İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/298 K.2024/1110

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/447 Esas-2021/878 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca…

Esas2022/298Karar2024/1110Tarih10 Temmuz 2024Okuma11 dk · 2.167 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
10 Temmuz 2024
Dosya no
2022/298
Karar no
2024/1110
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
27/12/2018 (Dava) - 20/12/2021 (Karar
Numarası
2018/447 Esas - 2021/878 Karar
Dava
Maddi Tazminat
Bam karar tarihi
10/07/2024
Karar yazım tarihi
10/07/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.167 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/447 Esas-2021/878 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 06.11.2016 günü müvekkili ... idaresindeki ... plakalı motosiklet ile davalı şirket tarafından trafik sigortalı ... plakalı araç arasında trafik kazası meydana geldiğini, kaza sebebiyle müvekkilinin yaralandığını ve bacağında kırık meydana geldiğini, çeşitli operasyonlar geçirmek zorunda kaldığını, sundukları Ege Üniversitesi Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu raporuna göre %13 oranında engeli meydana geldiğini, 24.10.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, başvurularının 25.10.2018 tarihinde teslim edildiğini ve dosya açıldığını,

davalının 01.11.2018 tarihli elektronik posta ile kendilerinden bir kısım eksik belgeleri istediğini, söz konusu belgelerin gönderildiğini, davalı şirket tarafından müvekkilinin iş gücünden yoksun kalma tazminatının 36.522,00 TL olarak hesaplandığını, hesaplanan rakamı kabul etmediklerine ve itiraz ettiklerine dair elektronik posta gönderdiklerini, ibraname başlıklı belgeye fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kabul ettiklerine dair şerh düşülerek belgenin sigorta şirketine gönderildiğini, davalı sigorta şirketince kendilerine 30.11.2018 tarihinde 36.522,00 TL ödeme yapıldığını,

davalı sigorta şirketine 10.12.2018 tarihinde gönderilen itiraz dilekçesi ile yapılan ödemenin fahiş oranda az olduğu ve ibranamenin ödeme makbuzu niteliğinde olduğu belirtilerek itiraz edildiğini, davalı sigorta şirketinin ise cevaben şirketlerinin sorumluluğunun kalmadığını belirttiğini, müvekkilinin maddi zararının ödenen tazminat miktarının çok üzerinde olduğunu belirterek, tazminat miktarının tam ve kesin olarak bilinememesi sebebi ile,

talep hakları saklı kalmak kaydıyla, alacağa mahsuben 500,00 TL'nin sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 07.11.2018 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırımı ile de istemini 23.906,10-TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 50.067,21-TL kalıcı işgöremezlik tazminatı olarak arttırdığı anlaşılmıştır.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığını, davacı tarafa %8 maluliyetine göre 36.522,00 TL kalıcı maluliyet ödemesi yapılmış olmakla, davacının maluliyet oranına ilişkin iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, imza altına alınan tazminat makbuzu ve ibraname gereğince kusur indirimi de yapılarak %8 maluliyete göre 30.11.2018 tarihinde 36.522,00 TL ödendiğini, müvekkili şirket tarafından sorumlu olunan miktar ödenmekle poliçe limiti dahilinde başkaca hiçbir sorumluluklarının bulunmadığını, kabul manasında olmamak üzere,

maluliyet oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Kurumu'na sevki gerektiğini, kusur oranının tespiti bakımından da dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini istediklerini, geçici iş göremezlik tazminatının SGK tarafından karşılanması gerekmekte olup müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, zira teminat dışı olduğunu, davacının gelirinin resmi belgelerle kanıtlanmaması halinde asgari ücretin esas alınmasını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu ve SGK'ca ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesi gerektiğini,

davacının kaza esnasında kask kullanmadığı tespit edildiği takdirde müterafik kusuru bulunacağını, kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu trafik kazasında, dava dışı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki otomobille kendi şeridinde seyretmesi gerekirken karşı şeridi kullanarak seyretmesi, tekrar kendi şeridine dönmeye çalışmışsa da bunda geç kalması nedeni ile şerit ihlali ile olaya sebebiyet verdiğinden asli ve tam kusurlu olduğu, davacı ...'nın sevk ve idaresindeki motosikletle kendi şeridinde nizami bir şekilde seyri sırasında şeridine girip önünü kapatan dava dışı sürücü idaresindeki araçla çarpışmasında alacak bir önlemi olmadığı,

ayrıca olayda etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kuralı ihlali de görülmediğinden herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kaza nedeni ile 1992 doğumlu davacının yaralanması bakımından; kaza tarihi dikkate alındığında işbu davada Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu kapsamda ortopedi, alt ekstremite tablo 3.3’e göre %5 olup tablo 3.2 ye göre: kişinin tüm vücut engellilik oranının %3 olduğu,

iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, Yargıtay 17. HD'nin 2020/2598 Esas-2021/34 Karar sayılı kararında artık hesaplamada PMF yaşam tablosunun değil, TRH 2010 yaşam tablosunun ülke gerçeklerine daha uygun olduğu belirtilmekle, bu hali ile davacı ...'nın TRH 2010 hayat tablosuna göre yaşam süresi sonu (74) yıl (8) ay olup, bakiye yaşam süresinin (50) yıl (2) ay hesap edildiği, ölüm ve bedensel zarar nedeniyle tazminat hesaplarında, Yargıtay'ın da benimsediği genel kuralın, çalışma yaşının 18-60 yaş arası olması, 60 yaşından sonraki dönemde ise çalışmadığı yani pasif dönemde olduğunun kabul edilmesi olduğu,

davacının Ziraat Fakültesi mezun olup, 13.06.2016 tarihinde ilk işe girdiğinin dosya içerisinde bulunan SGK hizmet döküm cetvelinden anlaşıldığı, dava konusu kazanın işe giriş tarihinden 4,5 ay sonra gerçekleştiği, SGK hizmet döküm cetveline göre, 2018 yılının 10. ayına kadar davacının geliri belli olmakla işbu dönemde belirlenen gelir dikkate alındığında 2018 yılı 10 ay ve sonraki dönem bakımından gelirinin de asgari ücrete oranlaması yapılarak hesaplama yapılması gerektiği, geçici iş göremezlik zararının, yaralının trafik kazası nedeniyle geçici olarak çalışamadığı istirahat süresini kapsadığı,

davacının kaza sonucunda 06.11.2016-06.08.2017 arası toplam 9 ay istirahat süresi boyunca çalışamamış bulunduğu ve bu süre boyunca iş gücü kaybının %100 olduğu, AGİ dahil net asgari ücret ile katın çarpılması üzerinden hesap yapılması sonucu toplam zararının 23.906,10 TL olduğu, %100 kusurlu olan ... plakalı aracın kaza tarihini de kapsayan poliçe ile davalı ...

Sigorta Şirketi tarafından trafik (ZMM) sigortası teminatı örüntüsüne alındığı, kaza tarihinde sakatlanma teminat limitinin 310.000,00 TL olduğu, kazanın teminat süresi içinde meydana geldiği, sigorta şirketi tarafından da sigortalısı araç sürücüsü kusurlu kabul edilerek, zarar görene 30.11.2018 tarihinde 36.522,00 TL ödendiği,

davacı zarar görenin TRH 2010 yaşam tablosu ve gelirin %10 artışı ile %10 iskontoya tabii tutulması ile işbu kaza nedeniyle uğradığı zarar miktarının geçici iş göremez kaldığı dönemde 23.906,10 TL, kalıcı iş göremez kaldığı dönemde bilinen dönemde 6.772,59 TL, işleyecek aktif dönemde 76.909,69 TL, işleyecek pasif dönemde 12.813,53 TL olmak üzere, geçici/kalıcı işgöremezlik zararı toplamının 120.401,91 TL olarak tespit edildiği, sigorta şirketi tarafından 30.11.2018 tarihinde 36.522,00 TL ödeme yapıldığı, ödenen bedelin rapor tarihine göre güncelleştirilmiş bedelinin zarardan mahsubu ile bakiye zararın 73.973,31 TL olduğu,

davalının tespit olunan zararın tamamından sorumlu olduğu, temerrüdün ödeme tarihi olan 30/11/2018 itibariyle gerçekleştiği, davalının temerrütten itibaren işleyecek yasal faizi ile poliçe teminat limiti dahilinde sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılmakla.

DAVANIN KABULÜ İLE, davaya konu 23.906,10 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 50.067,21 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 73.973,31 TL maddi tazminatın 30/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine...." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili tarafından, "...Hükme esas alınan kusur raporunun ceza dosyasından alınan kusur raporu ile çelişkili olduğunu, alınan ATK kusur raporunun gerekçesiz olduğunu, davacının davranışının kaza üzerinde doğrudan etkiye sahip olduğunu, manevra yapılmamış olsa idi kazanın gerçekleşmeyeceğinin açık olduğunu, davacının ayrılmaması gereken kendi şeridinde kalmış olması halinde kaza meydana gelmeyeceğinden davacının da kazanın oluşumunda kusuru bulunduğunu, genel şart hükümleri kanun atfından bağımsız olarak uygulama alanı bulması gereken,

genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan ve kapsamı ve hükümleri tüm taraflarca bilinir durumda olan, tarafsız bir kurum tarafından hazırlanan ve sigortacının sorumluluğunu düzenleyen bir mevzuat olmakla.

KTK’nın 90. maddesinde yapılan değişikliğin işbu düzenlemenin uygulanmasına engel teşkil etmediğinin kabulü gerektiğini, ikinci olarak Anayasa Mahkemesi kararı 17.07.2020 tarihinde verilmiş olmakla, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de gözetilerek hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığını, sigortalı ile sigortacının sorumluluğunun aynı kabul edilmesi ve buna göre tazminat hesaplanmasının kabul edilemez olduğunu, tazminat sorumluluğunun kapsamının farklı esaslara tabi kılınmasının,

sorumluluklarının dayandıkları esasların farklı olması nedeniyle kaçınılmaz olduğunu, bu çerçevede TRH tablosu ve progresif rant yöntemiyle -teknik faiz uygulanmadan- yapılan hesabın kabulünün mümkün olmadığını, hesaplamada KTK'nın 90. maddesinin güncel halinin dikkate alınması gerektiğini, bu nedenlerle; destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH 2010 tablosu kullanılması,

%1,8 teknik faiz uygulanması ve hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılması gerektiğini, ülkemizin ekonomik yapısı ve koşulları da gözetilerek irat halinde yapılması gereken ödemenin peşin yapılması halindeki reel getirisinin hesaplamada gözetilmesi gerektiğini, 01.06.2015 tarihli Genel Şartlar sonrası 04.12.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan genel şartlar ekinde de esas alınacak iskonto oranının %1,65 olacağının düzenlendiğini, öncelikle kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun hesaplama yapılması,

aksi takdirde ise 04.12.2021 tarihli Genel Şartlara uygun hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan raporda 2018 yılı 10. ayına kadar olan gelirin belli olduğu belirtilerek bu doğrultuda hesaplama yapıldığını, raporun düzenlendiği tarih 17.11.2021 olduğuna göre rapor tarihine en yakın güncel verilerin esas alınması gerektiğini, dolayısıyla davacının 2021 yılı 10. ayına kadar olan verilerinin elde edilebilir durumda olduğunu, davacının 3 yıllık süreçte çalışmaya devam edip etmediğinin belirlenmesi gerektiğini, devam etmiyorsa hesaplamanın asgari ücrete göre yapılması gerektiğini, ancak bu hususta rapora itirazlarının dinlenmediğini,

hesaplamada gelir katsayısının 2,01 olarak hesaplandığını, ayrıca bakiye ömrün yaklaşık 4,5 yıl fazla alındığını, davacının kazadan sonraki geçici iş göremezlik süresi içerisinde gelirinin olduğunun, çalışmaya ve ücretini almaya devam ettiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu, bu hususun mahkemece gelir belirlenmesinde esas alındığını, ancak geçici iş göremezliğe hükmedilmesine gerekçe olarak davacının kazadan sonra 9 ay çalışmadığının gösterildiğini, mahkemece yapılan iki tespitten birinin davacının kaza sonrası 9 ay boyunca çalıştığı ve gelir elde ettiği, diğerinin ise çalışamadığı yönünde olduğunu,

çalışmaya ve ücretini eksiksiz olarak almaya devam ettiğinden herhangi bir geçici iş göremezliğinden söz edilemeyeceğini, geçici iş göremezlik talebinin tümden reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, yapılan maluliyet tespitlerinin birbirlerinden farklı oranları içerdiğini, maluliyet bulunmadığı tespit edilen raporla söz konusu rapor arasındaki farkın giderilmediğini, geçici iş göremezlik zararı teminat kapsamında olmadığından reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle geçici/sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; dava konusu olaya ilişkin olarak mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alındığı, şerit ihlali yapan davalı taraf sigortalı araç sürücüsünün kazada %100 kusurlu olduğu ve davacının ise alabileceği bir önlem olmadığından kazada kusursuz olduğunun belirlendiği, alınan raporun olayın oluşuna, dosya kapsamına, tarafların kolluk ifadelerine uygun olup dosya kapsamında herhangi bir çelişki de bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davalı vekili maluliyete dair de istinafa gelmiş olmakla; mahkemece maluliyete dair birden fazla rapor alındığı görülmekte olup, bilindiği üzere maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik,

20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 06.11.2016 olduğundan, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen ve dosya kapsamında oluşan çelişkiyi gideren, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikteki son ATK 2.Üst Kurul raporunun hükme esas alınmasında da bir isabetsizlik görülmediğinden, bu yöndeki itirazların da reddi gerekmiştir.

Kaldı ki, bu rapor uyarınca esas alınan %3 maluliyet oranının, davalı tarafın kendi ödemesine esas aldığı aktüer hesaplamasındaki %8 oranından ve dosyadaki diğer ATK ve DEÜ Hastanesi Adli Tıp ABD raporlarında belirlenen oranlardan daha düşük olup, davalı taraf lehine olduğu da açıktır.

Aktüer hesaplamasına dair istinaf itirazlarının da kabulü mümkün görülmemiştir. Zira, hükme esas alınan aktüer raporunda usule uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif ranta göre hesap yapıldığı, davacının 4 yıllık Ziraat Fakültesi mezunu olup kazadan önce girdiği işinden aldığı belgelendirilmiş ücret de gözetildiğinde asgari ücretin üzerindeki gelirine göre hesap yapılmış olduğu,

aktüer hesaplamasında davacının gerçek gelir durumunun esas alınacak olmasına göre davacının asgari ücretten daha fazla gelir elde eden bir mesleği olduğuna dair dosyadaki somut verilerin gözardı edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve yine davacının tıbbi iyileşme süresine göre usulünce hesaplanan geçici işgöremezlik tazminatının hüküm altına alınmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, sigorta şirketlerinin geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluklarının devam etmekte olduğu da açık olmakla, bu yönlerdeki tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

Müterafik kusur bakımından mahkemece bir değerlendirme yapılmamış ise de, Dairemizce bu hususta re'sen yapılan değerlendirmede; kaza sonucunda davacının bacağı kırılmış olup, yaralanmasının niteliğine ve olayın oluşumuna göre, davacı aleyhine müterafik kusur indirimi uygulanmamış olmasında kararın sonucu itibariyle hukuka aykırı bir yön de görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davalı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/447 Esas - 2021/878 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 5.053,11-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.263,28-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 3.789,83 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2024

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/298, K. 2024/1110, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/298
Karar No
2024/1110
Tarih
10 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/300 K.2024/513
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/300 K.2024/699
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/301 K.2024/1269
  • Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/303 K.2024/363
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2022/305 K.2024/1135
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/306 K.2024/1238

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.