KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/755
- Karar no
- 2025/1143
- İncelenen ara kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/02/2025
- Numarası
- 2025/146 Esas
- Talep
- İhtiyati Haciz
- Bam karar tarihi
- 03/06/2025
- Karar yazım tarihi
- 03/06/2025
Karar Metni
1.672 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı/Alacaklı müvekkil şirket sahip olduğu, adına kayıtlı TIR filosu ile başta gümrüklü konteyner nakliyesi olmak üzere yurt içi konteyner nakliye organizatörlüğü, yurtiçi kara taşımacılığı, müşteriye özel her türlü lojistik çözümleri ile depolama hizmetleri ve konteyner alım-satımı işi ile iştigal ettiğini, davalı/borçlu şirketin de başta deniz taşımacılığına yönelik olmak üzere bir kısım lojistik ile liman bölgelerinde yükleme, boşaltma ve elleçleme gibi terminal hizmetleri sunduğunu, taraflar arasında müvekkil şirketin nakliye edimini üstlendiği taşıma işi gereğince,
icra takibine konu edilen faturalarda belirtilmiş olan nakliye hizmeti müvekkil şirket tarafından ifa edildiğini, ancak her ne kadar davacı/alacaklı şirket tarafından nakliye işi gerçekleştirilmiş ise de aşağıda ayrıntısı belirtilen faturaların yasalara uygun şekilde davalı/borçlu tarafa tebliğ edilmiş olunmasına rağmen fatura bedelleri müvekkil şirkete ödenmediğini, davalı/borçlu tarafın taşıma işi için ana taşıyıcı ve/veya asıl sözleşme ifa ettiği taraftan hizmet bedelini almışsa bile müvekkil şirketin ücretini haksız yere ödemediğini, Yasalara uygun şekilde düzenlenerek tebliğ edilen faturalara karşı itiraz etmeyen davalı/borçlu tarafın,
hakkında icra takibi başlatılması üzerine bu kez icra takibine karşı itirazda bulunmak suretiyle kendi bedel ödeme edimini yerine getirmemek için bu konuda kazanabileceği tüm zamanı kazanma çabasında olduğunun belli olduğunu, davalı/borçlu şirket bildiği,
belli ve tartışmasız olan likit alacağa haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz ettiğini, davalı/borçlu şirketin hukuka aykırı itirazı sebebiyle takibin durduğunu ve müvekkil şirketin alacağını tahsil edemediğini, bu sebeple davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesini talep ettiklerini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257 nci maddesi aşağıdaki hükmü içermektedir: "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder."
Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere.
Rehinle Temin Edilmemiş ve Vadesi Gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczine karar verilmesini talep edebileceğini, bu düzenlemenin dava konusuna uygulanması halinde görüldüğünü, müvekkil şirketin alacağı para alacağı olup vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmediğini, hatta müvekkil şirket vadesi geçmiş alacağın tahsili için takip başlatmış ise de davalı/borçlu şirket hukuka aykırı şekilde bu takibe itiraz ederek borçlarını ödeme bakımından aciz halinde olduğunu,
kötüniyetli olduğunu ve bu süre zarfında alacaklılarını zarara uğratmak gayesi ile tasarruflarda bulunacağı niyeti ve amacını açıkça ortaya koyduğunu, bu sebeple de bu davada yargılamanın devamı sonrasında davamızın kabulüne dair verilecek kararın ifa edilebilir olması ve sonuçsuz kalmaması için davalı/borçlu şirketin taşınır, taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiklerini,
davalı/borçlu tarafın genel ifadelerle borca ve faize karşı yapmış olduğu tüm itirazları hukuka aykırı olup itirazlarının iptali ile takibin kaldığı yerden talep edilen edilen faiz oranıyla birlikte devamına karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle dava dilekçesindeki iddialarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça yapılan takip ile takibe itirazın iptali amacıyla açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkil firmanın, davacı tarafa icra takibine konu yapılabilecek ödenmemiş bir borcunun bulunmadığını, faturanın kesildiğini ve gönderilmiş olmasının tek başına borcun varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, fatura düzenleyen tacirin alacaklı olması için, fatura tanzim edenle adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişkinun bulunması,
faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerektiğini, faturanın, akdin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifası aşamasıyla ilgili olduğundan öncelikle taraflar arasında temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispatlaması gerektiğini, faturanın satıcı tarafından düzenlenmesi için müşteriye bir mal satmış veya hizmet sunmuş olması gerektiğini, müşterinin de bahsedilen malı almış veya hizmetten yararlanmış olması gerektiğini, HMK 190 ve TMK 6. maddeleri uyarınca davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğunu,
Yerleşik Yargıtay kararları ve Yargı içtihatlarının sadece faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının ispat için yeterli olmadığını, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakatlarının bulunmadığını, dava konusu hukuki ilişkinin senetle ispatı gereken bir husus olup, dava değerinin senetle ispat sınırının üstünde bulunduğundan davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini, ihtilaf konusu olan borcun varlığının ispatının, yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu,
davacı tarafça yapılan icra takibi ile takibe itirazın iptali davasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
MAHKEMECE
"...Talep, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura bedelleri için ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İİK'nun 257 ve 258 maddeleri gereği vadesi gelmiş bir alacak için ihtiyati haciz kararın verilebilmesi, tarafın alacağın varlığına yönelik mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunması şartına bağlanmış olup, somut olayda taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davalının taşıma hizmeti alımı gerçekleştirdiğinin iddia edildiği, toplam 871.656,00.-TL bedelli tek taraflı her zaman düzenlenebilir faturalara konu taşıma hizmetine ilişkin edimin ifa edildiğine yönelik yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde delilin sunulmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. '' gerekçesi ile;
KARAR
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibine dayanak edilen faturaların, fatura konusu taşıma hizmet ediminin ifa edildiğine dair yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde yeterli delil kabul edilmemesi nedeni ile ihtiyati haciz taleplerinin reddedildiğini, ihtiyati hacze karar verebilmek için ihtiyati haciz isteminde bulunan alacaklının, alacağının varlığını yaklaşık şekilde ispat etmek zorunda olduğu konusunda şüphe bulunmadığını, bu nedenle yaklaşık ispat kavramı üzerinde durmakta yarar olduğunu, doktrinde kabul gören yaklaşık ispat kavramı ile ispatın ölçüsü bakımından tam kanı olarak değil,
kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanının yeterli görülmekte olduğunu ve yaklaşık ispat durumunun sadece ispatın ölçüsü ile değerlendirmesinin eksik olacağının belirtildiğini, yaklaşık ispatın, geçici hukuki koruma tedbirlerinde menfaatler dengesine göre ispat ölçüsünün ve ispat yükünün de karşı tarafa savunma hakkının sağlanıp sağlanmadığına göre değişiklik gösterebileceğinin esnek bir ispat sistemi olduğunu, Hakimin, önüne gelen ihtiyati haciz talebinde kanaatini oluşturmak adına delilleri serbestçe değerlendirebileceğini, burada alacağın varlığı konusunda tam ispatın aranmadığını, alacağın esası hakkında bir kararın da verilmediğini,
davanın esasının incelemesi esnasında yapılacak olan ispat faaliyetini bu aşamaya çekmek menfaat dengesine uygun olmadığını, istinaf başvurusu edilen dava konusu olayda ise davalı/borçlu tarafın davaya cevap ve delillerini sunması dahi beklenmeksizin ihtiyati haciz taleplerinin yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediği nedeni ile reddine karar verilmiş olunmasının menfaat dengesini haksız yere bozduğunu, bu aşamadan sonra aranacak hususun tam ispat olduğunu, bu durumun da dava sonucu anlamına gelmekte olup geçici hukuki koruma prosedürünün işleme imkanının ortadan kaldırıldığını, uygulamada ve istinafa konu olayda yaklaşık ispatın,
tam ispat ölçüsüne ulaştırıldığını ve bu durumun Kanunun konuluş amacına aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkemece verilen ara kararın kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali, talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
Tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati haciz talebinde bulunan taraf karşı tarafla aralarındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı düzenlenen fatura bedellerine dayalı ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamında sunulan belgelerin değerlendirilmesinde; fatura konusu hizmetin verilip verilmediğinin sunulan delillerle yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmiş olmamasına, alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,
inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz isteyen vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/755, K. 2025/1143, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama