,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.663,63 TL alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren 24.282,44 TL asıl alacağa, davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur.
Her ne kadar davalı vekili tarafından davacı tarafça düzenlenen faturalar içeriğinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı düzenlendiği, sadece ardiye hizmeti verilmiş olmasına rağmen bir çok faturanın davacı tarafça düzenlendiği, bu faturaların hataen kaydedilmiş olmasının sözleşme ilişkisinin içeriğine ve ruhuna aykırı olduğu yönünde savunma yapılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacı tarafça düzenlenen tüm faturaların davalı defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, iş bu faturaların süresi içerisinde itiraz edilerek davacı tarafa iade edildiğine dair de dosyada bir mevcut bulunmadığı, davacı tarafça davalı adına düzenlenen tüm faturaların davalı defterlerinde aynen kayıtlı olması nedeniyle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM /Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13048 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle; 24.282,44 TL asıl alacak, 381,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.663,63 TL alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren 24.282,44 TL asıl alacağa, davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine,
Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 4.932,72 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların döviz kuru üzerinden herhangi bir sözleşmelerinin olmadığını, Türk Parası Koruma Hakkındaki Karar gereği davacının müvekkil aleyhine döviz kuru üzerinden bedel tahakkuk ettirmesinin yasalara aykırı olduğunu, davalı aleyhine döviz kuru üzerinden bedel tahakkuk ettirme hakkının bulunmadığını, ayrıca sektöre referans olarak yapılan bilirkişi incelemelerinde ücretleri referans kabul edilen TCDD Gümrüklü Ambarlar Tarifesinde de ardiye hizmeti kapsamında yapılan hizmet bedeli, vinç ücreti, istifleme bedeli vs. gibi ücretlerin ayrıca isteneceğine yönelik açıklama tarife ve teamül bulunmadığını,
müvekkil şirketin hangi hizmetlerin ardiye hizmetine dahil olduğu hangisinin dahil olmadığı, ne miktar borçlu olduğu yargılama sonrası tespit edilebileceğinden alacağın likit olduğu söylenemeyeceğinden alacağın miktarının uyuşmazlık konusu olduğundan müvekkil şirket tarafından alacağın belirlenebilmesinin beklenemez bir durum olduğunu, mahkemenin hükmetmiş olduğu icra inkar tazminatının bu sebepten ötürü hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesi sunduğu, istinaf talebi olmamasına rağmen istinaf karar ve başvurma harcını yatırmış olduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; cari hesaptan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğu ileri sürmüştür.
Davalı taraf ise; davacıya borçlu olmadığını, davacının usd talepli takip başlattığını taraflar arasında döviz kuru üzerinden bir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafça davalıya ardiye hizmeti verildiği iddia edilmiş olmasına rağmen hizmet bedeli, vinç ücreti, istifleme bedeli gibi bir çok faturanın tahakkuk ettirildiğini, oysa verilen hizmetin ardiye hizmeti olarak tek hizmet olduğu, davacı tarafça düzenlenen faturalar hataen kaydedilmiş olsa bile bu faturaların taraflar arasındaki sözleşmenin içeriğine aykırı olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince aldırılan denetime elverişli ve açık bilirkişi raporuna göre cari hesaba konu tüm faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı faturaların hataen kaydedildiğini ileri sürse de; davalının faturaları defterine kaydetmekle fatura konusu hizmeti aldığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak karinenin aksinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalının, faturaların taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürdüğü, bu hususta ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalının bu savunmasını destekleyecek yazılı bir delil sunamadığı,
davalının delilleri arasında yemin delili bulunduğu, ancak mahkemece yemin delili hatırlatılmadan karar verildiği anlaşılmakla, deliller tam olarak toplanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1841, K. 2024/706, 27 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama