KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2023
- Dosya no
- 2021/364
- Karar no
- 2023/1617
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/02/2018 (Dava) - 01/12/2020 (Karar
- Numarası
- 2018/255 Esas - 2020/673 Karar
- Dava
- Tazminat (Rücuen Tazminat
- Bam karar tarihi
- 25/10/2023
- Karar yazım tarihi
- 25/10/2023
Karar Metni
1.218 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2020 tarih ve 2018/255 Esas - 2020/673 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İzmir ili, Dikili ilçesinde 15/09/2014 tarihinde meydana gelen çift taraflı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanarak süreklilik arz edecek şekilde sakat kaldığını, kazanın oluşumunda davacının yolcu olarak içerisinde yer aldığı dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğunu, meydana gelen kazanın ardından davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, başvuru neticesinde 4100427408/1 sayılı hasar dosyasının açıldığını,
hasar dosyası kapsamında sakatlık tazminatı olarak 19/07/2016 tarihinde 268.000,00 TL ödeme yapıldığını, ancak davacının bakım-bakıcı giderinin karşılanmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile bakım giderinin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, açılan davanın ticari dava olmadığını, poliçe limitinin tamamının davacıya ödendiğini ve ödeme sonucunda ibraname alındığını, bu nedenle davalı şirketin başkacı sorumluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri ile sigortalısının kusuru oranında olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince "...15.09.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kusurunun bulunmamasına rağmen zarara uğrayan davacı için davalı sigorta şirketi tarafından 04.08.2016 tarihinde poliçe üst limitinden ödeme yapıldığı, davalının sorumluluğunun bu miktarla sınırlı olduğu, dosyamız kapsamında sigorta şirketi davalının kanun, sigorta poliçesi ve her yıl Hazine Müsteşarlığınca belirlenen limitlere ilişkin kaza yılına ait üst limitten ödeme yapması karşısında..." gerekçesiyle davalının poliçe üst limitinden ödeme yapmış olması nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılamaya konu olan kaza kapsamında müvekkilinin başından aldığı ağır darbe nedeniyle bilincini kaybettiğini ve halen bilinci kapalı olarak tedavi görmeye devam ettiğini, meydana gelen işbu elim kazanın ardından davalı sigorta şirketine müvekkilinin geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı olarak hak edişi olan sakatlık tazminatı kapsamında başvuruda bulunduklarını ve işbu başvuru neticesinde 4100427408/1 sayılı hasar dosyası kapsamında sakatlık tazminatı olarak 19/07/2016 tarihinde 268.000,00-TL tutarında sakatlık tazminatı alındığını,
ancak söz konusu tazminatın niteliğinin maluliyete ilişkin olduğunu, müvekkili açısından bakım-bakıcı giderini karşılamadığını, yerel mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edildiğini, davalı sigorta şirketinin tedavi - iyileşme giderleri'nden sorumlu olduğunu, söz konusu gider kapsamında doğrudan tedavi ile ilgili hastane, hekim, ameliyat ve bunlarla ilgili her türlü giderlerin, özel bakım, beslenme, tedavi için yol ve barınma giderleri, tedavi sonrası her türlü iyileşme giderleri ve protez ve benzeri giderlerin girdiğini, ancak davalı sigorta şirketi ile imza edilen ibranamenin tedavi giderleri olan bakıcı giderlerini kapsamadığını,
zira bir ibranamenin geçerli olabilmesi için; ibranamede ibra konusu alacakları ve türü ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğini, ancak yargılamaya konu olan ibranamede bu durum açıkça beyan edildiğini, bu nedenle ibraname kapsamında tedavi giderleri yönünden davalı sigorta şirketinin ibra edilmediğini, bilirkişi raporunun sonuç kısmında; müvekkili açısından davalı sigorta şirketinin tedavi giderlerinden sorumlu olduğu ve müvekkilin tedavi gideri olarak hak edişinin.
1.176.703,80 TL olarak hesap edildiğini ancak davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, gerek yargılama safhasında toplanan deliller gerekse de yerleşik Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda davalı sigorta şirketinin hukuki olarak sorumluluğunun devam ettiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle bakıcı-tedavi giderinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısından tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Daimi sakatlık tazminatında mağdurun meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre elde edeceği gelirdeki azalma hesaplanırken, yaşam boyu bakıcı gideri tazminatında, mağdurun bakımı, hastaneye gidip gelmesi, ilaçları, gerektiğinde sürekli yanı başında bulunması gereken hasta bakıcı-yardımcı maaş ve ücretleri hesaplanmaktadır. Daimi iş gücü kaybı tazminatı ile yaşam boyu bakım giderleri farklı tazminat kalemleri olup, yaşam boyu bakıcı giderlerinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bakıcı giderleri de tedavi giderleri kapsamındadır. Limitler dahilinde davalı trafik sigortacısı tedavi giderlerinden de sorumludur. Somut olayda; sürekli bakıma muhtaç kalacak derecede yaralanan davacı, bakıcı masraflarını talep etmiştir. Bakıcı gideri sakatlanma tazminatı kapsamında değerlendirilemez, ancak kişinin yaralanması nedeni ile bakıma ihtiyaç duyduğu dönem içinde yapacağı bakıcı gideri, tedavi gideri olarak hükmedilebilir. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin maluliyet nedeni ile tazminata mahkum edilmesi, bakım ihtiyacı nedeniyle yapılacak gider yönünden sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ( bkz. Yargıtay 4. HD, 2021/14687 E. - 2022/13926 K. Sayılı ilamı).
Şu durumda; davaya konu edilen sürekli bakıcı gideri zararından, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu ve zararın limit dahilinde poliçedeki tedavi giderleri teminatından karşılanması gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı da anlaşıldığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmuş,
kurulan hükümde dosyada usulüne uygun olarak alınan aktüer raporda tespit edilen toplam bedelden hatır veya müterafik kusur indirimi yapılsa dahi sonuç değişmeyeceğinden bu hususların tartışılmasına gerek duyulmamış, temerrüt tarihi olarak davalının davacıya daha önce ödeme yaptığı tarih olan 04/08/2016 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek, davalı aracın niteliğine göre de hususi olduğu için 04/08/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/364, K. 2023/1617, 25 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama