KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
- Dosya no
- 2020/1932
- Karar no
- 2024/766
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/09/2020
- Numarası
- 2018/516 Esas 2020/429 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Bam karar tarihi
- 02/04/2024
- Karar yazım tarihi
- 03/04/2024
Karar Metni
3.267 kelime·16 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili ve İhbar Olunan vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 04/04/2018 tarihli faturaya istinaden 03/04/2018 tarihinde davalı ... San. Tic. A.Ş'den ... model ... plaka sayılı binek otomobil olan aracı satın aldığını, aracın satış sürecinde davalı yetkili servis tarafından kazasız hasarsız ve tüm parçalarının orijinal olduğunun beyan edildiğini, aracın klimasında yaşanan problem nedeni ile Manisa'da bulunan ...
A.Ş'ye gidildiğinde aracın kaydında da kazalı olduğu, ön tampon ve bazı parçaların değiştiği ve işlem gördüğüne ilişkin durumun ortaya çıktığını ve 06/08/2018 tarihli listeden de anlaşılacağı üzere satışa konu aracın ayıplı olduğunun anlaşıldığını, davalı şirketin ...
Yetkili Servisi olduğunu, bu nedenle markanın yetkili satıcısı ve servisi olan bir şirket tarafından bu şekilde aldatılmak ve dürüstlük ilkelerine aykırı ticari itibar ve güvenilirliğe aykırı bir tutuma maruz kalmanın müvekkilinin mağduriyetini arttırdığını, bu nedenle müvekkiline satılan kazalı araç ile aynı model ve özelliklere sahip kazasız araç arasındaki belirlenecek değer farkı oranında satış bedelinden indirim yapılarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL bedelin müvekkiline ödenmesine , yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... San. Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta müvekkilinden kaynaklanan bir kusur ve ayıbın mevcut olmadığını, davacı taraf iddialarını kabul etmediklerini, aracın ayıplı olmadığını, davanın ... A.Ş'ye ihbarı ile açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece "...Manisa ... AŞ 'ye müzekkere yazılarak; dava konusu ... plaka sayılı aracın tüm servis başvuru ve onaylı iş emirlerinin açılış - kapanış kayıtlarının dosya içerisine celp edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, dosya ve ekleri kusur ve hesap bilirkişilerine tevdi edilerek, tarafların davaya konu kazanın oluşumunda değer kaybı miktarlarının tespiti yönünden otomotiv bilirkişisi ...'den rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamına göre davacı tarafın davaya konu aracı Karşıyaka 4.Noterliğinin 03/04/2018 tarih ve 11949 yevmiye nolu Araç Satış Sözleşmesi ile davalı ... San. Tic. A.Ş'den 110.000,00 TL bedel karşılığında satın alındığı, dosyada bulunan dava konusu araca ait ekspertiz belgesinde aracın ekspertiz durumu olarak "Aracın tüm parçaları orjinaldir, değişen ve boyalı parçası bulunmamaktadır" şeklinde açıklama yapıldığı, ... San. Ve Tic.
A.Ş'nin 13/11/2017 tarihli e-faturasına göre "Davaya konu aracın 7.156 km'de iken ön kısım hasarı nedeniyle yetkili servise giriş yaptığının" anlaşıldığı, araçta tamir nedeniyle Agraf (10 adet), radyatör hava yönlendiricisi, ön tampon, ön tampon üst plastiği, hava yönlendiricisi, motor ait muhafaza ve agrafın değiştirildiği, ayrıca radyatörlerin onarıldığı, farların sökülüp takıldığı ve ön tampon boyandığı, araçtaki hasar bedelinin yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 4.371,36 TL olduğu,
davaya konu aracın satış aşamasındaki ekspertiz belgesinde her ne kadar "aracın tüm parçaları orjinaldir, değişen ve boyalı parçası bulunmamaktadır" şeklinde açıklama yapılmış ise de aracın ön kısımlarından hasarlı olduğu ve bu hususun davacı taraftan gizlendiği, sonuç olarak dava konusu aracın ayıplı bir vaziyette davacıya satıldığı, yapılan değerlendirme neticesinde dava konusu araçta 5.000,00e TL tutarında değer kaybı oluşacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davacı vekili raporun kendisine tebliğinden itibaren süresi içerisinde mahkememize ibraz ettiği dilekçesi ile ek rapor alınmasını talep etmiş olmakla mahkememizin 28/09/2020 tarihli celsesinde davacı vekilinin bilirkişiden ek rapor alınması talebinin dosya kapsamı göz önüne alınarak REDDİNE karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Dava; 03/04/2018 tarihinde davacının satın aldığı ... plakalı aracın ayıplı olduğu iddiası ile araçta meydana gelen değer kaybı bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Toplanan delillerden, dosya kapsamına göre davacı tarafın davaya konu aracı Karşıyaka 4.Noterliğinin 03/04/2018 tarih ve 11949 yevmiye nolu Araç Satış Sözleşmesi ile davalı ... San. Tic. A.Ş'den 110.000,00 TL bedel karşılığında satın alındığı, dosyada bulunan dava konusu araca ait ekspertiz belgesinde aracın ekspertiz durumu olarak "Aracın tüm parçaları orjinaldir, değişen ve boyalı parçası bulunmamaktadır" şeklinde açıklama yapıldığı, ... San. Ve Tic.
A.Ş'nin 13/11/2017 tarihli e-faturasına göre "Davaya konu aracın 7.156 km'de iken ön kısım hasarı nedeniyle yetkili servise giriş yaptığının" anlaşıldığı, araçta tamir nedeniyle Agraf (10 adet), radyatör hava yönlendiricisi, ön tampon, ön tampon üst plastiği, hava yönlendiricisi, motor ait muhafaza ve agrafın değiştirildiği, ayrıca radyatörlerin onarıldığı, farların sökülüp takıldığı ve ön tampon boyandığı, araçtaki hasar bedelinin yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 4.371,36 TL olduğu,
davaya konu aracın satış aşamasındaki ekspertiz belgesinde her ne kadar "aracın tüm parçaları orjinaldir, değişen ve boyalı parçası bulunmamaktadır" şeklinde açıklama yapılmış ise de aracın ön kısımlarından hasarlı olduğu ve bu hususun davacı taraftan gizlendiği, sonuç olarak dava konusu aracın ayıplı bir vaziyette davacıya satıldığı, yapılan değerlendirme neticesinde dava konusu araçta 5.000,00 TL tutarında değer kaybı oluştuğunun kabulü ile açılan davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL değer kaybı bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile.
"Açılan davanın KISMEN KABÜLÜ ile 5.000,00 TL değer kaybı bedelinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, " karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı ... San. Tic.
A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasında öne sürdüğü taleple ilgili hukuki yararı bulunmadığını, davacı şirket yetkilisi ...'in uyuşmazlığa konu olan aracı internet üzerinden ilan vermek suretiyle satışa çıkardığını ve aracın herhangi bir değer kaybı yaratacak durumunun olmadığını belirttiğini, dava şartı olan hukuki yararın her zaman re'sen gözetilecek bir dava şartı olup bu durumun yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, davacı şirket yetkilisinin bu hareketinin, 4721 sayılı MK m. 2 uyarınca uyulması gereken dürüstlük kuralına aykırı olup, basiretli bir tacirin hareket etmesi gereken şekilde de olmadığını,
bu durumun hakkın açıkça kötüye kullanılması olup bunun hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini, söz konusu aracın ayıbı bulunmadığını ve ayıbın olduğunu kabul etmemekle birlikte, davacının, ayıbı zamanında bildirmediğini, bu sebeple ayıptan doğan sorumluluğun şekil şartlarının oluşmadığını, davacı ve müvekkili şirket arasında ticari bir satım sözleşmesi yapılmış olup bu durumda 6102 TTK Madde 23/1-c gereğince alıcının, malın ayıplı olduğu açıkça belli ise 2 gün içinde açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,
haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, davacı tarafın süresi içerisinde böyle bir bildirimde bulunmadığını, bu durumu cevap dilekçesinde öne sürmüş olmalarına rağmen yerel mahkemenin hüküm kurarken bu iddiayı göz önünde bulundurmadan karar verdiğini, bu nedenle davalı olan müvekkili şirketin ayıptan doğan sorumluluğu bulunmayıp hükmün bozulması gerektiğini, davaya konu olan aracın ayıbının olduğunu ve yerel mahkemenin kararında davacının kısmen kabul edilen talebini kabul etmemekle birlikte 5.000,00 TL'lik talebin kabulünün fahiş olduğunu,
bilirkişi raporunda yer alan araca uygulanan bakım işlemlerinin yedek parça ve işçilik ücreti tutarının toplamı 4.371,66 TL olduğunu, işçilik ücretinin de dahil edildiği bu hesaplamada araca yapılan yedek parça değişimlerinin tutarı raporda net olarak belirtilmediğini, ancak bu tutarın 4.371,66 TL'den az olacağının açık olduğunu, çünkü söz konusu bu tutardan işçilik ücreti düşülmeli ve hesaplamanın ortaya çıkacak yeni tutar üzerinden yapılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasına ve ortadan kaldırılmasına,
yeniden hüküm kurularak davacının davasının ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
İhbar olunan ...
A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ihbar olunan olup davada taraf olmadığından lehine veya aleyhine karar verilemeyeceğini, hatalı bilirkişi raporuna dayanarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini, aracın TRAMER kayında hiçbir kasar kaydı olmadlığını, TRAMER kaydına girmeyen aracın plastik kısmında olan bir onarımın hiçbir şekilde aracın 2. ek değerini düşürmeyeceğini, aracın TRAMER kaydında gözükmeyen bir kaza sonucunda aracın hiçbir ekspertizde gözükmeyen plastik aksamında daha önce yapılmış olan bir onarımın aracın 2. el değerinde bir zarara yol açmasının mümkün olmadığını,
ekspertiz incelemesinde ön ve arka tampon da dahil olmak üzere aracın plastik aksamlarına bakılmadığını, davalının, davacıyı hiçbir şekilde yanıltıcı bir bilgi vermediğini, aracın TRAMER'ine girmemiş ve ekspertizde gözükmeyen aracın plastik kısmında yapılmış 4.371,36 TL'lik bir onarımın araçta 5.000,00 TL'lik bir bedel indirimine neden olacağına karar verilmesi 2. el araç piyasası gerçeklerine aykırı olduğunu, aracın TRAMER'in de gözükmeyen, ekspertizlerde gözükmeyen, aracın sadece plastiğinde yapılan 4.371,36 TL'lik hasar için aracın 5.000 TL değer kaybedeceğini iddia etmek hakkaniyete ve 2. el araç piyasasına aykırı olduğunu,
2. el araç piyasası konusunda uzmanlığı olan yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor alınması gerekirken bu yapılmadan karar verilmesi işbu haksız kararın verilmesine neden olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı tarafça davacıya satışı yapılarak teslim edilen davaya konu aracın gizli ayıplı olduğundan davacının bu nedenle uğradığı iddia olunan zarara ilişkin maddi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili. 04/04/2018 tarihli faturaya istinaden davaya konu ... plakalı aracın davalı şirketten aracın kazasız, hasarsız ve tüm parçalarının orijinal olduğu beyan ve taahhüt edildiğinden 110.000,00 TL bedelle satın alındığı, ancak aracın klimasında yaşanan problem nedeniyle Manisa'da bulunan ...
A.Ş'ye gidildiğinde aracın kaydında kazalı olduğu, ön tampon ve bazı parçalarının değiştiği ve işlem gördüğüne ilişkin durumun ortaya çıktığı, bu durumun Manisa 3. Noterliği'nin 29/08/2018 tarihli ihtarnamesiyle davalıya bildirildiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davaya konu kazalı araç ile aynı model ve özelliklere sahip kazasız araç arasındaki belirlenecek değer farkı oranında satış bedelinden indirim yapılarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu araçta davalıdan kaynaklı bir ayıp mevcut olmadığını, davaya konu aracın daha önce ... Servisi tarafından onarıldığı ancak onarım işleminin orijinal parçalardan yapıldığından araçta değer kaybından söz edilemeyeceği, yapılan bu işlemin sigorta TRAMER kayıtlarına geçmediği, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, açılan davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL değer kaybı bedelinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İşbu karar davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan teknik bilirkişiden alınan raporda, davacı tarafın davaya konu aracın Karşıyaka 4. Noterliği'nin 03/04/2018 tarihli Araç Satış Sözleşmesi ile davalı şirketten 110.000,00 TL bedel karşılığında satın alındığı, dosyada bulunan dava konusu araca ait ekspertiz belgesinde aracın ekspertiz durumu olarak "Aracın tüm parçaları orjinaldir, değişen ve boyalı parçası bulunmamaktadır" şeklinde açıklama yapıldığı, ... San. Ve Tic.
A.Ş'nin 13/11/2017 tarihli e-faturasına göre "Davaya konu aracın 7.156 km'de iken ön kısım hasarı nedeniyle yetkili servise giriş yaptığının" anlaşıldığı, araçta tamir nedeniyle Agraf (10 adet), radyatör hava yönlendiricisi, ön tampon, ön tampon üst plastiği, hava yönlendiricisi, motor ait muhafaza ve agrafın değiştirildiği, ayrıca radyatörlerin onarıldığı, farların sökülüp takıldığı ve ön tampon boyandığı, araçtaki hasar bedelinin yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 4.371,36 TL olduğu,
davaya konu aracın satış aşamasındaki ekspertiz belgesinde her ne kadar "aracın tüm parçaları orjinaldir, değişen ve boyalı parçası bulunmamaktadır" şeklinde açıklama yapılmış ise de aracın ön kısımlarından hasarlı olduğu ve bu hususun davacı taraftan gizlendiği, sonuç olarak dava konusu aracın ayıplı bir vaziyette davacıya satıldığı, yapılan değerlendirme neticesinde dava konusu araçta 5.000,00 TL tutarında değer kaybı oluşacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesine göre " Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
TBK 219 maddesine göre;" Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
TBK 223. Maddesine göre ise " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Yine TBK'nın" Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. Maddesine göre "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımında da aynı hüküm geçerlidir.
TBK 231. maddesine göre de "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde, davacı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Davaya konu araç Karşıyaka 4. Noterliği'nin 03/04/2018 tarihli satış sözleşmesine istinaden davalı tarafça davacı adına düzenlenen 04/04/2018 tarihli fatura kapsamında 110.000,00 TL bedelle davacıya satılarak teslim edilmiştir.
Davacı tarafça davalıya keşide edilen Manisa 3. Noterliği'nin 29/08/2018 tarihli ihtarnamesiyle ayıp ihbarında bulunulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere, her ne kadar davaya konu aracın satış sırasında düzenlenen ekspertiz belgesine göre "aracın tüm parçaları orijinaldır.
Değişen ve boyalı parça bulunmamaktadır" şeklinde açıklama mevcut ise de, dosyada bir sureti bulunan ... yetkili servisine ait 13/11/2017 tarihli faturaya göre davaya konu aracın 7.156 km'de iken ön kısım hasarı nedeniyle yetkili servise giriş yaptığı, araçtaki hasar bedelinin yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 4.371,36 TL olduğunun belirlendiği, bu şekilde aracın satışı sırasında hasarın davacıdan gizlendiği belirlenmiş olduğundan TBK 225.maddesi gereğince davalının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmiştir.
Bu şekilde TTK 23. maddesindeki atıf nedeni ile tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerine Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulacaktır. Bu kapsamda dava konusu somut olaya uygulanması gereken TBK 225. maddesine göre ağır kusurlu satıcı satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır.
(Yargıtay 11. HD. 2014/15978 E 2015/5437 K 17.04.2015 T.) Bu nedenle davalı tarafın ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;
gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davaya konu aracın satış aşamasındaki ekspertiz belgesinde her ne kadar "aracın tüm parçaları orjinaldir, değişen ve boyalı parçası bulunmamaktadır" şeklinde açıklama yapılmış ise de aracın ön kısımlarından hasarlı olduğu ve bu hususun davacı taraftan gizlendiği, sonuç olarak dava konusu aracın ayıplı bir vaziyette davacıya satıldığı,
yapılan değerlendirme neticesinde dava konusu araçta 5.000,00 TL tutarında değer kaybı oluşacağı kanaatine varıldığı bildirilmiş olup ilk derece mahkemesince de iş bu rapor esas alınarak yazılı olduğu şekilde karar verildiğine göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İhbar olunanın istinaf sebeplerinin incelenmesi neticesinde ise;
HMK'nın "İhbar ve şartları" başlıkla 61.maddesine göre "(1) Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. (2) Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir.
"İhbarın şekli" başlıkla 62. maddesine göre "(1) İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir. (2) Davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamaz ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre verilemez.
"İhbarda bulunulan kişinin durumu" başlıklı 63.maddesine göre "(1) Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir"
"İhbarın etkisi" başlıkla 64. maddesine göre, "(1) İhbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır."
"Fer’î müdahalenin etkisi" başlıklı 69. maddesine göre, "(1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir. (2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir."
İlk derece mahkemesince verilen gerekçeli karanın incelenmesinden, davanın kısmen kabulüyle 5.000,00 TL değer kaybının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, ancak davada taraf olmamasına rağmen harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davalı yanında ihbar olunanın da sorumlu tutulduğu görülmüştür.
HMK 63.maddesine göre dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir hükmü mevcut olup dava konusu somut olayda dava kendisine ihbar edilen ... A.Ş'nin davaya müdahil olarak katıldığına dair bir talep ve ilk derece mahkemesince bu yönde verilmiş bir ara kararı mevcut olmadığı gibi HMK 69/1. maddesine göre, müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir.
Nitekim ilk derece mahkemesince hüküm asıl davalı hakkında verilmiş olmasına rağmen hakkında hüküm kurulmayan ihbar olunan davacı yararına hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuştur.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen hükmün, davada taraf olmayan ihbar olunan hakkında yargılama gideri yönünden verilen kısmı doğru olmadığından HMK 355. maddesi gereğince, gerekçeli kararın hakkında hüküm kurulmayan ihbar olunana yüklenen yargılama giderine ilişkin ihbar olunan ile ilgili kısımın re'sen hükümden çıkartılması gereği doğmuştur.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, hakkında hüküm kurulmayan dava kendisine ihbar olunan aleyhine gerekçeli kararda hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1932, K. 2024/766, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama