KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/306
- Karar no
- 2024/1238
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 06/10/2021
- Numarası
- 2018/548 Esas - 2021/717 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.473 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
08.10.2012 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör ile ... köyü Sak mezrasında iken traktörün devrilerek uçuruma yuvarlanması neticesinde tek taraflı, maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, olaya ilişkin Çatak Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012/302 sayılı dosyada soruşturmanın yürütüldüğünü, kaza tarihinde ... plakalı traktörün zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmadığını, müvekkillerinin babalarını ve eşini trafik kazası sonucunda kaybettiklerini ve müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin davalı kuruma 12.12.2018 tarihinde başvuruda bulunduğunu,
davalının 13.12.2018 tarihinde cevap verdiğini ve kazanın kamuya açık karayolunda gerçekleşmediğinden dolayı başvurunun reddedildiğini, fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla tek taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasında hayatını kaybeden ...'ın desteğinden yoksun kalan oğlu davacı ... için 100,00 TL, oğlu davacı ... için 100,00 TL, oğlu davacı ... için 100,00 TL, eşi davacı ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların destekten yoksun kaldığı sürücünün karayolunda kaza geçirmemesi sebebiyle taleplerin reddedildiğini, savunmanın saklı kalması kaydıyla aleyhe hüküm tesis edilmesi halinde ... plakalı traktörün kusurunun ve sonunda bir zarar oluştuğunun ispatını, SGKdan gelen bir ödemenin olup olmadığını eğer ödeme olduysa tazminattan mahsup edilmesini, müvekkil kurumun sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, müvekkil kurumun temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, davacılardan eş ... yönünden 145.322,81 TL, çocuk ... yönünden 7.083,17-TL, çocuk ... yönünden 5.038,09-TL, çocuk ... yönünden 932,28-TL destekten yoksun kalma tazminatının 25/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda kazanın meydana geldiği yerin, kanunda öngörülen kamuya açık karayolu kapsamında bulunmaması nedeniyle talebe konu kaza, ZMSS Genel Şartları'nın a.l maddesinde belirtilen trafik kazası kapsamında bulunmadığını, kayıtlı başvurunun incelenmesi sonucunda, talebe konu kazanın, Hatay ili ... köyü mevkiinde tarla içinde meydana gelmiş olduğu kaza ile ilgili düzenlenen tutanaklardan görüldüğünü, kazanın meydana geldiği yerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen kamuya açık bir alan olmadığı,
dolayısıyla bu yerin kanunda öngörülen karayolu kapsamında bulunmadığı anlaşıldığını, hükme esas alınan aktüer raporu 05.03.2021 tarihinde düzenlenmesine rağmen, işlemiş pasif devredeki(bilinen dönem) tarih aralığı olarak 14.10.2017-14.10.2021 tarihleri esas alınarak hukuka aykırı şekilde hatalı bir hesaplama yapıldığını, işlemiş pasif(bilinen) devreki aralığın son günü olarak iş bu itiraza konu raporun düzenlendiği tarih esas alınması gerektiğini, davacılar söz konusu kazaya ilişkin şikayet hakkını kullanmadığını, müteveffa ...'ın sevk ve idaresindeki araca ilişkin yeterli sürücü belgesi bulunmadığını,
bu durum 08.09.2012 tarihli telefonla görüşme tutanağında açıkca belirtildiğini, bu sebeple hesaplama yapılırken bu husus dikkate alınarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffa DKKÇ( traktörlerde devrilmeye karşı koruyucu çatı) olmayan araca bilerek bindiği için iş bu kazanın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olduğunu, her bir kusur sebebi için Yargıtay içtihatları gereği ayrı ayrı %20'den az olmamak kaydıyla hesaplanan tazminattan kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffa ... traktörün sürücüsü olduğundan, sürücü zararlarının karşılanması hukuken mümkün olmadığını,
hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, davaya konu kazadan dolayı tazminat talebi zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, davaya konu kaza 08.10.2012 tarihinde meydana geldiğini, davacının ıslah tarihi itibariyle ıslah edilen tutar bakımından tazminat hakkının zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 08.10.2012 günü saat 09.00 sıralarında, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörü ile Van ili Çatak ilçesi Kaçit Köyü Sak mezrasında Sak yoluna 550-600 m kadar mesafede bulunan ...'ya ait olan tarlada çift sürerken tarlanın en alt kısmında U dönüşü yapacağı esnada dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu kontrolden çıkarak tarlanın alt kısmındaki dik iniş eğimli, anayola 300 m mesafesindeki ormanlık arazide aşağı doğru giderek devrilmesi neticesinde meydana gelen kazada sürücü vefat etmiş olduğundan tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Davacılar ... ve ... yönünden yapılan incelemede. HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur.
Ayrıca HMK'nın ek 1. maddesinin 1. fıkrasında: "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır.
Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında: "HMK'nın 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00 TL olacaktır.
Mahkemece davacı ... için 5.038,09 TL, davacı ... için 932,28 TL miktarlarda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu halde, bu davacılar yönünden dava değeri kararın verildiği tarihe göre uygulanması gereken 2021 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması olanaklı değildir. Yerel mahkemece, kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.
Bu nedenle davacılar ... ve .... yönünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.Diğer davacılar ... ve ... yönünden yapılan incelemede ise.
Davacının desteğinin %100 kusuru ile kaza yapmış olduğu, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destek zararının oluşumundaki kusur davacıya yansıtılamayacak ise (işleten-sürücü) desteğin müterafik kusurunun da davacıya yansıtılamayacağı ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/1329E- 2023/9727K) anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 2. maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.Somut olayda; kaza yerinin karayolu ile bağlantısı olduğu mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi raporuyla tespit edildiğine göre buna değinen istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. Yine kaza nedeniyle ceza soruşturması sırasında şikayetçi olunmaması tazminat istemine engel değildir.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır.
Kaza tarihi olan 08/10/2012 tarihi ile dava tarihi olan 24/12/2018 ve ıslah tarihi olan 15/03/2021 tarihleri dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava ve ıslah zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun yargısal içtihatlara uygun olarak bilinen döneme kadar hesaplanmış olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davacılar ... ile ... yönünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/306, K. 2024/1238, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama