KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/384
- Karar no
- 2024/1647
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/01/2017 (Dava) - 19/11/2021 Karar
- Numarası
- 2017/111 Esas - 2021/933 Karar
- Dava
- Maddi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle
- Bam karar tarihi
- 14/11/2024
- Karar yazım tarihi
- 14/11/2024
Karar Metni
1.926 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2021 tarihli 2017/111 Esas ve 2021/933 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigorta şirketlerinin sözde mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla KTK’da yapılan değişikliğe uygulanabilirliğinin bulunmadığını, davalı sigorta şirketine 13/01/2017 tarihinde başvuru evraklarının ulaştığını, 23/08/2015 tarihinde ... ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi’nde ... il yolu üzerinde saat 19:20 civarında ... yönetimindeki ... plakalı araç ile karşı yönden gelen ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpıştığını, ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluştuğunu, ...’nin kaza sırasında ... plakalı araç içerisinde bulunduğunu, müvekkillerinin yerleşim yerinin İzmir olması nedeniyle İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ...’nin kaza tespit tutanağında asli ve tam kusurlu olarak gösterildiğini, kazaya ilişkin soruşturmanın Foça Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/384 sayılı dosyasından yürütüldüğünü,
bu kaza sebebiyle müvekkili ...’nin iki kez beyin ameliyatı geçirdiğini, sağ gözünü tamamen kaybettiğini ve göremediğini, yüzünde şekil bozukluğu oluştuğunu, geçen bir yılın ardından okuluna gidemediğini, yeme içme ve diğer tüm ihtiyaçlarının yaşının küçüklüğü de göz önünde bulundurulduğunda üçüncü kişiler yardımıyla gerçekleştirildiğini, kaza tarihi itibariyle 8 yaşında olan müvekkilinin 5. sınıf öğrencisi olduğunu, eğitimine 1 yıl ara vererek sınıfta kaldığı gibi psikolojisinin de alt üst olduğunu, müvekkilinin ve ailesinin hayatının karardığını, efor kaybının bulunduğunu,
müvekkilinin geri kalan hayatında belki de yatağa bağımlı olarak yaşayacağını, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, davalı sigorta şirketinin başvurularına olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapmadığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde ZMMS poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik beden gücü ve efor kaybı (geçici, kalıcı iş göremezlik ile sabit izler nedeniyle oluşan maluliyet) 1.000,00 TL, bakıcı ve bakım gideri olarak 500,00 TL, tedaviye bağlı (medikal aletler, ilaç,
yol ve diğer tüm giderler) giderler için 500,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın 31/01/2017 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 08/07/2020 tarihli değer artırım dilekçesi ile; 290.000,00 TL iş göremezlik tazminatı, 13.226,99 TL bakıcı ve bakım giderleri ve 2.704,39 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 305.931,38 TL’nin 31/01/2017 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesi gereğince başvurunun yapılmadığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde ...
A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, davanın bu sigorta şirketine ihbarının gerektiğini, davacı delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ... plakalı aracın 30/04/2015- 30/04/2016 tarihleri arasında ZMMS poliçesinin müvekkili tarafından düzenlendiğini, poliçede kişi başı sakatlık ve ölüm teminatının 290.000,00 TL olduğunu,
müvekkil şirketinin sigortalısı olan ...’nin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi durumunda müvekkilinin araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olabileceğini, bu nedenle kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor aldırılması gerektiğini, genel şartlarda teminat dışı halleri düzenleyen A.6.d maddesinde açıkça işletenin tazminat isteklerinin teminat dışında kalacağının düzenlendiğini, işletenin kendi sigortacısından tazminat isteğinde bulunamayacağını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini,
poliçede sadece davacının sürekli maluliyet hallerinin teminat altına alındığını, davacının Adli Tıp Kurum 3. İhtisas Dairesi’nden raporunun aldırılması gerektiğini, yine zararın hesabının Aktüerler siciline kayıtlı bilirkişiler tarafından yapılması gerektiğini, geçici iş göremezliğe ilişkin isteklerin poliçe kapsamında olmadığını, bu isteklerin SGK’nın sorumluluğu kapsamında olduğunu, tedavi giderleri yönünden de müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bakıcı giderlerine yönelik isteklerin maluliyet teminatından ödendiğini, bakıcı gideri adı altında ayrıca bir teminatın bulunmadığını,
dolayısıyla müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, davacı tarafın efor kaybı gibi dolaylı zararlara yönelik isteklerin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, söz konusu kazada birden fazla kişinin yaralandığını, garameten paylaşımın uygulanmasının gerektiğini, müterafik kusurun tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacı tarafın kaza sırasında takılması zorunlu olan emniyet kemerini takıp takmadığı hususunun belirlenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek,
davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ''...sigortalı araç sürücüsü ...'nin 23/08/2015 tarihinde yönetimindeki ... plakalı araç ile tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza sonucunda aracının içerisinde bulunan davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 43 oranında sürekli iş göremez hale geldiği,
TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınmak, peşin değer hesabı olarak her yıl % 10 artırım ve iskonto yöntemi uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama ve benimsenen karar tarihine en yakın bilirkişi ek raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik tazminat tutarının 954.743,82 TL olduğu, buna karşılık davalı sigorta şirketinin poliçedeki sorumluluğunun poliçe ölüm/sakatlık limiti olarak 290.000,00 TL olduğu, davalının bu miktar sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğu;
bunun yanı sıra davacının dava konusu kaza nedeniyle toplam 13.226,99 TL geçici bakıcı gideri yaptığı ve davacının SGK sorumluluğunda olmayan hastane dışı tedavi giderleri ile tedaviye bağlı ulaşım giderlerinin (900,00 TL+ 585,00 TL+ 1.219,39 TL) 2.704,39 TL olduğu, bu zarar kalemlerinden ve geçici bakıcı giderinden de davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı anlaşıldığından bu miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne;
aldırılan raporlara göre davacının geçici iş göremezliği oluşmadığından geçici iş göremezlik tazminatı isteğinin reddine karar vermek gerekmiş...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KISMEN KABULÜ ve KISMEN REDDİ ile;290.000,00 TL’si sürekli iş göremezlik tazminatı, 13.226,99 TL'si bakıcı gideri ve 2.704,39 TL'si SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ile tedaviye bağlı ulaşım giderleri olmak üzere toplam 305.931,38 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 31/01/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Davacının fazlaya ilişkin geçici iş göremezlik tazminatı isteğinin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle. 25.10.2019 tarihli raporda.
"Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacının sürekli sakatlık oranı %20-39 aralığında tespit edilmiş olup, bu oranın üst sınırının (%39) dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, geçici iş göremezlik süresinin önceki raporda olduğu gibi olay tarihinden itibaren 18 ay olarak tespit edildiğini, önceki raporda olduğu gibi davacının sürekli olarak bir başkasının bakımına muhtaç olmadığı da tespit edilmiş olup, geçici iş göremezlik süresi içinde başkasının bakımına muhtaç olup olmadığına dair tespit yapılmadığını, 07/06/2020 tarihli Aktüer Hesap Raporunda ise;
davacının tedavisinin ilk döneminde geçici bakım ihtiyacı olabileceği, yatarak tedavi gördüğü dönemler göz önüne alınarak, geçici bakım ihtiyacı olduğunun kabul edildiği, buna göre davacının toplam geçici bakıcı gideri tazminatı tutarının 13.226,99 TL olduğuna kanaat getirildiğini, Ege Üniversitesinden alınan 25.10.2019 tarihli raporda;
davacının iyileşme süresi boyunca bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmamasına rağmen aktüer raporunda bilirkişi tarafından davacının tedavi gördüğü dönemde geçici süreyle bakım ihtiyacı olduğuna kanaat getirildiğini ve geçici bakıcı gideri hesaplaması yapıldığını, aktüer tarafından, kendiliğinden, davacının geçici iş göremezlik süresi içerisinde bakıcıya muhtaç olacağı yönünde değerlendirme yapılamayacağından, bakıcı gideri tazminatının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını,
bilirkişi tarafından yapılan 13.226,99-TL tutarındaki hesaplamada davacının neredeyse 1 (bir) yıl geçici bakıcıya muhtaç olduğu yönünde tespit yapılmış olup, hesaplamada bakıcı giderinin asgari brüt ücret üzerinden hesaplandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bu durumun dahi hesaplamanın fahiş olduğunu ortaya koyduğunu, 07/06/2020 tarihli aktüer raporu dosya kapsamına alındıktan sonra mahkemece, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmak suretiyle davacı tarafın isteyebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının ne olacağı konusunda aktüer bilirkişilerden ek rapor aldırıldığını, 27/09/2021 tarihli ek raporda özetle;
davacının sürekli iş göremezlik tazminatını dosyadaki Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen %43 oranın dikkate alındığını, TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto hesap yöntemine göre; davacının sürekli iş göremezlik tazminat tutarı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe ölüm/sakatlık limiti olan, 290.000,00-TL olarak tespit edildiğini, talebi kabul anlamına gelmemek kaydıyla;
bakıcı giderine ilişkin ek teminat bulunmadığından tazminatın tamamının maluliyet teminatı üzerinde bulunması gerektiğini, bu durumda, kabul edilecek tüm tazminat kalemleri için teminat limitinin esas alınması gerektiğini, uzman bilirkişilerden davacının bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı bilgisi alınmamasına ve davacı tarafından bakıcı ödemelerine ilişkin hiçbir makbuz ve evrak ibraz edilmemesine rağmen soyut ve farazi değerlendirmeler esas alınarak 6111 Sayılı Kanuna göre sigorta şirketi sorumluluğunda bulunmayan bakıcı giderinin hesaplanmasının hukukun genel kaidelerine ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olacağını,
ancak ıslah dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, ıslaha karşı itiraz hakkını kullanmalarının engellendiğini, davayı asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yerel mahkemeye sundukları tüm itirazlarını tekrar etmekle birlikte; maluliyet tespitine ilişkin olarak dosyaya celp edilen evrakların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, maluliyete ilişkin tespitlerde Üniversite'lerden alınan raporların yetersiz kaldığı açık olup gerekli tespitlerin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından yapılması gerektiğini, Yargıtay 4. ve 17. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış içtihatlarında da, bu konuya değinilerek,
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu dışında alınan raporlara itibar edilemeyeceğine hükmedildiğini belirterek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamının ortadan kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar nedeni ile maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu;
haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde,zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerektiği, söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince yapılması gerektiği,
dosya kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı rapor alınmış olmasında sakınca olmayıp alınan raporun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri esas alınarak düzenlenmiş olduğu, bu nedenle davalının bu yöne ilişkin itirazının yerinde olmadığı; hükme esas alınan ek aktüer raporda TRH 2010 “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınmak, peşin değer hesabı olarak her yıl % 10 artırım ve iskonto yöntemi uygulanmak suretiyle tazminatın usul ve yasaya uygun olarak hesaplandığı;
kaza tarihi itibarı ile poliçe limitleri sağlık gideri teminat limiti kişi başına 290.000,00TL sakatlanma ve ölüm teminat limitinin ise 290.000,00 TL olduğu, bakıcı gideri teminat kapsamında olup, sağlık giderleri içerisinde değerlendirileceğinden hükmedilen tazminat tutarı nazara alındığında limit aşımının bulunmadığı; belirtilen nedenler ile davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/384, K. 2024/1647, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama