KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2019/621
- Karar No
- 2020/87
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2020
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ....
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ASLİYE 3. TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/01/2019
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- Davacı
- ... - (T.C. Kimlik No: ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- ...
- Vekilleri
- Av. ... - Av. ...
Karar Metni
1.669 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
...
DAVA
Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 17/01/2020
YAZIM TARİHİ : 05/02/2020
Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya Asliye ... Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 15/01/2019 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesinde özetle; müvekkilinin Almanya'da yaşadığını, isim değişikliği öncesi unvanı ...
A.Ş. olan davalı şirket çalışanları vasıtasıyla Almanya'da yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği vaadiyle müvekkiline makbuz karşılığı elden mevduat aldıklarını, 2000 yılından itibaren SPK'nın şirket temsilcileri hakkında yasal işlemler başlattığını, davalı şirket temsilcilerinin yaptıkları işlemlere yasal kılıf uydurmak amacıyla 29/04/2000 tarihinde mudilerden tahsilat anında verdikleri makbuzları geri alarak makbuzların yerine ''Ortaklık Durum Belgesi'' başlıklı belgeleri verdiklerini,
dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ortaklık durum belgelerinden davacı müvekkili ...’ın alacağının 68.860 DM karşılığı 36.080 Euro olarak göründüğünü, davacı müvekkilinin davalı şirkette kalan bakiye paralarının iadesi için Ankara ...
Noterliğinin ... yevmiye nolu 07.09.2017 tarihli ihtarnamesini davalıya keşide ettiğini, ihtarnamenin davalı şirkete 11/09/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi dolmasına rağmen davacı müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalı şirketin 15.09.2017 tarihinde temerrüte düştüğünü, davalı şirket hakkında, usulsüz mevduat toplama gerekçesiyle SPK tarafından yapılan incelemeler neticesinde ...
Grubuna ait şirketlerin topladığı paraların Bankalar Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, Türk Ticaret Kanunu vb yasal mevzuata aykırı olduğu yönünde tespitler yapıldığını, bu konuya ilişkin davalı aleyhinde açılan davalar üzerine son dönemde verilen mahkeme ilamları ve Yargıtay içtihatları uyarınca “şirkete para veren kişilerin yasal olarak ortak statüsünde olmadığı,
toplanan paraların iade edilmesi gerektiği” hüküm altına alındığını, davalı şirketin, geçerli bir hukuki sebebe dayanmaksızın davacıdan istenildiği an iade edileceği vaadiyle aldığı paraları ihtarnameye rağmen iade etmemesi nedeniyle huzurdaki davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, tüm bu hususlar ışığında davacı müvekkilinin bakiye alacağı olan 68.860 DM karşılığı 36.080 Euro'nun fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik 5.000 Euro'sunun temerrüt tarihi olan 15.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek bankaların euro ya verdiği en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsilini,
ıslah dilekçesinde ise talep edilen 5.000 Euro'yu 25.437 Euro daha artırarak 30.437 Euro'nun temerrüd tarihi olan 15/09/2017 tarihinden itibaren bankaların 1 yıl vadeli Euro'ya verdiği en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
,Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği ödeme tarihini net bir biçimde açıklayamadığını, HMK'nın 84. Maddesi gereğince teminat göstermek zorunda olduğunu, davacının işbu davada bankacılık mevzuatı hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının davalıların SPK mevzuatı, eski TTK ve Borçlar Kanunu hükümlerini ihlal ettiği yönündeki iddialarının gerçeğe uygun olmadığını, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine yönelik talebin TTK 329 ve 405. maddelerine aykırı olduğunu, hile iddialarının yasal dayanağının bulunmadığını,
hile iddiasına hukuki üstünlük tanındığı takdirde taleplerinin hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davanın kabulü ile 30.437,00 EURO'nun temerrüt tarihi olan 15/09/2017 tarihinden itibaren işletilecek 3095 Sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince T.C. Devlet Bankalarının bir yıl vadeli Euro cinsindeki dövize uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davacının ödeme ve hile iddiasını ispat ettiğine yönelik kabulünün yasaya aykırı olduğunu, zamanaşımı definin dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasa aykırı olduğunu, davalı tarafından SPK'ya sunulan CD ve üst yazı içeriklerinin yanlış değerlendirildiğini, zamanaşımına uğrayan dava hakkında kabul kararı verilmesinin hukuki izahının bulunmadığını, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığına yönelik kabulün TTK 329 ve 405 maddelerine aykırı olduğunu,
davacının taleplerini hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının elinde bulunan hisse senetlerinin iadesine karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, bir kısım ödeme belgelerindeki miktarın düşülmemesinin hukuka aykırı olduğunu, dava tarihindeki yabancı paranın değeri üzerinden zarar hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin yemin delilini kullanma haklarını engellediğini ve isticvap isteminin de usul ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kar payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ünvanının ... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. olarak değiştirildiği, bilahare ... Holding A.Ş.'ye devredilmesi suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve unvanının ... Holding A.Ş. olarak değiştiği dosya kapsamından anlaşıldığı,
İlk derece mahkemesince delillerin esastan değerlendirilmesi ve davalının istinaf kanun yoluna başvurmasından sonra dairemizce henüz istinaf sebepleri esastan incelenmeden. 7194 sayılı yasanın 41. Maddesiyle.
3332 sayılı yasaya "31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur,
bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır." şeklinde Geçici 4.Madde eklenmiştir.
Sermaye Piyasası Kanunu
Madde 16 "(1) (Değişik birinci cümle: 28/11/2017-7061/109 md.) Payları borsada işlem gören ortaklıklar ile kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan ortaklıklar hariç olmak üzere pay sahibi sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıkların payları halka arz olunmuş sayılır. Bu ortaklıklar halka açık ortaklık hükümlerine de tabi olurlar. (2) Payları borsada işlem görmeyen anonim ortaklıklar, halka açık ortaklık statüsünü kazandıktan sonra en geç iki yıl içinde paylarının işlem görmesi için borsaya başvurmak zorundadırlar. Aksi durumda, Kurul, bu payların borsada işlem görmesi veya ortaklığın halka açık ortaklık statüsünden çıkarılması için, ortaklığın talebini aramaksızın gerekli kararları alır. (3)(Ek: 28/11/2017-7061/109 md.) (Değişik Cümle: 27/12/2018-7159/8 md.)...."
Öncelikle; yasal düzenlemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kapsayıp kapsamadığı ve davalı şirketin yasal düzenlemede belirtilen şirketlerden olup olmadığı yönünden delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı şirketin yasal düzenlemede verilen 31/12/2014 tarihinden önce, BIST (İMKB) yönetim kurulunun 23/10/2012 tarihli toplantısında ortaklığın paylarının halka arz edilmeksizin 2.ulusal pazarda 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmesine karar verildiği ve 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmeye başladığı mevcut delillerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının yatırım maksadı ile davalı şirkete para verdiğini, verilen para karşılığında kendisine "ortaklık durum belgesi" ve hisse senetleri verildiğini istenmesine rağmen parasının iade edilmediğini verdiği paranın faizi ile tahsilini, davalı tarafın ise; davacı tarafından davalı şirkete para verilmişse;
şirkete ortak olmak maksadıyla verildiğini, kendisine verdiği para karşılığında nominal bedelli hisse senedi verildiğini, davacının şirket pay sahibi olarak şirket kayıtlarına kaydedildiğini Anonim şirket olan davalının TTK'nın 329 ve 405 maddelerindeki düzenleme gereğince kendi hisselerini temellük etmesinin ve bunun sonucu olarak yatırılan paranın iadesinin mümkün olmadığını aksinin kabulü durumunda ise; davanın süresinde açılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler nazara alındığında; taraflar arasında görülmekte olan davanın 05/12/2019 tarihinde 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. madde kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle; tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili bildirdiği deliller esastan değerlendirilmeden, 7194 sayılı yasanın 41. Maddesiyle 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, davacı lehine davalı şirket aleyhine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesi gereğince maktu ücret-i vekalet taktirine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2019/621, K. 2020/87, 17 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama