KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstina Edenler 1-...
- Esas No
- 2024/1682
- Karar No
- 2024/1946
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- .....
- Karar no
- .....
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/09/2024
- Numarası
- ...... Esas - ...... Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalılar
- ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
1.393 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
2-... - (...) VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
YAZIM TARİHİ : 06/12/2024
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 26/09/2024 tarihinde tesis edilen mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davalılar ..........A.Ş ve ...'ın istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların, müvekkilinden 15/11/2008 düzenleme, 21/06/2009 ödeme tarihli 250.600,00 TL miktarlı, 15/11/2008 düzenleme, 21/06/2009 ödeme tarihli 95.000,00 TL miktarlı, 15/11/2008 düzenleme, 04/04/2009 ödeme tarihli, 120.000TL miktarlı, 15/11/2008 düzenleme, 04/04/2009 ödeme tarihli, 361.950,00 TL miktarlı 4 adet senetlerle borç aldıklarını ve halen borçlarını ödemediklerini, alacağın tahsili için taraflarınca 21/12/2018 tarihinde Konya....
İcra Dairesinin ...... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, söz konusu takibe davalılarca itiraz edilmesi üzerine ...... (Konya) ..... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ...... E. sayılı dosyasından itirazın iptali davası açtıklarını, açılan davada başlatmış oldukları takibin yetkili icra dairesinde yapılmamasından dolayı davanın reddedildiğini ve davanın 30/11/2022 tarihinde kesinleştiğini, bunun üzerine taraflarınca yetkili Konya.... İcra Dairesinin ......
E. sayılı icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesi isteminde bulunduklarını ve akabinde ...... İcra Dairesinin ...... E. sayılı dosyası ile takibin bu icra dairesinden açıldığını, söz konusu takip ile tekerrüre düşmemek kaydıyla iş bu alacak davasının ikamesi adına ......
Arabuluculuk bürosunun ...... sayılı dosyası ile 07/03/2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve arabuluculuk sürecinin 26/04/2023 tarihinde anlaşamama olarak sonuçlandığını, her üç davalının da borçlu sıfatıyla takibe konu evraklara imzaları bulunduğunu, müşterek ve müteselsil borçlu olduklarını, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, zaman aşımının başlangıç süresinin de yargı içtihatları ve mevzuatla sabit olduğu üzere vade tarihinden itibaren başladığını, davalı tarafın bu güne kadar senet üzerindeki imzalara itirazda bulunmadıklarını,
senedi ödediklerini iddia etmediklerini ve dosyaya sunulan whatsapp yazışmalarına ilişkin bir cevap da vermediklerini belirterek 4 adet senetten kaynaklı alacaklarının her senedin vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak teşkil eden ...... İcra Müdürlüğü'nün ......
E. Sayılı icra dosyası içerisinde bulunan kambiyo evrakının vasfını yitirdiğini, senetler incelendiğinde müvekkilinin isminin senet üzerinde kefil yazan bölümde en alt sırada bulunduğunu, müvekkilinin senet üzerindeki vasfının avalist olduğunu, aval veren bakımından senetten doğan sorumluluğun kambiyo ve tedavül vasfının devam ettiği 3 yıl olduğunu, bu tarihten sonra alacaklının aval verenin sorumluluğuna başvuramayacağını, bu tarihten sonra alacaklının ancak keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerince senedin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Borçlar Kanunu hükümlerince 1 yıl içerisinde başvurabileceğini,
aval veren bakımından temel ilişkiye başvurulmasının mümkün olmadığını, 04.04.2009 tarihli senetler bakımından 04.04.2012, 21.06.2009 tarihli senetler bakımından ise 21.06.2012 tarihinde avali verenin sorumluluğunun sona erdiğini, zamanaşımına uğramış senetlerde aval veren konumunda olan müvekkilinin herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, zamanaşımına uğrayan bonolardan kaynaklı davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olmadığını, huzurdaki davanın, mutlak ticari dava olmadığı gibi davacı da tacir olmadığından nispi ticari dava da olmadığını, davanın görülmesi gereken mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu,
müvekkilinin aval veren olup temel ilişkiden sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından davaya dayanak olarak gösterilen senetlerin herhangi bir ticari faaliyet sonrası davacıya verilmediğini, bahse konu senetlerin diğer davalı ... tarafından finans sağlamak amacı ile davacı tarafından tefecilik faaliyeti sonucunda alındığını, bu senetler karşılığında davacının herhangi bir mal ve hizmet satmadığını, senetlere dayanak bir fatura, resmî evrak, fatura- irsaliye gibi bir evrak olmadığını ve resmi bir defter kaynının da söz konusu olmadığını, davacının dosyaya sunmuş olduğu whatsapp yazışmalarının müvekkil ile yapılmadığını,
müvekkil tarafından açıkça yapılmış bir borç ikrarı olmadığını, davada tanık dinlenmesine muvafakatleri olmadığını belirterek; müvekkili aleyhine açılan davanın esastan ve zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... ... Hizmetleri İnş. Tur.
A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkili şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, arabuluculuk görüşmesi için de herhangi bir tebligat yapılmadığından, davanın ön şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığını, bu nedenle davanın davalı şirket yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, senetlerin vade tarihleri incelendiğinde 3 yıllık zamanaşımına uğradıklarını, alacıklının zamanaşımına uğradıktan sonraki 1 yıl içerisinde de sebepsiz zenginleşme talebinde bulunarak dava açmadığının görüldüğünü,
kaldı ki alacak konusunda davacının esas ilişkiye dayanması halinde bile hukuki ilişkinin kurulduğu 15.11.2008 tarihinden itibaren takibin başladığı 21.12.2018 tarihine kadar yine 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, davalı ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davacının ...... ..... AHM ......
E. sayılı dosyasından aynı alacak için açtığı itirazın iptali davasındaki dava dilekçesinin 2. sayfası 2 numaralı paragrafında "...davalıların ticari işletmelerinde ve diğer işlemlerinde kullanılmak üzere 04.04.2009 tarihinde ödenmek üzere 481.950 TL, 21.06.2009 tarihinde ödenmek üzere ise 345.600 TL parayı borç olarak vermiştir" diyerek müvekkili şirkete borç para verdiğini ikrar ettiğini, sonradan tefecilik suçunu oluşturan bu beyanını örtmeye çalışarak,
şirketin hissesini almak için avans verdiğini beyan etmesinin de bu iddialarında tutarlı ve samimi olmadığını gösterdiğini, alacağın temelinin tefeciliğe dayandığını, talep edilen alacağın eksik borç niteliğinde olup müvekkilden talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın dava şartı yokluğu, zamanaşımı ve eksik borç nedenleriyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...T.C.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2022 tarih, 2022/127 esas, 2022/1288 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; eldeki davada zamanaşımına uğramış bonolara (senete) dayalı olarak temel ilişkiye istinaden alacak istenilmiş olup bonoların zamanaşımına uğradığı, Hukuk Genel Kurulu'nun 04.04.2007 gün ve 2007/18-153 E-2007/183 sayılı kararında da benimsendiği gibi zamaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bononun temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, TTK. hükümleri anlamında bono vasfında olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca yapılan araştırma neticesinde dava konusunun ticari iş niteliğinde bulunmadığı, davacı ...'in UYAP üzerinden alınan KIB sorgulamasında tacir sıfatının bulunmadığının anlaşılması sebebiyle mahkememiz görevli olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, dosyanın sürünceme de kalmaması ve usul ekonomisi ve Konya ......
Asliye Hukuk Mahkemesince de daha önce görevsizlik kararı verildiği ve verilen kararın kesinleştiği, hususları hep birlikte değerlendirilerek görev konusunda yargı yerinin belirlenmesi maksadıyla dosyanın HMK.nun 21.ve 22.maddeleri gereğince Konya Bölge Adliye Mahkemesi.....Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ...... ... Hizmetleri inşaat Turizm A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonolara ilişkin temel ilişki araştırılmaksızın, bonolardan dolayı bir alacağın olup olmadığı incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemenin, davacının, alacağın bonodan doğduğu talebine rağmen, davanın çözümünü temel borç ilişkisinde araması ve davacının tacir sıfatının bulunmadığından bahisle, talebi aşar şekilde değerlendirme yapılması ve görevsizlik kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı alacak talebine ilişkin olup zamanaşımına uğramış bono ile ilgili TTK hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğinden, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ nun 4. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
TTK’ nın 26/6/2012 tarih ve 6335 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 5. maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır. Mahkemece bu husus gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. (benzer Y.19.
HD 2016/1807 E.-2016/10611 K. Sayılı kararı) Bu nedenle davalılar ... ve ...... ... Hizmetleri İnş. Tur. A.Ş'nin istinaf talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1.a.3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
O.B
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1682, K. 2024/1946, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama