KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/163
- Karar no
- 2024/955
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/11/2020
- Numarası
- 2017/888 Esas 2020/713 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Bam karar tarihi
- 07/05/2024
- Karar yazım tarihi
- 07/05/2024
Karar Metni
1.357 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalı arasında, ‘İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü’ tarafından, davalı ... adına tarh edilen, gelir vergisi stopajı ile buna bağlı vergi ziyaı cezasının kaldırılması amacı ile davalı tarafından, İzmir Vergi Mahkemeleri nezdinde ikame edilecek dava dosyası ile ilgili vergi danışmanlık hizmeti verilmesi hususunda mutabakata varıldığını, bu iş için davalı tarafa, ‘masraflar hariç ve ayrıca, davanın olumlu ve/veya olumsuz neticelenmesine bağlı olmaksızın sabit fiyat teklifi şeklinde olan 45.000,00-EURO + KDV’ bedelli fiyat teklifi edildiğini,
Bu fiyat teklifinde, müvekkili tarafından dava dilekçesinin hazırlanması ve davalı ... tarafından da davanın ikame edilmesi ile birlikte hizmet bedelinin, %50’si olan, 22.500,00-EURO + KDV’nin, müvekkil davacıya, ilk taksit olarak ödenmesi teklif edildiğini, Hizmet bedelinin ikinci taksidi olan 22.500,00-EURO + KDV’nin ise ilk derece Mahkemesi tarafından karar (olumlu ve/veya olumsuz) ittihaz edilmesi akabinde, davanın taraflarınca, üst Mahkeme’ye yapılacak başvuru ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesi teklif edildiğini, davalının bu fiyat teklifini kabul ettiğini,
müvekkilinin uzun uğraşları ve emekleri neticesinde hazırlanan dava dilekçesinin, davalı tarafa gönderildiğini ve akabinde, davalı tarafın görüşleri ve yorumları da değerlendirilmek sureti ile dava dilekçesine nihai hali verilerek tekrar davalı tarafa gönderildiğini, akabinde, davalı ... tarafından, İzmir 4. Vergi Mahkemesi’nin, 2014/1341 E. sayılı dosyası tahtında dava ikame edildiğini, Müvekkili tarafından da davalı tarafça kabul edilen fiyat teklifine istinaden, 10.12.2014 tarihli, A-202126 seri-sıra numaralı ve 22.500,00-EURO + KDV’ye tekabül eden,
‘Transfer Fiyatlandırma Vergi Mahkemesi ile ilgili Vergi Danışmanlık hizmetlerimiz % 50 birinci taksit’ açıklamalı 74.156,81-TL bedelli fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından düzenlenen fatura bedelinin davalı tarafından, müvekkil davacı şirkete ödendiğini, daha sonra davalı tarafından, ilk derece Mahkemesi tarafından karar ittihaz edildiği halde ve karara karşı da üst derece Mahkemesi’ne başvuru yapılmış (davalı tarafından) olduğu,
müvekkili şirketin, taraflar arasında varılan mutabakat gereğince hak kazanmış olduğu hizmet bedelinin ödenmemesi amacı ile olsa gerek müvekkil şirkete bildirilmediğini, mutabık kalınan hizmet bedelinin, ikinci taksit ödemesi ile ilgili olarak, davalı taraf adına fatura düzenlenerek,
Noter aracılığı ile davalı tarafa gönderildiğini ve fatura bedelinin ödenmesi talep edildiğini, ancak faturanın davalı tarafça iade edildiğini, bu nedenle davalı aleyhine, İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün, 2017/8177 E. sayılı dosyası tahtında, iş bu sefer, alacağın tahsili amacı ile ‘ilamsız icra takibi’ başlatıldığını, davalı takibe itiraz ettiğinden , Davalının, İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8177 E. sayılı dosyası tahtında başlatılan icra takibine vaki haksız, hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli itirazının iptaline; takip konusu alacağımıza, takip talebimizde açıklandığı gibi faiz uygulanması talebinin de kabulü ile takibin devamına.
Davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile icra takibi durduğundan, alacağın likit olduğu (Likit alacaklarda, alacağın miktarı bellidir; yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır) da nazara alınarak, davalının, alacak miktarının % 20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Avukatlık Kanunu 35. maddesi ve Borçlar Kanununun 27. maddeleri uyarıca taraflar arasındaki sözleşmenin kanuna aykırı ve geçersiz olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete sunulan teklifteki hizmet ve ücretin tipik bir şekilde bir davada bir müvekkilin mahkemeler nezdinde tüm süreçlere dair vekil sıfatı ile tam temsili olduğunu, oysa ki mali müşavirlerin davaları avukat gibi takip edemeyeceğini, ilk ödenen ücretin davacı tarafça iade edilmesi gerektiğini, ikinci aşamada ise davacı şirket tarafından hiç bir hizmet verilmediğini, davacının ilk hizmetinin de tam ve gereği gibi verilmediğini,
dava dilekçesi verildikten sonra da davayı takip etmediğini ve hizmet vermediğini, bu nedenlerle davanın reddine ve davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE
''...Dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının, Vergi Mahkemesi'nde açılacak olan bir davası için davacıdan taslak dava dilekçesi hazırlaması hususunda anlaştıkları, davacının da taslak dilekçeyi hazırladığı ve davalıya gönderdiği, davalının da gözetiminde gerekli düzeltmeler yapılarak davacının dava dilekçesi taslağını hazırladığı ve Vergi Mahkemesinde dava açıldığı, akabinde davalının 45.000,00 Euronun 1.taksidini ödediği, davacının böylelikle bu aşamadaki edimini yerine getirdiği,
teklifte de belirtildiği gibi dava konusu olan 2. taksidin Yüksek Mahkemeye başvuru yapıldığında ödeneceği, ancak daha sonra Mahkemece davalının aleyhine karara çıktığı, davalının sözleşmeyi feshettiğine dair davacıya çektiği bir ihtarnamenin bulunmadığı ,dolayısı ile sözlemenin devam ettiği, davalının savunmalarında davacının edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, davayı takip etmediğini savunuyor ise de, davacının ilk edimlerini yerine getirdiği, davanın da bu doğrultuda açıldığı, davalının da hiç bir itirazı bulunmadan ilki taksidi ödediği,
davacının davalıya olan hizmetinin, Mahkeme aşamalarındaki taslak dilekçe hazırlanması konusunda danışmanlık hizmeti vermek olduğu, avukat olmayan kişilerin davayı takip edemeyeceği, dolayısı ile davalının savunmalarının yerinde olmadığı, davacının fatura miktarı kadar alacağının KDV si ile birlikte tahsili için takibe koyduğu ve davalının takibe itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile, İzmir 21. İcra Dairesinin 2017/8177 E sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin devamına, Takip ve dava değeri olan 104.814,09 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin sözleşmenin feshine yönelik ihtarname çekilmediği ve sözleşmenin devam ettiği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, vekalet ilişkisinin her zaman tek taraflı olarak sona erdirilebilecek bir ilişki olduğunu, davacı şirket tarafından, tüm mahkeme aşamaları (ilk derece ve yüksek mahkemeler aşamaları) için ücret teklif edildiğini ve ilk derece mahkemesi aşamasından sonra davacıdan bir daha hizmet alınmadığını, yerel mahkemenin, itiraz ileri sürmeksizin müvekkil şirketin ilk taksidi ödemesiyle,
davacının edimlerini yerine getirmiş olduğunun kabul edileceği yönündeki gerekçesinin fahiş derecede hatalı olduğunu, müvekkil şirketin davacıdan hizmet alacağı inancıyla ödeme yapmış ise de, bu hizmeti alamadığını, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğu yönündeki yerel mahkeme kararı hatalı olduğunu, davacı mali müşavirlik şirketi ile müvekkil şirket arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının görmeyi taahhüt ettiği işlerin yalnızca avukatların yapabileceği işlerden olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporları değerlendirilmeksizin eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu,
söz konusu bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların dahi yerel mahkemenin kararıyla çelişmekte olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında dosyada mübrez bilirkişi raporlarını değerlendirmeye almadığının görüldüğünü, yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olmasına, sözleşmenin 4. Maddesine göre ve taraflar arasındaki mail yazışmalarına göre davalının davacıya 45.000 Euro +KDV ödeyecek olmasına,
davacının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmiş olduğunun taraflar arasındaki mail yazışmalarından ve Vergi Mahkemesine sunulan dava dilekçesinden anlaşılmasına, davalı tarafın sözleşmenin 5. Maddesi gereği 1. taksiti ödemiş olmasına, 2. taksidin ödenmemiş olduğunun her iki tarafında kabulünde olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/163, K. 2024/955, 7 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama