KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2021/2069
- Karar no
- 2025/1105
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/09/2021
- Numarası
- 2019/876 Esas - 2021/474 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 28/05/2025
Karar Metni
978 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu akdi ilişki nedeniyle toplam 101.972,00 TL tutarındaki alüminyum korkuluk, pimapen plastik doğrama, şişecam çift katmanlı doğrama camı, alüminyum doğrama, cam ve katlanır cam için 16.02.2016 ve 22.02.2016 tarihli faturaların düzenlendiğini ve malların teslim alındığını, ürünlerin teslimine rağmen ödeme yapılmadığını, faturalara itiraz edilmediğini, teslimin defterler, fatura ve sevk irsaliyeleri ile sabit olduğunu,
davalı tarafından ürün bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2019/755 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının takibe kötüniyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirttiği ve İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2019/755 sayılı takip dosyasına haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu faturaların müvekkil şirket ticaret kayıtlarında bulunduğunu, fatura bedellerinin ... AŞ çeki ile 29/10/2016 tarihinde davacı tarafa ödendiğini, çek aslının bankanın ... şubesinde bulunduğunu, ilgili çekin ciro silsilesi sonucu tekrar müvekkiline geldiğini, bu nedenle iptal edildiğini, ayrıca davacı taraf ile davalı arasında imzalanan 16/02/2016 tarihli beton sözleşmesi ile davacı tarafa davalı tarafından nakit 135.000,00 TL ödendiğini, davacı tarafın edimlerini yerine getirmediği gibi ödenen tutarı da davalıya iade etmediğini, davacının yerine getirilmeyen sözleşme nedeni ile davalıya 135.000,00 TL borçlu bulunduğunu belirttiği ve davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE
"...Dava; İİK nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının, davacıya dayanak faturalar nedeniyle borcu olup olmadığının tespiti ile davacının, davalı aleyhine icra takibi yapmakta haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı, bilirkişi tarafından yapılan incelemede davalı tarafın 2016 yılı ticari defterlerinin zorunlu açılış ve kapanış tasdikinin yapıldığı hususunun tespit edildiği, davacıya ait borç kaydının davalı ticari defterlerinde ...Ltd.
Şti. alt hesabında kayıtlı olduğu, davacıtarafından davalıya keşide edilen ve davacı tarafın takip konusu yaptığı toplam 101.972,00 TL tutarındaki faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğu dolayısı ile dava konusu fatura içeriği ürünlerin davalı tarafından teslim alındığı ve taraflar arasındaki uyumsuzluğun takip konusu yapılan fatura karşılığı ödemeler olduğu,
davalı defterlerinin 343. sayfa 243 yevmiye fişinde davalı tarafından davacıya 29.10.2016 vadeli 14283 seri numaralı 102.000,00 TL tutarında ....Bankası çekin, davacı tarafa keşide edildiği ve söz konusu çekin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı tarafça fatura tutarı olan 101.972,00 TL nin mahsup edildiği, davalı tarafın kayıtlarına göre davacının davalıya 28,00 TL borçlu olduğu ve söz konusu davalı çekinin davacı ....Ltd. Şti adına....tarafından ....
Ltd Şti'ne .... Ltd. Şti'ne cirolandığı, bu nedenlerle işbu çekin önyüzünde "İPTAL" edilmiş çek ibaresinin bulunduğu, davacı tarafın kendisine verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve belgelerini dosyaya ibraz etmediği, öte yandan davacı tarafın dayanmış olduğu deliller arasında yemin deliline göre alınan davalı şirket temsilcisinin beyanı da dikkate alındığında davacı tarafça işbu davaya esas takip konusu alacağın ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine,
ancak davacı aleyhine kötüniyeti kanıtlanmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; Davanın REDDİNE, Davacı aleyhine kötüniyeti kanıtlanmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun ve ek raporunun hükme esas alınamayacağını, usule uygun tutulmayan ve gerçeği yansıtmadığı aşikar olan defterlerin esas delil olarak kabul edilemeyeceğinin sabit olduğunu, taraflarının defter ibraz etmemesinin aleyhe olarak yorumlandığını ve ispat külfetinin davalı yanda olduğu hususlarının atlandığını, ödeme aracı olarak kabul edilen çekin ciro silsilesinde muvaza olduğunu ve çek vasfını yitirdiğini, özellikle ....ile davalı şirketleri arasında bir ilişki olup olmadığının da belli olmadığını, davalı yanın yemin beyanının, kendi aleyhine bir sürü delil barındırmaktaysa da,
bu hususun mahkemece değerlendirilmediğini, davalı yanın ileri sürdüğü hiçbir iddiayı ispatlayamadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmasına, davalı tarafça da faturaların kabul edilmesine, davalı tarafça çek ile ödeme savunmasında bulunmuş olmakla ispat yükünün davalı tarafta olmasına,
davalının davacıya çekle ödeme yapmış olmasına ve düzgün ciro silsilesine göre de çekin tekrar davalı tarafa dönmüş olmasına, dolayısıyla davalının çek ile ilgili ödeme yükümlülüğünü bu şekilde yerine getirdiğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/2069, K. 2025/1105, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama