KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1824
- Karar no
- 2024/2253
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/10/2024
- Numarası
- 2024/358 Esas 2024/664 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Karar tarihi
- 13/12/2024
- Karar yazım tarihi
- 13/12/2024
Karar Metni
985 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; otomotiv sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin aralarındaki ticari ilişki doğrultusunda davalı firmaya araç bakım ve onarım hizmeti verdiğini, hizmet karşılığının ödenmemesi üzerine davalı hakkında girişilen Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü’nün 2018/9103 E.s. icra takibinin davalının icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itirazı üzerine yetkili Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2018/2609 E.s. takip dosyası üzerinden devam ettiğini, davalının haksız ve kötü niyetli borca itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, geçmiş tarihlerde yapılan bazı iş ve işlemler olduysa dahi bu işlemlerin bedelinin ödendiğini, dava konusu alacak tutarının yapılmayan bir hizmetin, gönderilmeyen ve teslim edilmeyen bir faturanın kötü niyetli olarak takibe konulduğunu, araç bakım ve onarım hizmeti verildiği belirtilmiş ise de takibe konu alacak iddialarına ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir araç bakım veya onarım hizmeti sağlanmadığını, taraflar arasında herhangi bir cari borç ilişkisinin bulunmadığını,
faturalara dayalı cari hesap ekstresinden bahsedilmekte ise takibe konu alacaklara ilişkin faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, takibe konu faturaların konusunu ve tarihlerini bilmediklerini, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarında yer almadığı savunarak, davanın reddine, % 20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "...davacı tarafından davalı firmaya ait araç bakım ve onarım hizmeti verildiği ve davalıdan cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu bildirdiği ,davalının ise cari hesaba konu faturalardaki hizmetin davacı tarafından verilmediğinin iddia edildiği,ana faaliyet konusu OTO KİRALAMA olan davalı şirket ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu.
18.08.2017 - 29.12.2017 tarihleri arasında sigortalı çalışanı olarak 1 kişi ...'ün bulunduğu ,iş emirlerindeki araçlar davalı şirket adına kayıtlı ise de ,iş emirlerinde hizmet alanların ..., ..., ..., ..., ...'in davalı şirkette çalışan sigortalı olmadıkları ,davalı şirket ortaklarından da olmadıkları, faturaların davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı ,davalının e fatura yükümlüsü olmadığı e faturaların sistemde kayıtlı olmasının davacının faturaları davalıya tebliğ ettiğini göstermeyeceği, davacının faturaları davalıya usulüne uygun tebliğ ettiğine dair delil sunmadığı davacının yemin deliline de dayanmadığını bildirdiği ,
davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacının icra takibinin başlatılmasında kötüniyetli olduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir...." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili firmanın otomotiv sektörünün önemli markalarından olan ... yetkili bayisi olarak uzun yıllardır araç satış, kiralama, bakım, onarım alanlarında faaliyet gösteren kurumsal bir firma olduğunu, davaya konu faturalar e-arşiv faturası olduğunu, 03.03.2020 tarihli dilekçe ekinde faturaların elektronik olarak tebliğine ilişkin GİB ekran görüntülerinin sunulduğunu, müvekkili firmanın davalı firmaya vermiş olduğu,
faturalara konu mal/hizmetler, iş emri kabul ve teslimat formu ile sabit olduğunu, davalı firma tarafından yönlendirilen kişiler tarafından araçların teslim edildiğini, bahse konu 9 faturanın öncesindeki faturalara ilişkin teslim işlemleri de yine davalı firmanın yönlendirdiği kişilerce gerçekleştirildiğini, davalının yalnızca defterlerine kaydetmediği bu faturalara ilişkin, araçların yetkili olmayan kişilere teslim edildiği iddiasını ileri sürmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, eğer bu kişiler yetkisiz ise araçların onlara hiç teslim edilmemesi gerektiğini,
davalının araçları bu kişilere teslim ederek müvekkili firmaya yönlendirmiş ve akabinde tekrar ilgili kişilere müvekkili firma tarafından teslim edildiğini, ilk derece mahkemesince haksız ve hukuka aykırı biçimde davanın reddine karar verildiğini, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, talep ve istinaf emiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME,
DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 9.816,97 TL olması nedeniyle 11/10/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir.
Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1824, K. 2024/2253, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama