KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1292
- Karar no
- 2025/233
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/10/2019 (Dava) - 26/04/2022 (Karar
- Numarası
- 2021/328 Esas - 2022/327 Karar
- Dava
- Alacak (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 19/02/2025
- Karar yazım tarihi
- 19/02/2025
Karar Metni
1.647 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/328 Esas-2022/327 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, zaman zaman kendisi ve/veya ortağı olduğu şirketler aracılığıyla davalı bankanın bazı ürünlerini kullandığını, davalı banka tarafından müvekkiline 27/12/2017 tarihli bir yazı gönderilerek dava dışı ... San ve Tic. Ltd. Şti isimli şirketin ve ayrıca hisselerini bu ihtar yazısından daha önce devrettiği (eskiden ortağı olduğu) ... ve Tic. Ltd.
Şti isimli şirketin kullandığı kredilerden dolayı 20.000,00 TL borç bulunduğu ve bu borcun ödenmesi gerekip, aksi halde kredilerin kat edilerek yasal yollara müracaat edileceğinin ihtar edildiğini, müvekkili tarafından davalı bankaya 19/02/2018 tarihli yazı cevabı gönderilerek dava dışı ... San ve Tic. Ltd.
Şti isimli şirketin bankadan kullandığı kredilerinin geri ödeme planına uygun olarak ödenmeye devam edildiği, ancak grup şirketi olarak isimlendirilip müvekkili tarafından hisseleri devredilerek grup şirketi olmaktan çıkan ... Tic. Ltd.
Şti isimli şirketin kullandığı kredide sorun yaşanması gibi bir durum söz konusu ise kendisinin bu şirketteki hisselerini 17/02/2017 tarihinde devrettiği ve bu devir işleminin de davalı bankaya 03/01/2018 tarihli mail ile bildirilmiş olup bu tarihten sonra bu şirketin kullanacağı yeni kredilerden dolayı hiçbir sorumluluk kabul etmediğinin belirtildiğini, buna rağmen davalı banka tarafından 18/04/2018 tarihinde müvekkilinin banka hesabından hiçbir talimat alınmadan re'sen 20.005,34 TL paranın ...
Tic. Ltd. Şti'nin kullandığı kredi borcuna karşılık bu şirketin hesabına havale edildiğini, müvekkili tarafından davalı bankaya defalarca hangi tarihte doğan (veya kullanılan) kredi borcu için bu paranın alındığı sorulmasına rağmen davalı bankanın hiçbir açıklama yapmadığını ve belge de vermediğini, müvekkilinin hesabından kesilen 20.005,34 TL paranın, müvekkilinin ... Tic. Ltd.
Şti'ndeki hissesini devrettiği ve devrettiğini de davalı bankaya çektiği noter ihtarnamesi ile bildirdiği 17/02/2017 tarihinden sonraki bir tarihte bu şirkete kullandırılan bir kredinin borcu olarak kesilen bir para olduğunu düşündüklerini, eğer böyle ise yani müvekkilinin uyarısına rağmen yine de bu firmaya kullandırılan bir kredinin borcu ise davalı bankanın bu parayı müvekkilinden kesmesinin yasal olmadığını belirterek, davalı bankanın haksız olarak müvekkilinin hesabından kesinti yaptığı 20.005,34 TL'nin kesinti tarihi olan 18/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile müvekkiline geri ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen ödemenin tarihinin 18/04/2018 olduğunu, bu haliyle zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçmiş olup davanın usulden reddi gerektiğini, sözkonusu kredilerin ticari krediler olduğunu, davanın haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, davacı ...'nin ... Tic. Ltd.
Şti'nin müvekkili bankadan kullanmış olduğu kredilere kefil olduğunu, kefaletnamenin 3.11.maddesinde müvekkili bankanın hapis, takas ve mahsup hakkı düzenlenmiş olup sözleşme hükümlerine uygun olarak sağlanan tahsilatın iadesinin de hukuken mümkün olmayacağını, müvekkili bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerine istinaden yapıldığını, davacı tarafından imzalanmış kefaletname ve mevduat rehin sözleşmesini de dilekçe ekinde sunduklarını,
davacı/borçlunun hesabındaki tutarın kefil olduğu kredi borcuna mahsubunun davacının imzalamış olduğu sözleşmelere uygun olarak yapılmış olup bunu bilerek ve aradan da 1,5 yıl geçtikten sonra huzurdaki davanın ikame edilmiş olması sebebiyle kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Taraflar arasında bankacılık hizmet sözleşmesi bulunmakla sözleşme kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılan kesintiler nedeniyle zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu ve davalı tarafın zamanaşımı itirazlarının yerinde görülmediği, banka tarafından dosyaya sunulan genel kredi sözleşmelerinin ve hesap ekstrelerinin incelenmesinde; davacı ile dava dışı ...
Ticaret Ltd.Şti. arasında ... müşteri no altında 16/05/2015 tarihli ... nolu genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacının şirket yetkilisi olarak sözleşmede imzasının bulunduğu, ayrıca 16/06/2015 tarihli 50.000,00-TL üst limitli kefalet sözleşmesi ile davacının anılan kredi için kredi müşterisi şirkete kefil olduğu, yine 17/06/2015 tarihli mevduat rehni sözleşmesi ile davacının ... nolu genel kredi sözleşmesi kapsamında ...
Ticaret Ltd.Şti.'nin krediden kaynaklanan borçlarının temini için 25.385,34-TL tutarlı mevduat rehni sözleşmesini imzaladığının görüldüğü, dosyaya davacıya ait hesaptan uygulanan kesintinin kaynağını oluşturan borca ilişkin bilgi ve belgeler getirtildiği, uygulanan kesintinin ...
Tic.Ltd.Şti.'nin kredili mevduat hesabından yapılan nakit kullanımları nedeniyle oluştuğu, davacının hesabından 18/04/2018 tarihinde 20.005,34-TL tutarlı kesinti uygulandığı, bu kesinti ile dava dışı ...
Ticaret Ltd.Şti.'nin 15.924,91-TL tutarlı KMH asıl alcağı, 3.929,90-TL işlemiş faiz, ve 150,53-TL BSMV borcundan mahsuben tahsilat yapıldığının görüldüğü, davacı tarafça şirket hisselerinin dava dışı 3.kişiye 17/02/2017 tarihinde devredildiği, devrin davalı bankaya 03/01/2018 tarihinde bildirildiği, bu tarih sonrası kullanılacak kredilerde davacının sorumlu olmayacağı beyan edilmiş ise de; öncelikle davacı ile davalı banka arasında dava dışı ...
Ticaret Ltd.Şti.'nin ... nolu genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullanmış olduğu kredi ürünleriyle ilgili olarak kefalet sözleşmesi ve mevduat rehni sözleşmesi imzalanmış olup, davacının kefalet sözleşmesinden ve mevduat rehni sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinin şirket hisselerinin devri ile sona ermeyeceği, yine davacının tek taraflı bir beyanı ile bu sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulamayacağı, kaldı ki, kesinti uygulanan KMH hesabında bulunan borç bakiyesinin 15.878,94-TL ana para tutarındaki kısmının davacının davalı bankaya hisse devri sözleşmesini bildirdiği tarihe kadar yapılan işlemlerden oluştuğu,
sonraki tarihlerde de davacının kefalet sözleşmesi ve mevduat rehni sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri devam etmekte olup davacı banka tarafından mevduat rehni sözleşmesine dayanılarak davacıya ait mevduat hesabından uygulanan kesinti ve borç tahsilatında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirildiğinden, DAVANIN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından, "...Müvekkilinin hisselerini 17/02/2017 tarihinde devrettiğini, bu devir işlemini davalı bankaya 03/01/2018 tarihinde mail ile bildirdiğini, bu tarihten itibaren şahsi kefilliğinden ayrıldığını ve dava dışı şirkete kullandırılan bir kredi olursa bu krediden dolayı müvekkilinin kefil olarak bir sorumluluğunun olmayacağını ihtar ettiğini, davalı bankanın bu 03/01/2018 tarihli ihtardan sonra 18/04/2018 tarihinde dava konusu krediyi kullandırdığını, müvekkilinin şahsen imzalamış olduğu kefalet ve mevduat rehin sözleşmelerinin hukuken geçersiz olmasının davada dayandıkları temel sebepler olduğunu,
ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporu aldığını ve bilirkişinin görevi olmayan konularda hatalı hukuki yorum yaptığını, itiraz dilekçelerinde açıklamış olsalar da maalesef ilk derece mahkemesinin bu hukuki hatalarla karar verdiğini, davalarında ileri sürdükleri esas hukuki sorunu açıklamadığını, birinci konunun;
kefalet sözleşmesinin ve mevduat rehin sözleşmesinin hukuken aranan şartları içeren ve geçerli olan sözleşmeler olup olmadığı konusu olduğunu, kefalet sözleşmesi incelendiğinde eş rızası olmadığının görüldüğünü, ilk derece mahkemesinin bu konuda gerekçeli kararında hiçbir değerlendirme yapmadığını, aynı şekilde mevduat rehin sözleşmesinin de eş rızası taşımadığını, el yazısı ile imzalanması gereken rehin bedelinin/limitlerinin el ile yazılı olmadığını, gerekçeli kararda sözleşmeler sanki hukuken geçerliymiş gibi değerlendirme yapıldığını, ikinci konunun;
müvekkilinden kesilen dava konusu 15.878,94 TL ana para KMH kredisinin davalı banka tarafından dava dışı ... Tic. Ltd.
Şti'ne ne zaman kullandırıldığı, yani müvekkilinin kredi kefalet/rehin sorumluluğundan vazgeçtiğini davalı bankaya bildirdiği 03/01/2018 tarihinden önce mi yoksa sonra mı kullandırılan bir kredi olduğu hususu olduğunu, dava konusu kredinin KMK/kredili mevduat hesabı olduğunu, yani bankanın kredi kullanan şirkete açık hesap gibi bir limit verdiğini ve kredi kullanan firmanın isterse bu krediyi kullanabileceği ve ancak 1 ay içinde de ödemesi gerektiği, kredi kullanan firmanın, 18/04/2018 tarihinde bankadan KMH hesabından 15.878,94 TL kredi kullandığını,
oysa müvekkilinin bankaya ihtarname çekerek ihtarnamenin bankaya tebliğ edildiği tarih olan 03/01/2018 tarihinden itibaren kredi kullanan ... firmasına KMH dahil tüm kredilerden kullandırılacak kredilerden bu tarihten itibaren şahsen sorumlu olmayacağının bildirilmiş olduğunu, buna rağmen, mahkemenin bu KMH kredisinin ihtarnamenin bildirildiği tarihten önce kullandırıldığını zannettiğini, büyük hatanın burada olduğunu, ihtara rağmen, banka tarafından bile bile kullandırılan bu KMH kredisi için müvekkilinin şahsi sorumluluğunun olamayacağını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak banka hesabından yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; bilindiği üzere genel kredi sözleşmesine kefalette, salt şirket hisselerinin devri kefilliği sona erdiren bir neden olmamakla birlikte, TBK 599.maddedeki koşulların sağlanması halinde kefillikten rücu edilmesi mümkündür. TBK'nın "Kefaletten Dönme" başlıklı 599.maddesinde.
"Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir." şeklinde düzenleme bulunmakta olup, maddede belirtilen koşulların sağlanması halinde kefaletten rücu mümkündür.
Ancak somut uyuşmazlıkta, bahse konu yasa maddesindeki koşulların gerçekleştiği davacı tarafça ileri sürülüp ispat edilmediği gibi, davacının, davadışı ... Tic.
Ltd.Şti lehine genel kredi sözleşmelerine müteselsil kefil olmasından başka, bir de "mevduat rehni sözleşmesi" imzalamış olduğu görülmekte olup, doğrudan davacı ve davalı arasında imzalanmış olan bu sözleşmede, banka ile anılan davadışı şirket arasındaki GKS ile de irtibat kurulmak suretiyle 25.385,34-TL'ye kadar doğmuş ve doğacak şirket borcu için davacının hesabındaki bu tutara kadarki paranın banka lehine rehnedilmesi kararlaştırılmıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da, bankanın, davadışı asıl borçlu şirkete BCH gibi çalışan KMH kredileri kullandırılması neticesinde doğan borcun ödenmemesi nedeniyle davacının hesabındaki tutarın kredi borcuna mahsuben çekildiği belirlenmiş olup, davacının imzası bulunan kefalet sözleşmeleri bakımından, dosya kapsamı itibariyle kefillikten dönme koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamamasının yanısıra, kefillikten başka ayrıca mevduat rehni sözleşmesi kapsamında da borçlu sıfatının bulunmasına göre, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1292, K. 2025/233, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama