KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/131
- Karar no
- 2024/869
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/12/2019 (Dava) - 28/10/2021 (Karar
- Numarası
- 2019/536 Esas - 2021/849 Karar
- Dava
- Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 22/05/2024
- Karar yazım tarihi
- 22/05/2024
Karar Metni
1.773 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/536 Esas- 2021/849 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 24.04.2017 tarihinde müvekkili kurumca ... Müdürlüğü hizmetinde kullanılan ... plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı yabancı aracın poliçesi/yeşil kartının ...
Şirketi tarafından düzenlendiğini, 4477 sayılı yasa gereğince ise ...'nun davalı olarak gösterildiğini, bu kaza neticesinde müvekkili kuruma ait ... plakalı araçta 32.141,87 TL (KDV hariç 29.690,37 TL) hasar oluştuğunu, müvekkili kurumun aracının piyasa değerinin yaklaşık 90.000,00 TL olduğu kabulünde neredeyse yarı oranına yakın bir hasar oluştuğunu, kayıtlarına işlendiğini ve herkese açık görünür hale geldiğini, bu hali ile aracın piyasa değerinin en az 10.000,00 TL düştüğünü, bu sebeple müvekkilinin bu zararının giderilmesi gerektiğini,
olayda olduğu gibi ağır kaza geçiren araçların hizmet sürelerinin kısalmakta olduğunu ve orjinal/kazasız araçlara kıyasen çok daha düşük bedellerle elden çıkarılmakta olduğunu, değer kaybının tazmini için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek, müvekkili idarenin uğramış olduğu zararın fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkili idareye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin yabancı ülke Yeşil Kart Büroları ile yaptığı Internal Regulations anlaşma çerçevesinde yabancı plakalı araçların Türkiye’de karıştıkları kazalarda şayet geçerli bir Yeşil Kart sigortaları mevcutsa Yeşil Kart Sigortacıları adına kusur esasına göre zarar gören üçüncü şahısların hasarlarını, Türk mevzuatına göre tedvir ettiğini, müvekkili büronun, araçların sahip veya sürücüleri adına hareket etmeyip yabancı sigorta şirketi adına hareket ettiğini, bu durumda,
kusur esasına göre ve yabancı sigorta şirketi adına Mali Sorumluluk Sigortası limit ve şartları çerçevesinde müvekkili büronun sorumluluğunun doğduğunu, kusurun ve kusur oranının tespitinin Karayolları Fen Heyetinden seçilecek 3 kişilik heyet ve/veya Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın geçiş üstünlüğü olması için görev halinde olması gerektiğini, kaza tespit tutanağında görev halinde olduğuna dair hiçbir emare bulunmadığını, her iki aracın yol seyrinin de caddede olup aksine sağdan gelen aracın geçiş üstünlüğü olduğunu ve sağdan gelen aracın da yabancı plakalı araç olduğunu,
bu sebeplerle yabancı plakalı araç sürücüsünün tamamen kusursuz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte değer kaybı talebinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali sorumluluk sigortası genel şartları ekinde yer alan değer kaybı formülüne göre yapılması gerektiğini, davacıya ait ... plakalı araçta değer kaybı oluşturacak aksamların boya aksamı ile kaynak yapılan kaporta aksamı olduğunu, afaki 10.000,00 TL değer kaybı talebinin reddi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ".....Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde. 24/04/2017 günü davadışı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın kavşağa görüntülü ve sesli uyarı sistemi açık olarak girdiği, ...
Caddesinden gelerek karşı tarafa geçmeye çalışan ve ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı araç ile kavşak içinde çarpışması sonucunda araçların hasara uğradığı, davacı araç sürücüsü geçiş üstünlüğüne sahip olmasına rağmen davalı taraf sigortalısı araç sürücüsünün bu hususa riayet etmemesi nedeni ile kazanın oluşumunda ...'nin kusursuz olduğu, ...'ın ise tam kusurlu olduğu, bu kaza neticesinde davacı aracının toplam 8.000,00 TL tutarında değer kaybına uğradığı, söz konusu değer kaybından davalı tarafın sorumluluğunun bulunduğu,
davacı tarafın bu değer kaybına ilişkin zararının davalı tarafça giderilmediği göz önüne alınarak davanın kısmen kabulü gerekmekle. DAVANIN KISMEN KABULÜ ile.
24/04/2017 tarihinde gerçekleşen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sonucu ... plakalı araçta meydana geldiği takdir edilen 8.000,00 TL değer kaybı tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine....." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Değer kaybı miktarı belirlenirken 21.09.2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporunun hatalı ve eksik incelemeler içermekte olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazlarını sunduklarını, ancak değerlendirilmediğini, ... plakalı resmi ekip otosu kaza tarihinde 5 aylık olup neredeyse '0' km araç denginde olduğunu, bilirkişi raporunda aracın ikinci el rayiç satış değerinin 80.000,00-TL olarak belirlendiğini, araçta 32.141,87-TL'Iik hasar oluştuğunu, bir başka deyişle aracın değerinin %40'ı oranında hasar tutarı mevcut olduğunu,
bilirkişi raporunda gerçek zarar tutarının 8.000,00-TL olarak belirlendiğini, bunun da aracın piyasa değerinin %10'una tekabül ettiğini, günümüz piyasa şartları kapsamında değerlendirme yapıldığında; aracın kazasız ve hasar kayıtsız emsallerinin piyasa değerinin minimum 180.000,00-TL civarında olup %40'lık hasar tutarı oranlaması yapıldığında 72.000,00 TL onarım maliyeti ve hasar kaydı ile araç bedelinin %10'una tekabül eden 18.000,00-TL'lik değer kaybı tutarı mevcut olacağını, hiçbir gerçek alıcının bu şartlarda olan bir araca 181.000-TL ödeme yapmayacağını,
dosya içerisinde yer alan ilan örneklerinde aracın hasarsız emsallerinin piyasa rayiç değeri 185.000,00-190.000,00-TL aralığında iken, 28.000-TL tramer hasar kaydı olan aracın satış bedelinin 170.000,00-TL olduğunu, görüleceği üzere yaklaşık %10'luk bir değer kaybı söz konusu olduğunu, hasar bedelinin 72.000,00-TL olması durumunda piyasa rayiç değer kaybının en az 25.000,00-TL olacağının tartışmasız olduğunu, neticeten, davaya konu kaza tarihi itibariyle 80.000,00-TL olarak belirlenen araç rayiç değerinin %14'ü baz alındığında dahi,
davaya konu kaza sebebiyle ... plakalı resmi ekip otosunun değer kaybının asgari 11.200,00-TL olması gerektiğini, hatalı ve eksik inceleme ve hesaplama yapılan bilirkişi raporuna dayalı olarak kurulan hükmün hukuka, usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu zarar haksız fiilden kaynaklanmakta olup haksız fiilden doğan zararlarda faizin başlangıcının haksız fiilin işlendiği tarih olduğunu, bu nedenle faizin haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren yürütülmesinin hatalı olduğunu,
mahkeme tarafından arabuluculuk ücretinin davacı müvekkili idareden tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verildiğini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereği arabuluculuk ücretinin anlaşma sağlanamaması halinde haksız çıkan taraftan tahsil edilmesi gerektiğini, buna göre; arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, açık yasal düzenlemeye rağmen müvekkili kurumdan tahsiline karar verilmesinin hukuka, usule ve yasaya aykırı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
KATILMA YOLUYLA İSTİNAF DİLEKÇESİNDE DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Davacının değer kaybı tespiti ile ilgili piyasa rayiç değerleri konusunda yaptığı oranlamaların gerçeği yansıtmaması ve alınan 2 bilirkişi raporuna rağmen eksik incelemeyle hüküm kurulduğu iddiasının afaki olup reddi gerektiğini, ayrıca sigortacıya karşı faizin dava tarihinden itibaren başladığını, kusur konusunda yaptıkları itirazların ise davacının geçiş üstünlüğünün olmadığı ve sirenlerinin çalışmadığı yönünde olduğunu,
yabancı sigorta şirketi adına hareket eden müvekkili kurumun kaza raporunda yazılı hususlarla bu iddiasını ileri sürdüğünü ve alınan bilirkişi raporlarında da davacıya ait aracın görevde olup olmadığının tespit edilemediğini, yabancı plakalı aracın sürücüsünün işleteni sigorta şirketinin yurt dışında mukim olduğunu, üstelik davacı aracının görevde olup olmadığı hususunun kaza sonrası tutulan kaza raporunda da yazılı olmadığını,
bu sebeple mahkemenin bilirkişi raporlarına ve kaza tespit tutanağına rağmen davacının aracının görevde olduğu kanaatiyle yabancı plakalı aracın kusurlu olduğuna dair hesaplama ile hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yabancı plakalı araç kusursuz olduğundan davanın reddi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, yeşil kartlı yabancı plakalı araçla meydana gelen trafik kazası nedeniyle değer kaybı istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı her iki taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davaya konu kazada davacı taraf aracının resmi polis otosu niteliğinde olduğu, karşı aracın ise yabancı plakalı olup yeşil kart sahibi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, yeşil kart o ülkede düzenlenmiş ZMMS gibi kabul edilip bu şekilde değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Mahkemece kusur ve değer kaybı bakımından bilirkişi raporları alındığı, davacı polis otosunun görevde olup olmadığına/ve buna dair işaret verip vermediğine dair ikili bir ayrım yapılarak seçenekli olarak kusur tayinine gidildiğinin görüldüğü, değer kaybına dair alınan ilk raporda davacı aracının kazadan önceki rayiç değerinin 80.000-TL, sonrasındaki hasarlı halinin ise 76.000-TL olduğunun belirtildiği,
itiraz üzerine farklı heyetten alınan 2.raporda ise aracın kaza öncesi rayicinin 80.000-TL olduğu görüşüne katıldıklarını, ancak 32.000-TL gibi bir rakamla onarım gören aracın(ağır/orta hasar niteliğinde) hasar sonrası rayicinin ancak 72.000-TL olabileceği kanaatinde olduklarının belirtildiği, mahkemece dosya kapsamına göre davacı aracının kaza anında görevde olmasına göre geçiş üstünlüğüne sahip olması nedeniyle kazada kusursuz olup, resmi görevdeki polis aracına ilk geçiş hakkını vermeyen diğer aracın ise kusurlu olduğu kanaatinin benimsendiği,
değer kaybı bedeli bakımından da son rapordaki tutarın esas alınması suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmekle; dosya kapsamındaki davacı aracına dair kaza tarih ve saatini içerir şekildeki görev yazılarına, polis telsiz kayıtlarına havi CD ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafa ait resmi görevli polis aracının geçiş önceliğine dayalı olarak benimsenen kusur durumunda bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının reddi gerekmiştir.
Değer kaybı hesabı bakımından; Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde, "kaza tarihi"ne göre bu tarihten önce ve kazadan sonraki değerlerin esas alınması gerekliliği karşısında davacı vekilinin günümüz piyasa şartlarına göre değerlendirme yapılmasına dair isteminin kabulünün mümkün görülmemesine, talep konusunun araç hasar bedeli değil yalnızca değer kaybına ilişkin olmasına, bu doğrultuda inceleme ve değerlendirme yapılmış olup hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmasına göre, davacı vekilinin bu yöndeki itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yine, faiz başlangıç tarihi bakımından; davalının trafik sigorta şirketi gibi değerlendirilmesi gerekliliği karşısında, faizin haksız fiil tarihinden başlatılamayacak olmasına göre davacı vekilinin bu itirazının reddi gerekmiş, yine arabuluculuk ücretine dair itirazı bakımından da. 6325 S.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasındaki; "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz" düzenlemesi uyarınca, somut uyuşmazlıkta davanın, 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi ile düzenlenen sigortacıya yazılı başvuru şartına tabi olması karşısında, ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı, bu ücretin davacı tarafa yüklenmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından,
sözkonusu itirazın da reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/131, K. 2024/869, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama