İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/920 K.2025/1242

Karşı taraf vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına…

Esas2025/920Karar2025/1242Tarih26 Haziran 2025Okuma16 dk · 3.211 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Haziran 2025
Dosya no
2025/920
Karar no
2025/1242
İncelenen kararın mahkemesi
AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
30.04.2025 Tarihli Ek Karar
Numarası
2025/146 D.İş Esas 2025/148 D.İş Karar
Davanın konusu
İhtiyati Haciz
Bam karar tarihi
26/06/2025
Karar yazım tarihi
26/06/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.211 kelime·16 dk okuma·7 bölüm

Karşı taraf vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

İhtiyati haciz isteyen vekili talep dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, davalı şirket ile akdetmiş olduğu 16.11.2022 tarihli Fason Üretim Sözleşmesi 16.11.2022 tarihli Fason Üretim Sözleşmesi) kapsamında ve aynı sözleşmenin "Ek-1:Final Ürün İsimleri ve Özellikleri" başlığı altında sayılan toplamda 12 kalemde davalı şirkete gıda ürünlerine ilişkin olarak üretim yaptığını, anılan ticari ilişkinin 18.03.2025 tarihinde sonlandırıldığını, anılan sözleşme kapsamında müvekkil tüm edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini,

müvekkili şirketin ve davalı arasındaki üretim ve sevkıyat operasyonun en başından sona ermesine kadar davalının bilgisi ve talepleri doğrultusunda yürütüldüğünü, yapılan teslimler sonrası davalı ile mutabık kalınarak faturalar kesildiğini, kesilen faturalar usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından süreç içerisinde tüm faturaların kabul edildiğini, davalı ile yürütülen ticari iş kapsamında,

sözleşmenin feshine ilişkin bildirim yapıldıktan sonra davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ve yine davalı şirketin 3.456.640,50.-TL tutarındaki kısmı açık kabulünde olan toplamda 7 faturadan doğmuş toplam alacağının 3.604.929,76-TL' olduğunu, davalının işbu başvuru tarihine kadar müvekkili şirkete borcu kabul etmesine rağmen müvekkilininin muaccel olan 3.604.929,76-TL alacağı tüm uyarı ve ihtarlara rağmen ödenmediğini, nihayetinde;

müvekkili şirket tarafından 24.03.2025 tarihinde davalıya toplam borç ve hukuki durumun izah edildiğini, yine 24.03.2025 tarihinde ödeme beklendiğinin açıkça belirtildiğini, gelinen aşamada davalı tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, davalının müvekkil şirkete karşı toplam borcu 3.604.929,76-TL olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında 25.02.2025-

SEF2025000000375

140.440,50-TL 27.02.2025

EEF2025000000003

48.061,86 -TL tutarlı faturaların vade tarihi henüz gelmediği için toplamda 3.416.427,4-TL için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, borçlu şirket ile bugüne kadar yaplan tüm görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, borçlu, alacak konusunda herhangi bir itirazda bulunmadığını, ayrıca borçlu şirketin işbu dilekçe tarihiyle de tüm borç yönünden mutabık olduğunun belirtildiğini, borçlunun , müvekkili ödeme konusunda sürekli oyalama ve her defasında ödeme yapacağını belirttiğini, ancak bugüne kadar, doğmuş alacaklar taraflarca kararlaştırılan şekilde ve vadede ödenmemiş olup;

müvekkilinin ticari anlamda büyük bir mağduriyete uğratıldığını, fatura bedelleri başka bir şekilde de teminat altna alınamadığını, gelinen aşamada borçlu tarafndan fatura bedellerinin ödeneceğine dair herhangi bir girişim olmadığını, geçici hukuki himaye tedbirlerinden olan ve takip müessesesi içinde özel bir yeri bulunan ihtiyati haciz, para alacağına ilişkin bir takip ya da dava sonucunun borçlunun mallarına el konulması suretiyle teminat altına alınmasını sağlayan bir emniyet tedbiri olduğunu, söz konusu haczin talebi için İcra İflas Kanununun 257. maddesinde düzenleme yapılmış olup söz konusu maddeye göre;

alacağın rehinle teminat altına alınmamış olması ve alacağın muaccel olması gerektiğini, nitekim.

Yargıtay, 6100 sayılı HMK’nın 390. maddesinin 3. fıkrası ile pozitif düzenlemeye kavuşturulan madde metnini hemen hemen tüm kararlarında tekraren belirtmiş; ihtiyati haciz talep eden tarafın, “davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda” olduğunu kararlarında önemle vurguladığını, müvekkil şirket tarafından davalıya teslim edilen ürünlerle ilgili düzenlenen tüm faturalar davalı kayıtlarına girilmiş ve ilgili faturalara istinaden herhangi bir itiraz ve bildirim yapılmadığını, TTK.21/2 “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde,

faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmünün amir olduğunu, yargıtay yerleşik içtihatlarına göre de faturaya itiraz edilmemesi halinde içeriğinin kabul edilmiş sayılacağının ortada olduğunu, takip dayanağı faturaya davalı tarafından süresinde itiraz edildiği iddia ve ispat edilemediğine göre fatura muhtevasını kabul etmiş sayılacağının- İtirazsız Faturayı Ticari defterlerine kaydettiği anlaşılmakla Mahkemece faturada belirtilen tutar üzerinden yapılan takibe itirazın iptali gerektiği yönündeki YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2019/2850 K. 2020/2239 T.

2.3.2020 sayılı kararı, bir faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı - takibe dayanak faturanın ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından faturaya yasal süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı/davanın kabulü gerektiği yönündeki YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 2019/1984 K. 2020/62 T.

14.1.2020 kararları da bu durumunun açıkça doğrular nitelikte olduğundan, izah olunan gerekçeler ve hukuki safahat ile birlikte.

DAVALI ŞİRKETİN ÜST DÜZEY YETKİLİLERİNDEN OLAN ....tarafından müvekkil şirkete 03.03.2025 tarihinde gönderilen e-mail kapsamında; "... ... şirketimizle ilgili ortaklık yapımızda oluşacak yeni düzenlenme belli olmadığından, sizlere konuyla ilgili olum geri dönüş yapamadık..." şeklinde ifadeler ile borçlunun ödemelerini tatil ederek mal varlığını gizleme ve devretme gayreti içinde olduğu tespit ve davalı tarafından bizzat ikrar edildiğinden,

Sayın Mahkemenizce öncelikle teminatsız, aksi halde, uygun görülen teminat karşılığında, borca yeter miktarda borçlunun menkul, gayrimenkul mal ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarna ihtiyati haciz talebiyle mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.

Nitekim borçlunun devam eden süreçte müvekkil şirkete olan borcunu açıkça ikrar ettiği gibi süresi içerisinde defaatle bildirilmesine rağmen ödeme yapmadığının açık olduğunu, gelinen aşamada müvekkilinin 3.604.929,76-TL alacağı, şirket yetkilileri ile yapılan yazışmalar neticesinde davalı tarafından borcun kabul edildiği, dolayısıyla müvekkil şirketin alacağının ispatlandığının, davalının borcunu ödemekten sürekli kaçınması,

özellikle de bizzat davalı tarafından açıkça belirtildiği üzere şirket hisselerinden meydana gelmesi muhtemel değişiklik ile davalı şirketin borçtan hukuka aykırı olarak kurtulmaya çalıştığı da dikkate alındığında muaccel hale geldiğini, 3.416.427,4-TL yönünden ihtiyati haciz talep etme zorunluluğunun doğduğunu, vadesi gelmemiş 188.503,10-TL için talep ve dava hakları saklı kalmakla alacağın muaccel olduğu ve başkaca teminatın bulunmadığı dikkate alınarak,

öncelikle teminat alınmaksızın aksi halde belirlenecek teminatı yatırıldığında, alacak toplamı olan 3.416.427,4-TL- tutar için (fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla), borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyaten haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEMECE

"...,İhtiyati haciz talebi üzerine, mahkememizin 25/03/2025 tarih, yukarıdaki değişik iş esas ve karar sayılı kararı ile talebin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

İtiraz eden karşı taraf vekili itiraz dilekçesinde özetle; ... tarafından mahkememiz nezdinde müvekkili şirket aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve mahkememizin 2025/146 Değişik İş, 2025/148 Karar numaralı, 25.03.2025 tarihli kararı ile müvekkili şirketin yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarında 3.416.427,40-TL tutarında ihtiyati haciz uygulanması kararı verildiğini, usule, esasa ve mevzuata aykırı işbu karara itirazlarını mahkememize sunma ve işbu itirazları neticesinde mahkememizden kararın kaldırılmasını talep etme zorunluluğumuz hasıl olduğunu,

mahkememizin 2025/146 Değişik İş, 2025/148 Karar numaralı 25.03.2025 tarihli kararında alacaklının ibraz ettiği 16/11/2022 tarihli fason üretim sözleşmesi, faturalar ve mail çıktıları incelendiğinde İİK'nın 257 vd maddelerindeki yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kabulüne dendiğini, karar sonrasında ... müvekkili şirket aleyhine T.C.

Aydın İcra Müdürlüğü 2025/13421 Esas sayılı dosyası ile işbu kararı dayanak göstererek takip başlattığını müvekkili şirketin bankalarına ve iş yaptığı şirketlere 89/1 haciz ihbarnameleri göndermeye başladığını, müvekkili şirket işbu karardan banka hesaplarına tatbik edilen ihtiyati haciz dolayısıyla 28.03.2025 tarihinde haberdar olduğundan yasal süresi içerisinde mahkemenize itirazlarını sunduklarını, faturanın ihtiyati haciz kararı tesis edilebilmesi için yeterli olmadığını, İcra İflas Kanunu'nun 265/1 maddesinde açıkça belirtildiği üzere ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edilebileceğini,

öncelikle müvekkili şirketin işbu karar'a konu borcun varlığına ve miktarına itiraz etmekte olduğunu müvekkili şirketin ... 'ya herhangi bir borcu bulunmadığını, karar mahkememizce fatura ve birtakım e-posta yazışmalarının incelenmesi neticesinde verildiğini, fatura ve e posta yazışmaları .... 'nın iddia etmiş olduğu alacağı kanıtlar nitelikte olmadığını ihtiyati haczin dayandığı sebeplere açıkça itiraz ettiklerini, Yargıtay tarafından da desteklendiği üzere fatura borç ikrarını içeren belgelerden olmadığı gibi alacağın varlığını gösteren kesin delil niteliğini haiz bir belge de olmadığını,

faturaya dayalı olarak ihtiyati hacze karar verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ilgili Yargıtay kararlarını mahkememizin dikkatine sunduklarını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte e-posta yazışmaları iddia edilen alacağın varlığını ve tutarını kanıtlar nitelikte olmadığını,.... tarafından işbu beyanları kabulü etmelerinin mümkün olmadığını, .... her ne kadar müvekkili şirketi ile karar konusu borç hakkında mutabık kaldığını belirtmiş olsa da müvekkili şirketin borç konusunda mutabık olduğunu belirtir hiçbir e -posta yazışması sunamadığını,

....'nın belirtmiş olduğu e-posta yazışmalarını kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte işbu yazışmaların Karar konusu iddia edilen alacak tutarını da kanıtlamadığını, ... ihtiyati haczin şartları oluşmadan haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirket aleyhine işbu kararı edindiğini, müvekkili şirketin ... 'ya iddia edildiği şekli ile bir borcu bulunmadığını ... alacaklı sıfatını taşımamakta ve müvekkili şirketi hakkında cebri icra yetkisine sahip olmadığını, bu yolla ... tarafından müvekkili şirketin ticari hayatı tamamen engellenmeye çalışıtığını,

var olmayan bir borç neticesinde müvekkili şirketi oldukça mağdur duruma düşürüldüğünü, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte ihtiyati haciz kararı orantısız olduğunu, müvekkilinin şirketin taşınır, taşınmaz mallarının ve diğer şahıslarda bulunan haklarının bugünkü piyasa bedeli karar konusu bedelin üzerinde olduğunu, her ne kadar mahkememizce verilen karar'da 3.416.427,40- TL'lik miktar kadar müvekkili şirketin yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarında ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmişse de işbu kararın orantısız olduğunu, müvekkili şirketin taşınır,

taşınmaz mallarının ve diğer şahıslarda bulunan haklarının bugünkü piyasa bedeli karar konusu bedelin üzerinde olduğunu, tedbirde ölçülülük ilkesi ihtiyati haciz kararının verilmesinde göz önüne alınacak ilkeler arasında değerlendirildiğini, bu ilke uyarınca ihtiyati haciz kararı verilirken orantılı ve ticari ve ekonomik hayatı ağır şekilde etkilemeyecek biçimde -kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte- mal varlıkları üzerinde bir ihtiyati hacize karar verilmesi gerektiğini, söz konusu karar ile müvekkili şirketin tüm faaliyetleri aksamış durumda olduğunu karar verilirken bu ilkenin gözetilmediğini,

icra iflas kanununun 266.maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının teminatsız şekilde kaldırılmasını ancak mahkememiz aksi kanatte ise mahkememizin uygun gördüğü teminat tutarının yatırılması akabinde ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, mahkememizce tesis edilen 2025/146 D.İş, 2025/148 karar numaralı, 25.03.2025 tarihli karara itiraz eder işbu kararın ivedi şekilde öncelikle teminatsız olarak ancak mahkememiz aksi kanaatte ise mahkememizce uygun görülecek teminatın müvekkili şirketçe yatırılması akabinde kaldırılmasını, tüm bu nedenlerle mahkememizce 2025/146 D.İş, 2025/148 karar numaralı,

25.03.2025 tarihli karar ile tesis edilen ihtiyati haciz kararının işbu dilekçeleri ile sunmuş oldukları itirazları neticesinde duruşma günü verilmeden dosya üzerinden yapılacak inceleme sonucunda ivedi ve teminatsız şekilde kaldırılmasını, mahkememiz aksi kanaatte ise mahkememizce uygun bulunacak teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasını,

mahkememiz tarafından taraflarınca teminat yatırılması karşılığında ihtiyati hacizlerin kaldırılması kararı verilmesi halinde taraflarınca mahkememizin belirlediği teminatı yatırmak için süre verilmesini ve teminatın depo edileceği tevdi yerinin taraflarına bildirilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki ihtilaf, ihtiyati haciz kararına itiraz ve ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine dayanmaktadır.

İtiraz dilekçesi yasal süresi içinde verilmiştir.

İİK' nun 265. maddesine göre aleyhine ihtiyati haciz verilen taraf mahkemenin yetkisine, teminata ve ihtiyati haczin dayandığı nedenlere dayanarak itiraz ileri sürebilir. Öte yandan İİK'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edebilme koşulları, alacağın muaccel olması ve alacakla ilgili rehnin bulunmaması olarak sınırlanmıştır.

İİK' nun 265/1. maddesine göre borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Öte yandan İİK'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edebilme koşulları, alacağın muaccel olması ve alacakla ilgili rehnin bulunmaması olarak sınırlanmıştır.

İİK'nun 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.

İİK'nun 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre talepe bulunananın alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesinin gerekmediği, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edildiği, başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterli olduğu,

ihtiyati haciz isteyen vekilinin talep dilekçesi ekleri nazara alındığında alacağın varlığını ve muaccel olduğunu yaklaşık olarak ispat ettiği, tüm dosya kapsamından mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararında kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddine karar verilmiştir.

İhtiyati haczin kaldırılması talebi yönünden yapılan değerlendirmede;

İİK'nın 264. maddesi uyarınca; dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde (haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur.

İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır.

İhtiyatî haciz, alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş veya alacaklı birinci fıkraya göre mahkemede dava açmış ise, esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip talebinde bulunmaya mecburdur.

Alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip talebi kanuni müddetlerin geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır ve alakadarlar isterse lazım gelenlere bildirilir.

Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze dönüşür.

Yine İİK'nın 266. maddesine göre; borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden istiyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer.

Bu durumda dosyaya getirtilen icra dosyasından ödeme emrinin yanı esas takibe geçilme tarihinin itirazdan önce olduğu, ihtiyati haciz kararının icra olunduğu gün esas takibede geçildiği anlaşılmakla teminat karşılığında haczin kaldırılmasına karar verilmesi yetkisinin İİK'nın 266. uyarınca İcra Mahkemesine geçtiği, mahkememizin yetkisiz ve görevsiz olduğu (mahkememizin benzer bir dosyada 28/03/2024 tarih, 2024/69 Esas sayılı ara kararının, İzmir BAM 20.HD'nin 2024/1077-1082 Esas ve karar sayılı karar ile görevsizlik sebebiyle kaldırıldığı), itiraz eden vekilinin talebini yetkili ve görevli icra hukuk mahkemesinden talep etmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiştir,

" gerekçesiyle;

"1-İhtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine,

2-İhtiyati haczin kaldırılmasına yönelik talebin usulden reddine," şeklinde karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı karşı taraf vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ

Karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle; fatura ve e -posta yazışmalarının ihtiyati haciz kararı tesis edilebilmesi için yeterli olmadığını, zira Yargıtay tarafından da desteklendiği üzere faturanın borç ikrarını içeren belgelerden olmadığı gibi alacağın varlığını gösteren kesin delil niteliğini haiz bir belge de olmadığını, İlk derece mahkemesine sunulu ... 'nın talep dilekçesinde her ne kadar müvekkili şirketi ile İhtiyati Haciz Kararı konusu borç hakkında mutabık kalındığını belirtilmişse de müvekkili şirketin borç konusunda mutabık olduğunu belirtir hiçbir e -posta yazışmasının ilk derece mahkemesi dosyasına sunulmadığını,

ihtiyati haciz kararının orantısız olduğunu, müvekkili şirketin taşınır, taşınmaz mallarının ve diğer şahıslarda bulunan haklarının bugünkü piyasa bedeli karar konusu bedelinin üzerinde olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen teminat miktarının da yetersiz olup ... 'nın ileride haksız çıkması halinde müvekkili şirketin uğrayabileceği zararın çok altında olduğunu, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın, teminat miktarının çok üstünde olduğunu, bu sebeple teminat oranına da itiraz ettiklerini, yine müvekkili şirketin sermayesi ve değeri gözetildiğinde herhangi bir mal kaçırma,

şirketi kapatma veya mevcudiyetini azaltma gibi bir durumun söz konusu olmadığını beyanla yerel mahkemece verilen 30.04.2025 tarihli usul ve yasaya aykırı ek kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep, satımdan kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesi, yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilemediğinden ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

İhtiyati haciz İİK'nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)

Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.

İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.

Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."

Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.

Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.

Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.

Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.

Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.

Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya içeriğindeki fatura ödeme tarihlerinin kararlaştırıldığı fason üretim sözleşmesi, faturalar ve mail yazışmalarına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,

inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, karşı taraf vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/04/2025 tarih, 2025/146 D.İş Esas ve 2025/148 D.İş Karar sayılı ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine ilişkin olarak verilen ek karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan karşı tarafın istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,

4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/06/2025

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/920, K. 2025/1242, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Sef2025000000375
  6. Eef2025000000003
  7. Mahkemece
  8. İstinaf Başvuru Sebepleri
  9. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/920
Karar No
2025/1242
Tarih
26 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/920 K.2025/793
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/920 K.2025/910
  • Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/921 K.2025/1022
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/921 K.2025/1025
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/921 K.2025/886
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2025/923 K.2025/1172

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.