KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/554
- Karar no
- 2024/1485
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2021
- Numarası
- 2018/195 Esas - 2021/992 Karar
- Dava
- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 14/02/2018
- Bam karar tarihi
- 17/10/2024
- Karar yazım tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
2.016 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarihli, 2018/195 Esas ve 2021/992 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Ltd Şti'ne ait olan ve diğer davalı ... Sigortanın ZMMS ile sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı motora çarptığını, olayın meydana gelmesinde davalı tarafa ait araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin olay nedeni ile yaralandığını, kaza nedeni ile İzmir C.
Başsavcılığının 2017/125407 sayılı soruşturma dosyasının açıldığını, davalı Sigorta Şirketine başvuruda bulunulmasına rağmen ret cevabı alındığını, tüm bu nedenlerle belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik sürekli iş gücü kaybından dolayı 100,00 TL, geçici iş göremezlik nedeni ile şimdilik 100,00 TL ve tedavi gideri olarak 100,00 TL olmak üzere şimdilik 300,00 TL maddi tazminatın davalı ...
Sigortadan teminat limitleri dahilinde dava tarihinden itibaren, diğer davalıdan ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Ltd.Şti 'nden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açmadan önce müvekkiline uygun belgelerle bir başvurusunun bulunmadığını, eksik belge ile başvurunun yapıldığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd.Şti vekili sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle, dava konusu kazaya ait soruşturmanın yapıldığı İzmir C. Başsavcılığı’nın 2017/125407 soruşturma no’lu dosyası da dikkate alınarak, davacı yanın kullandığı araca çarpan aracın tespitini talep ettiklerini ve bu doğrultuda öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, kusur tespitinin yapılması gerektiğini, davanın öncelikle husumet yönünden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
Mahkemece; "...Tüm dosya içeriğine göre; kaza yapılan aracın davalı ...
Şirketine ait olduğu, Davalı şirketin ... plakalı aracını kullanan dava dışı sürücü teknik değerlendirmeler doğrultusunda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b ve 56/1-a maddelerinde belirtilen hükmünü ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda asli ve %100 oranında tam kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nin ise bir kusurunun bulunmadığı, davacının olay nedeni ile sürekli maluliyetinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 1 ay olduğu,
buna göre yapılan hesaplamalarda davacının talep edebileceği, geçici iş göremezlik tazminatının 1.270,69 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi amaçlı yol ve malzeme giderinin ise 312,00 TL olmak üzere toplam 1.582,69 TL maddi tazminat talep edebileceği, davacı vekilinin de bu miktara dava miktarını artırdığı ve eksik harcını ikmal ettiği görülmekle davacının maddi tazminat talebi yönünden davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının olay tarihinde üniversite öğrencisi ve bekar olduğu, herhangi bir sigortalılık kaydının da bulunmadığı, olay nedeni ile sürekli bir maluliyetinin bulunmadığı anlaşılmasına göre, davacıyı zenginleştirmeyecek ölçüde ve olayda tarafların kusur durumu da dikkate alınarak taktiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği.." gerekçesiyle "...Maddi tazminat davası bakımından davanın kısmen kabulü ile.
1.270,69.-TL geçici iş göremezlik, 312,00.-TL tedavi gideri toplamı 1.582,69.-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, davalı ...
Ltd Şti'nden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 100,00.-TL sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin reddine, manevi tazminat davası bakımından davanın kısmen kabulü ile; takdiren 5.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Ltd Şti'nden alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; anılı trafik kazası sonucu müvekkilinin maluliyeti oluşmasına karşın maluliyyet oluşmadığının kabulü ile kalıcı iş gücü kaybı talebinin reddinin hatalı olduğunu, davacının diz kapağında kırığın oluştuğunu, uzun süre tedavi gördüğünü, uzun süren iyileşme sürecinin sonunda bile diz kapağında sürekli ağrı ve hareketlerinde zorlanmanın devam ettiğini, buna rağmen maluliyet oluşmadığının kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin diz kapağında oluşan kırık nedeniyle kalıcı suretle hareket kısıtlanmasının meydana geldiğini ve bu nedenle özellikle sporda,
merdiven ve yokuş inip çıktığında veya uzun süre oturmak ya da ayakta kalmak mecburiyetinde kaldığında diz ve çevresinde yüksek şiddetli ağrıların meydana geldiğini, ayrıca tıbbi iyileşme süresinin 1 ay olduğu belirlenmişse de müvekkilinin kaza sonrası iyileşme süreci 1 aydan daha uzun sürdüğünü,
mahkeme tarafından yapılan yargılamada müvekkilinin adli tıp kurumuna sevki sağlanarak fiziken muayenesinin yapılması ve son durumu da dikkate alınarak maluliyet raporunun oluşturulması gerekirken fiziki muayene yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan maluliyet tespitinin müvekkilinin mevcut durumunu yansıtmadığından eksik inceleme ile maluliyet oluşmadığına dair hatalı hüküm tesis edildiğini,
ayrıca Adli Tıp Kurumunun maluliyet tespiti Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları dikkate alınarak yapılmış olup Anayasa Mahkemesinin kararı ile ZMMS genel şartlarına ilişkin kanunda yer alan hükümler iptal edilmiş olup Yargıtay İçtihatları kapsamında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit işlemleri Yönetmeliği esas alınarak maluliyetin tespit edilmesinin gerektiğini, müvekkilinin lisanslı olarak kickboks yapmakta ve aynı zaman da bu alanda antrenörlükte yapmakta olduğunu,
kaza öncesinde ilgili sporu yaparken uzun süreler ayakta kalmakta antremanlar yapmakta ve yaptırmakta iken kaza sonrası uzun süre ayakta kalamamakta yine kaza öncesinde zorlanmadığı hareketlerin bir bölümünü hiç yapamamakta bunun yanı sıra antrenmanlar sonrasında yaralanmasından kaynaklı olarak şiddetli ağrı çektiğini, müvekkilinin günlük yaşamında kendisinin eskisi gibi olamadığını ve tam olarak iyileşemediğinden şikayetlerinin devam ettiğini, raporlarda yine müvekkilinin iyileşme süresinin 1 ay olduğunun kabul edildiğini ancak müvekkilinin tıbbi iyileşme sürecinin daha uzun sürdüğünü,
anılı trafik kazası ile bedeni olarak yaralanan müvekkilinin lehine hükmedilen manevi tazminat bedelinin çok düşük olduğunu, açıklanan nedenlerle kararın kaldırılarak eksiklerin tamamlanması amacıyla dosyanın mahkemeye gönderilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin taleplerinin muhatabının artık SGK olduğunu, bu nedenle müvekkili şirket yönünden hüküm kurulan kararın kaldırılması ve en nihayetinde davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, davayı kabul manasına gelmemek kaydıyla, sigortacı olan müvekkili şirketten olay tarihinden itibaren ticari faiz talebinde bulunulmasının hatalı olduğunu,
dava öncesi müvekkili şirkete herhangi bir müracaat bulunmadığından davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, geçici iş göremezlik ve tedavi giderine ilişkin talep poliçe teminatı dışında olması sebebiyle iş bu kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesine, tehir-i icra taleplerinin kabulüne, istinaf kanun yolu harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davalı sigorta vekili geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderlerinden sorumluluğun SGK'na ait olduğu, hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesi gerektiğini bildirerek kararı istinaf etmiştir.
HMK.'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilerek "Miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" hükmü getirilmiş; ayrıca, aynı yasanın 44. maddesi ile HMK. ya eklenen EK MADDE-1. fıkrası ile parasal sınırların her yıl tespit edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı; ikinci fıkrası ile de parasal sınırların uygulanmasında hüküm tarihinin esas alınacağı düzenlemesi yapılmıştır.
Somut olayda mahkemece 1.270,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 312,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.582,69 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiş olup, davalı sigorta hakkında kabul edilen maddi tazminat miktarı 2021 yılı kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL'nin altında kaldığından mahkemece davalı sigorta şirketi hakkında verilen karar hüküm tarihi itibariyle kesin niteliktedir.
Dolayısıyla inceleme konusu karar, istinafı kabil bir karar değildir. Bu nedenle; davalı sigorta vekilinin kesin kararla ilgili olan istinaf başvurusunun HMK.'nun 352. maddesi uyarınca usulden reddi gerekmiştir.
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir.
Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının davalı sigorta şirketine iadesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili maluliyet raporunun yetersiz olduğunu, bu nedenle maddi tazminat alacak kalemlerinin eksik hesaplandığını, manevi tazminat miktarının düşük takdir edildiğini iddia ederek kararı istinaf etmiştir.
Yaralanmaya bağlı cismani zarar nedeniyle maddi tazminatı istemlerinde; tazminatın tespiti için maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece, davacının yaralanması nedeniyle maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 22/01/2020 tarihli maluliyet raporu ile anılan rapora davacı vekilinin itirazı üzerine ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 22/01/2021 tarihli maluliyet raporunun Yargıtay uygulamasına göre 27.09.2017 kaza tarihinde uygulanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun şekilde düzenlendiği,
her iki raporda davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı ve tıbbı iyileşme süresinin 1 ay olduğunun tespit edildiği, raporların birbiri ile uyumlu, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, davacının maluliyet raporunun düzenlenmesinde esas alınmasını istediği "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik" hükümlerinin ise kaza tarihinde yürürlükte olmadığı, maliyet raporundaki tespitlere göre yapılan hesaplamanın doğru olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat yönünden davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesinde, tarafların kusur durumu ile sosyal ve ekonomik durumlarına, davacının kaza tarihindeki yaşına ve yaralanmasının niteliğine, tıbbi iyileşme süresine, kalıcı maluliyetinin bulunmayışına ve tüm dosya kapsamına göre mahkemece hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin manevi tazminat miktarı yönünden istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı sigorta vekilinin istinaf itirazlarının usulden, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/554, K. 2024/1485, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama