KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/3847
- Karar no
- 2024/2704
- İncelenen kararın mahkemesi
- MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/06/2024
- Esas no
- 2024/304
- Karar no
- 2024/602
- İncelenen kararın mahkemesi
- FETHİYE 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/01/2024
- Esas no
- 2023/205
- Karar no
- 2024/20
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Gerekçeli karar tarihi
- 7.11.2024
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Muğla Asliye Ticaret Mahkemesin tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, itirazın iptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) istemine ilişkindir. Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın acentelik sözleşmesinden kaynaklandığını ve ticari nitelikte olduğundan Ticaret Mahkemesinin görevliği olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince, davanın salt sigorta şirketi tarafından açılması davayı ticari dava olarak nitelendirmeyeceği, davalının da tacir olmadığını belirterek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
TTK'nun 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir.
Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği;
sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği;doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir.
Somut olayda; Dava, rücuen alacak davasıdır. Dava, poliçeden kaynaklanmamaktadır. Bu durumda, davacının dava dışı sigortalısı ile davalı taraf arasındaki ilişkiye bakmak gerekir. Dava dışı sigortalı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunmayıp dava haksız fiilden kaynaklandığından genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle, Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3847, K. 2024/2704, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama