KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1045
- Karar no
- 2025/148
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/02/2022
- Numarası
- 2014/542 Esas - 2022/152 Karar
- Dava
- Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Maddi durumun Ortadan kaldırılması, Maddi Tazminat
- Dava tarihi
- 17/09/2013
- Bam karar tarihi
- 05/02/2025
- Karar yazım tarihi
- 05/02/2025
Karar Metni
2.557 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli 2014/542 Esas ve 2022/152 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, Türkiye'deki "Patlama tehlikesine tabi ortamlarda kullanılan elektrik ve elektronik ekipmanların uygunluklarını belgeleyen ... ürün belgelendirme hizmeti vermek" yetkisine sahip az sayıdaki şirketten biri olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketten 2013 Mart ayında istifa ederek ayrılan, eski işçilerinden ... ile ... isimli kişiler tarafından kurulan ve müvekkili şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren bir şirket olduğu, yukarıda bahsedilen kişilerin müvekkili şirketten, istifalarından sonra,
istifa etmeden önce, mülkiyeti müvekkili şirkete ait internet sitesine bağlı yazışma adreslerini kullanarak, müvekkili şirketin faaliyet konusuna giren bir kısım iş ve işlemleri kendileri adına yapmak konusunda çeşitli hazırlıklar içine girdiklerinin, çeşitli kişi veya kuruluşlarla elektronik ortamda yazışmalar yaptıklarının ve çeşitli makineleri sipariş ettiklerinin fark edildiğini, davalı şirketin bahsedilen nitelikteki davranışlarının,
Türk Ticaret Kanunu 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabete ilişkin hükümlere açıkça aykırılık teşkil ettiğini ve bu durumun 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan delil tespiti sonucu düzenlenen bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu,
anılan mahkeme tarafından yapılan keşif sırasında görevlendirilen bilirkişilerce davalı şirket mahallinde yapılan inceleme sonucunda: davalı şirketin merkezi olarak kullanılan ofiste kullanılan çalışma masasındaki adres içerikli kâğıtlar üzerindeki müşteri diyalogu oluşturmaya yönelik kişisel çalışma görüntülerinin 6102 sayılı TTK'nın Haksız Rekabet hükümlerin amaç ve ilkesini belirleyen 54. Maddeye avrıca TITK'nın 55/a. 55/a-2.
55l/a-3, 5bl/a-4A 5b5/c-l|, 55/d hükümlerine de açık aykırılık oluşturduğunu, davalı şirket çalışanlarınca kullanılan taşınabilir bilgisayarlar içerisinde yapılan incelemede. "Bakım ve Kullanım Kılavuzları" isimli klasör içerisinde; müvekkili şirketin isim, antet ve iletişim bilgilerini içerir 32 adet doküman bulunduğu, "..." isimli klasör içerisinde; müvekkili şirketin isim, antet ve iletişim bilgilerini içerir 26 adet doküman bulunduğunu, "..." isimli klasör içerisinde.
Müvekkil Şirket'in isim, antet ve iletişim bilgilerini içerir belirtilen 58 adet dokümandan farklı olarak 42 adet doküman bulunduğunu, davalı şirket çalışanlarının e-posta hesaplarının bulunduğu taşınabilir bilgisayar üzerinde yapılan incelemede; delil tespit dosyası içine sunulan müvekkili şirketin müşterileri olan; ... SANAYİ: ...©... ve ... e- posta hesapları, # ... LTD.
ŞSTİ. ... ... e-posta hesabı, ... / ... ... e-posta hesabı ile davalı şirketin karşılıklı mail alışverişinin olduğunun tespit edildiğini, tespiti şuan itibariyle mümkün olmayan müvekkili şirket zararının tazmini için belirsiz alacak davası açma zorunluluğu doğduğunu belirtilerek haksız rekabetin tespitine, men'ine, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,
haksız rekabet, davalı şirketin gerek basılı evrakı ve gerekse kullanmakta olduğu .......com isimli internet sitesindeki “gerçeğe aykırı ve açıkça yanıltıcı” içerik ile oluşturulduğu için, bu sitedeki davalı şirketin durumunu ve yeteneklerini/yetkilerini hatalı şekilde aksettiren tüm içeriğin silinmesine, davanın belirsiz alacak kısmına ilişkin olarak ise, şimdilik 2.000 .TL'nin, aynı zamanda haksız fiil niteliğindeki olan haksız rekabeti saptayan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/299 D.
İş. sayılı dosyasından yaptırılan keşif tarihi olan 21.06.2013 gününden itibaren işleyecek reeskont haddinden faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; husumete İlişkin olarak; davacı şirketin iddia edildiği gibi söz konusu belge ve sertifikaları vermeye yetkili bir şirket olmadığı, rekabet edebilmek için yetkili olmanın ön şart olduğu ve yetkili olunamayan bir konu hakkında başka bir şirket ile rekabet edilemeyeceği ve rekabete ilişkin yasa hükümlerinin geçerli olamayacağı, rekabet ile ilgili husumeti sağlayamayan davacı şirketin dava dilekçesinde müvekkil şirket yetkililerinin rekabet etmeyeceğine dair sözleşme imzaladıklarını iddia ettği ve söz konusu iddianın asılsız olduğu,
rekabet edilmeyeceğine dair sözleşmenin taraflar arasında hiçbir zaman imzalanmadığı, dosyada mübrez rekabet edilmeyeceğine dair herhangi bir belge de bulunmadığı, usule ilişkin olarak; davanın, fazlaya ilişkin haklar saklı olarak 2.000 TL.
Üzerinden tazminat talepli olarak açıldığı, davacı şirketin iddiası olan uğramış olduğu 2.000 TL zarara ilişkin herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı ve söz konusu zararın ne şekilde ve hangi kriterlere göre hesaplandığının soyut olarak kaldığı, H.M.K. çerçevesinde iş bu davanın belirsiz alacak davası olmadığı,
davacı şirketin uğramış olduğu zararı davacı şirketten daha iyi bilecek bir kurum, kimse veya bir bilirkişinin bulunmadığı ve eğer ortada bir zarar olduğu iddia ediliyor ise söz konusu zararın somut deliller çerçevesinde hesaplanarak talep edilmiş olması gerektiği, huzurdaki davada doğmuş olan zararlarını dahi belgelendiremeyen davacı şirketin doğabileceğini iddia ettiği zararlara ilişkin haklarını saklı tutmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sonuç olarak davacı şirket rekabet edebilecek yetkiye sahip değilken, müvekkil şirketin hukuken rekabet etmeme durumu söz konusu değilken,
gerçek dışı iddialarla müvekkil şirkete karşı açılan bu davanın, müvekkil şirketin faaliyetlerini engellemeye çalışması ve ticari itibarını zedelemek için uğraşmasının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın öncelikle husumetten reddini ve davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
Mahkemece; "...Davacı tarafça, davalı şirketin kurucuları olan ... ve ...'ın , davacı şirkette çalıştıkları dönemde davacı şirket ile rekabet etmeyeceklerine ilişkin taahhütte bulunduklarını, ancak davalı şirketi kurarak haksız rekabet içerir eylemlere giriştikleri, davalı şirketin ... belgesi düzenleyecek niteliği olmamasına rağmen bu niteliği vurgulayan bir kısım logo ve ünvanların kullanıldığı iddia edilerek mahkememize iş bu dava açılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafça davalı şirketin haksız rekabette bulunduğu iddia edilmiş ise de; gerek mahkememizce alınan 07/07/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/435 esas sayılı dosyasında bulunan ve soruşturma aşamasında İzmir C.Başsavcılığınca aldırılan 20/12/2017 tarihli raporlardaki tespitler ile İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/435 esas sayılı dosyasında verilen kesinleşmiş kararın değerlendirilmesi neticesinde;
davalı şirket ortakları ... ve ...'ın İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/435 esas sayılı dosyasına ilişkin İzmir BAM 24. Ceza Dairesinin 2020/872 esas, 2021/722 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalı şirket ortaklarının Türk Akreditasyon Kurumuna akredite olmadıkları halde davalı şirkete ait internet sitesinde ...
Ürün Belgelendirme Hizmeti verdiklerine dair davacı şirkette çalıştıkları dönemde edindikleri bilgi ve belgelerden, davacı şirket zararına olacak şekilde haksız yere yararlandıklarının ya da başkalarına yaydıklarının tespit edilemediği, dolayısıyla davalı şirketinde bir haksız rekabet eylemi olacak ise bunun şirket ortakları aracılığıyla yapılabileceği düşünüldüğünde, şirket ortaklarının da böyle bir eylemi tespit edilemediğinden davalı şirketinde davaya konu edilen haksız rekabet eylemlerini gerçekleştirdiğinin tespit edilemediği, ceza mahkemesince, mahkememizce alınan 07/07/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alındığı,
her ne kadar beraat kararı ile mahkeme bağlı değil ise de; mahkemece aldırılan 07/07/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunun denetime elverişli ve açık olması nedeniyle itibar edildiği, hükme esas alınan raporda da ayrıntılı belirtildiği üzere davalının haksız rekabet içeren eylemlerinin tespit edilemediği, davacı şirketin sadece 2 müşterisinin davalı şirket ile çalışmasının haksız rekabet oluşturmayacağı, davalının, davacının müşterilerini çekmek için davacı şirket aleyhine bir eyleminin olduğunun davalının bilgisayar kayıtlarında tespit edilemediği,
dolayısıyla davalı şirketin TTK nın 55. Maddesinde belirtilen haksız rekabete ilişkin eylemlerinin olduğu davacı tarafça ispatlanamadığı.." gerekçesiyle "...Davanın reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirket merkezinde şirket kurucularının, (şirkete ilişkin iş ve işlemelerini gerçekleştirdiği) bilgisayarlar üzerinde yapılan 21.06.2013 günlü delil tespiti sırasında haksız rekabet teşkil eder nitelikte tutum ve davranış sergiledikleri tespit edildiğini ve rapora yansıtıldığını, davanın açılmasının ardından yine davalı şirketin e-posta ve elektronik ortam kayıtları üzerinde 08.04.2014 tarihinde yapılan keşif sırasında (ve sonrasında hazırlanan 19.08.2014 tarihli bilirkişi raporuyla) da davalı şirketin haksız rekabette bulunduğunun belirlendiğini,
oysa haksız rekabete ilişkin davranışların varlığının, İzmir 21. Ceza Mahkemesi 2016/204 Esas sayılı dosyasının kesinleşen hükmüyle de sabit olduğunu ancak bu husus ceza mahkemesi ve mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, ceza mahkemesi kararının, hukuk hakimini bağlamayacağını, mahkemenin zararın tespitine ilişkin dosya durumunu değerlendirmeden ceza mahkemesi kararına göre hüküm kurmasının hatalı olduğunu, haksız rekabete ilişkin fiillerin açıkça tespit edildiğini, nitekim delil tespiti yapıldığı esnada, davalı şirket yetkilisi açıkça “...
Ürün Belgelendirme Hizmeti verebilmek” için herhangi bir başvurularının olmadığını bildirdiğini oysa bu türden bir hizmetin verilebilmesinin, Bakanlık onayına ve Türk Akreditasyon Kurumu’ndan sertifika alınmasına bağlı olduğunu, davalı şirket yetkilisinin ikrarı göz önünde bulundurulduğunda, davalının “gerçeğe aykırı” beyanda bulunarak kendisine olmayan hak ve yetkinin varlığı yönünde bir görünüş yaratmaya çalıştığını, delil tespiti raporu irdelendiğinde de görüleceği üzere, davalı şirketin merkezinde müvekkili şirkete ait ve müvekkil şirketin isim, antet ve iletişim bilgilerini içeren çok sayıda doküman;
e-posta hesapları içerisinde de (...'a akredite olmadığı ve "... ONAYLI ... Belgesi veremeyecek durumda olduğu" halde internet sitesinde "sanki bu konuda yetkiliymişçesine" yanıltıcı beyanlara yer vererek yetkisi olmadan) müvekkili şirket müşterileri (... ve ...
A.Ş.) ile karşılıklı yazışmalarının olduğu (diğer bir ifadeyle davalının müvekkil ile aynı işi yaptığının) tespit edildiğini ve davalı şirketin haksız rekabette bulunduğu yönünde görüş bildirildiğini, davalı işyerinde, 08.04.2014 tarihinde keşif yapılarak 19.08.2014 tarihli rapor hazırlandığını, haksız olduğunun bilincinde olan davalı şirket yetkilileri, bu kez (dava sırasında taraflara ait bilgisayarlarda e-posta ve elektronik ortamdaki kayıtların incelenmesi amacıyla yaptırılan bu bilirkişi incelemesi öncesinde) delil tespitine konu edilen bu kayıtları silerek,
uyuşmazlığa ilişkin detaylı bir rapor hazırlanmasına engel olduğunu, nitekim söz konusu keşif sırasında, davalı şirket vekili “Müvekkil Şirket’in bilgisayarları ...’ın şahsi bilgisayarları olup, söz konusu kayıtlar ... tarafından bir örneği alınmak suretiyle silinmiştir, örneklerin nerede olduğunu şu an bilmiyorum” şeklindeki söylemde bulunarak bahsedilen durumu teyit ettiğini, bu eksiklik nedeniyle bahsedilen 19.08.2014 tarihli rapor da, dosyadaki mevcut delil tespiti verileri dikkate alınarak hazırlandığını ancak bu durum dahi,
davalı şirketin (müvekkili şirkete ait doküman vs. kullanarak) haksız rekabet teşkil edecek nitelikte eylemlerde bulunduğu (davalı şirket kurucularının müvekkil şirkete ait 100 adet dokümanı kendi bilgisayarlarına kopyaladığı ve kullandığı) sonucunu değiştirmediğini, davalının, gerek internet sitesini ve gerekse müvekkilİ şirket antetli belgelerini “sonradan” değiştirmesi veya ortadan kaldırması bile, haksız rekabetin mevcudiyetini ispata yeterli olduğunu, aynı zamanda, davalının ...
Akreditasyonunun olmadığı tespitine de yer verildiğini, deliller eksik değerlendirildiğini, davalılar tarafından dürüstlük kuralına aykırı hareket edildiğinin de açık olduğunu, ayrıca davalının, elde ettiği menfaatlerin de müvekkili yönünden zarar olduğunu, re'sen dikkate alınacak sair sebeplerle: kararın icrasının inceleme sonuna kadar tehirine, kararın ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi durumun ortadan kaldırılması ve haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının eski çalışanları ve davalı şirketin ortakları olan dava dışı ... ve ... tarafından, davacı şirkette çalıştıları dönemde imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmelerinde rekabet yasağına ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığı,
20.11.2011 ve 01.04.2011 tarihli "Tarafsızlık Bağımsızlık ve Gizlilik Beyan Formu" başlıklı belgede davacı şirkete ait gizli belgeler konusunda yazılı veya sözlü bilgi aktarılmayacağı, deney sonuçları ve deney numuneleri hakkında yetki almadan üçüncü şahıslara bilgi verilmeyeceğinin taahhüt edildiği, anılan belgelerin de rekabet yasağı sözleşmesi niteliğini taşımadığı,
dosyaya sunulan tüm delillerden, dava dışı dava dışı ... ve ... tarafından, davacı ile aynı iştigal alanında faaliyet gösteren davalı şirketin kurulmasının ve faaliyette bulunmasının haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı şirketin akreditasyon sertifikası verebilmek için ... kurumuna başvuruda bulunduğu, başvurusunun 07.10.2013 tarihinde kabul edildiği, yine belge vermeye yetkili olan dava dışı ... Ltd.
Şti ile davalı şirketin yetkilisi ... arasında 10.05.2013 tarihli Taşeron Tetkik ve Muayene Personeli Sözleşmesi imzalandığı, davalı şirketin .......com. isimli internet sayfasında ... ürün belgelendirmeye ilişkin açıklamaların, “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçütün gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı, “yanıltıcı” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçütün ise açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı algılama biçimi olduğu, bu ölçütlerden hareketle davalının internet sitesindeki "94/9/EC ...
Yönetmeliği kapsamında patlayıcı ortamlarda kullanılacak ürünlere CE ilişkilendirilmesine yönelik belgelendirme işlemlerini yürüttüğü", "...
Yönetmeliğinin tanımladığı farklı modüller çerçevesinde akreditasyon faaliyetlerini sürdürdüğü" şeklindeki açıklamalarda davalının akredite olduğuna dair bir bilgilendirmeye, akreditasyon logosu olan "..."ı kullandığına, akreditasyon belgesi olduğuna dair bir ifadeye yer verilmediğinden bu açıklamalar gerçeğe aykırı olmadığı gibi yanıltıcı olarak algılanmasının da mümkün bulunmadığı açıktır.
Aynı konu ile ilgili davacının ... Kurumuna yapmış olduğu şikayet neticesinde kurum denetçileri tarafından düzenlenen 14.02.2014 tarihli denetim raporunda da davalı şirketin Akreditasyon sözleşmesi hükümlerine uygun şekilde faaliyetini sürdürdüğünün, elektriksel güvenlik muayenesi ve yüksek gerilim testlerine yönelik
faaliyetleri sonucunda hazırladığı raporlarda akredite olduğuna dair bir ifadenin (logo, metin vs) bulunmadığının, bu kapsamda bir bildirimde bulunmadığının, ...
Yönetmeliği kapsamında bir belgelendirme gerçekleştirilmediğinin tespit edildiği, delil tespiti dosyasında davalı şirkete ait adreste davalı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...'a ait laptopta yapılan inceleme neticesinde resim klasörünün içerisinde 100 adet davacı şirketin isim, antet ve iletişim bilgilerini içeren dökümanların bulunduğunun tespit edildiği ancak bu dökümanların davalı şirket tarafından paylaşıldığı, kullanıldığına ilişkin bir tespite yer verilmediği gibi söz konusu dökümanların tamamının da CD içerisine kopyalandığı ve delil tespiti dosyasına eklendiği,
davalı şirketin yetkilisi olan ...'ın davacı şirkette çalıştığı tarih aralığına ait [email protected] isimli e posta hesabına gelen ve giden 2304 adet mailin arşiv klasörünün içinde yer aldığı, mail iletişim bilgilerini içeren raporun da delil tespiti dosyasına eklendiği, yine davacı şirketin müşteri listesinde yer alan 3 müşteri ile davalı şirket e posta hesaplarından yazışmalar yapıldığının belirlendiği, bu yazışma içeriklerinin tümünün rapora eklendiği,
tespit dosyasında anılan belgelerin tümünün mevcut olması karşısında mahkemece yapılan keşif sırasında aynı bilgisayar üzerinde yapılan incelemede söz konusu dökümanların ve e posta masajlarının silinmiş olduğunun tespit edilmesinin rakipler arasında dürüstlüğe aykırı davranış olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, e posta içerikleri incelendiğinde davalının davacının müşterilerine kendi faaliyetleri hakkında yanıltıcı bilgi verdiğine, akreritasyon belgesi olduğuna veya davacıyı ve faaliyetlerini kötülediğine, davacıya ait dökümanları paylaştığına dair bir ifadenin bulunmadığı açıktır.
Hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, raporun aynı zamanda davalı şirket ortakları hakkında TTK'nun 62. maddesindeki suçu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında soruşturma aşamasında alınan bilirkişi heyet raporu ile de örtüştüğü, ceza mahkemesince davalı şirket ortaklarının delil yetersizliğinden beraatlerine karar verildiği ve beraat kararlarının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği,
delil tespiti dosyasında hukukçu bilirkişi tarafından davalı şirket ortağının bilgisayarında bulunan ve davalı şirket antentini taşıyan dökümanların içeriği, davalı tarafça kullanılıp kullanılmadığı, paylaşılıp paylaşılmadığı, davalı yetkilisinin daha önce davacı şirket çalışanı olması,
görev tanımı gibi hususlar değerlendirilmeden ve davacı müşteri listesinde yer alan 3 müşteri ile yapılan yazışma içerikleri de denetlenmeden soyut ve yetersiz nitelikteki hukuki yorumla eylemlerin haksız rekabet oluşturacağı yönündeki mütalaanın dikkate alınması mümkün olmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi heyet raporundaki teknik tespit ve somut değerlendirmeler karşısında raporlar arasında çelişki oluştuğundan da söz edilemeyeceği,
davalının davacı ile arasında veya davacı ile müşterileri arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışları ve ticari uygulamaları olduğunun ve bu suretle davacının kazanç kaybına uğradığının ispat edilemediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddi yönünde verilen karar doğru olup, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1045, K. 2025/148, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama