KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/563
- Karar no
- 2024/1473
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/03/2020 (Dava) - 02/12/2021 (Karar
- Numarası
- 2020/217 Esas - 2021/888 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Bam karar tarihi
- 17/10/2024
- Karar yazım tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.893 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/12/2021 tarihli 2020/217 Esas ve 2021/888 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalıya ait ... plakalı kamyonun ... numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğunu, davalının maliki olduğu ... plakalı kamyon ile 12/08/2018 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasında dava dışı park halinde bulunan ... plakalı aracın hasarlanmasına sebep olduğunu ve kaza yerini terk ettiği, bu kaza nedeniyle oluşan zararlar için dava dışı ...
Şirketi'ne 25/02/2019 tarihinde 6.536,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin davalı tahsili için İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/523 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, meydana gelen kazanın davalı aracının kusuru ile gerçekleştiğini ve davalının yaptığı kaza sonrası olay yerini terk ettiği, gerekli sorumluluklarını yerine getirmediğini, alkol muayenesi kaza raporu ve benzeri evrakının hazırlanamamasına sebep olduğu,
açıklanan nedenlerle davalının İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/523 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazların iptaline, takibin devamına davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ''....Davanın REDDİNE....'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmak dahil davalı yararına hiç bir işlem yapmadığı ve tek bir duruşmaya da katılmadığından vekil lehine vekalet ücretine hükmetmenin usul ve yasaya uygun olmadığını,2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4/f gereği davacının davalıya rücu hakkı olduğunu, ispat yükü yer değiştirerek sigortalıya geçmiş olup davalının sigortalı kanunun aradığı şartlardan biri sebebiyle olay yerini terk ettiğini somut delillerle ispat edemediğini,
olay yerinin terk edilmesinin açık bir rücu sebebi olduğunu, sigortacının olay yerinin terk edildiğinden başka bir şey ispatlama zorunluluğu olmayıp bu hususun da dosyada mevcut trafik kazası tespit tutanağı ile ispatlandığını, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tek taraflı park halindeki araca çarpma sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasına bağlı zarar nedeni ile dava dışı sigorta şirketine yapılan ödemenin olay terk yeri hukuki sebebine dayalı olarak rücuen tahsili amacı ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda mahkemece, ''...12/08/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı şirket tarafından ZMS Sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın olay yerini terk ettiği, kazaya karışan ... plakalı aracın hasarının Kasko Sigortacısı tarafından karşılanması sonrası dava dışı kasko sigortacısı ... Şirketi'ne davacı şirket tarafından 25/02/2019 tarihinde 6.536,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça bu kez Mahkememizde açılan dava ile davacının sigortalısı olan ... plakalı araç malikinin bu zarardan sorumlu olduğu gerekçesi ile rücuen tazminat isteminde bulunulmuştur. Davacı şirket tarafından rücu gerekçesi olarak teminat dışı haller olarak gösterilen olay yerini terkin söz konusu olduğu ve bu nedenle de davalının sorumlu olduğu iddiasında bulunulmuştur.
Davacı tarafça her ne kadar bu iddia da bulunulmuş ise de, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B4/f maddesinde sigortacının rücu sebeplerinin sayıldığı, bu hükmün yürürlük tarihinden sonra yüksek yargı kararlarına göre sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için olay yerini terk durumunun gerçekleşmesi haricinde ayrıca zararın artmasına sebebiyet verilmiş olması gerekmektedir.
Sonuç itibariyle davalıya ait araç sürücüsünün kaza yerinden ayrılmış olması tek başına rücu hakkının kazanılmasına yetmediği, son kararlar ışığında tespit edilmiştir. Bunun yanında kaza yerinden ayrılma nedeni ile zararın arttığını gösterir delillerin sigorta poliçesini düzenleyen sigortacı tarafından dosyaya sunulması ve bu iddianın ispatlanması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında kaza yerinde dava dışı hasarlanan aracın zararının arttığına dair herhangi bir delilin dosyada tespit edilemediği, bu haliyle davacının davalı sigortalıya rücu hakkının doğduğunun belirlenemediği...'' gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
2918 Sayılı KTK'nun 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır.
Somut olayda, kazanın 12/08/2018 tarihinde meydana geldiği; davacı ile davalı arasında tanzim edilen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası 23/06/2018 tanzim tarihli olduğu; bu nedenle, rücu şartlarının belirlenmesinde 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Sigorta Genel Şartlarında Sigortacının, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Kaza tarihinde geçerli olan Sigorta Genel Şartlarının B.4. Maddesinin (f) bendine göre" Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." şeklindeki düzenleme ile kaza mahallini terk halinde sigortacının sigortalıya rücu edebileceği hususu belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.
Bu çerçevede, kaza tarihi itibarı ile uygulanması gereken 01/06/2015 tarihli sigorta genel şartlarının ilgili (f) bendinde, belirli zorunlu durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması veya kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da, rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez.
Sigorta genel şartları B.4-f bendin kapsamında sigortalı, sürücünün olay yerini terk etmiş olması durumunda ancak;
-Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi,
-Bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur.
Davacının talebi, genel şartlar "B.4-f" maddesi gereğince sürücünün olay yerini terkine dayalı olduğundan, mahkemece sürücünün maddi hasara neden olay trafik kazalarında olay yerini terk etmiş olmasının rücu sebebi olarak kabul edilemeyeceği, sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için kazanın bedeni hasara ilişkin olması gerektiği, davacı sigorta şirketi yönünden rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması isabetli değildir.
Davacının talebi genel şartlar "B.4-f" maddesi gereğince sürücünün olay yerinin terkine dayalı olduğundan, olay yerini terkin zorunlu nedenlerden kaynaklanmamış olması halinde davacı, zarar görene yapmış olduğu ödemeyi, sorumlu olduğu "gerçek zarar" ile sınırlı olarak, sigortalısından talep edebilir.
Kaza tespit tutanağının incelenmesinde, sürücünün tespitine engeller şekilde kaza mahallinin terk edilmiş olduğu, dosya kapsamında araç sürücüsünün haklı nedenle kaza mahallini terk ettiğini ispatlaması gerektiği, yukarıda belirtildiği üzere kaza tarihinde yürürlükte olan mevcut düzenlemeye göre, mahkemece davacının rücu hakkının bulunduğu kabul edilerek, dosya kapsamında alınan raporun rücu hakkının kapsamı ve miktarı bakımından esas alınıp rapora göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Dosya kapsamında Sigorta Uzmanı ve makina mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda kaza yerini terk eden davalı ...'a ait davacıya sigortalı ... plakalı aracın tespit edilememiş sürücüsünün kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, dava dışı ... tarafından olay mahalli yolun sağına park edilmiş olan ... plakalı aracın kazanın oluşumun sorumluluğunun olmadığı, dava konusu araçta meydana gelen gerçek hasar miktarının yedek parça+İşçilik+KDV olmak üzere toplamda 6.536,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu ... plakalı aracın 23/06/2018-23/06/2019 tarihleri arasında maddi araç başına 36.000,00-TL limitli olmak üzere Zorunlu Mali Sorumluluk ( Trafik) Sigorta Poliçesi ile davacı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, sigortalı aracın 12/08/2018 tarihinde park halinde bulunan ... plakalı araçta meydana getirdiği hasara ilişkin davacı... A.Ş. tarafından aracın kasko sigortacısı dava dışı ... Şirketine 6.536,00-TL ödeme yaptığı.
TTK 1472 maddesi ve Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B-4 maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin ödemiş olduğu 6.536,00-TL yi davalıya rücu edebileceği, bunun yanında ödeme tarihinden sonra davacının talebi ile bağlı kalınarak 25/02/2019 tarihinden takip tarihine kadar takip talebinde talep etmiş olduğu şekilde 507,66 TL faiz talep edebileceği anlaşılmıştır.
Davacı icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ise de; dava, ZMMS sigorta poliçesi kapsamında hak sahibine ödeme yapan davacının ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, davacının rücu şartlarının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile zararın miktarının belirlenmesi yargılama sırasında bilirkişi raporu alınmasıyla mümkün olduğundan, talep edilen tazminat miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı gözetilmek suretiyle, yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/563, K. 2024/1473, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama