KÜNYE
T. C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2025
- Dosya no
- 2023/2152
- Karar no
- 2025/124
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/06/2023
- Numarası
- 2020/435 Esas 2023/615 Karar
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 20/07/2020
- İstinaf kararının verildiği tarih
- 17/01/2025
- Yazıldığı tarih
- 17/01/2025
Karar Metni
2.916 kelime·15 dk okuma·3 bölüm
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/435 Esas, 2023/615 Karar sayılı kararına karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle.
24/04/2018 tarihinde meydana gelen ... plakalı özel halk otobüsünün şoförlüğünü yapmakta olan davalılardan ...'ın bu noktadaki yasal hız limitini aşarak sevk ve idaresindeki aracı kontrol edememesi üzerine karşıdan karşıya geçmekte olan müvekkillerinden küçük ...'a çarptığını, kaza neticesinde müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, kalıcı işitme kaybı yaşadığını, küçük müvekkilinin velileri olan müvekkilleri ... ve ...'ın velayeten maddi ve manevi asaleten ayrı ayrı manevi tazminat taleplerinin olduğunu, meydana gelen kazada sürücünün asli kusurlu olduğunu,
kaza sonrası müvekkilinin haftalarca hastanede yatmak durumunda kaldığını, meydana gelen zarardan aracın sürücüsü, aracın sahibi, aracın işleteni ve sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, somut uyuşmazlık için arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ancak netice alınamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın 24/04/2018 tarihinden itibaren işleten ve sürücü yönünden işleyecek yasal faizi ile ...
SANAYİ VE TİCARET A.Ş yönünden temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere arabuluculuk tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılardan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, ... için 15.000,00 TL, ... ve ... için 5.000,00er TL olmaküzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren, ... A.Ş.ve ...
A.Ş.yönünden işleyecek avans faiziyle işleten ... ve sürücü ... yönünden işleyecek yasal faizi ile tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacının dava dilekçesinde maddi tazminat kalemlerini ayrı ayrı belirtmesi gerektiğini, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğunun işletenin sorumluluğu esasına dayandığını, müvekkilinin ancak işletenin kusuru oranında zarar gören davacıya karşı sorumlu olabileceğini, yani müvekkilinin sorumluluğunun aracın işleticisi veya sürücüsünün kusuru oranında olabileceğini, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamının ... plakalı araç sürücüsünde bulunduğu yönündeki iddianın doğru olmadığını, davacının herhangi bir hayati tehlike geçirmediğini,
ZMM Sigorta Poliçesi Genel Şartnamesi uyarınca manevi tazminat ve geçi iş göremezlik tazminatının sigorta kapsamı dışında tutulduğunu, davacı tarafın tazminat talebi ile ilgili belge ve evrakları temin edip göndermediğini, davacının müvekkilinden kaza tarihinden itibaren faiz isteyemeyeceğini savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Kazanın davacının aniden yola çıkması nedeniyle meydana geldiğini, bu durumun kamera görüntüleri Adli Tıp Raporu ve kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, bu nedenle davacının taleplerinin müvekkili araç sahibi yönünden reddedilmesi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte mezkur kazada davacının yaralanmasının sürekli maluliyete sebep olacak nitelikte olmadığını, davacının 3 gün hastanede tutulduktan sonra taburcu edildiğini, müvekkilinin ...
A.Ş.nezdinde ihtiyari mali mesuliyet sigortası içeren genişletilmiş kasko poliçesi bulunduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Olayda tek ve asli kusurlu olan kişinin kazanın oluşumundan da açıkça anlaşılacağı üzere davacı ... olduğunu, müvekkilinin kusuru olmadığından maddi manevi zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacının söz konusu kazaya bağlı olarak sürekli mululiyetini gösterir bir raporu bulunmadığını savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ...
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili firmanın ne aracın sahibi, ne aracın işleteni ne de aracın şoförü olduğunu, ayrıca gerek şoför, gerek işleten, gerek araç sahibi ile müvekkili firma ile hiçbir işverenlik ilişkisinin de olmadığını, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının davalı ... A.Ş.'ye karşı ikame etmiş olduğu davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, Davacı ...'ın maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 450,00 TL kaçınılmaz tedavi giderinin davalılar ..., ...
A.Ş.ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, alacağa ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 24/04/2018 tarihinden itibaren ... A.Ş.yönünden ise 22/06/2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesine, ...
A.Ş.hakkında avans faiz, diğer davalılar aleyhinde yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı ..., ..., ...'ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, ... için 3.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 1.500,00'er TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL manevi tazminatın ... ve ...'Dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, alacağa kaza tarihi olan 24/04/2018 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verildiği görülmüştür.
TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, 05/09/2023 havale tarihli istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin asli kusurlu olduğunun kabul edilerek hesaplamalarının buna göre yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, ... ...'ın yaşanan kaza neticesinde uzun süren bir tedavi gördüğünü, ebeveynlerinin de yaşanan kaza sonrası ciddi bir travma geçirdiklerini, yerel mahkemenin günümüz şartlarında oldukça az ve kabul edilemez bir rakama hükmettiğini, müvekkilinin kaza neticesinde çok uzun ve meşakkatli bir tedavi gördüğünü, günlerce yoğun bakımda kaldığını, kaza sonrasında da psikolojisinin alt üst olduğunu,
gelişiminin yaşıtlarının gerisinde devam ettiğini, trafik kazalarında haksız fiil sorumlularının yanında aracın işleteni, bağlı bulunduğu şirket ve sigorta şirketinin de haksız fiili işleyen ile birlikte kazadan müteselsilen sorumlu olduklarını, davalılardan ... A.Ş. Yönünden verilen pasif husumet yokluğu sebebi ile usulden ret kararının hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, müvekkilleri lehine hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... ...'ın asli ve ağır kusurlu olduğunu, araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ... ...'ın araç sürücüsünün görüş açısı dışından aracın birkaç metre önünden yola çıktığını, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/337 Esas sayılı dosyasında alınan 15.05.2019 tarihli bilirkişi raporu, 07.10.2019 tarihli Adli Tıp Raporu, kaza tespit tutanağı ve kamera görüntüleri ve en nihayetinde işbu yargılama dosyasına sunulan 24.02.2021 tarihli raporu ile de sabit olduğunu, 24.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda da ...'ın %15, ... ...'ın %85 oranında kusurlu olduğunu,
bu itibarla davalı müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin araç sahibi olduğunu, aracın 3.bir şahıs tarafından işletilmesi halinde aracı işletenin sorumluluğu olduğunu, araç sahibi ya da sürücünün kusuru olsa dahi maddi/manevi zarar sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken ... A.Ş.
Yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır.
İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacılar vekilinin ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir.
HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;İstinaf incelemesine konu işbu dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Olay tarihinde davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... caddesini takiben ... istikametine seyri sırasında ... önünde otobüs durağında yolcu indirip yoluna devam ettiği sırada ... önüne yaklaştı sırada aracın 6 nolu kısmı ile yaya ...ın annesi el karşıdan karşıya geçmek için bekledikleri sırada annesinin yanından yola birden fırlaması ile aracın davacı küçüke çaptığı, alınan bilirkişi raporuna göre davalı ...'ın 30 km hız sınırı olan yerde 46 km hızla gitmesi nedeniyle %15,
...'ın ise taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkış dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır.
Yayalar, bu yerlerden geçerken, yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerden yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler kuralını ihlal ettiğinden %85 kusurlu olduğu belirtilmiş, bilirkişinin tespiti ve kusur durumu dairemizce de uygun görülmüş olup, kusura ilişkin istinaf eden tarafların istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 3'üncü maddesinde işleten, "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. " biçiminde tanımlanmış, aynı Kanunun 85'inci maddesinin 1'inci fıkrasında ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin,
doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan sözleşme içeriği ile yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; trafik kazasına karışan otobüs tamamen bağımsız olmayıp, ... A.Ş düzenlediği esaslara göre yolcu taşıyabildiği, yine bu şirketin düzenlediği bilet esaslarına göre taşıma yaptığının anlaşılması karşısında; davalı ...
A.Ş'nin KTK'nin 3 ve 85/1'inci maddeleri uyarınca trafik kazasından dolayı meydana gelen zarardan işleten sıfatıyla sorumlu tutulaması gerekirken pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davacılar vekilinin istinaf isteminin yerindedir. (Aynı Yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3712 Esas ve 2024/4219 Karar sayılı ilamı)Yine araç malikinin davalı ... olması nedeniyle işleten sıfatının bulunduğu, davalı ...
A.Ş'nin işeten sıfatını taşımasının davalının işleten sıfatını kaldırmayacağı anlaşıldığından, davalı ...'un işeten olmadığı yönündeki istinaf istemi yerinde değildir.
Davacı ...'ın alınan maluliyete ilişkin raporunda özür oranının %0, geçici iş göremezlik süresi 6 hafta olarak belirtilmiş ise de ceza soruşturmasında alınan raporunda yaralanmanın yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olmadığı, kemik kırıklarının müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nun 49 ve 56. maddelerine göre Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Hâkim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.Somut olayda, davacının kusuru %15 ise de yaralanmanın niteliği, bu tarz bir olayın davacılarda oluşturması muhtemel üzüntü ve endişenin ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacıların duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi ayrıca gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, somut olayın özelliklerine göre, olay tarihi, davacı çocuğun yaşı,
tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacıların manevi tazminat taleplerinin tam kabulüyle anne için 5.000, TL,
baba için 5.000,00 TL çocuk için 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği halde ilk derece mahkemesince daha az manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış dolayısıyla da davalı ... vekilinin manevi tazminatların fazla belirlendiği şeklindeki istinaf itirazları yerinde bulunmayıp davacıların manevi tazminatın az belirlendiği bakımından istinaf itirazlarının haklı olduğu değerlendirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkündür.
Bu yasal düzenleme ve imkan doğrultusunda, davalı ...'un istinaf isteminin reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminat ve ... A.Ş'nin sorumlu olduğu kısımları yönünden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca Dairemizce, gerekli düzeltme duruşma açılmaksızın yapılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2152, K. 2025/124, 17 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama