İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2024/1124 K.2024/1193

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/738 Esas-2024/200 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca…

Esas2024/1124Karar2024/1193Tarih11 Eylül 2024Okuma11 dk · 2.203 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
11 Eylül 2024
Dosya no
2024/1124
Karar no
2024/1193
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
15/09/2023 (Dava) - 14/03/2024 (Karar
Numarası
2023/738 Esas - 2024/200 Karar
Dava
Zayi Belgesi Verilmesi
Bam karar tarihi
11/09/2024
Karar yazım tarihi
11/09/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.203 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/738 Esas-2024/200 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait olan tutulması ve saklanması zorunlu olan 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait tüm ticari defterler ile bunların dayanakları olan muhasebe kayıt ve evraklarına haksız olarak elkonulmuş-kaçırılmış olup davacı şirkete ait ticari defterlerin zayi olduğunu, davacı ...

Limited Şirketi' nin 2 ortaklı bir şirket olup şirket ortakları olan ... ve ...’in %50'şer hisseye sahip olduklarını, ... ve ...’in evli olduklarını, ancak ...'in başka bir kadınla yaşadığını ve bu kadından 2 çocuğu olduğunu öğrenen ...'in zina nedeniyle boşanma davası açmış olup, bu dava nedeniyle ortaklar arasında uyuşmazlık bulunduğunu, davacı şirketin ortaklarının birlikte yaşadıkları dönemde, ticari defter ve belgelerin müvekkili şirketin mali müşavirliğini yapan ... tarafından muhafaza edilmek üzere ve arşiv olarak kullanılan ...'in tek başına sahip olduğu ..., Limited Şirketinin ...

Caddesi, No:.../... .../... adresindeki işyerine teslim edilerek burada bulunan arşivde saklandığını, davacı ile ...

Limited Şirketi arasında organik ve yönetsel bağ olduğundan şirketlerin defter ve belgelerinin ortak bir arşivde saklanması yoluna gidildiğini, şirket müdürü olan ...’in hem eşi hem ortağı olan ...'e uzun yıllardır süren evlilik ve ortaklık ilişkisi nedeniyle güven duyduğunu ve defterlerin orada muhafaza edilmesine muvafakat ettiğini, boşanma davası nedeniyle husumet ortaya çıkınca söz konusu defter ve belgelerin istendiğini, ancak verilmemesi üzerine 28.08.2023 tarihli ihtarnamenin çekildiğini, ihtara rağmen defter ve belgelerin iade edilmediğini, müvekkili şirkete gönderilen 01.09.2023 günlü cevabi ihtarnamede,

defterlerin kendilerinde olmadığı bildirilerek ticari defterler ile ilgili dayanak tüm kayıtların kaçırıldığını, bunun üzerine ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan dolayı Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/136564 nolu dosyasında devam ettiğini, TTK'nın 82/7.maddesinde mücbir sebeplerin sınırlı olarak sayılmadığını, hırsızlık, güveni kötüye kullanma gibi suç teşkil eden hallerin de kişinin iradesi dışında gelişen beklenmedik olaylar olduğunu, davacı şirketin ticari defterlerinin zayi olmasına neden olan olayda şirket yetkilisinin bir kusurunun bulunmadığını,

evlilik birliği, şirket ortaklığı ve iki şirket arasında organik bağ bulunması, her iki şirketin arşivinin ortak olması, aynı ortağa ait olması sebepleriyle bu durumun beklenmeyen/öngörülemeyen haller kapsamında olduğunu, ...

Limited Şirketi'nin müvekkili şirkete gönderdiği 01.09.2023 tarihli cevabi ihtarname ile defterlerin zayi olduğu kendilerince öğrenilmiş olup davayı 30 günlük süre içinde açtıklarını, davanın hasımsız yargı işi olup re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkemece her türlü delilin toplanmasını talep ettiklerini, noter tasdiklerinin Bornova 3. Noterliğinden celbini talep ettiklerini, zayi belgesi verilmesini talep ettikleri ticari defter ve belgelerin defterler, KDV beyannameleri, muhtasar beyannameleri, kurum geçici vergi beyannameleri, BA-BS formları, SGK bildirgeleri ve bordroları,

kurumlar vergisi beyannameleri, gelir-gider faturaları olduğunu belirterek, bu defter ve kayıtların zayi olduğuna dair zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.

BEYAN

İlgili kişi sıfatıyla ... vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde; davacı yanın iddialarının tümüyle gerçek dışı olup kötü niyetli olarak defter ve belgelerin zayi belgesini almak suretiyle taraflar arasında karşılıklı görülen ve görülecek davalardaki en önemli delilin ortadan kaldırılmasının amaçlandığını, sundukları tutanaklardan da anlaşılacağı üzere davacı firmanın tüm ticari defterleri ile faturaları, beyannameleri, BA-BS formları, SGK bildirgeleri ve bordroları ve kurumlar vergisi beyannamelerinin davacı şirket müdürü ...'in imzası karşılığı davacı firmaya teslim edildiğini,

davacı firmanın bu tutanaklara erişemeyeceklerini düşünerek huzurdaki davayı açtığını, ... ile müvekkili ... arasında boşanma davası da dahil olmak üzere karşılıklı açılmış bulunan çok sayıda dava bulunduğunu, ayrıca müvekkili tarafından davacı şirketten olan alacakları karşılığı ilamsız takip yoluyla talep işlemlerine başlandığını, ancak itirazlar üzerine takiplerin durduğunu ve dava açılmak üzere olduğunu, başta açılacak bu davalar olmak üzere, diğer davalarda da en önemli delilin davacı ...

Ltd.

Şti firmasının defter ve belgeleri olduğunu, davacı firma bunu çok iyi bildiğinden huzurdaki davayı kötü niyetli olarak açmak suretiyle kanunu kullanarak delilleri yok etmek arzusunda olduğunu, bizzat kendileri tarafından teslim alınan defter ve belgelerin kaçırıldığını veya el konulduğunu iddia ederek zayi belgesi almaya çalıştıklarını, Türk Ticaret Kanunu 82/7 uyarınca zayi belgesi alınması şartlarından en önemlisinin defterlerin mücbir sebep sonucunda zayi olması gerekliliği olduğunu, davacı yanın talebinin ise yasanın aradığı bu şartı kapsamadığını,

bir diğer hususun da defter ve belgelerin saklama zorunluluğu süresi içerisinde zayi olması gerekliliği olduğunu, oysa davacı tarafın saklama yükümlülüğü süresi dolan döneme ait defter ve belgelerin de ziyaına ilişkin belge verilmesini talep ettiğini ve bunun kabulünün mümkün olmadığını, netice itibariyle davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, ".....Somut olayda, davacı şirketin 2 ortaklı olup, şirket ortaklarının %50’şer payla ... ve ... olduğu, ortakların evli oldukları, ancak ortaklar arasında, ... tarafından boşanma davası açılması üzerine uyuşmazlık baş gösterdiği, davacı şirkete ait 2009, 2010, 2011,2012, 2013,2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait ticari defter ve belgeler ile mali kayıt ve beyannamelerin, ortaklar arasında sorun çıkmadan önce davacı şirketin mali müşavirliğini yapan ... tarafından muhafaza edilmek üzere, arşiv olarak kullanılan ...'in sahibi olduğu ...

Limited Şirketi’nin ... Caddesi, No:.../... .../... adresindeki işyerine teslim edildiği ve burada bulunan arşivde saklandığı, ortaklar arasında boşanma davası üzerine sorunlar yaşanınca davacı şirket yetkilisinin 28/08/2023 günlü ihtarname ile defter ve belgelerin iadesini talep ettiği, davacı şirkete gönderilen 01/09/2023 günlü cevabi ihtarnamede, defterlerin kendilerinde olmadığının bildirildiği,

davacı vekili tarafından sunulan tutanaklar eklenerek mahkemece ...’e davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi olduğu şirketin arşivinde saklanıyor ise teslimi için gönderilen ihtara, ticari defter ve belgelerin davacı şirkete teslim edildiği bildirilerek buna ilişkin tutanakların sunulduğu,

davacı şirket tarafından ortak ... hakkında ticari defter ve belgeleri teslim etmemesi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yapılan suç duyurusu üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/136564 nolu dosyasında açılan soruşturma neticesinde davacı şirket yetkilisi ile şüpheli ortağın eş olması dikkate alınarak cezasızlık sebebi bulunması ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelikte olması gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği,

kararın kesinleştiği, davacı tarafça sunulan 'Tutanaktır' başlıklı belgelerde dava konusu ticari defter ve belgelerin davacı şirket yetkilisi ... tarafından teslim alındığına ilişkin davacı şirket kaşe ve imzasının mevcut olduğu, tutanaklarda el yazısı ile davacı şirketin mali müşaviri tarafından yazılan yazı ile tutanaklardaki ticari defter ve belgelerin davacı şirketin yetkilisinin bilgisi dahilinde ...

Caddesi, No:.../... .../... adresine bırakıldığının yazılı olduğu, dava dışı ortak ...’in ticari defterler ile ilgili olarak sunduğu tutanakların da aynı tutanaklar olduğu, ancak üzerlerinde ...’ın el yazısı ile yazdığı ifadelerin yer almadığı, toplanan tüm deliller ile soruşturma dosyası kapsamında alınan ifadeler ve kesinleşen takipsizlik kararı dikkate alındığında davacı şirket ait ticari defter ve belgelerinin TTK’nın 87/2. maddesinde sayılan doğal afet gibi bir nedenle kaybolmadığı gibi davacı şirketin iradesi dışında güveni kötüye kullanma veya hırsızlık gibi bir suç nedeniyle ortadan kaybolduğu iddiasının da ispat edilemediği,

talep eden şirket tarafından davaya konu defter ve kayıtların muhafazası için gerekli olan tedbir ve özenin gösterilmediği anlaşıldığından (Yargıtay 11.HD 2006/9938 Esas - 2007/12819 Karar, 2014/13593 Esas - 2014/18941 Karar sayılı emsal içtihatları, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD’nin 2024/453 Esas - 2024/356 Karar sayılı, 2023/956 Esas - 2023/885 Karar sayılı emsal kararları), DAVANIN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili tarafından, "...Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, arşivde bulunan ticari defterlerin şirkete teslim edilmediğini, sunulduğu belirtilen tutanakların da şirkete defterlerin teslimini gösteren tutanaklar olmadığını, bu husus yanlış değerlendirildiği için yanlış karar verildiğini, davacı şirketin diğer ortağı olan ...’in, ilgili kişi olarak UYAP sistemine eklenerek kendisine ihtaratlı tebligat yapıldığını ve davacı şirkete ait defter ve kayıtları ibraz etmesi için kesin süre verildiğini, ibraz edilmemesi halinde bu defter ve belgeler hakkında zayi belgesi verileceğinin ihtar edildiğini,

ancak ihtarata rağmen şirket defterleri sunulmadığı için davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, zaten delil olarak işbu davada bu tutanaklara dayandıklarını ve dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunduklarını, bu nedenle şirket ortağı ... vekilinin bu tutanaklardan gizli evraklarmış gibi bahsetmesinin abes olduğunu, şirket defterlerinin arşive teslimine dair teslim tutanaklarının ilk nüshaları yani asıllarının ıslak imzalı olarak mahkemeye sunulduğunu, ilgili ... vekilinin sunduğu evrakların ise ticari defterler içine konulan suretler olduğunu, bu suret tutanakların, defterlerin içinden alınarak mahkemeye sunulduğunu düşündüklerini,

dolayısıyla defterlerin halen ellerinde olduğunun anlaşıldığını, mahkemece ıslak imzalı-kaşeli tutanak asıllarına itibar edilmeyip imzasız fotokopi suret evraklara itibar edilmesinin doğru olmadığını, teslim tutanaklarının asıllarına göre, her yılın defter ve kayıtları şirket müdürü ...'in talimatı ile mali müşavir ... tarafından ... Caddesi No:...\... ...

Apt. ...\... adresine bırakıldığını, bu adresin de davacı şirketin ortağı ve şirket müdürünün eşi olan ...'e ait olduğunu, bu adreste, hem davacı şirketin (... %50 hissedar ortaktır) hem de ...

Şti.nin (... %100 hissedar tek ortaktır) defter ve kayıtlarının muhafaza edildiğini, yani her iki şirketin de arşivi olduğunu, her iki şirket arasında da organik ve yönetsel bağ bulunduğunu, dolayısıyla davadan önce ihtar çekerek talep ettikleri defterlerin halen ilgili ...'e ait ... şirketinin arşivinde bulunduğunu, davacı şirket defterlerinin diğer ortak tarafından kaçırıldığını, el konulduğunu, varlığının inkar edildiğini ve bu durumun suç teşkil ettiğini, verilen takipsizlik kararının yanlış olduğunu, zira şikayetçinin ... olduğu,

şüpheli ...'le evli oldukları için şahsi cezasızlık sebebi bulunması nedeniyle takipsizlik kararı verildiğinin belirtildiğini, oysa ...’in şikayetçi olmayıp, şikayetçinin ... Tic.

Limited Şti. olduğunu, yani şikayetçinin tüzel kişi olduğunu, suçun da şirkete karşı işlendiğini, yaptıkları itirazın da İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla farklı bir gerekçe ile, sadece hukuki ihtilaf denilerek reddedildiğini, bu nedenlerle kanun yararına bozma yoluna gidildiğini, sonucunun beklenmesi gerektiğini, delilerin takdirinin işbu davaya bakan mahkemeye ait olduğunu, vakıanın sabit olduğunu, güveni kötüye kullanma olduğunu, savcılık soruşturması ve\veya ceza davası olup olmadığına bakılmaksızın mahkemece bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini,

güveni kötüye kullanma veya hırsızlık gibi bir nedenle defterlerin kaybolduğu iddialarının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddedilmesinin doğru olmadığını, iddialarının ispatı için gösterdikleri delillerin toplanmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, iddiaları tanık delili ile ispat edilebilecek iken bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini, mahkemece tanıkların ceza soruşturma dosyasında dinlendiğinden bahisle tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, oysa karakolda ifadeleri alınmış ise de bu ifadelerin oldukça yetersiz alınmış olup bu davada hükme esas alınamayacağını, mali müşavir olan ...’ın önemli bir tanık olduğunu,

bu tanığın aynı zamanda tutanak tanığı olduğunu, bu nedenle de dinlenmesi gerektiğini, karakoldaki tanık ifadelerinin yeminli olmayıp mahkemece usul ve yasaya uygun olarak yemin ettirilerek dinlenmesi gerektiğini, defterlerin zayi olmasında davacı şirketin kusuru bulunmadığını, gerekli dikkat ve özenin gösterildiğini, bir taraftan iki şirket arasında organik ve yönetsel bağ olması,

diğer taraftan ...'in, hem eşi hem ortağı olan ... ile uzun yıllardır süren evlilik ve şirket ortaklığı nedeniyle güven duyması nedeniyle diğer şirketin defterlerinin arşivlendiği yerde davacı şirketin defterlerinin de muhafaza edilmesine muvafakat ettiğini, ancak mahkemece kusur yönünden de delillerinin toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, ...'in; eşi ...'in zina nedeniyle açtığı boşanma davasında haksızlığının ortaya çıkması ile bu davada ve mal rejimi davasında yaşayacağı kayıplara karşılık eşi ...'i zorda bırakmak için şirket üzerinden yıpratmaya çalışmakta olduğu,

ilgili davalarda, bu ticari defter ve kayıtlara ihtiyaç olduğundan, gerek mahkemeye, gerekse diğer kurumlara bu defterlerin sunulamaması halinde şirketin ve şirket müdürünün zor durumda kalması amaçlandığından, şirket defter ve kayıtlarına el konulduğunu, kaçırıldığını, bir taraftan defterlerinin kendi ellerinde olmadığı iddia edilirken, diğer taraftan bu defter ve kayıtlara dayanarak hesaplamalar yapılarak alacak talebinde bulunmalarının çelişkili olduğunu ve defterlerin ellerinde olduğunu gösterdiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, ticari defter ve belgelerin ziyaı nedeniyle zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere zayi belgesi verilebilmesi için ticari defter ve ticari evrakların zayi olması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre, davacı taraf bizzat, sözkonusu defter ve belgelerin davadışı .......Ltd. Şti.'nde olduğunu ileri sürmektedir.

Bu haliyle, yer belirtilerek ileri sürülen bu beyanın defter ve belgelerin zayi olduğu şeklinde kabul edilemeyeceği, yine davacı tarafça, sözkonusu defter ve kayıtların davacı şirket yetkilisinin onayıyla davadışı şirkete, davadışı muhasebecileri tarafından bırakıldığı,

buna dair teslim tutanakları olduğu ve bu teslim tutanaklarında bizzat muhasebeci tarafından davadışı şirketin adresi de belirtilerek buraya teslim edildiğinin yazılıp imzalandığı ileri sürülerek bu tutanaklar delil olarak sunulmuş ise de, bahse konu tutanaklarda defter ve belgelerin teslim edildiği ileri sürülen dava dışı şirkete ait hiçbir teslim alma yazısı, imzası ve kaşesi bulunmadığı, teslim alan olarak sözkonusu evrakta davadışı şirketin gösterilmeyip, tek taraflı olarak davacı şirket yetkilisi ve muhasebecisi tarafından düzenlenip imzalanması her zaman mümkün nitelikte bir evrak olduğunun görüldüğü,

davadışı şirket yetkilisinin de ilgili kişi sıfatıyla dosyaya beyanda bulunup aynı tutanakları, davacı şirkete sözkonusu defter ve evrakların iade edildiğine dair belge olarak sunduğu, bu haliyle bu tutanakların davacı tarafın talebinin kabulü bakımından yeterli olmadığının açık olduğu, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ışığında mahkemece davanın reddinde ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/738 Esas - 2024/200 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa davacı tarafından yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak davacıya iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2024

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/1124, K. 2024/1193, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. Dava
  5. Beyan
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1124
Karar No
2024/1193
Tarih
11 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2024/1124 K.2024/669
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2024/1124 K.2024/1152
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1124 K.2024/1610
  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi E.2024/1124 K.2024/1254
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/1125 K.2024/1281
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2024/1125 K.2024/1270

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.