KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- Dosya no
- 2025/6
- Karar no
- 2025/177
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/11/2024
- Numarası
- 2024/953 Esas 2024/1078 Karar
- Davanın konusu
- İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi
- Karar yazım tarihi
- 30/01/2025
Karar Metni
1.307 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Yukarıda esas numarası yazılı dosya resen istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla yapılan inceleme neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, Kayseri Genel İcra Dairesinin ...
Esas sayılı icra dosyasında alacaklı sıfatıyla bulunduğunu, söz konusu icra dosyası kapsamında davalı şirketin, dosyada borçlu olarak bulunan ... aleyhine kesinleşen icra takibi sebebiyle, borçlu ile resmi veya gayriresmi herhangi bir bağlantısı bulunmayan müvekkili şirket adresine 12.10.2022 tarihinde fiili haciz yapma amacıyla geldiğini, müvekkili şirket yetkilisinin haciz için gelen memuru ve alacaklı vekiline müvekkili şirketin herhangi bir borçlu ile ilgisi bulunmadığını, 2014-2015 yıllarında işletmenin borçludan müvekkili şirketçe satın alındığını ve borçlunun işletmeden tamamen el çektiğini,
borçlunun ...'tan satın alındığına yönelik her türlü belge sunulduğunu ancak davalı şirketin söz konusu belgelerin işletmenin devrine yönelik olmasına rağmen belgeleri, borçluya ait evrakları olarak nitelendirilerek İİK madde 97 hükmü gereğince haciz talep edildiğini, bunun neticesinde müvekkili şirkete ait kasa açılarak 6.220,00 TL tutarındaki paranın müvekkili şirket kasasından alınarak icra müdürlüğü kasasına alındığını,
daha sonra istihkak iddiasına yönelik olarak Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/579 Esas sayılı dosyasında takibin devamına ve istihkak davacı açılması için taraflarına yedi günlük süre verilmesinin akabinde taraflarınca istihkak davacı açıldığını ve paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir talep edildiğini ancak tedbir talebi reddedilerek mahcuz paranın davalı şirkete ödendiğini,
açmış oldukları istihkak davasının Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/589 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü ve yapılan yargılamada borçlunun şirketle veya işletmeyle hiçbir bağının olmadığının tespitiyle haczedilen paranın müvekkili şirkete ait olduğunun ortaya çıktığını ancak mahcuz paranın alacaklıya ödenip dosyanın infazen kapatılması sebebiyle mahcuz para hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu nedenlerle davalının kabulü ile,
müvekkili şirketin haksız yere ödemiş olduğu dava konusu 6.220,00 TL ödeme tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Kayseri 14. Asliye Hukuk Mahkemesince; "Somut olayda; davanın, taraflar arasındaki Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında, davacı şirket adresinde yapılan haksız fiili haciz neticesinde dosyaya alınıp alacaklıya ödenen 6.220,00 TL'nin alacak/istirdat isteminden ibarettir. Davanın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu, ayrıca icra takibine konu alacağın Akbank'a ait kredi kartı borcundan kaynaklı olduğu, davalının ... Şirketi olduğu anlaşılmakla TTK'nın 4/1., 4/1-f ve 5/1. Maddeleri geri davaya bakmaya görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu kanaatine varılmıştır.
Nitekim benzer bir konuda verilen Hukuk Genel Kurulu 30.06.2020 tarih ve 2019/231 E. , 2020/487 K. Sayılı ve. "Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; davalı şirketin dava dışı ... Ltd. Şti. hakkında Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı aldığı ve alınan kararla ilgili olarak Bursa 2. İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığı, ihtiyati haciz kararma istinaden Ankara 18. İcra Müdürlüğünün ...
Tal. sayılı dosyası ile davacı şirketin adresinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığı, davacı şirketin de haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle ciddi anlamda itibar ve iş kaybına uğradıkları, muhafaza nedeniyle yediemin ücreti ödedikleri, makinelerin tümü muhafaza altına alındığından belirli bir süre faaliyette bulunamadıkları iddiasıyla davalı şirketten maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, her iki taraf da tacirdir ve dava her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgilidir. Yukarıda da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticari dava sayılacağından eldeki davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi değil 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesidir.
Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararma uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır."
Şeklindeki kararında da tacir olan taraflar arasında haksız hacizden kaynaklı davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
Yine davacının cevap dilekçesi ekinde emsal olarak sunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi 2020/2074 E., 2020/57 K.; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi 2020/1707 E., 2020/1564 K. Sayılı dosyaları ile istinaf denetiminden geçen iş bu dosyamız ile benzer nitelikteki davalarında İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüldüğü, istinaf mahkemeleri tarafından görev yönünden bir kaldırma yapmadığı anlaşılmıştır." gerekçesiyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin karar verilmiştir.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince; " Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 2023/1772 E, 2023/1668 K sayılı ilamında “…Dava, kira alacağına dayanan takip nedeniyle uygulanan haksız hacizden doğan zararın tazmini istemine ilişkin olup …..Eldeki dosyada da davacının haciz suretiyle satılan mallarının rayiç değerinin tazminini talep ettiği görülmektedir.
Dosya kapsamından, taraflar arasında kira ilişkisi bulunmamasına rağmen, davalı tarafından, davacı aleyhine haksız icra takibi yaptırması, eşyalarını haczettirip düşük fiyata satın alınmasından kaynaklı maddi tazminat istendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kira hukuku kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davaya bakmakla genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kararın kaldırılması gerekmiştir.
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/2334 E.2021/8054 K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/2 E. 2016/4306 K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/13385 E. 2015/13448 K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2014/17317 E.2015/119 K. Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2013/16397 E. 2013/17922 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.)”denildiği görülmüş olup,
hem yukarıda açıklanan içtihat gereğince davacının takibin tarafı olmaması nedeni ile hem de davacının işbu davada da dava konusu talebinin dayanağının haksız hacizden kaynaklı zarar olması nedeni ile açıklanan içtihatlar gereğince davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeni ile Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle Kayseri 14. Asliye Mahkemesinin görevli olduğuna dair karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, merci tayinine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gereklidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi uyarınca; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davanın ticari dava sayılacağı yönünde düzenleme bulunmalıdır.
6102 sayılı Kanun'un “Ticari davalar ve çekişmesiz yargı türlerinin görüleceği mahkemeler” başlıklı 5 inci maddesinde düzenlenmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk Mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Kanun'da 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak, iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup Mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2 inci maddesi ile değişik 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasıdır.
Dosya içeriğinden; tarafların tacir olduğu, ancak uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmadığı, davacının üçüncü şahıs konumunda olduğu, eldeki davanın davalı alacaklı tarafından dava dışı ... aleyhine başlatılan icra takibi sırasında davacının adresinde yapılan haciz sırasında icra baskısı ile davacı tarafından ödenen paranın istirdadına yönelik olduğu, bu nedenle istirdat davası niteliğinde açılan davaya genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği açıktır.
Şu halde, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Kayseri 14. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 21, 22 ve 23. maddeleri gereğince Kayseri 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ve dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6, K. 2025/177, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama