KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/805
- Karar no
- 2024/2028
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/03/2024
- Numarası
- 2023/957 Esas 2024/234 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 07/11/2024
- Karar yazım tarihi
- 07/11/2024
Karar Metni
1.534 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin HP 5500 5 renk tipi makinanın alımı için davalı ile aralarında makina satış sözleşmesi akdettiklerini, sözleşme nedeniyle, müvekkili şirketin 10.000,00 Euro peşinat ödemeyi, davalının da 30 Ekim 2008 tarihinde makinayı teslim etmeyi kabul ettiğini, müvekkili şirketin 10.000,00 Euro peşinatı ödemesine rağmen makinanın bu güne kadar teslim edilmediğini,müvekkili şirketin sözleşmeden dönerek 10.000,00 Euronun iadesini talep ettiğini, peşinatın geri alınması için davayı aleyhine İzmir 16. İcra MD'nün 2017/14240 E sy takip dosyasında takip yaptıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini,
alacağın satım sözleşmesinden kaynaklandığını ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, makinanın teslim tarihinin 30.10.2008 tarihi olduğunu, icra takip tarihinin ise 08.11.2017 olduğunu, alacağın zamanaşımına uğramadığını, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, bu nedenlerle davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını,müvekkili Şirketin adresi olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın görülmesi gerektiğini,dava dilekçesi ekindeki sözleşme ve dekonta bakıldığında; sözleşmenin ... A.Ş. ile yapılmadığını, sözleşmenin hiçbir yerinde ... ibaresi geçmediğini, hakeza sözleşmede şirket kaşelerinin de bulunmadığını, sözleşmenin ... ile yapıldığını, bu doğrultuda ödemenin de ... hesabına yapıldığını,davacı ile akdi ilişkiye girmediklerini,bu nedenle davanın tarafı da olamayacaklarını, pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, husumet itirazı yerinde görülmezse davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre zamanaşımı süresi geçtiğinden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
"..., Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Açılan dava öncelikle Mahkememizin 2018/630 esasına kaydedilmiş olup, 22/10/2019 tarihinde;"Davanın HUSUMET NEDENİYLE REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
Mahkememizce verilen karar davacı ... vekili tarafından istinaf edilmiş olup, İzmir 17. HD .2020/402 esas 2023/1813 karar sayılı ilamı ile; "Dosyada mevcut "Makine Satış Anlaşması" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; tarih kısmında ... (İzmir) yazısının bulunduğu, alt kısımda satıcı firma yetkili bölümünde ... ve ..., alıcı firma yetkili bölümünde ... isim ve imzasının bulunduğu, özel şartlar bölümünde 10.000 E (Peşinat) ibaresinin yer aldığı, sağ üst köşede "...", alt sağ köşede "...." ibaresinin bulunduğu görülmüştür.
Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre sözleşmede satıcı firma yetkilisi olarak imzası bulunan ...'nin davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunun, bu hususta davalı tarafın bir itirazının bulunmadığının anlaşılmasına göre; ...'ye isticvap davetiyesi çıkartılarak sözleşmedeki imzanın şirket adına atılıp atılmadığının sorulması, şirket adına attığını beyan etmesi işin esasına girilerek karar verilmesi yerine eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/10/2019 tarih ve 2018/630 Esas 2019/1167 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, gerekçede belirtilen eksiklerin giderilmesi için dosyanın mahalli mahkemesine iadesine " şeklinde kesin karar verilmiştir.
Kaldırma ilamı gereğince ...' nin isticvap edilmesi için talimat yazılmış ve ... talimat mahkemesine; "Talimat ekinde bana gösterilen makine satış anlaşmasında satıcı firma yetkilisi altında yer alan ... yazı ve imza bana aittir, ancak şahsım adına sözleşmeyi imzaladım, davalı ... Tic. A.Ş. adına sözleşmeyi imzalamadım, başkaca bir diyeceğim yoktur " beyanında bulunmuştur.
Tüm bu nedenler ile, mahkememizin kaldırma ilamından önceki 2018/630 Esas sayılı dosyasında da ifade edildiği üzere, davacının sözleşmeye dayalı olarak davalının teslim etmediği mal için ödediği peşinat bedelinin iadesini talep ettiği, ancak sözleşmenin incelenmesinde alıcının davacı olduğu, satıcının ise ... olduğu, ...'nin isticvap beyanına göre imzanın davalı şirket adına atılmadığı ve şahsının sözleşmenin tarafı olduğunun belirtildiği ayrıca peşinatı alanın da ...'nin kendisi olduğu, davalı şirket adına yapılan ödeme olmadığı,
dolayısı ile davacının muhatabının ... olduğu anlaşılmakla davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı vekili tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de dava değeri nazara alındığında sözleşme ilişkisi tanıkla ispat edilemeyeceğinden talebin reddine karar vermek gerekmiştir, " gerekçesi ile.
"Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Kazanılmış haklarda nazara alınarak davalı lehine tazminat talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Yönetim Kurulu Başkanı olan ve sözleşmenin imzalandığı tarihte 50 yaşında olan ...'nin yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin matbu antetli kağıdı ile İstanbul’dan İzmir’e geldiğini, yanında şirketin o dönemki ortaklarından ...’ı da alıp, müvekkili şirketle görüşme talep ettiğini, bu görüşmede ...
A.Ş. adına tanıtım faaliyetinde bulunduğunu, müvekkilinin ihtiyacı olan makineyi şirket olarak üretebileceklerini taahhüt ettiğini, hatta garanti süresini uzatarak makineye 2 yıl garanti vereceklerini sözleşemeye yazdığını, müvekkili şirketin makine ile ilgili kendi personeline eğitim verilmesini talep etmesi üzerine, ...
A.Ş. olarak müvekkili şirketin operatörlerini bir hafta boyunca eğiteceklerini de taahhüt ederek sözleşmeye eklediğini, sonrasında müvekkilinin sözleşme gereği 10.000.00 euro tutarındaki bedeli, yine ...’nin talebine binaen kendi şahsi hesabına banka kanalı ile gönderdiğini, halihazırda, ....A.Ş.nin ilgili dönemde ... ile kendileri arasında ticari ilişki bulunmadığından bu zararı gidermediğini, ...'nin ise, hakim huzurunda verdiği ifadede, bu kadar taahhüdü şirket adına değil şahsen kendi adına verdiğini beyan ettiğini, ilgili ticaret sicil kayıtları incelendiğinde ...’nin sözleşme imzalandığı tarihte ...
A.Ş.
Yönetim Kurulu başkanı olarak şirketi temsil yetkisinin bulunduğunun, aynı şekilde sözleşme ve eklerini imzalayan tanık ...'ın da bahse konu şirketin ortaklarından olduğunun görüleceğini, bu itibarla, ... gibi davaya konu sözleşmede imzası bulunan ve sözleşme öncesi ve sonrası tüm ilişkilerde yer alan, davalı şirketin o dönemki ortaklarından ...’ın da isticvap edilmesinin gerektiğini, bununla birlikte, davaya konu makinayla ilgili akreditif kredi açma evrakı, proforma fatura, anlaşma evraklarının dosyaya sunulmuş olup, bunlara göre, davaya konu makinayla ilgili proforma fatura ve akreditif başvurusunun,
... ile değil,... firmasıyla yapıldığını ve ...’nin şahsı ile hiç bir ilgisinin bulunmadığını beyanla husumet nedeniyle reddine karar verilen yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Davacı taraf, davalıya makine satım sözleşmesi uyarınca ödeme yapıldığını, malın teslim edilmediğini, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi talebiyle yapılan icra takibine de itiraz ettiği iddiasıyla dava açmış, davalı, sözleşmenin tarafı olmadığını, aksi halde alacağın zaman aşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemiz kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut "Makine Satış Anlaşması" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; tarih kısmında ... (İzmir) yazısının bulunduğu, alt kısımda satıcı firma yetkili bölümünde ... ve ..., alıcı firma yetkili bölümünde ... isim ve imzasının bulunduğu, özel şartlar bölümünde 10.000 E (Peşinat) ibaresinin yer aldığı, sağ üst köşede "...", alt sağ köşede "..." ibaresinin bulunduğu görülmüştür.
Davacının sunduğu 10.000,00 Euro tutarındaki ödeme belgesinin incelenmesinde; parayı gönderenin davacı İmaj basım olduğu, alıcının ... olduğu, belgede makina satışı sözleşmesine istinaden gönderildiğine dair bir bilgi yer almadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının sözleşmenin tarafı olduğu kanıtlanmadığı gibi para gönderilmesine ilişkin dekontta açıklama bulunmadığından sözleşme kapsamında davalı şirkete gönderildiğinin de kanıtlanmamış olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/805, K. 2024/2028, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama