KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Davalılar
- Esas No
- 2024/1786
- Karar No
- 2024/2060
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/06/2024
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstinaf edenler
- 1- ...
Karar Metni
2.419 kelime·12 dk okuma·10 bölüm
2- ... VEKİLİ : Av. ... 3- ... DAVALI-MÜTEVEFFA 4- ...
DAVA
Kooperatifin İhyası
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 26/12/2024
YAZIM TARİHİ : 27/12/2024
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan kooperatifin ihyası davasında 04/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalılar ... ile ...'in istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendi üzerine olan araziyi kat karşılığında T.H.S.S ...... Kooperatifine verdiğini, daha sonrasında 2005 senesinde ise cezaevine girdiğini, bu nedenle yapılan kat karşılığı evin ne ailesinin ne de kendi üzerine tescil edilmediğini, tasfiye halinde olan kooperatifin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresi ...... Mah, ...... Cad. No:...
Karatay/KONYA olduğunu, şirketin ticaret sicilinden usulüne uygun kaydının re'sen silindiğini, şirket ticaret sicilinde resen terkin edildiğinden husumeti, hem son tasfiye memurlarına hem de ticaret sicil müdürlüğüne yönelttiklerini, alınan tasfiye kararının, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engeller nitelikte olduğunu beyan ederek Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün sicilinde kayıtlı T.H.S.S. ......
Kooperatif unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ...
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kooperatifin 6102 sayılı TTK'nın 529. ve devamı maddelerine istinaden ve tasfiye sonucu genel kurul kararıyla 26.12.2016 tarihli tescil işlemiyle terkin edildiğini, müdürlüklerinin usulen ve davanın niteliği gereği yasal hasım ve davalı durumunda olduğunu, bu nedenle, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediği ve yasal hasım olarak bulunduğu bir davada vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu olmadığını, dava ile ilgili vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin asıl sorumlusunun tasfiyeyi sona erdiren görevdeki son tasfiye memurları olduğundan bahisle.
Kooperatifin TTK 547/2 maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesini ve en az bir kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacak talebine konu sözleşme bulunmadığından davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının talebine uygun bir sözleşme bulunduğu kabul edilse dahi, TTK'da öngörülen 5 yıllık süre içinde açılmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, kooperatif hisselerinin 2010 yılında teslim edildiğini, 2011 yılında kat irtifakı kurularak tapuların devredildiğini, müvekkilinin haricen edindiği bilgilere göre, o tarihte aile içi bir suç nedeniyle ceza evinde olan davacının hissesinin kendi adına ya da ailesi adına çıkmasına müsaade etmediğini,
tapuyu devralmamakta tamamen davacının kusurlu olduğunu, o tarihten bu yana dairede davacının ailesinin oturmakta olduğunu, kooperatif terkin edilmeden önce usule uygun şekilde ilan ve bildirimlerinin eksiksiz yerine getirildiğini ve verilen süre içerisinde herhangi bir müracaatta bulunulmadığını, Kanun hükmü uyarınca, ihyanın ancak re'sen terkin hâlinde talep edilebilecek bir hukuki yol olup, davacının davasının yerinde olmadığını, davacının o dönemde hapiste olduğunu iddia etmekte ise de, hükümlü olan davacıya re'sen vasi ataması yapıldığını, davacının vasi aracılığı ile hukuki işlemlerini gerçekleştirebilecekken bu hakkını kullanmadığını,
ayrıca müvekkillerin tasfiye memurluğu görevini usule uygun olarak yerine getirdiğinden müvekkillerinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde. Davacının, kendi üzerine olan araziyi kat karşılığında T.H.S.S ...... Kooperatifine verdiğini, daha sonrasında 2005 senesinde ise Cezaevine girdiğini, iş bu nedenle yapılan bu kat karşılığı evin cezaevinde olması bahane edilerek ne ailesinin ne de kendi üzerine tescil edilmediğini, işbu davada ihyasını istedikleri tasfiye halinde olan S.S. ......
Kooperatif adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin ...... Mahallesi, ...... Caddesi No:...
Karatay/Konya olduğunu, işbu şirketin ticaret sicilinden kaydının resen silindiğini, Ticaret Sicil Gazetesinin 10.01.2017 tarihli ve 9238 sayılı nüshasında ilan edildiğini, ihyasını istedikleri tasfiye haline sınırlı sorumlu şirketin ticaret sicilinde resen terkin edildiğinden ötürü bu davada husumeti, hem son tasfiye memurlarına hem de ticaret sicil müdürlüğüne yönelttiklerini, alınan tasfiye kararının, alacağına kavuşmasını engeller mahiyette olduğunu, alacağına ulaşabilmesi için iş bu davanın açılmasının zorunlu olduğundan bahisle.
Ticaret Sicili Müdürlüğünün sicilinde kayıtlı Tasfiye halinde S.S....... Kooperatif unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalılardan ... ve ...'in davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri, diğer davalı ...'in UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına çıkartılan Nüfus kayıtlarına göre 13.08.2018 tarihinde vefat ettiği, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün.
Kooperatifin TTK 547/2 maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesini ve en az bir kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini ve müdürlükleri aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesini talep ettiği, 1163 sayılı Kooperatifler Kanun'un 98.maddesinde.
"Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." şeklinde, TTK'nun 547. maddesinde; "(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
(2)Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı,
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2014 tarih ve 2014/4971 Es.2014/7884 Kar. Sayılı ilamında;"...Kooperatifin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Bunun için de öncelikle tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, kooperatifin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
İşte bu gibi durumlarda, menfaati olanlar tarafından, kooperatif tüzel kişiliğinin ihyası için dava açılabilir. İhya davası açmakta hukuki yarar bulunmalı, bunun için tam olmasa da, kanaat uyandırıcı bazı delillerin varlığı aranmalıdır...." şeklinde kabul edildiği, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 29.08.2023 tarihli yazı cevabı ile. Dava dışı Tasfiye Halinde S.S. ...... Kooperatifi'nin 26.12.2006 tarihli tescil işlemleri ile terkin olup kaydının silindiğinin bildirildiği,
Davacının kooperatifle yapılan sözleşme gereğince kendisine isabet eden halen fiilen kullandıkları ancak tapuda kooperatif adına kayıtlı bulunan ve adına tescil edilmemiş taşınmaz bulunduğu, kooperatifin tasfiyesinin eksiksiz olarak yapıldığından bahsedilemeyeceği, bu nedenle davacının kooperatifin ihyasına yönelik dava açmakta ve dava dışı kooperatifin ihyasını talep etmekte hukuki menfaatinin olduğu, tasfiye edilmiş kooperatiflerin ihyasına ilişkin davalarda, ihyası istenilen kooperatifin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerektiği, (Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 24/09/2018 tarih ve 2018/3454 Es. 2018/5606 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.),
Her ne kadar davacı tarafça dava dışı kooperatifin tasfiye memurları aleyhine dava açıldığı ve mahkememizce verilen ara kararı gereğince tasfiye kurulu üyelerinin isim ve adreslerinin bildirildiği ancak kooperatif tasfiye kurulu üyelerinden ...'in UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına çıkartılan Nüfus kayıtlarına göre dava tarihinden çok önce 13.08.2018 tarihinde vefat ettiği bu nedenle mahkememizce bu tasfiye kurulu üyesinin davalı olarak değerlendirilmediği,
davacı tarafça ihyası istenilen kooperatifin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyelerinden ... ve ...... ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek dava açtığı, davacının anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, davanın kabulüne, Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 27291 sicil numarasına kayıtlı iken terkin edilen T.H.S.S. ......
Kooperatifi'nin 6102 TTK'nın 547/1 maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin sonuçlandırılıncaya kadar ihyası ile Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kayıt ve tesciline, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince kooperatifin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için son tasfiye memurları ......'in ve ...'nın kooperatife tasfiye memuru olarak atanmalarına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacak talebine konu sözleşme bulunmadığından davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının talebine uygun bir sözleşme bulunduğu kabul edilse dahi, TTK'da öngörülen 5 yıllık süre içinde açılmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, kooperatif hisselerinin 2010 yılında teslim edildiğini, 2011 yılında kat irtifakı kurularak tapuların devredildiğini, müvekkilinin haricen edindiği bilgilere göre, o tarihte aile içi bir suç nedeniyle ceza evinde olan davacının hissesinin kendi adına ya da ailesi adına çıkmasına müsaade etmediğini,
tapuyu devralmamakta tamamen davacının kusurlu olduğunu, o tarihten bu yana dairede davacının ailesinin oturmakta olduğunu, kooperatif terkin edilmeden önce usule uygun şekilde ilan ve bildirimlerinin eksiksiz yerine getirildiğini ve verilen süre içerisinde herhangi bir müracaatta bulunulmadığını, Kanun hükmü uyarınca, ihyanın ancak re'sen terkin hâlinde talep edilebilecek bir hukuki yol olup, davacının davası yerinde olmadığını, davacının o dönemde hapiste olduğunu iddia etmekte ise de, hükümlü olan davacıya re'sen vasi ataması yapıldığını, davacının vasi aracılığı ile hukuki işlemlerini gerçekleştirebilecekken bu hakkını kullanmadığını,
ayrıca müvekkillerinin tasfiye memurluğu görevini usule uygun olarak yerine getirdiğinden müvekkillerinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ticaret sicilinden tasfiye sonucu terkin edilen kooperatif tüzel kişiliğinin yeniden ihyası istemine ilişkindir
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile kooperatifler hakkında da uygulanması gereken Türk Ticaret Kanunu'nun “ek tasfiye” başlıklı 547. maddesinde: “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmü yer almaktadır.
Dava konusu somut olayda ihyası istenen kooperatifin tasfiye sonucu 26/12/2016 tarihinde ticaret sicilinden terkin olduğu, davalılar ..., ... ve ...'in kooperatifin son tasfiye memurları oldukları, davacının kooperatifle yapılan sözleşme gereğince kendisine isabet eden halen fiilen kullandığı ancak tapuda kooperatif adına kayıtlı bulunan ve adına tescil edilmemiş taşınmaz bulunduğu,
davalı tasfiye memurları her ne kadar davacı ile kooperatif arasında geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi olmadığını, davacının, kooperatifin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunmadığını savunmuş iseler de yine aynı tasfiye memurlarının 2011 yılında kat irtifakı kurularak tapuların devredildiğini, o tarihte cezaevinde olan davacının tapunun kendi adına ya da ailesi adına çıkmasına müsaade etmediğini, tapuyu devralmamakla davacının kusurlu olduğunu beyan ettikleri, bu beyanlarından davacı ile kooperatif arasında sözleşme ilişkisi olduğunun anlaşıldığı,
kooperatifin tasfiyesinin eksiksiz olarak yapıldığından bahsedilemeyeceği, davacının, kooperatifin ihyasını istemekte hukuki yararının bulunduğu, ihyanın zamanaşımına tabi olmadığı, husumetin ticareti sicil müdürlüğü ile kooperatifin son tasfiye memurlarına karşı yöneltileceği, buna göre mahkemece kural olarak kooperatifin ihyasına karar verilmesinde ve davalılar ... ve ...'nın tasfiye memuru olarak atanmalarında ve kooperatifin son tasfiye memurları davalılar ... ve ... tasfiyeyi eksiksiz tamamlamadıkları için aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.
Ancak kooperatifin son tasfiye memurlarından davalı ...'in dava tarihinden önce vefat ettiği anlaşıldığından davalı ...'in davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır.
Taraf ehliyeti dava şartı olduğundan davanın davalı ... yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken ve yine davacı ile kooperatif arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmesi ile sınırlı olmak üzere, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak dava açılması halinde ise açılacak dava ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilmesi gerekirken sınırlama yapılmaksızın yazılı şekilde ihya kararı verilmesi hatalı olup, ilk derece mahkemesince kamu düzenine ilişkin bu hususların gözetilmemesi yerinde olmamıştır.
Bu sebeple kamu düzenine aykırılık nedeniyle davalılar ... ile ...'in istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MUHALEFET ŞERHİ
Açılan dava; T.H.S.S ...... Kooperatifi'nin ihyası istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar'ın şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi'nden belirtilen ek tasfiye işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri belirtilmiştir.
Dava dilekçesi incelendiğinde; davacının ek tasfiye işlemi kapsamını açıkça belirtmediği, terkin edilen kooperatif üyesi olmayan davacının talebi üzerine kooperatifin ticaret siciline yeniden tescil edilmesinden sonra, davacı tarafından herhangi bir işlem (dava açma v.b) gerçekleştirilmediği taktirde; tasfiye işlemini tamamlayıp, terkin işlemini gerçekleştiren davalı istinaf talebinde bulunan tasfiye memurlarının sorumluluğunun devamına ve yeniden terkin işlemleri için masrafı yapılmasına sebebiyet vereceğinden, öncelikle davacıdan HMK'nın 31. maddesi gereğince dava dışı kooperatifin ihya edilmesi sebebinin açıklattırılarak yapılacak açıklama sonucunda ek tasfiye konusu işlemlerle sınırlı olmak üzere ihya hükmü tesis edilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan,
Sayın çoğunluğun; ihya sebebi belirlenmeden "... kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmesi ile sınırlı olmak üzere, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak dava açılması halinde ise açılacak dava ile sınırlı olmak üzere..." ihya hükmü tesisi görüşüne katılmıyorum.
Başkan ... · e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1786, K. 2024/2060, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama