KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1665
- Karar No
- 2025/632
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1658
- Karar no
- 2025/526
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/01/2022 (Dava) - 19/07/2022 (Karar
- Numarası
- 2022/9 Esas - 2022/623 Karar
- Dava
- Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 09/04/2025
- Karar yazım tarihi
- 09/04/2025
Karar Metni
2.446 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/9 Esas-2022/623 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
09.07.2020 tarihinde davalı ...'ye ait ve kendisinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkiline ait ve kendisinin sevk ve idaresindeki ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından tutulan kaza tespit tutanağında, ... plakalı araç sürücüsü ...’nin doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma maddesini ihlal ettiği, ...'in ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı ifadelerine yer verildiğini, davalı sigorta şirketinin de ZMMS poliçesi nedeniyle poliçe teminatı ile sınırlı olarak maddi hasardan sorumlu olduğunu,
oluşan hasar miktarı ve aracın rayiç değeri dikkate alındığında tamirin ekonomik olduğunun ortada olduğunu, kaza sonrası Almanya’da bulunan bilirkişi bürosu tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile araçtaki hasar bedelinin KDV dahil 3.914,54 Euro olarak tespit edildiğini, müvekkilinin daimi ikamet adresinin Almanya olduğunu, araç Almanya plakalı olup Almanya’da tamir edileceğinden zararın kaza tarihindeki Almanya rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkiline ait aracın rayiç değeri 6.550,00 Euro-10.000,00 Euro arasında olduğundan hasarın tamir edilebilir olduğu yönünde kuşku bulunmadığını,
emsal satış ilanlarının ekte sunulduğunu, müvekkilinin zararının tazmininin de Euro üzerinden hesaplanması ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğünü, müvekkili adına davalı sigorta şirketlerine KEP üzerinden yapılan hasar ihbarının ...
Sigorta A.Ş’ye 25.11.2021 tarihinde teslim edildiğini, beşinci günün sonunda muhataba tebliğ edilmiş sayılacağını, buna göre hasar ihbarının 30.11.2021 tarihinde yapıldığının kabulü gerektiğini, sekizinci iş günü sonu olan 11.12.2021 tarihinden itibaren de temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini, müvekkili tarafından ödenen yurtdışı hasar tespit ücretinin yargılama giderlerinde dikkate alınmasını, zira müvekkilinin 788,22 Euro ekspertiz ücreti ödediğini belirterek,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkiline ait araçta meydana gelen 3.914,54 Euro maddi tazminatın davalı ...’den kaza tarihi olan 09.07.2021'den itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak, davalı ...
Sigorta AŞ yönünden (poliçe teminatı ile sınırlı olarak) temerrüt tarihi olan 11.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin bilirkişi ücreti olarak ödediği 788,22 Euro’nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhil edilerek davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ...
Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, kaza tarihindeki poliçe limitinin 41.000,00 TL olduğunu, davacı taraf ile hasar tutarı konusunda mutabık kalınmadığı için ödeme yapılamadığını, başvuru üzerine hasar dosyası açıldığını ve ekspertiz raporunda meydana gelen hasar tutarının 3.183,14 TL olduğunun tespit edildiğini, Adli Tıp Kurumu'ndan kusur raporu alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın fahiş olan maddi hasar talebinin reddi gerektiğini,
davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporundaki tespitlerin Trafik Sigortası Genel Şartlarına uygun olmadığının açık olduğunu, davacı tarafa ait aracın yurt dışında onarıldığına dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, zira aracın Türkiye'de onarılması ihtimalinde, araç daha düşük maliyetle onarılacağından, onarım faturası bulunmaksızın Almanya şartlarına göre hesaplama yapılması ve bu tutardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının, davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğinden kabul edilemez olduğunu, müvekkili şirketin hasar tutarının KDV'sine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,
karşı tarafın müvekkili şirkete başvuru yapmadan önce temin ettiği ekspertiz raporu ücretinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; iddiaların hukuki dayanaktan tamamen yoksun, soyut iddialar olduğunu, sözde alacağın zamanaşımına uğradığını, haksız davaya karşı hak düşürücü süre itirazında da bulunduğunu ve davanın reddini talep ettiğini, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, kazanın meydana geldiği yer olan ve aynı zamanda ikameti olan Niğde Mahkemesi'nde açılması gerektiğini, davacı yanın iddiasını ispatla mükellef olduğunu, dosyada yer alan tespit ve tutanakların tamamen davacı tarafından beyan ve tanzim edilmiş evraklar olduğunu, somut bir delilin olmadığı gözetildiğinde davacının taleplerini ispat edemediğinin sabit olduğunu,
aksi kanaatte olunması halinde ise dava konusu kazaya ilişkin kusur incelemesi yapılmasını talep ettiğini, öte yandan davacının aracında kayda değer bir hasar bulunmadığını, aracının plastik aksam olan ön tampon kısmında sadece sıyrık ve çizikler bulunduğunu, araçta değerinin yarısı oranında bir hasar oluşması durumunda aracın hareket edememesi ve pert sayılması gerektiğini, böyle bir durumda pert bir aracın Niğde ilinden Almanya ülkesine, yani yaklaşık 3500 km yol yapmasının imkansız olduğunu, yine davacının yasal dayanaktan yoksun,
ne şekilde düzenlendiği belli olmayan aşırı fahiş fiyatlarda bir rapor sunduğunu ve tazminat talebinde bulunduğunu, herhangi bir ekspertiz raporu, onarım faturası yahut yetkili servis tespit tutanağı yer almadığını, aracın yurt dışında onarıldığına dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, haliyle davacı yanın dayanaksız şekilde talep ettiği tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, davacının zarar ve giderini azaltmaya yönelik uygulamalara olanak tanıyacak şekilde iyi niyetli davranması gerektiğini, tedarik, parça ve işçilik iskontosu yapılması gerektiğinin açık olduğunu,
davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporundaki tespitlerin Trafik Sigortası Genel Şartlarına uygun olmadığını, onarım faturası veya onarıma ilişkin ödeme yapıldığını gösterir dekont bulunmadığını, böylece davacının KDV ödemesi yapmadığının ortada olduğunu, KDV bedelinin kendisinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, ekspertiz rapor ücreti de talep edemeyeceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Otomotiv bilirkişinin raporunda, davalı sürücünün sola dönüş kurallarına uymadığı, kavşağa kontrolsüz girdiği, doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yaptığı, dönüş ve geçiş kuralına aykırı hareket ettiği, kazanın meydana gelmesinde etken ve tam kusurlu olduğu, davacının ise kazanın önlenmesinde alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı ve kusursuz olduğu, davacı aracının 2007 model BMW 7.30i marka araç olduğu, davacı aracının söz konusu kazada sağ ön çamurluk, tampon, lastik ve jant kısmından hasar aldığı,
davalı sigorta tarafından yapılan ekspertiz incelemesinde yedek parça, işçilik ve KDV hariç hasar bedelinin 3.183,14 TL olarak belirlendiği, davacının Almanya ülkesinde yaptırdığı ekspertiz incelemesinde ise aracın ikinci el rayiç bedelinin 6.550 Euro, araç onarım bedelinin 3.914,54 Euro olarak belirlendiği, davacı tarafından Almanya ülkesinde yaptırılan ekspertiz incelemesine konu yedek parça ve işçilik fiyatlarının meydana gelen kaza ve hasar ile uyumlu olduğu, ayrıca söz konusu yedek parça ve işçilik bedellerinin Almanya ülkesi rayiçlerine uygun olduğu,
buna göre davacı aracının hasar onarım bedelinin rayiçlerine göre yedek parça, işçilik ve KDV dahil 3.914,54 Euro olduğu, ancak söz konusu ekspertiz raporunda aracın Almanya ülkesinde kaza öncesindeki rayicinin 6.550 Euro olarak belirlendiği dikkate alındığında, onarım bedelinin aracın rayiç değerinin %50'sini aşması nedeniyle aracın tamirinin ekonomik olmadığı, dava konusu aracın 2007 model olduğu ve 246.258 km'de bulunduğu,
yapılan piyasa araştırmasında söz konusu aracın rayicinin davacı tarafından yapılan ekspertizde olduğu gibi 6.550 Euro olarak kabul edilmesi gerektiği, araçta meydana gelen hasarın niteliği ve boyutu dikkate alınarak yapılan sovtaj değerlendirilmesinde ise sovtaj bedelinin 3.700 Euro olarak tespit edildiği, buna göre davacının gerçek zararının 2.850 Euro(6.550-3.700) olduğu, talep edilen ekspertiz ücretinin Almanya piyasa rayiçlerine uygun olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bilirkişi tarafından belirlenen bedellerin meydana gelen hasarın niteliği ve boyutuna göre zarar ve hakkaniyete uygun olduğu,
davacının bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının yerinde görülmediği, davalılarca bilirkişi raporunda belirlenen zararın fahiş olduğu savunulmuş ve Türkiye rayicine göre değerlendirme yapılması talep edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre davacının yabancı plakalı araca ilişkin ikamet ettiği ülke rayicine göre talepte bulunabileceği, alınan bilirkişi raporunun gerekçeli olduğu, meydana gelen hasarın niteliği, dava konusu aracın özellikleri, davacı tarafından sunulan belgeler ve dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun olduğu, kazaya sebebiyet veren davalı aracının davalı ...
Sigorta AŞ nezdinde ZMMS poliçesi ile sigorta kapsamına alındığı, kaza tarihi itibariyle maddi hasarlarda poliçe teminat limitinin araç başına 41.000,00 TL olduğu, temerrüdün davacının davalı sigorta şirketine başvurusundan itibaren 8. iş gününün sonu olan 11/12/2021 tarihinde gerçekleştiği, davalı ...'un ise kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü/işleteni olarak meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,
davalı ...'un 6098 sayılı TBK'nun 117. maddesi uyarınca haksız fiil tarihi olan kaza tarihinde temerrüde düştüğü, ancak davacı vekilinin dava dilekçesinin talep sonucu kısmında açıkça davalı ...' dan 09/07/2021 tarihinden itibaren faiz talep etmekle adı geçen davalının bu tarihten itibaren faiz talebinden sorumlu tutulması gerektiği, ....yaptırılan özel eksper incelemesi için ödenen (ve belgesi sunulu ve Almanya piyasa rayiçlerine göre makul olan) ekspertiz ücretinin 6100 sayılı HMK'nın 323.maddesi uyarınca yargılama gideri olarak hüküm altına alındığı, sonuç olarak.
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 2.850 Euro maddi tazminatın davalı ... yönünden 09/07/2021 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ise 11/12/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki T.C Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı ...
Sigorta A.Ş kaza tarihi olan 2020 yılı poliçe teminat limiti olan 41.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından; "...Bilirkişi raporuna karşı itirazları gözetilmeksizin tek rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporunda sunulan emsal satış ilanları müvekkilinin aracı ile eşdeğer nitelikte olmadığından rayiç değer tespitine esas alınmasının doğru olmadığını, müvekkilinin aracının kaza tarihinde 13 yaşında olduğunu, oysa bilirkişi tarafından raporun tanzim edildiği 24.05.2022 tarihi esas alınarak bilirkişi tarafından rayiç değer tespitine esas alınan araçların 15, 16 yaşında olduğunu,
ilanlar incelendiği takdirde görüleceği üzere müvekkilinin aracının rayiç değeri 14.500,00 Euro ve 16.300,00 Euro arasında değişkenlik gösterdiğini, onarım bedelinin 3.914,54 Euro olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin aracının tamirinin ekonomik olduğunun tartışmasız olduğunu, total pert olduğu yönündeki tespitin kabulünün mümkün olmadığını, onarım masraflarının bir aracın rayiç değerinin %50'sini aşmasının, o aracın pert total işlemine tabi tutulması gerektiği ve tamirinin ekonomik olmadığı anlamına da gelmediğini,
Kasko Genel Şartlarının 3.3.2.2.maddesinde onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda aracın tam hasara uğramış sayılacağını, anılan hükme göre onarım masraflarının aracın rayiç değerini aşmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda aracın onarım kabul etmez hale geldiğinin de tespiti gerektiğini, halbuki Almanya'da bilirkişi bürosu tarafından araç üzerinde çıplak gözle inceleme yapılarak 'araç sürülebilir durumdaydı' ifadeleri ile tespit edildiğini,
Alman Federal mahkeme kararlarına göre de aracın ekonomik pert olduğundan bahsedebilmek için onarım bedelinin aracın rayiç değerini aşması gerektiğini, aksi yönde tanzim edilen bilirkişi raporunun ve sadece bu rapora dayalı olarak kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, farazi hurda değeri düşümü yapılmasının da doğru olmadığını, hurda değeri araştırmasına ilişkin bir bilgi ya da belgenin dosyaya sunulmadığını, hükmün gerekçesinde de aracın onarımının mümkün olduğu ifade edilmiş olup hüküm ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini,
müvekkili tarafından alınan yurt dışı bilirkişi raporu ile yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden ve itirazları gözetilmeden dosyanın karara çıkarıldığını, eksik incelemeye dayalı olarak kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, hükümde kaza tarihi yanlış yazılmış olup maddi hatanın mahkemece düzeltilmesini talep ettiklerini, kazanın 09.07.2020 tarihinde meydana geldiğini, ancak dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında kaza tarihinin sehven 09.07.2021 şeklinde yazıldığının görüldüğünü,
her ne kadar ilk derece mahkemesince sonuç ve istem kısmında belirtilen kaza tarihi esas alınarak hüküm kurulmuşsa da, maddi hataya dayalı olarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını, zira bir rakam hatasından dolayı müvekkilinin bir yıllık faiz alacağına kavuşamamasının kabulünün mümkün olmadığını, hüküm fıkrasında davalı sigortanın sorumluluğunun poliçe teminatının TL cinsinden karşılığı ile sınırlandırılmasının doğru olmadığını, her dava açıldığı tarihteki şartlara tabi olup mahkemelerce zararın poliçe teminatı dahilinde kalıp kalmadığının dava tarihi itibari ile belirlenmesi ve sorumluluğa hükmedilmesi gerektiğini,
sorumluluk miktarının belirlenmesinin kararın infaz tarihine bırakılamayacağını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararında da açıkça davanın açılma tarihi itibari ile tarafların hak ve borçlarının belirlenmesi gerektiğinin açıklandığını (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 28.11.1956 tarihli, 1956/15 Esas-1956/15 Karar), kendisine yapılan başvuruya rağmen tazminatı ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olan ve davanın uzamasına sebebiyet veren ZMMS sigortasının yabancı para borcuna ilişkin borç yükümlülüğünün sonucuna katlanmak zorunda olduğunu,
aksi düşüncenin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının mükafatlandırılması anlamına geleceğini, müvekkilinde oluşan zarar yabancı para üzerinden doğmuş olup sigortanın sorumluluğunun da işletenle eşdeğer olduğunu, öte yandan sigortanın sorumlu tutulacağı tazminat miktarı TL cinsinden belirlenip yabancı para faizi ile sorumlu tutulmasının da tezat oluşturduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, yabancı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle araç zararının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait Almanya plakalı aracın, davalı ...'ye ait ve davalı sigorta şirketine trafik sigortası ile sigortalı aracın asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiği kaza neticesinde maddi hasara uğradığı, davacının ikamet ettiği Almanya'da ekspertiz raporu alarak davalı sigorta şirketine başvurduğu, ancak ödeme yapılmaması üzerine işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece otomotiv bilirkişiden kusur ve hasara dair rapor alındığı, raporda davacının sunduğu Alman ekspertiz raporu, fotoğraflar ve kazaya dair tüm bilgi ve belgeler incelenerek, gerekli piyasa araştırmaları da yapılmak suretiyle davacının aracının tamir bedelinin, kaza tarihindeki araç rayiç değeri ile kıyaslanması sonucunda aracın tamirinin ekonomik olmayıp, pert total sayılması gerektiği, bu kapsamda gerçek zararın araç rayiç değeri ile sovtaj bedeli farkı olan (6.550 - 3.700 Eur) 2.850-Eur olduğu yönünde görüş bildirildiği,
her ne kadar davacı tarafça aracın rayiç bedeline ve sovtajına itiraz edilerek tamirinin ekonomik olduğu ileri sürülmüş ise de, bilirkişi raporunda esas alınan araç rayiç değerinin davacının sunduğu Alman ekspertiz raporundaki ile aynı tutar olduğu, sovtaj bakımından Alman raporunda bir saptama olmamakla birlikte, mahkemece alınan bilirkişi tarafından piyasa koşulları da gözetilerek, aracın yaşı ve özelliklerine göre sovtajın usulünce belirlendiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, "gerçek zararın tazmini" ilkesi uyarınca mahkemece bu raporun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,
yine dava dilekçesinde açıkça temerrüt tarihi bakımından davacının talebi ile bağlı kalınarak hüküm tesis edildiği, zira davacı tarafça bu hususta herhangi bir açıklama dilekçesi ya da ıslah dilekçesi de sunulmadığının açık olduğu, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti gözetilerek hüküm tesis edilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1665, K. 2025/632, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama