KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2019/659
- Karar No
- 2020/502
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2020
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ... - ...
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ... Esas ... Karar
- Davacılar
- 1 -... (T.C. Kimlik No: ...
Karar Metni
1.566 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
: 2 -... (T.C. Kimlik No: ...) VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF EDEN
DAVALI : ... A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Şirket Ortağı Olmadığının Tespiti
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : ... YAZIM TARİHİ : ... Davacı tarafından davalı aleyhine Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olmadığının tespiti davasında ... tarihinde tesis edilen karara karşı davalı şirketin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Müvekkillerinin bir dönem Almanya'da ikamet ettiklerini, müvekkillerinin Almanya'da ikamet ettikleri dönemde davalı şirket ile ticari bir ilişki kurmak amacı ile müvekkili davacılar tarafından şirkete 50.080 DM tutarında ücret ödendiğini, davalı ... tarafından müvekkili davacılara ödedikleri ücret karşılığında şirketin kârına her yıl ortak olacaklarını, toplanan bedeller ile Türkiye'de yatırımlar yapılacağını, faizin haram olduğu ve bu nedenle elde edilen kârın yatırımlardan olduğunu, her yıl %20'ye kadar kâr payı dağıtılacağını, istedikleri zaman ve yerde ödedikleri tutarı hiçbir şarta tabi olmaksızın iade alabileceklerini,
yurtdışında sürekli olarak temsilciliklerinin bulunacağını ve istedikleri an tutarın söz konusu temsilciliklerden alınabileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalı tarafça yatırılan para karşılığında ortaklık durum belgesi ve hisse senetleri verildiğini, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde paranın iade edilmediğini ve sürekli kar payı verileceği ve paranın iade edileceği vaatleri ile oyaladıklarını, şirket yetkilileri aleyhinde yapılan şikayetlerden dolayı dolandırıcılık, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak v.b. suçlardan şirket yöneticileri hakkında kamu davası açıldığını, ayrıca SPK tarafından soruşturmalar yapıldığını,
soruşturma raporu içeriğinde toplanan paraların usulüne uygun kayıtlara geçmediğini, halka açık bir şirket olmasına rağmen şirket hisselerinin binlerce kişiye satıldığının tespit edildiğini, davacıların davalı şirkete ortak olmadıklarını ve yatırdıkları paraları geri alamayacaklarını anlamaları üzerine de bu davayı açtıklarını beyan ederek,
müvekkili davacıların geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının ve sözleşmenin geçersizliğinin tespitine, fazlaya ve faize dair her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili davacılardan tahsil edilen 25.605,49 Euro (50.080 Mark) (13/01/2016 tarihindeki kur (3,3046) itibari ile 84.615,90 TL) tutarının 01/03/2000 tarihinden itibaren yürütülecek Devlet Bankalarının Euro cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline, taraflar arasındaki ilişkinin geçerli olduğunun kabulü halinde,
davalı Holding'in haksız fiilleri nedeni ile müvekkili davacılardan tahsil edilen 25.605,49 Euro(50.080 Mark)(13/01/2016 tarihindeki kur (3,3046) itibari ile 84.615,90 TL)tutarının 01/03/2000 tarihinden itibaren yürütülecek Devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetele; davacının şirkete yaptığını iddia ettiği ödeme tarihini açıklamadığını, dosya asıllarını ibraz etmediğini, delil listesinin HMK'ya aykırı olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında iddia edildiği gibi davalıları borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem bulunmadığını, davalılarca davacıdan herhangi bir para tahsil edilmediğini, taraflar arasında ödünç ya da borç ilişkisi bulunmadığı gibi geçersiz kabul edilebilecek bir ilişki de bulunmadığını, davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, faiz talebinin hukuki dayanağının olmadığını, açılan davanın esastan da reddi gerektiğini belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacılar ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine 22.012,75 euro'nun dava tarihi olan 13/01/2016 tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı kanun'un 4/a maddesi gereğince T.C. devlet bankalarının bir yıl vadeli euro cinsindeki dövize uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak 11.007,02 euro'nun davacı ...'na, 11.005,73 euro'nun davacı ...'na verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmalarının kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yargılama sırasındaki isticvap ve yemin taleplerinin reddedildiğini, mahkemece dava tarihindeki yabancı paranın değeri üzerinden zarar hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak cevap dilekçesindeki savunmaları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kar payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu ... Ticaret A.Ş'nin ünvanının ... A.Ş. olarak değiştirildiği, bilahare ... A.Ş.'ye devredilmesi suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve unvanının ... A.Ş. olarak değiştiği dosya kapsamından anlaşıldığı,
İlk derece mahkemesince delillerin esastan değerlendirilmesi ve davalı istinaf kanun yoluna başvurmasından sonra dairemizce henüz istinaf sebepleri esastan incelenmeden. 7194 sayılı yasanın 41. Maddesiyle.
3332 sayılı yasaya "31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur,
bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır." şeklinde Geçici 4.Madde eklenmiştir.
Yasal düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu ve bu nedenle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına yönelik davacı talebi, yapılan müzakereler sonucunda heyetimizce uygun görülmemiştir.
Sermaye Piyasası Kanunu
Madde 16 "(1) (Değişik birinci cümle: 28/11/2017-7061/109 md.) Payları borsada işlem gören ortaklıklar ile kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan ortaklıklar hariç olmak üzere pay sahibi sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıkların payları halka arz olunmuş sayılır. Bu ortaklıklar halka açık ortaklık hükümlerine de tabi olurlar. (2) Payları borsada işlem görmeyen anonim ortaklıklar, halka açık ortaklık statüsünü kazandıktan sonra en geç iki yıl içinde paylarının işlem görmesi için borsaya başvurmak zorundadırlar. Aksi durumda, Kurul, bu payların borsada işlem görmesi veya ortaklığın halka açık ortaklık statüsünden çıkarılması için, ortaklığın talebini aramaksızın gerekli kararları alır. (3)(Ek: 28/11/2017-7061/109 md.) (Değişik Cümle: 27/12/2018-7159/8 md.)...."
Öncelikle; yasal düzenlemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kapsayıp kapsamadığı ve davalı şirketin yasal düzenlemede belirtilen şirketlerden olup olmadığı yönünden delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı şirketin yasal düzenlemede verilen 31/12/2014 tarihinden önce, BIST (İMKB) yönetim kurulunun 23/10/2012 tarihli toplantısında ortaklığın paylarının halka arz edilmeksizin 2.ulusal pazarda 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmesine karar verildiği ve 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmeye başladığı mevcut delillerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının yatırım maksadı ile davalı şirkete para verdiğini, verilen para karşılığında kendisine "ortaklık durum belgesi" ve hisse senetleri verildiğini istenmesine rağmen parasının iade edilmediğini verdiği paranın faizi ile tahsilini, davalı tarafın ise; davacı tarafından davalı şirkete para verilmişse; şirkete ortak olmak maksadıyla verildiğini, kendisine verdiği para karşılığında nominal bedelli hisse senedi verildiğini , davacının şirket pay sahibi olarak şirket kayıtlarına kaydedildiğini Anonim şirket olan davalının 6762 sayılı TTK.nun 329. ve 405.
Maddelerindeki düzenleme gereğince kendi hisselerini temellük etmesinin ve bunun sonucu olarak yatırılan paranın iadesinin mümkün olmadığını aksinin kabulü durumunda ise; davanın süresinde açılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler nazara alındığında; taraflar arasında görülmekte olan davanın 05/12/2019 tarihinde 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. madde kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle; tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili bildirdiği deliller esastan değerlendirilmeden, 7194 sayılı yasanın 41. Maddesiyle 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, davacı lehine davalı şirket aleyhine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesi gereğince maktu ücret-i vekalet taktirine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2019/659, K. 2020/502, 15 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama