KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2024
- Dosya no
- 2024/15
- Karar no
- 2024/243
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/12/2023 Tarihli Ara Karar
- Numarası
- 2023/873 Esas
- Talebin konusu
- İhtiyati Tedbir
- Bam karar tarihi
- 30/01/2024
- Karar yazım tarihi
- 31/01/2024
Karar Metni
1.918 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Talep Eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle, Davacının da davalı yanın da servis işi ile uğraştığını, davacı ile davalı şirketin, davalının talep ettiği ve kendisine ait olan işlerin yapımı konusunda anlaştıklarını, 31.07.2021-31.12.2021 tarihleri arasında ticari ilişki yürüttüklerini, davalı ... Şirketi ile davacı tarafından icra edilen işin niteliği nazara alındığında aralarında iş ilişkisi bulunduğunu, bu iş ilişkisi gereği ...
Şirketi'nin diğer şirket/şirketlerden taşımacılık işi alıp davacı ... Şirketi'ne verdiğini, bu işler gereği davacı ... Şirketi'nin ...
Şirketi'ne fatura kestiğini, taraflar arasında servis işletmeciliğine dayalı olarak ticari iş ilişkisi bulunduğunu, verilen hizmet ve iş karşılığında davacıya hizmet veya işin bedeli olarak ödenmesi gereken tutarın faturalarla belgelendiğini, davacının alacağından davalı yanın alacağı düşüldüğünde ticari ilişki sonunda davalının davacıya ödemesi gereken 3.682.845,97 TL kaldığının sabit olduğunu, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olma sebebiyle 11/09/2023 tarihinde İzmir Arabuluculuk 2023/102956 Başvuru numarası ile başvurulmuş olup yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını belirtmiş ,davanın kabulüne,
ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle davalının mallarına ihtiyati haciz konulmasına, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.682.845,97 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,
İhtiyati tedbir talep eden vekili daha sonra sunmuş olduğu 27.11.2023 tarihli dilekçe ile, 26.10.2023 tarihli dava dilekçesinin ihtiyati tedbir talepli olarak sunulduğunun dilekçe başlığında belirtildiğini ve dilekçe içeriğinde "6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389.
"1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır." hükmü haizdir.
Mezkur olayda; arabuluculuk aşamasında tarafların anlaşamaması ve uyuşmazlık konusu miktar göz önünde bulundurulduğunda müvekkil ciddi bir zararın doğacından endişe etmektedir.
Müvekkilin hakkının zayi olmaması için ihtiyati tedbir kararının alınmasının gerekliliği izahtan varestedir." şekilde açıklandığını, fakat 'sonuç ve istem' bölümünde sehven "ihtiyati tedbir talebimizin kabulüyle davalının mallarına ihtiyati haciz KONULMASINA" yazılarak 'ihtiyati haciz' şeklinde kelime hatası yapıldığını, bu meyanda mahkemenin 15.11.2023 tarihinde "İİK m.257 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz koşulları oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine" şeklinde hüküm kurduğunu, mezkur kararın 27.11.2023 tarihinde taraflarına tebliğ edildiği, ivedilikle bu dilekçeyi sunma zarureti hasıl olduğunu, tüm bu hususlar ışığında.
HMK m.183 "Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir." hükmü gereği sehven yapılan kelime hatasının düzeltilmesi ile "ihtiyati tedbir" taleplerinin değerlendirilmesini talep ettiklerini belirtmiş, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüyle davalının mallarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen vekili dilekçesinde; davacı tarafın cari hesaba göre müvekkili şirketten alacaklı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin iddiasının aksine müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı bulunmadığını, bu durumun yapılacak yargılama sonucunda açıkça anlaşılacağını, taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davacı şirket yetkilisi hakkında Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu ve şikayet üzerine 2023/8429 numaralı dosya ile soruşturma başlatıldığını, davacı şirketin,
müvekkili şirketten alacağı iddiasıyla açılmış olan eldeki davaya konu alacağın yargılamayı gerektirdiğini, müvekkili şirketin mal varlığı üzerinde hükmedilecek ihtiyati tedbir kararı, yargılama süresince müvekkili şirketin faaliyetlerinin durmasına sebebiyet vereceğini, davacı tarafça işbu alacak davası kapsamında müvekkili şirketin mal varlıkları üzerine tedbir konulması talep edilmişse de müvekkili şirketin halihazırda aktif olarak ticari faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin mal varlıkları üzerine tedbir konulması halinde şirketin tüm faaliyetleri duracak ve dava değerinden çok daha yüksek tutarda zarar oluşacağını,
davacı tarafın, müvekkilinin mal varlıkları hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin müvekkili şirketi telafisi güç veya imkansız olacak şekilde kötü niyetli olarak zarara uğratmak istediğinin kanıtı niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince 04.12.2023 tarihli kararla " Davacı vekili Mahkememize verdiği 26/10/2023 tarihli dilekçesinde. 26.10.2023 tarihli dava dilekçesinin ihtiyati tedbir talepli olarak sunulduğunun dilekçe başlığında belirtildiğini ve dilekçe içeriğinde "6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389.
"1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır." hükmü haizdir.
Mezkur olayda; arabuluculuk aşamasında tarafların anlaşamaması ve uyuşmazlık konusu miktar göz önünde bulundurulduğunda müvekkil ciddi bir zararın doğacından endişe etmektedir.
Müvekkilin hakkının zayi olmaması için ihtiyati tedbir kararının alınmasının gerekliliği izahtan varestedir." şekilde açıklandığını, fakat 'sonuç ve istem' bölümünde sehven "ihtiyati tedbir talebimizin kabulüyle davalının mallarına ihtiyati haciz KONULMASINA" yazılarak 'ihtiyati haciz' şeklinde kelime hatası yapıldığını, bu meyanda Mahkememiz 15.11.2023 tarihinde "İİK m.257 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz koşulları oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine" şeklinde hüküm kurduğunu, mezkur kararın 27.11.2023 tarihinde taraflarına tebliğ edildiği, ivedilikle bu dilekçeyi sunma zarureti hasıl olduğunu, tüm bu hususlar ışığında.
HMK m.183 "Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir." hükmü gereği sehven yapılan kelime hatasının düzeltilmesi ile "ihtiyati tedbir" taleplerinin değerlendirilmesini talep ettiklerini belirtmiş , ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüyle davalının mallarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. .
Her ne kadar davacı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ve faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik olarak dava açılmış ve 27/11/2023 havale tarihli dilekçesinde davalının mallarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de; davanın alacak davası olup ihtiyati tedbir konulması talep edilen malların dava konusu olmadığı, HMK'nin 389 vd. maddelerindeki ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. " şeklindeki gerekçe ile "Davacı vekilinin yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın ihtiyati tedbir talepli olarak açıldığını fakat 04.12.2023 tarihli ara karar ile "davanın alacak davası olup ihtiyati tedbir konulması talep edilen malların dava konusu olmadığı,
HMK m.389 vd. Maddelerindeki ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunun belirlenemediği" gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, gerek alacak miktarının yüksek olması gerekse arabuluculuk görüşmeleri sırasında yaşanan husumetler nedeniyle davalının mal kaçırması ve müvekkilinin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelmesinin mümkün olduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmeleri ile davadan haberdar olan davalı şirketin süreci uzatmak ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla 07.11.2023 tarih 2023/8429 Soruşturma numaralı mesnetsiz bir şikayette bulunduğunu ve bunu dosyaya sunduğunu,
iddiaya ilişkin eylemlerin yıllar öncesine dayanmasına rağmen şikayetin davadan haberdar olunmasından hatta ve hatta dava tarihinden sonra gerçekleştirildiğini, şikayetin kötüniyetli ve mesnetsiz olduğu açık olmakla birlikte davalı şirketin müvekkilinin haklı alacağını almasını zorlaştırmaya çalıştığını, alacak davasının konusunun para alacağı olup işbu alacağın davalının para ve mallarından karşılanabileceğini, dosyada mevcut olan faturalar ve muavin defteri örneği ile iddianın en azından "yaklaşık ispat" derecesinde ispat edildiğini,
iki tarafın da tacir olup TTK kapsamında faturanın ispat aracı olma özelliği temelde TTK m.21/2’de düzenlenen karineye dayandığını, söz konusu maddede, faturaya ilişkin aksi ispat edilebilen bir karine düzenlendiğini, faturayı alanın sekiz günlük itiraz süresi bulunmakta olup, faturayı alan kişinin bu sekiz günlük süre içinde itirazda bulunmamışsa fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, faturayı düzenleyen tacirin faturanın doğruluğunu ispat zorunluluğu olmayıp, doğru olmadığı iddiasında bulunanın, yani faturayı alanın ispatlaması gerekeceğini,
muavin defter açısından ise tutulması yasal olarak zorunlu olmamakla birlikte yasal defterlerdeki kayıtları yansıtmakta ve yevmiye ve defteri kebirle paralellik gösterdiğini, TTK ve yargı kararları gereği ticari defterler delil niteliği taşıdığını, dava konusu olayda hem süresinde itiraz edilmeyen faturaların hem de muavin defter kayıtlarının dosyaya sunulmadığını, yaklaşık ispat kuralı gereğince destekleyen deliller mevcut olduğundan ve açıklandığı üzere müvekkili şirketin hak kaybına uğrama ihtimali yüksek olduğundan ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını,
bu nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/873 E. sayılı dosyasında verilen "ihtiyati tedbir talebinin reddi" kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle davalının mallarına ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesi ve 27/11/2023 tarihli dilekçe kapsamında, İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda 04.13.2023 tarihli kararla, davacı tarafın yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
HMK'nın "ihtiyati tedbir şartları" başlıklı 389/1. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."
HMK'nın "ihtiyati tedbir talebi" başlıklı 390/3 maddesine göre de " tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır."
HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir.
Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar.
Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.
Her ne kadar ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle "istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilmiş olan ara 04.12.2023 tarihli ara kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere göre HMK 389. maddesi gereğince ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden eldeki somut dosya açısından koşulları oluşmadığından,
bu kapsamda yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre ihtiyati tedbir talep eden vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/15, K. 2024/243, 30 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama