İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/43 K.2025/1245

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/320 Esas ve 2021/1055 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize…

Esas2022/43Karar2025/1245Tarih26 Haziran 2025Okuma11 dk · 2.145 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Haziran 2025
Esas no
2022/43
Karar no
2025/1245
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
25/11/2021
Numarası
2020/320 Esas 2021/1055 Karar
Dava
TAZMİNAT
Karar yazım tarihi
26/06/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.145 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/320 Esas ve 2021/1055 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, işletmekte olduğu cafe-restaurantın mutfağında tadilat amacı ile davalı şirketten sipariş vererek satın aldığı 03/12/2019 tarihli faturada belirtilen bazı fayansların farklı renk ve tonlarda olması sebebi ile fayansların sökülmesi, yeniden fayans döşenmesi ve müvekkilinize ait cafe-restaurant işletme mutfağının kapalı olması sebebi ile doğan kazanç kaybı zararının tahsili talebinde bulunmuştur.

Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; dava konusu olayın davalı müvekkile haber verildiği andan itibaren, üretici firma olan ....

Anonim Şirketi'ni olaydan haberdar ettiğini ve davacının var ise zararının giderilmesini talep ettiğini, uygulama işlemi yapılırken başlıca yapılan hatanın, seramik ustasının döşeme işlemine başlamadan önce, gelen ürünlerin serilerini kontrol etmemesinden kaynaklandığını, Seramik kutularının üzerinde, ürünlerin uygulama işlemi öncesi, uygulama işlemi esnası ve işlem sonrasında yapılması ve uyulması gereken maddelerin yer aldığını, buna rağmen kurallara uyulmadığını, uygulama işleminin, yine kutu üzerinde belirtildiği gibi aynı ortama tek renk tonlu ve tek kalibreli ürünlerin döşenmesi gerekmekte olduğunu,

Kutu üzerinde 1.maddede "lütfen karo seramikleri döşemeden önce kutu üzerindeki renk, kalibre ve kalite işaretlerine dikkat ediniz. aynı mekanda farklı kodlu ürünleri kullanmayınız. " şeklinde bu hususun açıkça belirtildiğini, ayrıca uygulama işleminde kullanılan ürünlerin hepsinin tek kalibreli ürünler olsa dahi, döşeme işlemi esnasında minimum 3 mm derz artısı kullanılarak, en az 3 mm' lik derz boşluğu yapılması gerektiğini, bu hususun da kutu üzerinde madde 2'de belirtildiği,

buna rağmen davacı şirketin işletmesindeki mutfağa döşenen seramik karolarının, 2 mm'lik derz artısı kullanılarak döşendiğini, ayrıca, 10.12.2019 tarihinde yapılan inceleme esnasında davacı şirkete üretici firma teknik ekipleri tarafından seramik kullanımlarının yanlış olduğunun iletildiğini, cevap olarak ise ürünleri istedikleri gibi kullanılarak döşeyebilecekleri yanıtının alındığını, kutu üzerindeki 9.madde olan "herhangi bir şikayet durumunda, problemin sebebinin belirlenebilmesi için kutuları döşeme işlemi sonuna kadar atmayınız." ibaresine de uyulmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İhbar olunan üretici firma olan ...Ticaret A.Ş vekili de sunduğu cevap dilekçesinde, müvekkili firmanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, seramik ustasının bu duruma dikkat etmesi gerektiğini, seramik kutuları üzerinde gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, ve müşteri şikayet formu üzerine tespit edilen raporu da sunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/213 Esas sayılı dosyası incelendiğinde tespit isteyenin .... olduğu, karşı tarafın ise.... Ltd.Şti olduğu, tespit isteyen tarafından faturada belirtilen fayans renklerinin aynı olup olmadığı, fayansların yeniden yapılmasının ne kadar masraf gerektirdiği ve emsal bir işletme için bu süre içerisinde müvekkili şirketin zararının ne olduğununu tespit ettirilmesinin talep edildiği, bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede, davaya konu mutfaktaki farklı renkte fayansların bulunduğu ve fayans sökümü için 5785,00 TL masraf gerektiğinin bildirildiği görülmüştür.

Tarafların tanıkları dinlenilmiş, fayansların uygulanmasına ilişkin hususlar ve ayıpla ilgili beyanlar alınmıştır.

Fayans döşenen yerde inşaat mühendisi görevlendirilerek ve aynı zamanda davacının ticari defter ve kayıtlarının da incelenerek davacının işlettiği kafeteryanın mutfak bölümüne döşenmek üzere davalıdan sipariş edilen ve satın alınan fayansların istenenden farklı tonda ve defolu olup olmadıkları, sipariş edilen fayanslar ile döşenen fayansların mal ilk görüldüğünde farklı tonda olduklarının anlaşılıp anlaşılamayacağı, farklı tonda fayans ile döşeme yapılmasında davacının kusurunun da bulunup bulunmadığı,

davacının fayans sökümü, yeni fayans alınması ve işletmenin kapalı kalmasından dolayı zarara uğrayıp uğramayacağı ve varsa miktarının ne olduğu hususlarında rapor aldırılmasına karar verilmiş alınan raporda, Mutfak duvarına döşenmiş fayanslarda ton farklılığı olduğu, söz konusu ton farklılığından kaynaklı ayıbın uygulama esnasında uygulama yapan usta tarafından kolaylıkla farkedilebilir durumda olduğu, ton farkı bulunan seramiklerin iki ayrı üretim bandından geldiği, ve her iki seramik grubunun altında kalan alt englop farkının da işin uygulayıcısı tarafından tespit edilebilmesinin mümkün olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Tüm bu nedenlerle dava konusu yerde farklı tonlarda seramiklerin gönderildiği, (beyaz_ve gri renklerde) işin uygulayıcısı tarafından iki ayrı üretim bandından gelen bu seramiklerin işin uygulayıcısı tarafından tespitinin kolaylıkla mümkün olduğu, böylelikle bu durumun ,uygulama sırasında kolayca tespit edilebilmesi mümkün olduğu halde, uygulamanın tamamlandığı, dinlenen davacı tanık beyanına göre de, davacının elemanının işin başında durduğu halde uygulamaya devam edildiği,

dolayası ile davacının ilk bakışta fark edilebilecek bir durumu uygulamaya devam etmesi ve tamamlaması karşısında bu ayıbı kabul etmiş sayılacağından davalıdan zarar talep etmesi yerinde olmadığından davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır..." gerekçesi ile. Davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketten 1. Sınıf kalitede ve beyaz renkli fayans satın alınmasına ve alınan fayansların duvarlara döşenip, silinip temizlenmesinden sonra bazı fayansların gri renkte olduğunun anlaşıldığını, fayanslardaki ayıbın uygulama esnasında hemen farkedilmesinin zor olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu ayrıca fayansların 2. Kelite olduğunu, fayansların köşelerinde kırıkların olduğunu ve derzlerinin de eşit olmadığını, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, müvekkilinin uğrayacağı zararın hesaplanmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileir sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma konu fayansların ayıplı olması nedeniyle doğan zararın tazmini ve kazanç kaybı istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.

TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.

Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:

a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır

Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.

b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.

Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.

c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.

Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.

Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.

d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır

e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır

f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır

Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.

Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.

Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü .maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır.

TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.

Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.

Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;

-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)

Satım sözleşmesine konu fayans malzemesinin ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını, zarar ile illiyet bağının olup olmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.

İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.

İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre

“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”

İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.

Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.

Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, açık ayıplı malzemenin ayıplı olduğu bilinerek kullanılmasına, davacı tarafından iddialarını kesin delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,

inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih ve 2020/320 Esas 2021/1055 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL. harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/43, K. 2025/1245, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  5. İstinaf Nedenleri
  6. Delillerin Tartışılması, Hukuki Sebep Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/43
Karar No
2025/1245
Tarih
26 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2022/43 K.2025/905
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/45 K.2025/1205
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2022/51 K.2025/1013
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2022/55 K.2025/909
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/59 K.2025/405
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2022/60 K.2025/910

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.