KÜNYE
T. C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/1747
- Karar no
- 2024/1602
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/03/2023
- Numarası
- 2021/239 Esas, 2023/149 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
- Dava tarihi
- 16/11/2020
- İstinaf kararının verildiği tarih
- 07/11/2024
- Yazıldığı tarih
- 08/11/2024
Karar Metni
2.531 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/239 Esas, 2023/149 Karar sayılı kararı tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı araç ile sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı aracın çarpışması ve bunun sonucunda ... plaka numaralı aracın elektrik direğine çarparak durması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini,
...'ın sevk ve idaresindeki araçta yolcu olarak bulunan ...'ın şikayetçi olması üzerine yapılan yargılama sonucu İncesu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/252 Esas ve 2019/386 Karar numaralı ilamı ile sürücü sanık ...'nun taksirle biri kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğinin sabit görüldüğünü ve 180 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin trafik kazası sonrasında psikolojik travma geçirdiğini, derin üzüntü yaşayarak ruh dünyasına sarsıcı etkiler oluştuğunu, acı, elem ve ızdırap duyguları yaşadığını,
davalı ...'nun kontrolsüz kavşağa yaklaşırken yavaşlamadan dikkatsiz bir şekilde kavşağa giriş yaparak, kavşakta ilk geçiş hakkına haiz ... plakalı araca ilk geçiş hakkını vermediğini, davalı ...'ın ise hızını azaltmadan dikkatsiz bir şekilde kavşağa giriş yaptığını, davalı ...'nun 2918 Sayılı KTK'nun 57/1-a maddesi gereğince asli kusurlu,
davalı ...'ın 2918 Sayılı KTK'nun 52/1-a maddesi gereğince tali kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu beyanla her türlü fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz olan 10.000,00-TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren, davalılar ... A.Ş ve ...
A.Ş. dava tarihinden itibaren sigorta poliçe limiti dahilinde işleyecek kanuni faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000,00-TL manevi tazminatın ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargı giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya tahmil edilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...'nun vekilin cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve taleplerini ve müvekkili aleyhine olan hususları reddettiğini, kaza nedeniyle zarar görenlerin öncelikle sigorta şirketine müracaat etmeleri gerektiğini, davada davacının zararı ile olay arasındaki nedensellik bağının baştan araştırılması ve kusur derecesinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, davaya bakmakla görevli mahkemenin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin 20-30 KM hızla seyir halinde iken davaya konu kazanın meydana geldiğini,
davacının içinde bulunduğu aracın hızlı olduğunun kendi aracına çarptıktan sonra başka araca çarpmasından belli olduğunu, olayın meydana geldiği yerde tarafların hangisinin geçiş üstünlüğünün olduğu noktasında keşif sonrasında alınan bilirkişi raporunda ve Adli Tıp Kurumu Raporunda bir değerlendirme yapılmadığını, olayda yeterince araştırma yapılmaksızın ve her iki sürücüye de kontrolsüz kavşağa girişte dikkatli olmamak ve geçiş üstünlüğü noktasında kusur verilmesine rağmen asli kusurun tarafına verilmesinin kabul edilemeyeceğini,
dosyada yeniden keşif icrası ile eksikliklerin giderilerek dosyanın kusur açısından Üniversitelerin kusuru tespiti konusunda uzman heyetlerinden veya Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması gerektiğini, müvekkilimizin çıkış yaptığı yerin tali yol olduğu hususunda yeterince inceleme yapılmadığını, dosya içerisinde Genel Adli Muayene raporları haricinde davacının maluliyetine ilişkin herhangi bir veri bulunmadığını, davacının olay sonrasında iyi olduğunu,
müvekkilinin asli kusurlu olduğu hususuna ilişkin tespitin yerinde olmaması nedeniyle sunacağı delillerle kusur incelemesinin yeniden yaptırılmasına ve ayrıca dava şartı noksanlığı ve görev ve yetki itirazları nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; tarafına açılan davada söz konusu üzerine atılan suçlamaları ve tazminat davasını kabul etmediğini davacının iddia ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...
A.Ş vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; açılmış olan işbu davada davacının delil dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, davacı tarafından dava şartı usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini, müvekkili şirket tarafından tazminat hesabı yapmaya yarayacak evrakların tarafından eksiksiz olarak iletilmediğini, davacı tarafından maddi tazminat kalemleri için ne kadar talep edildiğinin açıklanmadığını, dava konusu trafik kazasında kusur oranının belirlenmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin trafik kazası sonucu meydana gelen zararlardan sorumluluğunun sigortalı aracın kusuru kadar olduğunu,
trafik kazası ile ilgili olmak üzere davacıda oluşan maluliyet oranının tespiti için adli tıp kurumundan maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, dava konusu olayla ilgili açılmış davaların ve tahkim başvurularının araştırılması gerektiğini ve dosyaların sonuçlarının değerlendirilmesini, henüz sonuçlanmamışsa bu dosya açısından bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafa SGK ve başka kurum ve kuruluşlardan da ödeme yapılıp yapılmadığını tespitini, ZMMS genel şartlarına göre, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin poliçe teminat kapsamında olmadığını, bu taleplerin reddini,
davacının gelirine ilişkin vergilendirilmiş resmi delil sunmadığını, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağında yazılı gelir beyanının dikkate alınmaması gerektiğini, diğer taraftan yapılacak hesaplamada hatır taşıması indirimi ve davacının emniyet kemeri taktığı tespit edilemediğinden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, talep edilen faizi ve faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini, arz ve izah edilen nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...
A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden kabul edilen bu ödeme ile müvekkili şirketin poliçeden doğan sorumluluğunu yerine getirdiğini ve davacıya 19/02/2020 tarihinde tazminat olarak 56.532,69 TL ödeme yaptığını, bu nedenle öncelikle davacının zararının ne kadarının karşılandığının tespit edilmesi gerektiğini, hesaplama yapıldıktan sonra bu durumun ödeme ile maddi zarar arasındaki açık nispetsizlik oluşturup oluşturmadığı müvekkili şirketin davacıya karşı başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını,
diğer taraftan davacı tarafından sigorta şirketine başvuru sırasında herhangi bir rapor ibraz edilmemiş olması sebebi ile davanın usulden reddine, ödeme yapılmış ve zararın karşılanmış olması sebebi ile reddine, taraflarınca görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince verilen karar ile; 1-Davacının maddi tazminat davasının vaki FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 75.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin REDDİNE, dair karar verildiği görülmüştür. İşbu kararı davalılar ve davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı ...'nun iddia ve itirazlarının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle katılma yolu ile istinaf yoluna başvurduklarını, trafik kazasında yaralanma meydana gelmiş ise, yaralanan şahsın manevi tazminat talep edebileceğini, trafik kazalar sebebiyle karar verilen manevi tazminatın amacının zarara uğrayanda bir nebze de olsa huzur duygusu yaratmak olduğunu, ancak dava konusu olayda hükmedilen manevi tazminat miktarının olayın meydana getirdiği manevi zararla orantılı olmadığını, çok düşük kaldığını, arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri gibi maddi tazminata hükmedilmesini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı ... vekili tarafından süresinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde davasında verilen manevi tazminata hükmedilmesini, ayrıca haksız fiil faili olan borçlunun temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebileceğini, ve hükmedilen vekalet ücreti yönü ile usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu olayda davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığının ve hızlı olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, kazaya konu İncesu Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/252 Esas sayılı dosyasında kaza mahallinde keşif yapılmadığını,
kazanın cereyan etmesinde kusur oranlarının mahkemece belirlenmesinde kaza mahallinin dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminatın fahiş derecede olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağını, müvekkilinin de olay nedeni ile üzüldüğünü, istemediği bir şekilde kaza meydana geldiğini, hükmedilen miktarın tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile orantılı olması gerektiğini, arz ve izah edilen ve resen dikkate alınacak nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ Ve GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1. maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 13/03/2023 tarih, 2021/239 Esas 2023/149 Karar sayılı kararı ile, maddi tazminatın feragat nedeniyle reddine ve manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.
Somut olayda, İncesu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/252 E. 2015/386 K.sayılı dosyasında İstanbul ATK'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde, ... plaka sayılı kamyonet sürücüsü davalı ...'nun asli kusurlu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü davalı ...'ın tali kusurlu olduğu olduğunun rapor edildiği;
eldeki dava dosyasında Ankara ATK'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde 1.halde(sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyoneti ile geldiği kavşakta düz seyretmesi durumunda) sürücü ...'ın %75 oranında kusurlu, sürücü ...'nun ise %25 oranında kusurlu, 2.halde(sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyoneti ile geldiği kavşakta Trafik Kazası Tespiti Tutanağındaki şekilde dönüşle ...Caddesine katılım yapıyor olması durumunda) sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu, sürücü ...'nun ise %75 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği;
raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ trafik kürsüsünden seçilen heyetten alınmış olan ... tarihli kusur raporunda ise trafik kazısının meydana gelmesinde ... plaka sayılı kamyonet sürücüsü davalı ...'nun %75 oranında kusurlu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, hükme esas alınmış alınan kusur raporu ile kusur raporları arasındaki çelişkinin giderildiği, raporun olayın oluş şeklini doğruladığı, kaza sonrasında tutulan kaza tespit tutanağı ile aynı doğrultuda olduğu kanaatine varılmışolup, davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52. md.) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Araçlarla gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motorsiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre sürücülerin ve yolcuların takmak zorunda olduğu koruma başlığı (kask) hayati öneme sahiptir. Bu nedenle müteveffa yolcunun kaza anında kasksız olduğunun anlaşılması halinde müterafik kusuru bulunduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi gereğince tazminattan indirim yapılıp yapılmaması hususu değerlendirilmelidir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır.
Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde "üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur" düzenlemesine yer verilmiştir.(Yargıtay 4.HD'nin 15/12/2021 tarih ve 2021/19014 E. 2021/10387 K.sayılı ilamı)
Somut olayda, dosya içerisindeki belge ve bilgilerden, ... plaka sayılı otomobilde yolcu olarak bulunan davacının nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde emniyet kemeri takmadan yolculuk yaptığı, trafik kazası neticesinde bacak ve kol kısmından yaralandığı, Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre davacının emniyet kemeri takmaması neticesinde davacının araçtan fırladığına ilişkin dosyaya sunulmuş herhangi bir delilin olmadığı, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın ... tarihli maluliyet raporunda, davacının kafa ve göğüs bölgesinden bir yara almadığı,
kaza sonucu meydana gelen kırıklardan davacının emniyet kemerinin yüksek olasılıkla takılı olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Olay tarihinde yürürlükte olan TBK’nın 56. maddesi hükümlerine göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir.
Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, taraflar arasında yaşanan olayın oluş şekli, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın uygun olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1747, K. 2024/1602, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama