KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Ağustos 2025
- Dosya no
- 2025/1072
- Karar no
- 2025/1353
- İncelenen kararın mahkemesi
- AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/06/2025 D.İş
- Numarası
- 2025/288 Esas
- Davanın konusu
- İhtiyati Tedbir
- Bam karar tarihi
- 05/08/2025
- Karar yazım tarihi
- 05/08/2025
Karar Metni
1.313 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;
"İhtiyati haciz isteyen vekili talep dilekçesinde özetle.
Müvekkil ...'in davalı ...'a hiç bir şekilde senet imzalamadığını ve teslim etmediğini, davalı tarafından, müvekkilin imzasının taklit edilerek düzenlenen, 10.05.2025 vadeli 1.650.000.- TL bedelli bono dayanak gösterilerek müvekkili aleyhine borçlandırma girişiminde bulunulduğunu, bu nedenle sahte imza ile düzenlenmiş 10.05.2025 vadeli 1.650.000.-TL bedelli ilk senete ilişkin 2025/262 sayılı dosyada daha önce verilen ihtiyati tedbir kararı uyarınca, müvekkilce 330.000 TL nakit teminat yatırılmış olması,
müvekkilin ekonomik durumunun ilave teminat yatırmayı zorlaştıracak nitelikte olması ve Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/12500 sayılı soruşturma dosyasında sahte imzanın bilirkişi raporuyla tespit edileceği hususundaki kuvvetli deliller dikkate alınarak, iş bu ihtiyati tedbir talebinin teminatsız olarak veya müvekkilin ekonomik durumuna uygun makul bir teminat miktarla belirlenmesini talep etmiştir.
Talep HMK 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinden ibarettir.
İhtiyati Tedbir HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak, imkansız hale gelecek ya da ciddi zararlar oluşacağından endişe edilmesi halinde dava konusu üzerine ihtiyati tedbir konulabilir. Çekişmesiz yargı işlerinde de aynı hüküm uygulanır. Ancak ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Talep dilekçesi ve ekleri incelendiğinde talep edenin iddiasının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat şartlarının şu aşamada mevcut olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle, İhtiyati tedbir talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, dair karar verilmiştir.
İhtiyati Haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; taleplerinin, müvekkili adına imzası taklit edilerek düzenlenmiş iki ayrı senet nedeniyle bu senetlere dayanılarak icra takibi başlatılmasının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olduğunu, senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığı yönündeki beyanın Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/12500 sayılı soruşturma dosyasına konu olduğunu, imza örneklerini sunduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, davalının emniyette verdiği ifadesinde de senetleri bizzat müvekkilinden almadığını beyan ettiğini,
bu senetlerin üçüncü kişiler aracılığıyla kendisine ulaştırıldığını belirttiğini, mahkemece, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, ancak müvekkilinin noter onaylı imza beyannamesi ile avukat vekaletnamesinde yer alan imza örneklerinin talebe konu iki senet üzerinde acele ile hazırlandığı anlaşılan ve çok sayıda şekli hata barındıran düzenlemeler ile birlikte değerlendirildiğinde savcılık soruşturması kapsamındaki deliller de göz önüne alındığında iddialarının yaklaşık ispat seviyesinde ortaya konduğunun açık olduğunu,
gerekli görülmesi halinde teminat dahi sunulmasına da hazır olduklarını, mahkemece mevcut deliller değerlendirilirken olayın özgün yapısına ve usulsüzlüğün ileri sürülme şekline göre de takdir yetkisinin kullanılması gerektiğini, HMK'nun 389 maddesi gereğince davalı tarafın ilk senette olduğu gibi bu senetleri de icra takibine konu ederek müvekkilinin malvarlığına müdahale etmek üzere harekete geçmekte olduğunu, bu durumun açık bir tehlike ve telafisi güç zarar riski doğuracağını, tehlikenin açık olduğunu, önceki olayda da mahkemenin bu tehlikeyi görerek tedbir kararı verdiğini,
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 03.06.2025 tarih 2025/288 D.İş sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın istinafen kaldırılmasına, taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELLİLER VE GEREKÇE
Talep tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı vekilince, müvekkilinin davalı ...'a hiç bir şekilde senet imzalayıp teslim etmediği, davalı tarafından müvekkilinin imzası taklit edilerek 10/05/2025 vadeli, 1.650.000,00 TL bedelli bono dayanak gösterilerek borçlandırma girişiminde bulunulduğu, bu bonoya ilişkin olarak mahkemece tedbir kararı verildiği, davalının 2 yeni senede dayanarak icra takibi başlatacağı bilgisine ulaşıldığı, bu senetteki imzaların da müvekkiline ait olmadığı beyanıyla davalı tarafın dava konusu bonolara dayalı olarak icra takibi başlatmasının veya ihtiyati haciz talebinde bulunmasının dava sonuna kadar önlenilmesine tedbiren karar verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir.HMK'nın 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir".
Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir.
Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir.HMK'nın 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır.
Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır.
İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
HMK'nın 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.
İhtiyati tedbir kararına itiraz HMK'nın 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.
Yüksek yargı kararlarında belirtildiği üzere; Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı vekilinin haklılığını yaklaşık ispat edememesine göre, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/1072, K. 2025/1353, 5 Ağustos 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama