KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1658
- Karar No
- 2026/495
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2026
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/06/2024
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- İstinaf eden davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstinaf eden davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 02/04/2026
- Yazım tarihi
- 06/04/2026
Karar Metni
2.088 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 10/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin karayolu ile yük taşımacılığı ticareti ile iştigal ettiğini, müvekkilinin 02.08.2018 tarihli ... yevmiye numaralı Konya .... Noterliğince düzenlenen satış sözleşmesine istinaden, ...... (yeni plaka ......) plakalı, 2017 Madel, ... marka, ...
Yarı Römork aracı, davalıdan satın aldığını, satın alınan araca 04.12.2021 tarihinde, emniyet güçlerince, kimliği değiştirilmiş (change) olabileceği gerekçesi ile el konulduğunu, yapılan kriminal inceleme sonucu aracın şasi numarasının orijinal olmadığı kanaatine varıldığını, aracın başka bir marka (......), 2013 model ve hacizli bir araç olduğunun ortaya çıktığını, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca ... numarası ile yürütülen soruşturma kapsamında müvekkilinin, müşteki - şüpheli sıfatı ile ifadesinin alındığını ve aracın muhafaza altına alındığını,
müvekkilinin 2017 model aynı model ve marka aracı bugün satın alması halinde ödeyeceği bedel kadar zarara uğradığını, ayrıca nakliyat işiyle iştigal eden müvekkilinin 04.12.2021 tarihinden bu yana aracı kullanamadığından dolayı da zarara uğradığını beyan ederek bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilecek olan aracın bugünkü rayiç değeri üzerinden, daha sonra artırılmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL'nin ve yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere yoksun kalınan gelir nedeniyle 30.000,00 TL'nin;
el koyma tarihi olan 04.12.2021 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 28.03.2018 tarihinde Konya .... Noterliği'nin ...... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile ...... plaka sayılı, 2017 model, ... marka, ... yarı römork cinsi aracı dava dışı ......'dan devraldığını, motorsuz taşıma araçları ticareti ile uğraşan müvekkili şirketin, 02.08.2018 tarihinde Konya ....
Noterliği'nin ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile söz konusu aracı davalıya devrettiğini, araç satış sözleşmesinde aracın şasi numarasının "......" olduğunun belirtildiğini, taraflar arasında düzenlenen araç satış sözleşmesi içeriğinde de aynı şasi numarasının geçerli olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin, dava dilekçesinde belirtilen aracı satın aldıktan sonra ne aracın kimliği niteliğinde olan şasi numarasında ne de araca ait diğer özelliklere ilişkin hiçbir değişiklik yapmadan aracı davacı tarafa devrettiğini, açılan davaya karşı öncelikle husumet ve görev yönünden itirazlarının bulunduğunu,
davacının zararının varlığı halinde, bu zarardan ilgili idare sorumlu olduğunu, görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, davacı alıcının, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içinde durumu satıcı konumunda olan müvekkile ihbar etmeli, açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde müvekkiline ihbar etmekle yükümlü olduğunu,
davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında gözden geçirme ve ayıp bildiriminde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen davacının ayıba bağlı haklarının ortadan kaldığını, müvekkilinin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının aracın dava tarihindeki rayiç değeri üzerinden şimdilik 50.000,00 TL talep ettiğini, aracın Konya ....
Noterliği'nin 02.08.2018 tarihli ve ...
Yev. numaralı araç satış sözleşmesinde belirtilen satış bedelinin 36.500,00 TL olduğunu, dava dilekçesinde el konulma tarihi olan 04.12.2021 tarihinden bu yana aracın kullanılmamasından dolayı 30.000,00 TL tazminat talebinde bulunulduğunu, söz konusu talebin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, dava dilekçesinde talep edilenin aksine, davacının devralma tarihi ile araca el konulma tarihi arasında aracı sorunsuz kullanması sayesinde elde ettiği yarar bedellerinin ve var ise araca verilen zarar bedellerinin davacıdan tahsili gerektiğini,
bu hususa ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297.
Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; araç bedeli 36.000,00TL ve gelir kaybı zararı 10.000,00TL olmak üzere toplam 46.000,00TL'nin 04/12/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile,
araç bedeli 36.000,00 TL ve gelir kaybı zararı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 46.000,00 TL'nin 04/12/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan 15.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda "El konulan yarı römork günün koşullarında değişken bir piyasasının olduğu söylenebilir.
Ancak talep edilen 80.000,00 TL tazminatın mahkemenin takdirine bırakıldığı" sonucuna ulaşıldığını, bilirkişilerin aracın dava tarihindeki rayiç değerini tespit edemediklerini, değişken bir fiyata sahip olduğunu belirtmekle yetindiklerini, itirazları üzerine düzenlenen 27.10.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda da bilirkişiler aracın dava tarihindeki ve güncel rayiç değerini tespit edemediklerini, ilk raporda olduğu gibi, dava dilekçesinde talep ettikleri miktarların tekrar edildiğini, oysa dava dilekçesinde aracın rayiç değeri nedeni ile uğranılan zararın talep edilen kalemlerden olduğunu, bilirkişi raporuna göre,
bu bedel ıslah yoluyla artırılacakken mahkemece yetersiz rapor doğrultusunda karar verildiğini, yine bilirkişi raporunda bir dorsenin aylık 10.000,00 TL getirisi olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin nasıl yapıldığı konusunda, ilk raporda olduğu gibi, ek raporda da hiçbir açıklama bulunmadığını, bedelin çok düşük olduğunu, mahkemece bu bedele itibar ederek karar verildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 28.03.2018 tarihinde Konya .... Noterliği'nin ...... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile ...... plaka sayılı, 2017 model, ... marka, ... yarı römork cinsi aracı dava dışı ......'dan devraldığını, motorsuz taşıma araçları ticareti ile uğraşan müvekkili şirketin, 02.08.2018 tarihinde Konya ....
Noterliği'nin ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile söz konusu aracı davalıya devrettiğini, araç satış sözleşmesinde aracın şasi numarasının "......" olduğunun belirtildiğini, taraflar arasında düzenlenen araç satış sözleşmesi içeriğinde de aynı şasi numarasının geçerli olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin, dava dilekçesinde belirtilen aracı satın aldıktan sonra ne aracın kimliği niteliğinde olan şasi numarasında ne de araca ait diğer özelliklere ilişkin hiçbir değişiklik yapmadan aracı davacı tarafa devrettiğini, aracın şasi numarasının değiştirilmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını,
bu hususun müvekkilince bilinmediğini, açılan davaya karşı öncelikle husumet ve görev yönünden itirazlarının bulunduğunu, davacının zararının varlığı halinde, bu zarardan ilgili idare sorumlu olduğunu, görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, davacı alıcının, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içinde durumu satıcı konumunda olan müvekkile ihbar etmeli, açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde müvekkiline ihbar etmekle yükümlü olduğunu,
davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında gözden geçirme ve ayıp bildiriminde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kabul etmemekle birlikte davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kabul edilen kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; zapttan sorumluluğa dayalı tazminat istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Satıcının diğer bir borcu ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 214 ilâ 218. maddelerinde düzenlenen zabta karşı teminat borcudur.
Satım sözleşmesinde satıcının zapta karşı tekeffül borcunu düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 214. maddesinde, satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında var olan bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zapt edilmesinden, alıcıya karşı sorumlu olduğu açıklandıktan sonra, devamındaki maddelerde de, bu yükümlülüğün koşulları ve zararın kapsamı konusunda açıklamalar getirilmiştir. T.B.K.nun 217.
Maddesinde, satılanın tamamen zaptı halinde, satış sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği ve alıcının, satıcıdan aynı maddenin 1, 2, 3 ve 4. bentlerinde yazılı zararları isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Bu hükümlere göre, satılanın tamamen zaptı halinde alıcı, satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereler düşülmek suretiyle, ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte iadesini isteyebilir.
Satım bozulduğuna göre, satıcının mal varlığında satım bedeli nedensiz kalır. Bu itibarla satış bedelinin alıcıya her halde geri verilmesi gerekecektir. Alıcının, satıcıdan isteyebileceği zarar ise, menfi zarardır.
Hemen belirtilmelidir ki; alıcının, satılanın tamamen zaptı halinde satıcıya karşı ileri sürebileceği bu istemlerin kabul edilebilmesi için, satıcının kusurlu olup olmaması, sonuca etkili değildir. Zira satıcının bu konudaki sorumluluğu, kusursuz sorumluluktur. Bununla beraber satıcı, menfi zarar dışında, hiç bir kusurun kendisine yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının, satılanın zaptı yüzünden uğradığı diğer her türlü zararlarını da ödemekle yükümlüdür. (T.B.K. Madde 217/son fıkra).
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacının 02/08/2018 tarihinde davalıdan noter satış sözleşmesi ile satın aldığı aracın (yarı römork), şasi numarasının orijinal olmadığı, aracın gerçek şasi numarasının farklı olduğu , sahtecilikle aracın kimliğinin değiştirildiği bu sebeple araca el konulduğundan satış sözleşmesinin kendiliğinden sona ermiş olduğu, davalının aracın satış sözleşmesinde yazılı satış bedelinden sorumlu olduğu bu konuda ayıp ihbarına gerek bulunmadığı, davalının da aracı başkasından satın almış olduğu, aracın kimliğini değiştirme işlemini davalının yaptığına dair bir delil bulunmadığı,
davalının kusursuzluğunu ispat ettiği bu sebeple davacının aracın rayiç değerini ve gelir kaybını davalıdan talep edemeyeceği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 229. maddesi 1. bendi gereğince, "alıcının elde ettiği yararlanmanın"da satış bedelinden tenzil edilmesi gerekir ise de davalının bu konuyu istinaf sebebi yapmadığı,
açıklanan nedenlerle sadece satış bedeli üzerinden hüküm kurulması gerekirken gelir kaybı talebinin de kısmen kabul edilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi, davalının istinaf başvuru talebinin ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1658, K. 2026/495, 2 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama