KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/1519
- Karar no
- 2024/1678
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/05/2024
- Esas no
- 2023/492
- Karar no
- 2024/502
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 12/09/2024
- Yazım tarihi
- 13/09/2024
Karar Metni
1.654 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2024 tarih ve 2023/492 E -2024/502 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafından davacı ... aleyhine 50.000,00 TL (ellibintürklirası) bedelli, 10/06/2022 tanzim, 01/09/2022 vade tarihli senede dayalı olarak icra takibine girişilmiş olduğunu, davacının takip dosyasında alacaklısı olan, davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, öyle ki tarafların gerek sosyal gerekse ticari hayatlarında böyle bir senedin düzenlenerek tedavüle çıkarılmasının bir maddi gereği de bulunmadığını, bu sebeple söz konusu senedin düzenlenmesi dahi hayatın olağan akışına aykırı bir hal olduğunu,
yapılacak açıklamaları doğrultusunda takibe dayanak edilen senet üzerindeki yazıların ve imzanın davacıya ait olmadığının ve işbu senet ve senedin dayanak olarak gösterildiği takip dosyası kapsamında davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini talep etmekte olduklarını, davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davada yetkili mahkemelerin Kayseri Mahkemeleri olduğunu, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığını, adli yardım talepleri olduğunu, takibe konu senetten davacının haberi olmadığını,
takibe esas senet suretine çıplak gözle bakıldığında dahi senette alacaklı ... (...) ifadesi ile borçlu ... (...) ifadesinin aynı kişinin el ürünü olduğu açık olduğunu ancak bu senedin düzenlendiği tarihte davacının ...ile arasında alacaklı olacağı bir ilişkinin bulunmadığı gibi bu senedi cirolayarak ...’a teslim edeceği bir ilişki de olmadığını, taraflarınca anlaşıldığı üzere takibe konu senet tahrif edilmiş, sözüm ona nakden gerçekleşen bir ticari faaliyetin sonucunda davacının alacaklı göründüğü bir hukuki durum meydana getirilmeye çalışılmış olduğunu,
daha sonra işbu durum davacının senedi ciroladığı bir duruma evrilerek senetten dolayı davacının borçlu olduğu iddiasına yer verilmiş olduğunu, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, taklit imza olduğunu, bu hususun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, mümkünse teminatsız olarak aksi halde Mahkemece belirlenecek uygun miktarda bir teminat karşılığında tüm icra işlemlerinin işbu dava kesinleşinceye dek sahtelik ve sahtecilik sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 209 gereği senedin herhangi bir işleme alınmamasına ve icra takibinin,
satış işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, Davanın kabulüne, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı takip dosyasına dayanak gösterilen 10/06/2022 tanzim, 01/09/2022 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının ve bu sebeple davacının davalı ...’a karşı herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, davalının, girişmiş olduğu takibin haksız ve kötü niyetli olması ve tabii bu takip kapsamında haciz işlemlerine girişilerek davacının zor durumda bırakılması nedeni ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasına dayanak bono üzerinde yazılı 50.000,00 TL bedelin %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesi haksız ve mesnetsiz olup huzurdaki davanın reddi gerekmekte olduğunu, öncelikle eldeki davada ispat yükü davacı taraf üzerinde olduğunu, davacının dava konusu bono icra takibine konulduğunda yasal süresi içerisinde gerek borca gerekse imzaya herhangi bir itirazda bulunmamış olduğunu, bu aşamadaki iddialarının haksız ve kötüniyetli olduğunu ayrıca bu davaya konu olan bono keşideci borçlu ...tarafından ödenmiş ve icra dosyası bu şekilde kapatılmış olduğunu, bu yönüyle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı da olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; ".... Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı İcra dosyası nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespiti amacı ile dava açılmış ise de, yargılama devam ederken icra dosyasına yapılan ödemeler ile icra dosyasında alacaklının 08/06/2023 tarihli talebi üzerine 09/06/2023 tarihinde dosyanın kapatılmış olması nedeni ile davacıdan talep edilen herhangi bir takip alacağının kalmaması nedeni ile davanın konusuz kaldığı görülmüş ...." gerekçesiyle Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın dava konusu icra dosyasının dayanağı olan bononun sahte olduğunu, bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, taklit imza olduğunu, kendisinin senetten hiçbir şekilde haberdar olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, her ne kadar davanın açılışında senet üzerindeki imzanın taklit olduğu ve senedin sahteliği iddia edilse de daha sonra ön inceleme duruşmasında davacı vekili imza incelemesine ilişkin taleplerinden vazgeçtiğini beyan etmiş yani imza inkarından vazgeçtiğini, dolayısıyla davacı tarafın eldeki davasındaki iddiasını kendi beyanı ile çürüttüğünü,
nitekim sahte imza iddiasından vazgeçildiği için yerel mahkemece bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadığını, bu durumda davacının davasının konusuz kalmasının söz konusu olmadığını, davanın ispatlanamadığından ya da davacının hukuki yararı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin dava devam ederken dosyanın ödeme suretiyle kapatılmasını davanın konusuz kalmasını gerekçesi olarak sunduğunu, ancak davacının sahtelik iddiasında samimi ise bu konuda gerekli araştırmanın yapılması ve iddiasının doğru olup olmadığının ortaya konulması gerektiğini,
hal böyle iken davacının göstermelik olarak ortaya attığı imza inkarından daha sonra vazgeçmesi ve icra dosyasının kapatılmış olması gerekçe gösterilerek bu şekilde bir karar verilmesinin doğru olmadığını, bunun yanında davanın konusuz kalması ihtimalinde dahi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkiline yükletilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, eldeki davanın konusunun icra dosyası senedin keşidecisi olan diğer borçlu ... tarafından ödenerek kapandığını, nitekim taraflarınca adı geçen boçlunun yaptığı ödemeler icra dosyasına bildirilerek dosyanın kapatılması talep edildiğini,
eldeki dosya içerisine alınan icra müdürlüğü kayıtlarından da bu hususun açıkça anlaşıldığını, HMK m. 331/1 gereğince davanın konusu kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceğini, davacının işbu davadaki tek iddiasının imza sahteliği olduğunu, bu iddiasından da daha sonra ön inceleme duruşmasında vazgeçmiş olup bu durumda davacının davasının temelsiz kaldığını, dolayısıyla davacının eldeki davada haksız olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini,
İcra dosyasının davacıdan değil diğer borçludan yapılan tahsilatlar ile kapatıldığını, mahkemenin davacıyı hangi nedenle haklı bulup müvekkilini haksız bulduğuna ve yargılama giderlerini müvekkiline yüklediğine dair gerekçesinde herhangi bir açıklama da yapmadığını, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğu vakit davacının ortaya attığı ve sonrasında vazgeçtiği soyut ve göstermelik imza inkarı ve icra dosyasının diğer borçlu tarafından yapılan ödemeler neticesinde kapanması gerekçe gösterilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkiline yüklenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını,
zira sadece davacının soyut iddiaları ile haklılığına kanaat getirilmesi mümkün olmadığından mahkemenin tarafların haklılık durumları ile alakalı gerekli araştırmayı yapma mükellefiyeti olmadığını, ancak somut olayda yerel mahkeme kararını tamamen davacının soyut imza inkarını esas olarak ve bu konuda hiçbir araştırma yapmadan doğru kabul ederek kurduğunu, bu itibarla mahkemenin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde verdiği eldeki kararın kabulü mümkün olmadığını belirterek; istinaf dilekçesinde izah edilen ve re'sen tespit olunacak sair nedenlerden ötürü istinaf talebimizin kabulü ile.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/492 E - 2024/502 K sayılı kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde tesis olunan kararın usul ve yasaya uygun olması sebebiyle davalı tarafça gerçekleştirilen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep ile işbu cevap dilekçesini kaleme aldıklarını belirterek; m ürafaa talebimizin kabulüne, davalı tarafça gerçekleştirilmiş istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin başvuran davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davaya konu senedin davalı tarafından takibe konu edildiği, borcun İcra Müdürlüğü'ne dava dışı keşideci tarafından ödendiği, davacının senette lehdar-1.ciranta olduğu, senede karşı imzanın sahteliği ve borçlu olmadığı iddiası ile iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, konusuz kaldığı için karar verilmesine yer olmadığına karar verilen somut davada, davalının dava açılmasına sebebiyet verip vermediği ile aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkindir.
Davanın konusuz kaldığı noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrasında, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ederek hüküm altına alacağının düzenlendiği,
Mahkemece, davanın açıldığı tarihte hangi tarafın haksız olduğu diğer bir deyişle hangi tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiği tespit edilerek o taraf aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmekle iş bu somut davada davacının imza inkarında bulunduğu ve fakat daha sonra bu konudaki talebinden, inceleme isteminden vazgeçtiği, davaya konu senetteki borcun diğer borçlu tarafından ödendiği anlaşılmakla davadaki haklılık durumunun tespiti mümkün olmamış, bu nedenle yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılması gerekmiştir.
Fakat bu husus ayrıca yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalının istinaf isteminin bu nedenle kabulü ile kararın kaldırılarak, hükmün bu yönleriyle HMK.353/1-b.2 mad gereği düzeltilmesine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1519, K. 2024/1678, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama