KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2024/31
- Karar no
- 2024/710
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2020/593 Esas 2023/569 Karar
- Tarihi
- 19/06/2023
- Dava konusu
- Sözleşmenin İptali - Alacak
- Kararın yazıldığı tarih
- 03/07/2024
Karar Metni
2.917 kelime·15 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş. ile davalı ... Ltd. Şti. arasında 14/11/2018 tarihinde "... " konulu sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca sipariş tarihinden itibaren 4 ay içerisinde ...
Makine tarafından müvekkiline LPG tankları için 3 ayrı sızdırmazlık test makinesi yapmayı, bu 3 adet makineyi aynı anda test etmeyi taahhüt ettiğini, davalının 4 ay içerisinde yapmayı ve testlerini bitirmeyi taahhüt etmiş olduğu 3 adet makineyi yapmadığını ve müvekkilinin iyiniyetli girişimleri sonucunda taraflar arasında ek protokol imzalandığını, ek protokol kapsamında ilk test istasyonunun 31/05/2019 tarihinde ön kabule hazır bulundurulması, 10.000 adet LPG tankının testinin müvekkilinin fabrikasında testinin tamamlanması,
teslimin ise 28/06/2019 tarihinde gerçekleşmesi gerekirken davalı tarafından ilk test istasyonunun parçalarının 29/07/2019 tarihinde sevk edildiğini, müvekkilinin fabrikasına 27/09/2019 tarihinde ulaştırıldığını, makinede meydana gelen hata ve eksikler giderilmediğinden makinenin testine hiç başlanamadığını, söz konusu makinenin her ne kadar müvekkilinin fabrikasına davalı tarafından kurulumuna başlanmış olsa da, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca 10.000 adet test yapılamadığı,
ön kabul gerçekleşmediği ve en önemlisi dava dilekçesinde açıklanan eksikliklerden dolayı makinenin müvekkiline hukuken teslim edilemediğini, bunun yanı sıra makinenin fiilen de kurulumunun tamamlanamadığını,Davalının sözleşme şartlarına uygun bir makine yapamaması nedeniyle, makinede bulunan ayıp ve eksikliklerin tespitinin Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/225 D. İş sayılı dosyasından yapıldığını, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda.
3 adet makine olması gerekirken 1 adet makinenin bulunduğu, giriş ve çıkış konveyörlerinin (toplam iki adet) motorlu konveyör olması gerektiği, motorlarının olmadığı, makinenin testi sırasında meydana gelen iş kazasına ramak kalma olayı nedeniyle makinenin çalıştırılamadığı, ancak LPG tüpü su dışında iken 6 bar ile basınçlandırmasının iş sağlığı ve güvenliği bakımından çalışan sağlığı ve güvenliğini tehdit ettiği, bu şartlarda makinenin güvenlikli olmadığı, standart flanş bağlantısı için gereken 10 adet hızlı flanş bağlama aparatının teslim edilmediği,
makinenin ana şasisi rijitliğinde sorunların olduğunun tespit edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. maddesi uyarınca müvekkilinin davalıya sözleşme bedelinin %30'u oranındaki avans olan 63.000,00-Euro'yu banka havalesi ile ödediğini ancak davalı tarafça sözleşme şartlarının yerine getirilmediğini belirterek,Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshi ile avans olarak davalıya ödenen 63.000,00-Euro'nun ödeme tarihi olan 19/11/2018 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; sözleşmeye konu eserin davacının talebi doğrultusunda yapıldığını ve davacıya teslim edildiğini, davacının dava dilekçesindeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun, asılsız ve mesnetsiz iddialar olduğunu, sözleşme konusu eserin davacının iddia ettiği gibi ayıplı olmadığını, müvekkilinin makineyi davacının talepleri doğrultusunda yaptığını ve davacıya teslim ettiğini, tarafların sözleşme ile müvekkilinin 3 adet "Tank Sızdırmazlık Test İstasyonu" tasarlayıp imal edileceği, davacı tarafın ise sözleşmede belirtilen miktarı ödeyeceği hususunda anlaştığını,
davacı ile yapılan sözleşmeye ek olarak protokolle, öncelikle bir adet ürün üzerinden işlem yapılması konusunda mutabık kalındığını, müvekkili tarafından 1 adet ürünün davalıya teslim edildiğini, makinenin 26/09/2019 tarihinde faturası düzenlendiğini, karşı tarafa fatura bildirildiğini, davacının faturaya itiraz etmediğini ve faturanın her iki tarafın ticari defterlerine de işlendiğini, davacının iddia ettiği şekilde makinenin ayıplı olduğu düşünülse dahi (asla kabul manasına gelmemek kaydıyla) müvekkiline süresinde usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunulmadığını,
makinenin davacının belirttiği adrese 27/09/2019 tarihinde teslim edildiğini ve süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, iş sahibinin gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse TBK'nun 477. maddesine göre eseri kabul etmiş sayılacağını ve yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağını, bu sebeple davacının kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyerek müvekkilini sorumlu tutmasının mümkün olmadığını, makinenin sözleşmeye aykırı ve ayıplı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, makinenin 27/09/2019 tarihinden itibaren sözleşmede belirtilen adreste bulunduğunu,
süresi içerisinde kontrol yükümlülüğün davacı tarafından yerine getirilmediğini ve süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, makinenin tesliminden sonra müvekkilinin kusurundan bahsedilemeyeceği hususları göz önünü alınarak ve makinenin tekil bir makine olmadığının da değerlendirilmesi yapılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece; " Dava; taraflar arasında yapılan sözleşmenin iptali ile ödenen avans bedelinin iadesi istemine ilişkindir. ..Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK'nun 475. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır.
İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir.
Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/09/2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E., 2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay, sözleşme, ek protokol, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmaları, noter ihtarları, tanık anlatımları, banka dekontu, delil tespiti dosyası, icra edilen keşif ve bilirkişi kurulu raporu ile diğer tüm deliller değerlendirildiğinde:Sözleşmenin feshi istemi irdelendiğinde;Davada, evvela 14/11/2008 tarihli, "... " başlıklı sözleşmenin feshine karar verilmesi talep edilmiştir.
Arsa payının tapuda devrinin öngörüldüğü ve noterce düzenlenmesi zorunlu bulunan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinin feshine mahkemece karar verilmesi ya da taraf iradelerinin fesih konusunda birleşmesi gibi istisnalar bulunmakla birlikte, kural olarak eser sözleşmeleri, tek taraflı irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla feshedilmesi mümkün olan sözleşmelerdir.
Bu tür sözleşmelerin mahkemece feshine karar verilmesini istemekte, hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Davacı taraf, davalıya hitaben keşide ettiği Kayseri 7. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede açıkça "14/11/2008 tarihli, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ve ek protokolün feshedildiği" davalıya bildirilmiştir.
Davacı tarafın feshini talep ettiği sözleşmede, Yargıtay'ın istikrar bulan içtihatlarında fesih için mahkeme kararı ya da taraf iradelerinin birleşmesini gerekli gören istisnalar bulunmamaktadır. Buna göre, somut olayda yukarıda açıklandığı üzere, davacı iş sahibi şirketin fesih iradesini davalı yükleniciye iletmekle sonlandırılması mümkün olan bir sözleşmenin feshi için mahkeme kararı almasında hukuki yararı bulunmamaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h bendi uyarınca, davacının açmış olduğu davada hukuki yararının bulunması dava şartı olup, aynı Kanun'un 115. maddesi uyarınca, kural olarak, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmese bile mahkemesince re'sen değerlendirilmesi gerekir.
Bu durumda; mahkememizce, sözleşmenin feshi isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir (Yargıtay 15. H.D.'nin 2015/1226 Esas ve 2015/4364 Karar sayılı, Yargıtay 6. H.D.'nin 2022/909 Esas ve 2023/843 Karar sayılı emsal ilamları).Sözleşmeden dönme ve verilen avansın iadesi istemi irdelendiğinde.
Eldeki davada, 14/11/2008 tarihli, "LPG Tankı Sızdırmazlık Test İstasyonu" başlıklı sözleşme ile ek protokol kapsamında, nitelikleri bu sözleşmede belirlenen LPG tankı sızdırmazlık test istasyonunu davalının yaparak davacıya teslim etmeyi, karşılığında davacının da davalıya bedel ödemeyi taahhüt ettiği görülmektedir.
Mahkememizce uyuşmazlık konusu makine ünitesi üzerinde test ve denemeler yapmak suretiyle tarafların huzurunda keşfen yapılan incelemeye ve buna dayalı olarak sunulan bilirkişi kurulu raporda; "... sözleşmenin 3.2. maddesinde çevrim süresi 90 saniye olarak belirtilirken yapılan testlerde ortalama 4 dakika 30 saniye gibi değerlerin bulunduğu,
işlemin kısmen manuel olarak yapıldığından dolayı sürenin uzun olduğunun değerlendirildiği fakat tank sızdırmazlık test istasyonunun otomatik yaptığı işler bile göz önüne alındığında 90 saniyelik süreyi geçtiği, sistemin tam olarak faaliyete alındığında mevcut halinde seri test işlemlerinde bile 90 saniyelik sözleşme şartını sağlayamayacağı, keşif sırasındaki test denemelerinde kaçak testlerini doğru şekilde yapamadığı, kaçak olan LPG tanklarını tespit edemediği,
kaçak olan LPG tanklarından çıkan hava baloncuklarının test camı üstünde biriktiği fakat bu camın geri hareketi ile bu baloncukların cam üzerinden kayıp gittiği, sözleşmenin 3.4. maddesinde davalı tarafından LPG tankına hava basılan 10 adet hızlı flanşlı bağlantı aparatı teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediği, testlerin manuel sıkmalı ve sökmeli aparatla yapıldığı, bu şekilde yapılan test işlemlerinin işçilik ağırlıklı olduğu ve uzun sürdüğü, zahmetli ve iş güvenliği açısından tehlikeli olduğu, daha önce yapılan denemelerde bu aparatın yerinden çıkarak fırladığı,
ilerleyen dönemlerde yine muhtemel iş kazasına sebep olabileceği, sözleşmenin 3.10. maddesinde belirtilen sözleşmenin 3. sayfasında 3 nolu resimde gösterine giriş çıkış konveyörlerinden 2 adet mevcut olup diğerinin ise olmadığı, giriş ve çıkışlardaki konveyörler için motorlu konveyör kullanılması gerekirken kullanılmadığı, bu haliyle sözleşmenin 3.3. maddesinde belirtilen aynı anda 3 adet ürünün test edilmesinin mümkün olmadığı,
davacı ile davalı arasında 14/11/2018 tarihli ''tank sızdırmazlık test istasyonu'' tasarlayıp imal etme ve yerinde devreye alma tanımlı 9 sayfa ve 14 maddeden oluşan sözleşmede belirtilen, davalının tasarlayıp imal ettiği ... istasyonunun davalının taahhüt ettiği vasıf ve mahiyette olmadığı" açıklanmıştır. Bu rapor dosya kapsamında bulunan tüm delillerle uyumlu olup mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Dolayısı ile dava ... istasyonunun taraflar arasında düzenlenen 14/11/2018 tarihli sözleşmede kararlaştırılan ve davalının taahhüt ettiği vasıf ve mahiyette olmadığı, ayıplı olduğu ve davacı tarafından beklenen faydayı sağlamadığı, 14/11/2008 tarihli sözleşmenin 13.11 maddesinde garanti süresinin teslimattan itibaren 1 yıl olduğunun yazdığı, teslimatın 27/09/2019 tarihinde yapıldığı kabul edilse bile garanti süresi içinde dosyada yer alan elektronik posta yazışmaları, taraf beyanları, tanık anlatımları servis formlarıyla davalının zamanında ayıp ihbarında bulunduğu ve onarım hakkını kullandığı, ancak davacı tarafça sistemin onarılmadığı,
dolayısıyla davalının sözleşmeden dönmesi için gerekli şartların oluştuğu, bu nedenle dava ve sözleşme konusu ... istasyonunun iade masraflarının davalıya ait olmak koşulu ile davacı tarafından davalıya iadesi ile 63.000,00-Euro'nun ... istasyonunun davacı tarafından davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış mevcudata 1 yıllık uyguladıkları en yüksek oranda mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
birlikte ifa kuralı gereği koşulları bulunmadığından davacının faizin başlangıç tarihine (19/11/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesine) ilişkin isteminin reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davacı arasında 14/11/2018 tarihli " ...
Istasyonu" sözlesmesinin imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözlesmenin eser sözlesmesi olduğunu, sözleşmeye konu eserin davacının talebi dogrultusunda yapıldığını ve davacıya teslim edildiğini, sözleşme konusu eserin ayıplı olmadığını, eserin ayıplı olduğu şeklinde hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, Mahkeme'nin ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayıpa ilişkin değerlendirmelerinin yerinde olmadığını,Sözleşmeye konu projenin ... projesi olduğunu, özel siparis ile davacının tasarımı ve talebi üzerine makine olusturulduğunu, yine davacının talebi üzerine projede degisiklikler ve güncellemeler yapıldığını,
makinenin devreye alınması asamasında üretim alanının uygun olmaması sebebiyle, çalısma ortamında havada uçusan boya ve metan tozu, test ölçüm yapılan su yüzeyini kirlettigi için durum firma yetkililerine bildirildiğini ve davacının bölgeyi makinenin çalısması için uygun olan laboratuvar ortamına dönüstürülmesinin istendiğini, davacının bunu sağlaması için 2 ay beklenildiğini, davacının makinenin bulundugu ortamı makineye uygun hale getirmesinin kendi görev ve sorumluluğunda olduğunu, bunu yerine getirmediği zaman illiyet bağının kesilmekte olduğunu,
davacının kendi kusuru ve ihmali ile meydana gelen durumu müvekkile yıkarak sorumluluktan kurtulamayacağını, söz konusu makinenin aktif ve çalısır durumda davacıya teslim edildiğini ancak davacının nihai gayesinin kendi yatırım stratejisi hatasını müvekkile yüklemekten ibaret olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;Dava; taraflar arasında yapılan LPG tankı sızdırmazlık test istasyonu tasarlanıp imal edilerek devreye alınmasına ilişkin sözleşmenin iptali ile ödenen avans bedelinin iadesi istemine ilişkindir.Davacı Şirket ile davalı Şirket ... tarihinde ... sözleşme imzalanmıştır.
Sözleşme uyarınca sipariş tarihinden itibaren 4 ay içerisinde davalı ... LTD, davacı Şirket'e LPG tankları için üç ayrı sızdırmazlık test makinesi yapmayı, bu üç adet makineyi aynı anda test etmeyi taahhüt etmiştir. Bilahare ek protokol yapılarak ilk test istasyonunun 31.05.2019 tarihinde ön kabule hazır bulundurulması, 10.000 adet LPG tankının davacı fabrikasında testinin tamamlanması, tesliminin ise 28.06.2019 tarihinde gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır.
Tarafların da kabulünde olduğu üzere makine 27/09/2019 tarihinde davacıya teslim edilmiş ve bir önceki gün (26/09/2019 tarihinde) ürüne ait fatura tanzim edilmiştir. Davacı tarafından mail ile makineye ilişkin problemleri içerir ihbarda bulunulmuştur.
14/01/2020 tarihli yazışmalarda davacı tarafından makinede mevcut problemlerin bildirildiği, davalının ise sürece ilişkin olarak alternatifler sunduğu görülmüştür, mail içeriklerinden davalının, davacı firmaya teknik servisini göndermiş olduğu ancak yine 30/01/2020 tarihli yazışma incelendiğinde netice alınamamış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dosyaya sunulan mail içerikleri tekrar incelendiğinde 2020 Ocak ayından sonra, taraflar arasında Haziran ayında yeniden bir yazışma olduğu ve makineye ilişkin kabule hazır olunduğu bildirilmiştir.Somut olayda makinenin kullanımı ile ortaya çıkacak nitelikte bir ayıp söz konusudur. Bu nedenle TBK 223 maddesi uygulama alanı bulacaktır.
Bu maddeye göre "alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. İlgili maddeden de görüldüğü üzere alıcının "açıkça belli olan ayıplar" halinde 2 (iki) gün içinde, "adi ayıplar" bakımından ise 8 (sekiz) gün içinde ayıplı malı satıcıya ihbar etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Açıkça belli olan ayıplardan kasıt, satılanın teslimi sırasında muayenesine gerek olmadan belli olan ayıplardır. Adi ayıplar ise satılanın teslimi sırasında açıkça belli olmayan adi yani olağan bir muayene ile meydana çıkacak olan ayıplardır. Buna karşılık ilgili maddede açıklanmamış olan gizli ayıp ise olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak olan, bir diğer deyişle olağan bir muayene ile meydana çıkmayacak olan ayıplardır.
TTK'da "gizli ayıp"ın düzenlenmemesi sebebiyle TBK'nın 223. hükmü uygulanacaktır. Bu doğrultuda satılanda gizli ayıp olması durumunda TBK'ın 223/f.2 uyarınca, alıcı bu durumu "hemen" satıcıya bildirecektir.
Sonuç olarak, davacının ayıp ihbarlarını süresinde yaptığı ve bundan sonra da sözleşme konusu işin eser olması nedeniyle TBK'nun 475. maddesindeki haklarından, "eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme" hakkını kullandığı,
"satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden döndüğü" ve bu bağlamda davaya konu makine ve ekipmanları geri vererek bunlar için ödemiş olduğu bedelin iadesini talep ettiği görülmektedir.Davacı tarafça sunulan 120/6/2020 tarihli, görüntü içeren CD ekli olduğu belirtilen tutanak ile 11.06.2020 tarihi saat 15.30'da test cihazı ile ilgili iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmadığı, çalışanların hayati tehlike arz eden durumla karşılaştığı belirlenmiştir.Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/255 değişik nolu dosyasında; keşfen alınan bilirkişi raporu ile,
taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca taahhüt edilen makinede giriş-çıkış konveyörünün 3 adet olması gerektiği halde 2 adet olduğu, motorlu konveyör olması gerektiği halde motorlu olmadığı, flanşlı bağlı aparatı olması gerektiği halde manuel aparat ile testlerin yapıldığı, sözleşme uyarınca 90 saniye olarak belirtilen test süresinin ortalama 4.30 dakika sürdüğü, keşif sırasında yapılan test denemelerinde kaçak testlerini doğru şekilde yapamadığı, kaçak olan LPG tanklarını tespit edemediği,
makinenin ayıplı olduğu tespitleri bildirilmiştir.Ayrıca taraflar arasında imzalanan sözleşmenin “Garanti Şartları” başlıklı 13. Maddesi uyarınca makinenin tesliminden itibaren davalı tarafça makine 1 yıl süre ile garanti kapsamına alınmıştır.
Davalı tarafça makine sözleşmeye uygun teslim edilmediği gibi garanti süresi içerisinde davalı tarafça makinenin doğru bir şekilde çalışması sağlanmak zorunda olup yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporu ile makinenin sözleşme hükümlerine uygun çalışmasının sağlanamadığı, davacının garanti süresinde ayıp ihbarına gerek bulunmaksızın ayıptan doğan hakları ile ilgili talepte bulunma hakkına da sahip olduğu görülmüştür.
Dava konusu ... istasyonu üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile alınan 30/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "sözleşmenin 3.2. maddesinde çevrim süresi 90 saniye olarak belirtilirken yapılan testlerde ortalama 4 dakika 30 saniye gibi değerler bulunmuş, işlemin kısmen manuel olarak yapıldığından dolayı sürenin uzun olduğu değerlendirilmiş, fakat tank sızdırmazlık test istasyonunun otomatik yaptığı işler bile göz önüne alındığında 90 saniyelik süreyi geçtiği, sistemin tam olarak faaliyete alındığında mevcut halinde seri test işlemlerinde bile 90 saniyelik sözleşme şartını sağlayamayacağı,
... test istasyonunu yapılan keşif sırasındaki test denemelerinde kaçak testlerini doğru şekilde yapamadığı, kaçak olan LPG tanklarını tespit edemediği, kaçak olan LPG tanklarından çıkan hava baloncuklarının test camı üstünde biriktiği fakat bu camın geri hareketi ile bu baloncukların cam üzerinden kayıp gittiği, sözleşmenin 3.4. maddesinde davalı tarafından LPG tankına hava basılan 10 adet hızlı flanşlı bağlantı aparatı teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediği, testlerin manuel sıkmalı ve sökmeli aparatla yapıldığı, bu şekilde yapılan test işlemlerinin işçilik ağırlıklı olduğu, uzun sürdüğü,
zahmetli ve iş güvenliği açısından tehlikeli olduğu, daha önce yapılan denemelerde bu aparatın yerinden çıkarak fırladığı, ilerleyen dönemlerde yine muhtemel iş kazasına sebep olabileceği, sözleşmenin 3.10. maddesinde belirtilen sözleşmenin 3. sayfasında 3 nolu resimde gösterine giriş çıkış konveyörlerinden 2 adet mevcut olup diğerinin olmadığı, giriş ve çıkışlardaki konveyörler için motorlu konveyör kullanılması gerekirken kullanılmadığı, bu haliyle sözleşmenin 3.3. maddesinde belirtilen aynı anda 3 adet ürünün test edilmesinin mümkün olmadığı,
bilirkişi heyet raporunun sonuç ve kanaat kısmında belirtilen bu 4 madde de görüldüğü üzere davacı ... A.Ş. ile davalı .... Ltd.
Şti. arasında ... tarihli ''tank sızdırmazlık test istasyonu'' tasarlayıp imal etme ve yerinde devreye alma tanımlı 9 sayfa ve 14 maddeden oluşan bir sözleşmede belirtilen, davalının tasarlayıp imal ettiği ... test istasyonunun 14/11/2018 tarihli sözleşmedeki davalının taahhüt ettiği vasıf ve mahiyette olmadığı" belirtilmiştir.Bu durumda davacı TBK 475. madde kapsamında seçimlik haklarından birisi olan "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme" hakkını kullanmış olup bu bağlamda davaya konu makine ve ekipmanları geri vererek bunlar için ödemiş olduğu bedelin iadesini talep ettiğinden,
talebin kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 38.731,77 TL harçtan peşin alınan 9.683,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 29.048,77-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
6-Kullanılmayan gider avansı var ise 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürünce başvurana iadesine,
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/31, K. 2024/710, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama