KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/377
- Karar no
- 2024/1261
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/02/2021 (Dava) - 18/01/2022 (Karar
- Numarası
- 2021/130 Esas - 2022/50 Karar
- Dava
- Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı
- Bam karar tarihi
- 18/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 18/09/2024
Karar Metni
1.419 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/130 Esas-2022/50 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
03/10/2020 tarihinde davadışı ...' ait ... plakalı araç seyir halinde iken, müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, sigorta şirketleri arasındaki mutabakata göre ... plakalı araç sürücüsü ...’ün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından da sigortalısı aracın %100 kusurlu olduğunun kabul edildiğini ve yapılan ödemenin de bu kusur oranı üzerinden yapıldığını, sigorta şirketi tarafından eksik ödeme yapılmasının hasar hesaplaması ile ilgili olup kusur ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığını,
müvekkiline ait ... plakalı aracın hasar onarımının ...
Servisi tarafından gerçekleştirildiğini, gerçekleşen kaza sonrası hasar gören araç için davalı sigorta şirketinde hasar dosyası açıldığını, araç onarıldıktan sonra davalı sigorta şirketi tarafından 5.438,25-TL ödeme yapıldığını, alınan ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere araçta meydana gelen hasarın onarımı için yedek parça ve işçilik ücreti olarak 13.478,78-TL (KDV dâhil) belirlendiğini, ancak kısmi ödeme yapıldığını, Yargıtay emsal kararlarına göre, parça iskontosu uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketinin sigortalının gerçek zararlarını karşılamak zorunda olduğunu,
... plakalı araçta oluşan hasar onarım bedelinin tespiti için de 236,00-TL ekspertiz rapor ücreti ödendiğini, ... plakalı aracın işbu kaza neticesinde hasarlanması nedeniyle ayrıca araçta değer kaybı oluştuğunu, alınan ekspertiz raporuna göre araçta 10.000,00-TL değer kaybı oluştuğunu, davalı sigorta şirketinin oluşan bu değer kaybından da sorumlu olduğunu, ayrıca bu ekspertiz raporu için de 350,00-TL ücret ödendiğini, bakiye hasar onarım bedelinin, değer kaybı ve ekspertiz rapor ücretinin davalı sigorta şirketinden 15/12/2020 tarihinde talep edildiğini,
herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi sigorta şirketi tarafından yazılı bir cevap da verilmediğini, arabulucuya başvuru yapıldığını, ancak anlaşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile, bakiye hasar onarım ücreti (yedek parça ve işçilik ücreti) olarak şimdilik 50,00-TL’nin, araçta oluşan değer kaybı için şimdilik 50,00-TL’nin 15/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte kendilerine ödenmesine,
arabuluculuk sürecinde müvekkilinin vekil ile temsil edilmesinden dolayı AAÜT' nin 16. maddesi kapsamında vekalet ücretinin, yargılama giderlerinin, 586,00-TL ekspertiz rapor ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak davalının davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, davacı aracında meydana gelen hasar miktarının orjinal parçalara göre hesaplandığı ve yine davacı aracında meydana gelen değer kaybının piyasa şartlarına göre değerlendirilerek gerçek değer kaybı miktarının belirlendiği, hasar dosyası içerisinde yer alan eksper raporu ile bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin birbiri ile uyumlu olduğu, bilirkişi tarafından orjinal parçalara göre belirlenen hasar bedeli ile piyasa şartlarına göre belirlenen değer kaybının usul ve yasaya uygun olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı,
davacı vekilinin eksper raporu ücretine ilişkin olarak 24/11/2020 tarih ve 236,00-TL bedelli fatura ile 27/11/2020 tarihli 350,00-TL bedelli faturaları sunduğu, aracın değer kaybı ile hasar miktarının aynı eksper raporunda değerlendirilebilecek olması nedeniyle, sunulan faturalardan ilk tarihli olan 24/11/2020 tarihli 236,00-TL bedelli faturanın yargılama gideri olarak kabul edilip, ikinci faturanın yargılama giderlerine dahil edilmediği,
dosya içerisinde yer alan hasar dosyası, tramer kaydı ve hasara ilişkin diğer bilgi ve belgelere göre hesaplanan değer kaybı ve kazanç kaybı miktarı tarafların kusur oranına göre hesaplanmış olup denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu mahkemece de benimsenmekle, sonuç olarak.
DAVANIN KABULÜ İLE, 7.718,75- TL hasar bedeli, 10.000,00 TL değer kaybı olmak üzere TOPLAM 17.718,75-TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine....." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından, "...Savunmalarının yok sayıldığını, mahkeme kararının yargı kararlarının gerekçeli yazılması zorunluluğuna aykırı olup bozulmasını talep ettiklerini, davacının hasar bedeline ilişkin zararının tamamen karşılandığını, sigorta şirketince hasar bedeli altında davacı tarafa 5.438,25-TL tazminat, 750,01-TL değişen malzemeler için anlaşmalı tedarikçiye malzeme bedeli ödendiğini, burada aracın onarılıp onarılmadığı, onarım bedelinin kim tarafından karşılandığı, araç teslim alınırken çekince konulup konulmadığı,
aracın daha yüksek bedel ile onarılma iddiasının bulunup bulunmadığı ve bu konuda fatura sunulup sunulmadığı konularının tartışma konusu yapılması gerektiğini, başvuru sahibi tarafından araç onarım bedelinin kendileri tarafından karşılandığına ilişkin bir iddia bulunmadığı gibi onarım faturası da sunulmadığını, başvuranın sigorta şirketinin anlaşması olmayan yetkisiz firmada aracının onarımını yaptırdığını, aracın onarım bedeli karşılanmış olmasına karşın bakiye bedel talep etmesinin mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu,
başvuranın aracının onarımını yaptırdığı müvekkili şirketin anlaşmasız olduğu şirketle mutabık kalınan tutarın kendisine ödendiğini, bu durumda başvuranın artık aracının gerektiği gibi onarılmadığı yahut daha fazla ödeme yaptığına dair herhangi bir dekont/belge sunması gerektiğini, başvuru sahibinin ayıba karşı tekeffül iddiasında bulunmadığının sabit olduğunu, dolayısıyla başvuru sahibinin iddiasının soyut iddia durumunda kaldığını, eğer tamirhane gereği gibi edimini ifa etmemişse bunun muhatabının istisna sözleşmesi gereği tamirhane olduğunu,
müvekkili şirketin söz konusu parçalarda iskonto imkânı bulunmakta olup hiç iskonto uygulanmayan hesaplamanın yetersiz ve hukuka aykırı olduğunu, tamir yapıldıktan sonra sigorta şirketine başvurulması halinde, sigorta şirketinin iskonto hakkının mutlaka uygulanması gerektiğini, her halükârda genel şartların esas alınmasını ve hesaplanan tazminattan müvekkili şirketin alabileceği oranlarda iskonto uygulanmasını talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin kabul görmemesi halinde dahi şahısların toplu alımlarda %30 civarı iskonto alma imkanları bulunduğunun bilinen bir gerçek olup iskontosuz yapılan hesaplamanın yetersiz ve açıkça hatalı olduğunu,
müvekkili şirketin KDV sorumluluğunun da bulunmadığını, sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin aracını onarırken KDV ödediğini ispatlaması ve yansıtma fatura kesmesi gerektiğini, yeni genel şartların değer kaybı hesaplamasına esas alınması gerektiğini, ayrıca her durumda, dava konusu aracın daha önce kazaya karışmış olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bir kez değer kaybına uğradıktan sonraki kazalarda meydana gelen hasara göre değer kaybının oluşmasının oldukça güçleştiğini, yargılamaya konu olan aracın reel piyasa şartlarında araçta değer kaybı meydana getirecek hasar oluşmadığını,
değer kaybı oluştuğunun kabulünün mümkün olmadığını, ek bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, değer kaybı belirlenirken kullanımın değerlendirilmediğini, km hesabı yapılmadan tazminat belirlendiğini, AYM kararlarının geriye yürümezliği ilkesi gereği söz konusu iptal kararının bu davaya uygulanamayacağını ve değer kaybı hesaplamasının genel şartlara göre yapılacağını, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmeleri de kabul etmediklerini, bilirkişinin raporunda sadece kaza tespit tutanağı ve tramer kayıtlarını inceleyerek müvekkiline sigortalı araca %100 kusur atfettiğinin görüldüğünü,
bilirkişinin kusur konusunda uzman olmadığı, mahkeme tarafından sigortalının kusursuz olduğunun tespiti açısından herhangi bir görevlendirme yapılmadığı hususları dikkate alındığında anılan raporda kusura ilişkin yapılan değerlendirmelere itibar edilemeyeceğinin açık olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle bakiye hasar bedeli ve değer kaybı istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği karara karşı yalnızca davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı tarafça eksper raporları alındığı ve davadan önce davalı sigorta şirketi tarafından 27.10.2020 tarihinde kısmi ödeme yapıldığı, mahkemece bakiye hasar tutarı ile değer kaybı yönünden konusunda uzman otomotiv bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişi raporunda kazada davacı tarafın kusursuz, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise %100 kusurlu bulunduğu, taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağının da aynı yönde olup (sigortalı aracın kırmızı ışıkta geçtiği), alınan bilirkişi raporunun kusur ve hesaplama yönünden hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu,
gerçek zararın tazmini ilkesi uyarınca KDV eklenerek ve iskonto yapılmaksızın hesaplama yapılmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, aracın tramer kayıtlarına göre önceye dayalı kazasının bulunmadığı görülmekle, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde ticari faiz de istenmiş olup, her ne kadar davalıya sigortalı araç ticari kullanımda olmadığından yasal faiz istenebilecek idi ise de, mahkemece kurulan hükümde faiz verilmediği, ancak bu hususta bir istinaf başvurusu olmayıp re'sen gözetilecek hususlardan da olmadığı açık olmakla, bu hususa burada değinilmekle yetinilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/377, K. 2024/1261, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama