KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/1121
- Karar no
- 2024/1991
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/05/2024
- Numarası
- 2023/215 Esas 2024/268 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 07/11/2024
Karar Metni
913 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ecza deposu alanında faaliyet göstermekte olup, davalı ... ile aralarında gerçekleşen ticari ilişki çerçevesinde davalıya ilaç ve medikal ürünler sattığını, faturalara dayalı ürünler davalı tarafa teslim edilmiş olmasına rağmen cari hesap ekstresinde görünen bakiye alacak bedeli olan 84.359,46 TL müvekkili şirkete ödenmediğini, ödenmeyen alacağın tahsili için müvekkil şirket adına İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2022/13397 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı vekili aracılığıyla icra takibine yapmış olduğu itirazda.
"Müvekkilinin alacaklı şirketten ürün sipariş verdiğini, 65 koli 1000 ml ... adlı ürünün müvekkiline teslim edilmediğini, borcunun 65.000.00 TL olduğunu" beyan ederek icra dosyasına asıl alacağın 65.000,00 TL' lik kısmı ile bu kısma işleyen faiz, takip masrafları ve vekalet ücreti olmak üzere toplam 75.031,04 TL'yi icra yatırdığını, ancak davalı takibin 19.359,46 TL'lik kısmına, bu kısma işleyen faize ve ferilerine haksız olarak itiraz etmiş ve takibin durmasına neden olduğunu, müvekkili şirket dava dışı ...
A.Ş. üretici firmasından satın aldığı ürünleri davalıya satmış olup fatura içeriği tüm malzemeler dava dışı ... A.Ş. tarafından dava dışı ... Şti.
Aracılığıyla davalı ...' e teslim edildiğini, bu durum tarafların ticari defter ve kayıtları ile dava dışı şirketlerden istenecek kayıtlar aracılığıyla ispatlanacağını belirterek davanın kabulüne, davalı borçlunun İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2022/13397 Esas numaralı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "...davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturalar ve cari hesap ekstresinden kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu,
İzmir 4. İcra Dairesinin 2022/13397 Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 84.359,46-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı şirketin davalıdan dava konusu icra takibinde talep edilen 19.359,46-TL tutarında alacaklı olduğunun belirlendiği, davacı şirket alacağının davalıya ait ticari defter ve belgelerde de yer aldığı,
davacı şirket alacağının likit mahiyette bulunduğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; tüm beyanlarının kabulünü, davacı tarafın haksız olarak iddia ettiği alacağın doğmadığını, müvekkilinin bu alacağa karşılık bir mal teslim almadığını iddia olunan malın hatalı olması sebebiyle iade edildiğini fakat yenisinin yerine geri gönderilmediğini, öncelikli olarak hukuki gerçekliğin ortaya çıkması adına dosyadaki tüm eksik hususların giderilerek yeniden bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesine karar verilmesini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne dair verilen kararın bozularak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME,
DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davalı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 19.359,46 TL olması nedeniyle 14/05/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir.
Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1121, K. 2024/1991, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama