KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1361
- Karar No
- 2025/1493
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ... - ...
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ..... (...
- Üye
- ..... (...
- Üye
- ..... (...
- Katip
- ..... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/06/2024
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- Davacı
- ........
- Vekili
- Av. ........
- Davalı
- 1 -........
- Vekili
- Av.....
- Davalı
- 2 -
- Davanın konusu
- Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 16/10/2025
Karar Metni
2.658 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili ve davalı ........ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Konya ili, Karatay ilçesi, ........
Mahallesi ... ada, ... parselde tapuya kayıtlı gayrimenkul üzerine yapılacak depo inşaatı ve müştemilatının çelik konstrüksiyon işlerinin yapımı hususunda, taraflar arasında 03/02/2016 tarihli Müteahhitlik Sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde, davalılar tarafından teslim alınan işin, 31/05/2016 tarihinde bitirileceği, gecikme halinde ise günlük 200,00 TL cezai bedelin müvekkiline ödeneceği belirtildiğini, davalılar tarafından teslim alınan işin, sözleşme şartlarına uygun olarak müvekkiline teslim edilmediğini, bu nedenle, eksik bırakılan (ve ayıplı yapılan) işlerle alakalı olarak Konya ....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan 16/05/2017 tarihli bilirkişi raporu ile, davacının zararının 63.130,00 TL olduğunun tespit edildiğini, mahkemenin tespit ettiği bedel doğrultusunda, Konya ....
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine 02/08/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından icra dosyasına yapılan haksız itiraz neticesinde de, Konya.....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı ilam ile itirazın iptali davası açıldığını ve takibin devamına karar verildiğini, ilam ve tespit dosyasına konu olan alacağın da 27/05/2021 tarihinde davalılardan tahsil edildiğini, davalıların 03/02/2016 tarihli sözleşme ile teslim aldıkları iş davalılar tarafından tamamlanmamış olsa da, bahsi geçen icra dosyasının tahsil edilmesi ile birlikte davacı tarafından sonlandırılmış olduğunu,
bu durumda, davacının (sözleşmenin 4. maddesi doğrultusundaki) zararının, işin teslim tarihi olan 31/05/2016 tarihi ile, icra dosyasının tahsil edildiği 27/05/2021 tarihleri arasındaki sürece ilişkin (ki yaklaşık 1823 gün) olduğu anlaşıldığını, davacı ile davalılar arasında görülen ve halen görülmekte olan davalardan da anlaşılacağı üzere, sözleşmenin varlığı, içeriği ve cezai şart hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, bu nedenle sayın mahkemenin, ilgili sözleşmenin 4 nolu bendinde zikredilen cezai şart ile ilgili olarak,
hangi tarihe kadar bu cezai şartın işletilmesi gerektiğini tespit etmesi gerektiğini, yapılacak olan tespitten sonra davacının gerçek zararı ortaya çıkacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere. 31/05/2016-27/05/2017 tarihine kadar işleyen şimdilik 70.200,00 TL tazminatın -cezai şart bedelinin- 27/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile sözleşmede imzası olmayan babası ........ karşı açılan dava haksız olduğundan davanın usul ve esas yönünden reddinin gerektiğini, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle BK 147/6. maddesi uyarınca alacak zamanaşımı 5 yıl olup taraflar arasında husumetin yaşandığı ve hatta zararın belli olduğu 16.05.2017 tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde talep ve dava edilmeyen gecikme cezası zamanaşımına uğradığını,
müvekkili ile karşı taraf arasında yapılan 03/02/2016 tarihli sözleşme ile iş yerinin çelik konstrüksiyon işlerinin yapımı konusunda anlaşılmış olup davacı tarafından iş sonunda yaklaşık 120.000 TL ödeneceğini, bahsi geçen sözleşme ile; kullanılacak olan malzemelerin tamamının (boya hariç) karşı taraf tarafından karşılanacağı, davalının ise sadece işçilik ücretine hak kazanacağının belirlendiği,
yine sözleşmenin 4. maddesinde, bahse konu işin 31/05/2016 tarihinde bitirileceği, gecikme halinde ise günlük 200,00 TL cezai bedelin ödeneceği belirtildiğini, müvekkilinin bahse konu işe başladığını ve yoğun çaba göstererek işin büyük çoğunluğunu(%95 civarı) yerine getirdiğini, sözleşmeye uygun bir şekilde işin bitirilme süresine yakınlaştığı bir tarihte davalı ile akrabası olan davacı arasında kavga derecesinde istenmeyen olaylar olduğunu ve aralarındaki iplerin tamamen koptuğunu,
dolayısıyla yaşanan olaylar neticesinde davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmenin fiili anlamda uygulanma kabiliyeti kalmamış olup her iki taraf açısında da husumetin yaşandığı (31.05.2016 tarihine yakın bir tarihte) tarihten sonra artık hüküm ifade etmediğini, diğer bir değişle taraflar arasında yaşanan olaylardan sonra uyuşmazlığa konu sözleşme feshedilmiş ve işin yapılmamasında davacının da kusuru bulunduğunu, bu nedenlerle davalının işi bitirmesinin kendisinden beklenmesinin imkânı bulunmadığı,
sözleşmenin feshedildiği ve sözleşmenin uygulanmaması açısından karşı tarafın da kusuru bulunduğundan davalının gecikme cezasından sorumluluğu bulunmadığını, sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmemekle birlikte gecikme cezası oldukça fahiş olup MK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, iş bitimi sonunda müvekkilinin bundan yaklaşık 120.000 TL kazanacak olması karşısında gecikme cezasının ne kadar hakkaniyete aykırı olduğunun açık olduğunu, ayrıca sözleşmede sözleşmenin feshine yönelik bir hüküm bulunmamakta olup bu hususta sözleşmeyi geçersiz kıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;"...Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede. Konya ili Karatay ilçesi ........
Mah., ... ada ve ... parselde tapuya kayıtlı gayrimenkul üzerine sözleşmede ayrıntıları belirtilen işlerinin yapımı hususunda, taraflar arasında, 03/02/2016 tarihli müteahhitlik sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin 4. maddesinde, davalılar tarafından teslim alınan işin, 31/05/2016 tarihinde bitirileceği, gecikme halinde ise günlük 200,00 TL cezai bedelin davacıya ödeneceğinin belirtildiği, davalılar tarafından teslim alınan iş, sözleşme şartlarına uygun olarak müvekkiline teslim edilmediğini, bu nedenle, eksik bırakılan (ve ayıplı yapılan) işlerle alakalı olarak, Konya ....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında 16/05/2017 tarihli bilirkişi raporu ile, davacının zararının 63.130,00 TL olduğu tespit edildiği, mahkemenin tespit ettiği bedel doğrultusunda, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine 02/08/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından icra dosyasına yapılan itiraz neticesinde de, Konya ....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davacı adına itirazın iptali davası açıldığı, davanın kabulü ile ve davalılar tarafından yapılan haksız itirazların reddi ile takibin devamına karar verildiği, ilama dayalı alacağın 27/05/2021 tarihinde davalılardan tahsil edildiği, davacı ile davalılar arasında sözleşmenin varlığı, içeriği ve cezai şart hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafın zamanaşımı definin yukarıda da izah edildiği üzere ........ sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresinin teslimle başlayacağından yerinde olmadığı,
davalının sözleşmede belirlenen ifayı zamanında yerine getiremediği, taraflar arasında düzenlenen 03/02/2016 tarihli sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ifaya eklenen cezai şart olduğu ve süresinin taraflarca belirlendiğinden muaccel olması için ayrı ihtara gerek bulunmadığı, ancak davalının temerrüdünden bahsedebilmek için ........ sayılı TBK'nun 117.
Maddesi gereğince temerrüde düşürülmesi gerektiği, dava dilekçesine ekli davacı tarafça dosyaya sunulan Konya ......Noterliği'nin 02/08/2022 tarih ve ........ yevmiye numaralı ihtarnamenin davacı tarafından keşide edildiği, 22/04/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda.
Mahkememizce de tanık beyanları esas alınarak, işin 2017 yılı başında teslim edildiğinin kabulü ile 31.05.2016 tarihinden 31.12.2016( 01.01.2017) tarihine kadar geçen sürede, 31.05.2016- 31.12.2016 7ay x 30 gün x 200,00 TL= 42.000,00 TL cezai şart talep edilebileceği, davacının Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/662 esas sayılı dosyasında ve Konya .....
Noterliği'Nin 02/08/2022 tarih ve ........ yevmiye nolu ihtarnamesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, bu nedenle teslim anında ceza koşulunu isteme hakkını saklı tutmak veya ceza kesilmesi hakkını saklı tuttuğunu bildirmesine arıca gerek olmadığı, eserin teslimi için taraflar belli bir gün kararlaştırmışlarsa (sözleşme ile 31.05.2016 tarihli) kararlaştırılan gün ceza kesilmesini saklı tutması için son gün sayılacağı kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle;
davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile cezai şart alacağı olan 42.000,00 TL'nin 27/05/2021 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi 02/07/2024 tarihli tavzih kararı ile: " 6100 sayılı HMK'nın 305/A-1. Maddesi uyarınca " (1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." şeklinde hüküm düzenlendiğinden davacı vekilinin talebinin kabulü ile; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle,
1-Davacı ........ vekili Av......... tarafından mahkememiz dosyasına UYAP sistemi üzerinden sunulan 01/07/2024 tarihli tavzih talepli dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 305/A maddesi uyranca KABULÜ İLE;
2-Mahkememizin 27/06/2024 tarihli kararın hüküm kısa kararının"Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; cezai şart alacağı olan 42.000,00 TL'nin 27/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin REDDİNE" şeklinde DÜZELTİLMESİNE, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Yerel Mahkemece, müvekkilinin cezai şart bedelini hak edeceğine karar verildiğini ancak kararda, cezai şartın bitiş tarihi, buna bağlı olarak cezai şart bedeli ve faiz başlangıç tarihi konusunda usul ve yasaya aykırılıkların mevcut olduğunu, sözleşmeye konu işin eksik bırakıldığını, davalı tarafından teslim edilmediğini, müvekkili tarafından haricen dava dışı bir şahsa tamamlattırıldığını, işin dava dışı şahsa tamamlattırılması hususunun yerel mahkemece yanlış yorumlandığını, sanki iş davalılar tarafından başka bir şahsa tamamlattırılmış gibi yorumlandığını, tespit dosyası doğrultusunda yapılan icra takibine itiraz edildiğini,
yapılan yargılama neticesinde karşı tarafın, icra takibine konu borcu 27/05/2021 tarihinde ödediğini, yani davalı tarafın sözleşmeye konu işlerle alakalı zararını 27/05/2021 tarihinde karşıladığını, dolayısıyla işletilmesi gereken cezai şart süresinin, yerel mahkemenin tespit ettiği süreden çok daha fazla olduğunu, yerel mahkemenin davalı tarafın tanık beyanlarını dikkate alarak 2017 başına kadar cezai şart işletilmesine karar verdiğini, oysa ki Konya ....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...
D.İş sayılı dosyasındaki tespitin 16/05/2017 tarihinde yapıldığını, sözleşmeye konu işin tespiti 2017 Mayıs ayında yapılmışken, iş yerinin 2017 yılının Ocak ayında faaliyete geçtiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, işi yarım bırakan, yarım bıraktığı tarihten sonra da iş yerine uğramayan davalıların, müvekkiline ait iş yerinin ne zaman faaliyete geçtiğini bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesinin kararında, 42.000,00 TL'nin hangi davalıdan tahsil edileceğine yönelik açıklık bulunmadığını, dosyada iki davalı bulunurken, ilk derece mahkemesi kabul kararını tek davalıya düşürdüğünü ancak hangi davalının sorumlu olduğuna dair bir açıklık getirmediğini, söz konusu kararın, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine tümüyle aykırılık teşkil ettiğini, zamanaşımına karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin bahse konu işe başladığını ve yoğun çaba göstererek işin büyük çoğunluğunu yerine getirdiğini, taraflar arasında yaşanan olaylardan sonra sözleşmenin feshedildiğini,
işin yapılmamasında davacının da kusurunun bulunduğunu, yerel mahkemece sözleşmenin feshedildiğine dair cevaplarının dikkate alınmadığını, dosya kapsamında dinlenen tanıkların hepsinin taraflar arasındaki husumeti duruşmada beyan ettiğini, sözleşmenin kim tarafından feshedildiğinin ya da gecikmenin kimden kaynaklandığı tespit edilmeden ve hususa ilişkin araştırma dahi yapılmadan cezai şartın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yaşanan olaylardan sonra söyleşmeye konu işi bitirmesinin kendisinden beklenmesinin imkanının bulunmadığını,
sözleşmenin fehedildiği ve sözleşmenin uygulanmaması açısından karşı tarafın da kusurunun bulunduğunu, müvekkilinin gecikme cezasından sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmediklerini, gecikme cezasının oldukça fahiş olduğunu, medeni kanunun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, iş bitimi sonunda müvekkilinin bundan yaklaşık 120.000 TL kazanacak olması karşısında gecikme cezasının ne kadar hakkaniyete aykırı olduğunun açık olduğunu, sözleşmede sözleşmenin feshine yönelik bir hüküm bulunmadığını, bu hususun da sözleşmeyi geçersiz kıldığını,
sözleşmede sözleşmenin feshine yönelik bir hüküm olmamasının ve gecikme cezasının fahiş olarak belirlenmesinin sözleşmeyi sakatladığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı sözleşme ile belirlenen ifaya ekli ceza tazminatı istemine ilişkindir.
........ Sayılı TBK'nın 179/2. maddesinde "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
" hükmünün yer aldığı görülmektedir.
........ Sayılı TBK'nın 179/1. fıkrasında düzenlenen gecikme cezası (ifaya ekli cezai şart), ortada zarar olmasa dahi, sadece sözleşmede kararlaştırılmış ise istenebilir; aksi takdirde talep edilemez. Cezai şart, asıl borca bağlı olup, muaccel olmadan önce fer'i niteliktedir. Dolayısıyla, eserin teslimi ile asıl borç düşünce, fer'i borç olan gecikme cezası da düşer. Onun için eseri teslim alırken ihtirazi kayıt (çekince) dermeyan etmek gerekir ( TBK m.179/II). Yani, sözleşmede aksi bir düzenleme yok ise cezayı isteme hakkı saklı tutularak, eser teslim alınmalıdır
Yargıtay HGK'nın 2022/11-414 E.- 2023/536 K. sayılı ilamında; 179/2. maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şartta alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebileceği ve yine cezai şarta ilişkin hükümlerin emredici nitelikte olmadığı ve tarafların bunların aksini kararlaştırabilecekleri belirtilmiştir.
Öncelikle, davaya karşı davalı ........ vekili tarafından cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunulduğu ve karara karşı davalı ........ vekili tarafından sadece istinaf başvuru dilekçesi sunulmuşsa da davalıların işi beraber üstlendikleri anlaşılmakla davalı ........ vekili tarafından yapılan itirazlar ve istinaf başvurusu diğer davalı yönüyle de değerlendirilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde, davalılar tarafından teslim alınan işin, 31/05/2016 tarihinde bitirileceği, gecikme halinde ise günlük 200,00 TL cezai bedeli ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Söz konusu maddede, gecikme halinde her gün için kararlaştırıldığı ve açıkça gecikme cezası olduğu belirtildiği, sözleşmenin devamında gecikmenin süresine göre rayiçlere ya da başka bir sebebe dayalı olarak değiştirilebileceği şeklinde bir düzenleme de bulunmadığı, davacının dava dilekçesindeki nitelendirmesi ve ayrıca tazminat istemininde olmasına göre sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan ........ sayılı TBK'nın 179/II. maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza olduğunun kabulü zorunludur.
(Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2011 gün, 2010/3210 Esas, 2011/6641 Karar sayılı ilamı ile benzer içtihatları). Sözleşmeye konu işin davalılar tarafından tamamlanmadığı, eksik olarak işten el çekildiği, davacının Konya .... Noterliği'nin 26/09/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalılara eksik ve ayıplı işlerin tamamlanmasının istendiği, davacı tarafça eksik ve ayıplı işlerin bedeli yönüyle uğranılan zararın tazmini için Konya ....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında 16/05/2017 tarihli bilirkişi raporu alındığı, akabinde, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine 02/08/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından icra dosyasına yapılan itiraz neticesinde de, Konya.....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı ilam ile itirazın iptali davası açıldığını ve mahkemece yapılan yargılama sonrasında eksik ve ayıplı iş bedeli belirlenerek takibin devamına karar verildiği ve kararın 30.09.2020 tarihinde kesinleştiği, yine dosya da mevcut davacı beyanları ve davacı tanıkları anlatımlarından işin üçüncü kişilere tamamlattırıldığı ve dinlenen davacı tanığı ........ anlatımına göre iş yerinin 2017 yılının başlarında faaliyete geçtiği, diğer tanık ........ anlatımına göre ise 2018 yılının 4. ayında faaliyete geçtiğini belirtildiği,
bu haliyle davacı tarafça sözleşmeden dönüldüğünün kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.
Ancak, takip tarihi ile birlikte davalıların işten el çektikleri ve davacının da sözleşmeden döndüğü anlaşılmakla ........ sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresinin takip tarihi itibarıyla başlayacağı ve davanın açıldığı tarih itibarıyla 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/1361, K. 2025/1493, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama