İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/349 K.2024/1799

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan sözleşmenin uyarlanması davasında 12/07/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin…

Esas2024/349Karar2024/1799Tarih8 Kasım 2024Okuma12 dk · 2.430 kelime

KÜNYE

T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Esas No
2024/349
Karar No
2024/1799
Karar tarihi
8 Kasım 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
—
Dosya no
—
Karar no
—
Başkan
—
Üye
—
Üye
—
Katip
—
İncelenen kararın mahkemesi
KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
12/07/2023
Numarası
Esas Karar
İstinaf eden davacı
—
Vekilleri
Av.
Davalı
—
Vekili
Av.
Dava
Sözleşmenin Uyarlanması
İstinaf kararının karar tarihi
08/11/2024
Yazım tarihi
12/11/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.430 kelime·12 dk okuma·5 bölüm

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan sözleşmenin uyarlanması davasında 12/07/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin soğuk su sayacı imalatı yaptığını ve zaman içinde bir çok belediye ve su idaresinin işlerini yapmakla muhatap olduğunu, davalı .... 'nin 09/07/2018 tarihli açık artırma ihalesinde müvekkilinin ihaleyi kazandığını, taraflar arasında 08/08/2018 tarihli sözleşmenin imzalandığını, işbu sözleşme gereğince müvekkilinin DN20 ANMA ÇAPLI 190 mm boyunda R160 ölçme aralığına sahip hız esaslı, çok huzmeli, kuru tip soğuk su sayacından 30.000 adet davalıya tedarik etmeyi üslendiğini, işbu sözleşmeden hemen sonra piyasalarda dalgalanma yaşandığını,

müvekkilinin bu dalgalanma nedeniyle sözleşme şartlarını ve yükümlülüklerini yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini, bu cümleden olarak sözleşmeye konu su sayaçlarının ham maddelerinin %97 sini dövizle tedarik edebildiğini ve borsasının da dövizle işleyen bir sektör olduğunu, 09/07/2018 ihale tarihinde 1 USD nin 4,53 TL, 08/08/2018 sözleşme tarihinde 1 USD nin 5,28 TL ve sözleşmenin ifa edileceği Eylül 2018 başında 1 USD nin 6,62 TL olduğunu ve dövizde 20 yıldır yaşanmayan dalgalanmanın yaşandığını, Haziran 2018 ayında 38,00 TL civarı olan maliyetin Eylül 2018 ayında 60,00 TL ye yaklaştığını,

bu durumun müvekkilinin iradesi dışında piyasadaki döviz dalgalanmasından meydana geldiğini, TBK nun 138. maddesinde düzenlenmiş olan sözleşmenin işlem temelinin çökmesi nedeniyle sözleşmenin uyarlanması koşullarının gerçekleştiğini, nitekim Hükümetin de (ülkemize yönelik uluslararası döviz operasyonu nedeniyle) döviz ile yapılmış sözleşmelerin TL ye çevrilmesini ve döviz ile yeni sözleşme yapılmamasını ön gördüğünü, yerleşik Yargıtay kararları gereğince işlem temelinin çökmesi nedeniyle artık sözleşmenin ifasının müvekkilinden beklenemeyeceğini,

aksi halin iyi niyet kurallarına aykırı olacağından bahisle sözleşmeye hakimin müdahalesi yoluyla müvekkilinin sözleşmedeki yükümlülüğünün hakkaniyet oranında azaltılması veya davalının yükümlülüğünün artırılması suretiyle sözleşmenin bu şekilde tadiline karar verilmesini talep etmiş ve dava değerini 5.000,00 TL göstererek bu miktar üzerinden dava harçlarını yatırmıştır.

Davacı vekili 07/11/2018 ve 24/01/2019 tarihli talep detaylandırma dilekçelerinde davalının sözleşmede belirtilen 1.290.000,00 TL dışında 403.500,00 TL daha müvekkiline ödeme yapması yönünde sözleşmeye müdahale edilerek bu yönde karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacının bu talebi üzerinden eksik dava harçları 07/11/2018 tarihinde tamamlattırılmıştır.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;...... sayılı kamu ihale kurumu numaralı ihale sonucunda davaya konu teşkil eden ihalenin davacı üzerinde kalması üzerine taraflar arasında 08/08/2018 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davacının ihale sürecinin hemen başında 05/09/2018 tarihli dilekçesi ile teslim süresinin uzatımını talep ettiğini, 13/09/2018 tarihli dilekçesi ile de TBK nun 138. maddesindeki koşulların oluşarak işlem temelinin çöktüğünden bahisle sözleşme şartlarının yeniden değerlendirilmesini talep ettiğini, müvekkilinin 14/09/2018 tarihli yazısı ile davacının sözleşme şartlarına ve programına uygun hareket etmediğini,

sözleşmeye göre 30 gün içerisinde mal tesliminin tamamlanması gerektiğini vs. bildirdiğini, müvekkilinin 25/09/2018 tarihli yazısı ile de sözleşme koşullarının değiştirilmesinin mümkün olmadığının davacıya bildirildiğini, sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkesi gereği davacının taleplerinin dinlenemeyeceğini, sözleşmenin 14.1. maddesinde fiyat farkı hesaplanmayacağı, mücbir sebep veya idareden kaynaklanmayan nedenlerle işin bitim tarihinin süre uzatımı verilmesi suretiyle uzatılması halinde yürürlükte olan fiyat farkına ilişkin esaslara göre fiyat farkı hesaplanacağının,

sözleşmenin 14.1.1. maddesinde de sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamayacağının hüküm altına alındığını, davacının gecikmeli de olsa 17/10/2018 tarihinde sözleşmeye konu su sayaçlarını müvekkiline davadan sonra teslim ettiğini, 22/10/2018 tarihinde kesin kabulün yapıldığını, TBK nun 138. maddesindeki henüz ifa edilmemiş olma şartının ortadan kalktığını artık sözleşmeye hakimin müdahalesinin söz konusu olamayacağını, davacının ticaret şirketi olup basiretli bir tacir olması gerektiğini,

basiretli davranmayan davacının bu dava yoluyla bir menfaat elde etmesinin hayatın akışına uygun olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduklarını, döviz kurlarındaki yükselmelerin ülkemizde beklenen durumlar olduğunu, kaldı ki sözleşmenin döviz cinsinden olmayıp TL cinsinden olduğunu, basiretli olması gereken davacının ihaleye girmeden ham maddelerinin tedariki konusunda gerekli fiyat bağlantılarını kurması gerektiğini, ham maddelerin maliyetinin döviz cinsinden arttığına ilişkin iddiaların TBK nun 138. maddesi kapsamında kalmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN 07/10/2020 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "....Tüm dosya kapsamı ile davalının açtığı ihale sonucu taraflar arasında 08/08/2018 tarihli sözleşmenin imzalandığı, 1.290.000,00 TL + KDV bedel karşılığı (döviz değil TL dir) 30.000 adet soğuk su sayacının sözleşme tarihinden itibaren 30 gün içinde davacı tarafından davalıya tesliminin üstlenildiği, böylelikle su sayaçlarının en geç 07/09/2018 tarihinde davacı tarafından davalıya teslimlerinin gerektiği açıktır.

İhaleye konu sözleşme 36 aylık bir dönem içinde ihaleyi kazananın sözleşmeyi imzalamasından itibaren 30 gün içinde 30.000 adet su sayacını davalıya teslimini ön görmektedir. İhale süreçleri idari ve yargı engelleri riski nedeniyle geciktiğinden teklif verenler 36 aylık süreyi esas alarak sözleşme imza tarihi 36 ay içinde olması halinde teklifleri ile bağlıdırlar. Taraflar arasındaki sözleme 08/08/2018 tarihinde imzalanmış olup Merkez Bankası kurlarına göre 1 USD=5,2987 TL dir.

Sözleşmenin ifa edileceği son gün olan 07/09/2018 tarihinde ise 1 USD=6,4904 TL dir. Davacının, sözleşmenin ifasının geciktirilmesi ve uzatılması ile ilgili haklı ve sözleşmeye uygun meşru bir başka mazereti de yoktur. Taraflar arasındaki sözleşme TL cinsinden belirlenmiştir. Davacının tacir olup basiretli ve öngörülü olması gerektiğinden ham madde tedarikinde tedbirli davranmalıdır.

Aksi halde TL cinsinden ham madde tedarik edebilecek bir kimse döviz cinsinden yurt dışından tedarik seçeneğine sığınarak sözleşmelerin uyarlanmasını isteyebilir noktaya gelinir ki bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Ham maddelerin fiyatlarının dövize bağlı olup döviz fiyatlarındaki artış nedeniyle sözleşmeye hakimin müdahalesi istenemez. Sözleşmenin kendisindeki döviz borcu varsa yasal koşullar varsa belki hakim buna müdahale edebilir.

İşbu dava 06/10/2018 tarihinde açılmıştır. Ancak ne var ki davacı davadan sonra işlem temelinin çöktüğünü ve artık ifasının kendisinden beklenemeyeceğini belirttiği sözleşmede geçen su sayaçlarını 17/10/2018 tarihinde davalıya teslim etmiştir. İşbu teslimin kesin kabulü de yapılmıştır.

Mahkememizce de benimsenen bilirkişi kurulu raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi işlem temelinin çöktüğünden ve hakimin sözleşmeye müdahalesinin gerektiğinden söz edilemeyeceğinden, ifa süresi kısacık (30 gün) olan sözleşmenin hem de ham madde fiyatlarının dövizle temin edildiğinden söz edilerek uyarlanmasının istenilmesi yasal dayanaktan yoksun olduğundan basiretli davranmayan davacının işbu davasının reddine ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

DAİREMİZİN 22/02/2023 TARİHLİ,.... ESAS, ....KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 07/10/2020 tarihli kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 22/02/2023 Tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "Dava; sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Yargıtay tarafından benimsenen ve sözleşmeye bağlılık ilkesinin istinasını oluşturan uyarlama davası, 6098 Sayılı TBK’nın yasalaştırılması sırasında da benimsenerek, Kanun'un 138. maddesinde “Aşırı İfa Güçlüğü” madde başlığı altında.

“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.

Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” şeklinde düzenlenerek mevzuatımıza girmiştir. İlgili maddenin gerekçesinde de. “Bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, "işlem temelinin çökmesi"ne ilişkindir.

İmkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temeli, Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarıdır. Ancak, sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılması, şu dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.

a.Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır.

b.Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır.

c.Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır.

d.Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.

Maddeye göre, uyarlamanın bütün koşulları gerçekleşmişse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Bunun mümkün olmaması hâlinde borçlu, sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak, fesih hakkını kullanır.” denilerek uygulama da kabul edilen uyarlama davasına ilişkin ilkelerin kanun maddesi haline getirildiği belirtilmiştir.

Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 08/08/2018 tarihinde 30.000 adet su sayacı alımına ilişkin sözleşme imzalandığı, sözleşmenin TL cinsinden belirlendiği, davacının ham maddenin büyük çoğunluğunun dövizle tedarik edildiğini ve döviz kurunda öngörülemeyecek şekilde artış meydana geldiğini beyan ederek sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiği, ancak yargılama esnasında sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirdiği anlaşılmıştır.

Davacının yargılama esnasında sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirdiği hususu değerlendirilmeden esastan karar verilmesi yerinde olmadığından bu husus değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiğinden davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesi.." şeklinde karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 12/07/2023 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince;" Dava dilekçesindeki talep, sözleşmenin değişen hal ve şartlara uyarlanmasına dair olup, dava tarihinden sonra sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerin taraflarca yerine getirildiği anlaşılmakla davanın konusuz kaldığı neticesine varılmıştır.

Dava tarihindeki haklılık durumu açısından yapılan değerlendirmede ise; taraflar arasındaki sözleşme TL cinsinden belirlenmiştir. Davacı tacir olduğundan basiretli ve öngörülü olması gerekir. Davacının satışını yaptığı su sayaçlarında ham madde fiyatlarının dövize bağlı olduğu sözleşme tarihinde de davacı tarafça bilinmesi ve öngörülmesi gereken bir durumdur.

Bu sebeple döviz kurunda artış yaşanmasından kaynaklı olarak sözleşmeye müdahalenin istenilmesinde davacının haklılığı yoktur. Kaldı ki davacı, dava tarihinden yaklaşık 10 gün sonra tedarik ettiği su sayaçlarını davalı idareye hiçbir çekince koymaksızın teslim etmiş ve sayaç bedellerini almıştır.

Bu itibarla dava tarihinde davacının bir haklılığının olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiş ve dava tarihindeki durum itibariyle davanın reddinin gerektiği anlaşıldığından yargılama giderleri buna göre belirlenmiştir." gerekçesiyle davanın reddi gerekli ise de konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olsa dahi müvekkili şirketşz yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulduğunu, müvekkile şirket davayı kanuni düzenlemelere dayanarak açtığını ve haklarını korumak ve muhtemel zararına yönelik dava ve talep hakkını saklı tutarak edimini yerine getirdiğini, bu açıdan dava açılmasına müvekkili şirket sebebiyet vermediği için yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda mahkemenin kararının hatalı olduğunu,

esas açısından da müvekkili firma tarafından yargılama sırasında edimi ihtirazi kayıt konulmak suretiyle gerçekleştirilmiş olup, bundan dolayı müvekkili firmanın uğradığı zarar ve talep hakkı saklı tutulduğunu, buna ilişkin olarak da dava konusu edim yerine getirilmiş olsa dahi haklar saklı tutulduğundan dolayı müvekkili firmanın sözleşmenin uyarlanması halinde elde etme ihtimali bulunan kar ve uğramaktan kaçınacağı zararın mahkemece hesaplattırılarak bunun sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin ortada olduğunu,

yerel mahkemece müvekkilinin edimini ihtirazi kayıt koymak suretiyle yerine getirdiği hususunun dikkate alınmadığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalarının kabulüne aksi kanaatte eksik hususların ikmali için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Somut olayda; taraflar arasında 08/08/2018 tarihinde 30.000 adet su sayacı alımına ilişkin sözleşme imzalandığı, sözleşmenin TL cinsinden belirlendiği, davacının ham maddenin büyük çoğunluğunun dövizle tedarik edildiğini ve döviz kurunda öngörülemeyecek şekilde artış meydana geldiğini beyan ederek sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiği, ancak yargılama esnasında sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirdiği anlaşılmış olup, dairemiz kaldırma kararı gereğince ilk derece mahkemesince dava tarihinden sonra sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerin taraflarca yerine getirildiği,

davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava açmakta haklı olmadığı değerlendirilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulduğu anlaşılmıştır.

Davacı her ne kadar sözleşmedeki edimini ihtirazi kayıtla yerine getirdiğini iddia etmiş ise de dosya kapsamında, davacının sözleşmedeki edimini ihtirazi kayıtla yerine getirdiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır.Şöyleki; davacı, davalı kuruma dilekçeler vererek süre uzatım talebinde bulunmuş, fiyat farkı hesaplanmasını ve sözleşmedeki cezai koşulların yürürlüğünün durdurulmasını istemiş, ancak davacının bu taleplerinin davalı tarafından kabul edilmemesinden sonra davacı edimini kayıtsız ve şartsız yerine getirmiştir.

Yine davacının davalı kuruma verdiği 18/12/2018 tarihli dilekçesinde sözleşmedeki edimini ihtarnamenin son günü olan 17/10/2018 tarihinde yerine getirdiğini beyan ederek ödemenin yapılmasını talep etmesinin de herhangi bir ihtirazi kayıt olmadan sözleşmedeki edimini ifa ettiğini göstermektedir. Bu nedenlerle dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacının yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde ise; 6100 sayılı HMK'nın 331/1. maddesinde: ''Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' düzenlemesi bulunmaktadır.

Somut olayda, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde de belirtildiği gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin TL cinsinden belirlendiği, davacı tacir olduğundan basiretli ve öngörülü olması gerektiği, davacının satışını yaptığı su sayaçlarıyla ilgili ham madde fiyatlarının dövize bağlı olduğunun sözleşme tarihinde de davacı tarafça bilinmesi ve öngörülmesi gereken bir durum olduğu , bu sebeple döviz kurunda artış yaşanmasından kaynaklı olarak sözleşmeye müdahalenin istenilemeyeceği, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava açmakta haklı olmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,

6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 08/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Başkan . e-imzalıdır

Üye . e-imzalıdır

Üye . e-imzalıdır

Katip . e-imzalıdır (Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ

Sözleşmenin uyarlanmasının talep edilebilmesi için edimin ifa edilmemiş olması ya da ihtirazi kayıt ile ifa edilmiş olması gerekmektedir. Dava konusu somut olayda davacının ediimini ifa etmeden önce 13/09/2018 tarihinde davalıdan sözleşme şartlarının yeniden değerlendirilmesini talep ettiği, 06/10/2018 tarihinde işbu davayı açtığı, 17/10/2018 tarihinde de edimini ifa ettiği anlaşılmaktadır.

Davalı kuruma dilekçe vermek ve dava açmak suretiyle ihtirazi kayıt ileri süren davacının edimini ifa sırasında tekrardan ihtirazi kayıt ileri sürmesine gerek bulunmamaktadır. Buna göre davanın esasının incelenmesi gerekmekte olup davanın konusuz kaldığından sözedilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle Dairemizce davanın esası hakkında yeniden hüküm kurularak, dosyada mevcut bilirkişi raporu doğrultusunda sözleşmenin uyarlanması şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Üye . · e-imzalıdır

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/349, K. 2024/1799, 8 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  7. Muhalefet Şerhi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/349
Karar No
2024/1799
Tarih
8 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/350 K.2024/1819
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/350 K.2024/1216
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/351 K.2024/770
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/351 K.2024/331
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/351 K.2024/1039
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/352 K.2024/771

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.