KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/1497
- Karar no
- 2025/867
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/04/2021
- Numarası
- 2021/82 Esas 2021/372 Karar
- Dava
- Alacak
- Bam karar tarihi
- 24/04/2025
- Karar yazım tarihi
- 24/04/2025
Karar Metni
1.895 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Şirketinin ("..."), İzmir Seferihisar Sığacık mevkiinde yer alan ... işletmesini bünyesinde barındırdığını ve müşterilerine hizmet verdiğini, müşterilerine hizmet verdiği dönem boyunca kendi personeline de konaklama imkânı sunmakta ve bu amaçla bünyesinde personel lojmanı barındırdığını, söz konusu personel lojmanlarında kullanılmak üzere 02.03.2020 tarihinde verilen teklif ile davalı ...
Şirketi ("...") ile görüşmeler yapıldığını ve bu görüşme neticesinde davalı ... tarafından numune ranzalar gönderildiğini, gönderilen numunenin kalitesinin müvekkili şirket tarafından makul görülerek davalı ...'a bu doğrultuda bilgi verildiğini, gönderilmiş olan numune referans alınarak 02.03.2020 tarihinde davalı ... tarafından 71 adet ranza ve 71 adet yatak için alınmış olup, teklifin müvekkili şirket ... tarafından onaylandığını, siparişin onaylanması sonrasında davalı ... tarafından ...2020000000011 nolu, Satış faturası tipi,
E-Arşiv Fatura senaryosundaki toplamda 62.025,60-TL bedelli fatura düzenlendiğini ve bedeli şirketimizce 13.03.2020 tarihinde 20.000,00-TL EFT ve 23.06.2020 keşide tarihli 42.025,00-TL bedeli çek ile ödendiğini, ancak davalı ... tarafından teslim tutanağı / sevk irsaliyesi olmadan yapılan teslimat neticesinde söz konusu ticari ilişkiye konu olan ranzaların numune olarak getirilmiş olan ranzalar ile aynı kalite ve niteliklerde olmadığını, kullanıcı şikayetleri bulunduğunu, yatakların ortapedik olmadığı ve insan sağlığına zarar verir nitelikte olduğu teslimatı yapılan yatakların üzerinde "..." şeklinde bir marka bulunduğunu,
bu marka ile ilgili numaralar arandığında yanıt alınamadığını, dolayısıyla yatak markasının korsan bir marka olduğu algısının doğduğunu, davalı ... tarafından yapılmış olan 71 ranza ve 71 yatak satışına konu olan ifa ayıplı ifa niteliğinde olduğunu, ayıpların yoğun turizm sezonunda kullanım ile ortaya çıkmış olup gizli ayıp niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıdan satın alınmış olan 71 adet yatak (90*200) ve 71 ranzanın (90*200) davalı tarafından taahhüt edilen standartlara ve genel üretim standartlarına uygun şekilde üretilmemesi ve davalı tarafından,
sözleşmenin/malların tesliminin ayıplı ifa niteliğinde olması sebebiyle satılan yatak ve ranzanın ayıplı olduğunun tespiti ile sözleşmeden dönme taleplerinin kabulüne ve ödedikleri 62.025,60-TL bedelin ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte iadesine ve müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı ayıp ihbarını TTK'nın 23/f.1-c bendi uyarınca öngörülen sürelerde yapmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacı her ne kadar 03/02/2021 tarihli dilekçesi ile satılan ürünün ayıplı olması sebebiyle sözleşmeden dönme ve bedel istemi ile mahkemeniz nezdinde yukarıda esas numarası verilen dosyası üzerinden iş bu davayı açmış olsa da iddiaları haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
zira ticari satışlar bakımından ayıplı mal ile karşılaşılması durumunda ayıp ihbarının geçerli bir şekilde yapılabilmesi, ayıbın türüne göre farklı sürelere bağlandığını, buna göre TTK'nın 23/f.1-c bendi "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.
Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.
Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde olduğunu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte dava dilekçesinde de belirttiği tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu 31/07/2020 tarihli tutanak ile sabit olduğu üzere malın ayıplı olduğunu tutanak tarihi yani 31/07/2020 tarihinde öğrendiğini, Buna rağmen ayıp ihbarını ise İstanbul 28. Noterliği'nin 15844 Yevmiye numaralı, 26/08/2020 tarihli ihtarnamesi ile gönderdiğini beyan ettiğini, bu kapsamda malın ayıplı olduğu ihbarını kanunda öngörülen süre içerisinde yapmamakla yükümlülüğüne uymadığından davanın reddinin gerektiğini,
davacının dava dilekçesinde belirttiği ayıpların gizli ayıp olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacı ticari satım sözleşmesine konu ürünleri kullanmasına rağmen mesnetsiz ve haksız ayıplı ürün iddialarıyla sözleşmeden dönmek istediğini, kabul anlamına gelmemekle beraber davacı ayıbı tespit ettikten ayıplı malı kullanmaya devam etmiş buna rağmen sözleşmeden dönmek istemesinin hakkın kötüye kullanılması sayılması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müvekkili tarafından sözleşmeye uygun ifa edilmesine rağmen davacının haksız şekilde menfaat elde etmek amacıyla iş bu davayı açtığını,
haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine kötü niyetli davacıya müvekkili ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamını ve disiplin para cezası ödemeye mahkum edilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE
"...1-Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu yatak ve ranzaların ayıplı olduğunun tespiti ile satış bedelinin iadesi davasıdır.
2-Davacı taraf dava dilekçesinde teslimi kararlaştırılan 71 adet yatak ve ranzanın numune olarak gönderilen yatak ve ranzadan farklı olduğunu, yatakların ortopedik olmadığını, kullanıcı şikayetlerinin bulunduğunu ileri sürerek ranza ve yatakların bedelinin iadesini talep etmiştir.
3-Davalı taraf cevap dilekçesinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
4-6102 sayılı TTK'nin 23.maddesi; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
TBK madde 223; " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. "
5-Somut olayda davacının dava konusu yatak ve bazalarla ilgili 31/07/2020 tarihli tutanakla davada ileri sürülen yatakların farklı, markasız ve kalitesiz olduğuna dair tespitlerin yer aldığı, dava konusu eşyalardaki ayıplara ilişkin davacının en geç bu tarih itibariyle haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Ayıp ihbarı ise İstanbul 28.Noterliği'nin 26/08/2020 tarih ve 15844 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 28 gün sonra yapılmıştır.
6-Öncelikle dava konusu yatak ve ranzadaki ayıpların gizli olup olmadığı hususu taraflar arasında ayrıca uyuşmazlık konusu ise de bir an için ürünlerin ayıplı ve ayıbın da gizli olduğu kabul edilse dahi Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre gizli ayıbın öğrenildiği anda en kısa sürede dürüstlük kuralı çerçevesinde diğer tarafa ihbarı gerekmektedir
Somut olayda davacı tarafından en geç 31/07/2020 tarihli tutanakla ayıbın öğrenildiği kabul edilmelidir. Ayıp ihbarı ise 26/08/2020 tarihinde yapılmış olup günümüz şartlarında 28 günlük ihbar süresinin oldukça uzun olduğu değerlendirilmiştir. Kaldı ki ayıp gizli olmasa ve açık ayıp niteliğinde olsa dahi 2 ve 8 günlük ihbar süreleri bulunmaktayken gizli ayıbın ortaya çıkmasından sonra bu 2 ve 8 günlük ayıp ihbar sürelerinin de üzerinde bir ihbar süresi kabul edilmesi mümkün değildir.
7-Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere davacı tarafından ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, ayıbın gizli veya açık olmasının bu aşamada ayrıca araştırılmasının gerekmeyeceği, ayıp gizli olarak kabul edilse dahi ihbarın süresinde yapıldığının kabulünün mümkün olmadığı değerlendirilmekle davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu tarafından henüz sarf kararı düzenlenmediği Uyap kayıtlarından anlaşılmıştır. Henüz sarf edilmeyen arabuluculuk ücretiyle ilgili bu aşamada harç tahsil müzekkeresi yazılması hakkaniyetle bağdaşmayacağından bu hususta ileride hazine tarafından arabulucuya ödenmesi halinde harç tahsil müzekkeresi yazılacağına yönelik karar verilmiştir. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ... tarafından teslim tutanağı/sevk irsaliyesi olmadan teslimat yapıldığını, söz konusu ticari ilişkiye konu olan ranzaların numune olarak getirilmiş olan ranzalar ile aynı kalite ve niteliklerde olmadığını, yatakların üzerinde "..." şeklinde bir marka bulunduğunu, bu marka ile ilgili numaralar arandığında bir yanıt alınamadığını, dolayısıyla yatak markasının korsan bir marka olduğunun algılandığını, söz konusu yatakların garanti belgesinin de bulunmadığını, davalının,
ağır kusurlu ve yatakların markasız (üzerinde tanınmayan bir marka) olduğu göz önüne alındığında hileli bir şekilde ürün tesliminin gerçekleştirildiğini, davalı şirket tarafından yapılmış olan 71 ranza ve 71 yatak satışına konu olan ifanın ayıplı ifa niteliğinde olduğunu, numune olarak gönderilen ranza ve yataklar ile sonrasında gönderilen ranza ve yatakların kalite ve nitelik olarak birbirinden tamamen farklı olduğunu, ayrıca, yatak ve ranza niteliklerinin teklif niteliklerine ve TSE emredici üretim düzenlemelerine de uyumlu olmadığını, ayrıca yatak ve ranzaların dayanıksız, yüksekliği yetersiz ve eski olduğunu,
kullanışsız malzemeden yapıldığını, ergonomik düzeninin olmadığını ve insan sağlığına uygun olmadığının da tespit edildiğini, dava konusu mallara ilişkin ayıp ihbarının pandemi süreci ve müvekkilin tesisinin bir turizm tesisi olduğunun ve sezonda açık olduğunun göz önünde bulundurulduğunda makul süre içerisinde yapılmış olup ihbarın süresi içerisinde yapılmadığına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, ayıpların yoğun turizm sezonunda kullanım ile ortaya çıkmış olup gizli ayıp niteliğinde olduğunu, ranzaların müvekkil şirkete bölüm bölüm teslim edildiğini,
turizm sezonunda kullanım sırasında kullanıcıların şikayetleri üzerine yapılan incelemelerin ve teklif dokümanı ile kıyaslamalar ile mevcut durumun tutanak altına alındığını, tutanak altına alınmasının akabinde makul süre içerisinde davalı şirkete söz konusu ayıpların ihbar edildiğini, aradaki sürenin makul süre olup mahkeme tarafından da bu şekilde nitelendirilmesi gerektiğini, ayıpların bildirimine ilişkin davalı şirkete 26.08.2020 tarihinde ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarnamenin adli tatil süresi içerisinde gönderildiğini, dolayısıyla adli tatil süresi içerisinde hukuki sürelerin durduğunu, süreçlerin ertelendiğini,
taraflarınca ayıpların bildirimine ilişkin ihtarnamenin makul süre içerisinde bildirildiği sonucunun çıktığını, davalı ile müvekkil şirket arasında bir ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, müvekkil şirketin anılan dava haricinde davalıdan bir miktar şezlong ve şezlong sehpası alımı da gerçekleştirdiğini, bu şezlongların büyük çoğunluğunun hiç teslim edilmediğini, bir kısım şezlongun ise ayıplı olarak teslim edildiğini ve dava yoluna başvurulduğunu, müvekkil şirketin davalı ile olan ilişkisinden dolayı tutanakların tutulmasının ardından davalı şirkete ihbarname göndererek durumu izah ettiğini,
davalı şirket tarafından söz konusu durumun düzeltileceği belirtilmiş ise de basiretli bir tacir olarak hareket edilmediğini ve hiçbir işlem yapılmadığını, taleplerinin şifahen reddedildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: alacak istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı tarafça TTK nın 23. Maddesindeki ve TBK nın 223. Maddesindeki ayıp ihbar sürelerine uyulmamış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemenin arabuluculuk ücreti ile ilgili hükmün 6 nolu bendinde açıklık olmayıp 1.360 TL zorunlu arabuluculuk ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de; Mahkemece bu husus her zaman düzeltileceğinden bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1497, K. 2025/867, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama