KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/2509
- Karar no
- 2024/407
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/05/2022
- Numarası
- 2020/580 ESAS - 2022/432 KARAR
- Dava konusu
- İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 26.02.2024
- İstem
- —
Karar Metni
1.204 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesi kapsamında davacının, sözleşmeden kaynaklanan bütün edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının takip dayanağı 2 adet fatura bedelini ödemediğini ileri sürerek; 12.762,30TL asıl alacak, 3.413,39TL işlemiş faizi olmak üzere 16.175,69TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan İzmir 28. İcra Müdürlüğü Merkezi Takip Sistemi'nin 2020/295035 esas sayılı takip dosyasında, davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, Gaziemir ve Buca'da iki ayrı binası bulunan davalının, davacıdan Buca merkez binası için ... almaktayken, davalı yetkilileri aynı hizmeti vermekte olan farklı kurumlardan almış oldukları teklifleri ve davacı tarafından düzenlenen aylık faturaları karşılaştırdıklarında faturaların olması gerekenden çok daha yüksek olduğunu tespit etmeleri üzerine,
aradıkları davacı kurumun müşteri hizmetleri çalışanından “Kurumun Gaziemir şubesine de ... verildiğini ve fakat hizmetin bağlandığı tarihten itibaren veri akışının sıfır olduğu” bilgisine ulaştıklarını, buna göre davalının, sözleşme yapıldığı tarihten itibaren Gaziemir şubesinde kullanmadıkları ve varlığından haberdar olmadıkları ... için, aylarca fazladan ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, her ay kesilen faturada bu hizmetlerin “ayrı ayrı kalemler” şeklinde (20 mpb Gaziemir ve 40 mpb Buca Kampüs) değil de “tek kalem” olması sebebiyle yapılan fazla ödemenin farkına geç varılabildiğini, davalının müşteri temsilcisi ile gerek telefon,
gerekse mail yolu ile iletişime geçerek halihazırda kullanmadıkları hizmet için faturalandırma yapılmamasını istedikleri halde, davacı yanca 2 ay daha kullanılmayan hizmet için fatura keşide edildiğini, mezkur iki faturaya itiraz edince de davacı tarafından başka bir sözleşme kapsamında sağlanan Fire Wall (güvenlik duvarı) hizmetinin durdurulduğunu, davalı tarafından 16 Ekim 2019 tarihinde iptal talebi iletildiği ve daha sonra hatırlatmalar yapıldığı halde halde, iptal talebi sonrası dönem için davacı tarafından fatura düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmişlerdir.
MAHKEME
"Davalının 16 Ekim 2019 günü e-posta ile yaptığı iptal başvurusuna rağmen faturalandırılmaya devam edilmesinin, abonelik sözleşme ve şartnamesi kapsamında haklı bir nedene dayanmadığı hiç kimsenin zorla bir sözleşmeye bağlı kalmaya zorlanamayacağı, iptal talebinin fiilen sürüncemede bırakılmasının da aynı nedenle sözleşme özgürlüğüne aykırı olduğu ve 16 Ekim 2019 tarihli iptal talebine rağmen Kasım dönemi için kesilen 5.118,90 TL fatura bedelinden davalının sorumlu tutulamayacağı,
davalının sözleşme ile bağlı olduğu ekim döneminde ise 16 Ekim tarihli bildirimden sonra iptal işleminin yapılmayarak tüm ay için 6.943,40 TL tutarlı tahakkuk'un haklı olmadığı bu tarihe kadar borcu ayrıca fatura edilmesi gerektiği, dava dilekçesinde ise bu döneme ilişkin borca yönelik net belirtilen bir fatura olmadığı talebin hukuki olarak faturalandırılıp dava ile bu döneme ilişkin talep edilmediği anlaşılmakla davanın reddine, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin de reddine dair mahkememizdeki aşağıdaki vicdani kanıyı yansıtan hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle,
"1-Davanın REDDİNE; Şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE" karar vermiştir.
BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ
Davacı vekili, 16 Ekim'e kadar olan hizmet bedelinin ayrıca talep edilmesine dair mahkeme kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 16 Ekim'deki iptal talebinin geçersiz olduğunu iddia eden davacı yandan iptal talebi tarihine kadar ayrıca fatura tahakkuk edilerek bu bedelin talep edilmesinin beklenmesinin hukuka aykırı olduğu gibi, 16 Ekim'de yapılan iptal talebinin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi davalının 16 Ekim'e kadar olan hizmet bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,
davacı şirket tarafından davalıya hizmet sunmak amacıyla yapılan yatırımların miktarı ve davalının 36 ay sözleşmeyi feshetmeyeceğine dair taahhüdü nedeni ile aboneliğin, mail ile gönderilen abonenin iptal talebi ile derhal sonlandırılmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin çerçeve sözleşmesinin "sözleşme Süresi ve Fesih" başlıklı 9. Maddesi ile "Tebligat Adresi, Yetkilendirme Ve Değişiklikler" başlıklı 15. Maddesini göz önünde bulundurmadığını,
ayrıca çerçeve sözleşmesinin madde 14/a gereğince hukuken bağlayıcı her türlü ihtar ve tebligatın taahhütlü posta ve noter vasıtası ile gönderilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, sözleşmenin e-posta yolu ile yapılacak bildirim ile feshedilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, davalının abonelik iptali talebini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğinde mahkemenin davalının ilk iptal talebi üzerine aboneliğin iptal edilmesi gerektiği görüşünün yerinde olmadığını, davalı itirazın iptali davası devam ederken dava konusu icra takibine konu borcu haricen ödediğini,
borçlunun borcunu haricen ödemesi işbu dava konusu MTS takibine konu borcu kabul ettiğini gösterdiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında Daire önüne gelen uyuşmazlık; takibe dayanak olarak gösterilen faturadan dolayı davacının bir alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yöneliktir.
Davacı yan, taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesi kapsamında tahakkuk eden faturaların ödenmediğini ileri sürerek, fatura bedelinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmış, davalı yan ise, kullanmadıklarından iptal talebinde bulundukları "..." hizmetinden dolayı iptal talebi sonrası dönem için düzenlenen faturalardan sorumlu tutulamayacaklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Somut olayda, taraflar arasında "Elektronik Haberleşme Hizmetlerine İlişkin Çerçeve Sözleşmesi" ve eki "... İnternet Hizmet Şartnamesi" akdedildiği husunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, akdedilen ... Hizmet sözleşmenin davalı yanca usulüne olarak fesih edilip edilmediği, bunun sonucuna göre, takip ve davaya konu fatura bedellerinden davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içerisinde mevcut ve taraflar arasında gerçekleştiği belirtilen ve davalı yanca dosyaya ibraz edilen 16.10.2019 tarihli email yazışması ile davalı yanca; ... sözleşmesinin iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında akdedilen ve imzası davalı yanca inkar edilmeyen "Elektronik Haberleşme Hizmetlerine İlişkin Çerçeve Sözleşmesinin" tebligat adresi, yetkilendirme ve değişiklikler başlıklı 14. Maddesinin (a) bendinde; "Taraflar arasında hukuken bağlayıcı tüm tebligatlar/ihtarlar 1. maddede yazılı adrese iadeli taahhütlü posta veya Noterlik vasıtası ile yapılacaktır. Bu yöntemler dışında yapılan bildirimler, taraflarca dikkate alınmayacaktır." hükmünü ihtiva etmektedir.
Bu haliyle, davalının, taraflarca akdedilen çerçeve sözleşmesinin 14/a maddesindeki düzenlemeye uygun olarak ... internet hizmet sözleşmesini fesih bildiriminde bulunduğu söylenemez. Öyleyse; davalının, iptal edilmeyen abonelik sözleşmesi kapsamında tahakkuk eden takip ve davaya konu fatura bedellerinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu halde; davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile, incelenen kararın HMK’nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/2509, K. 2024/407, 26 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama