İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1012 K.2026/365

2 -... İSTİNAF EDEN DAVALI: ... VEKİLİ : Av... DAVALI - MÜTEVEFFA : ... TASFİYE MEMURU : ... BİRLEŞEN İSTANBUL Bakırköy .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN

Esas2025/1012Karar2026/365Tarih16 Mart 2026Okuma12 dk · 2.411 kelime

KÜNYE

T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Asıl Dava Dosyasında Mirasçıları İstinaf Eden

Esas No
2025/1012
Karar No
2026/365
Karar tarihi
16 Mart 2026
Dosya no
...
Karar no
...
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
10/07/2024
Numarası
... Esas - ... Karar
Davacılar
1 -...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.411 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

2 -... İSTİNAF EDEN DAVALI: ... VEKİLİ : Av... DAVALI - MÜTEVEFFA : ... TASFİYE MEMURU : ... BİRLEŞEN İSTANBUL Bakırköy .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN

... ESAS ... KARAR SAYILI DAVA DOSYASINDA

MİRASÇILARI

İSTİNAF EDEN

DAVACILAR: 1 -... 2 -... İSTİNAF EDEN DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA

Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 16/03/2026

YAZIM TARİHİ : 27/03/2026

Davacı tarafından, davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... (... ve birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... eski esas) esas sayılı dosyaları ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 09/12/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı tarafların temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2021 Tarih, ... Esas ...

Karar sayılı ilamıyla onandığı, davacının Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvurusu sonucu yeniden yargılama yapılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı gereğince ilk derece mahkemesince 10/07/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dosyanın dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendi;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin de içinde bulunduğu ...... tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede "yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği" garantisi ile para toplanıldığını, toplanılan paralara ilişkin başlangıçta makbuz verildiğini ancak daha sonra bu makbuzların alınarak yerine ortaklık durum belgesi, ortaklık ve hisse senedi takip formu ibareli belgelerin verildiğini, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık, izinsiz halka arz, kanuna aykırı aracılık faaliyeti gibi suçlamalarla ceza davaları açıldığını,

müvekkiline de 22/04/2000 tarihli ortaklık durum belgesi verildiğini ve 31.300,00 DM ödenebileceğinin ifade edildiğini, müvekkili tarafından yatırılan paranın iadesinin istenmesine rağmen müvekkili tarafından davalı tarafa yatırılan paranın iade edilmediğini, davalı tarafça yapılan para toplama işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalının basiretli iş adamı gibi davranmadığını, davalıların eyleminin SPK mevzuatına aykırı olduğunu, davalı ...'ın TTK.m.336 uyarınca yönetim kurulu başkanı sıfatıyla diğer davalılar ile birlikte müvekkili zararından sorumlu olduğunu, müvekkilinin davalı şirketlerin ortağı olmadığını,

taraflar arasında kanuna uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını belirterek müvekkilinin davalı şirketlerde hukuka uygun surette kurulmuş bir ortaklığının bulunmadığının tespiti ile müvekkilinden tahsil edilen 31.300,00 DM (16.003,43 Euro) karşılığı 32.813,43 TL'nin en yüksek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazlarının bulunduğunu, esas yönden ise davacı ile müvekkili ...... A.Ş arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle TTK.m.329 ve 405 gereğince hisse senetlerinin geri alınması ve bedellerinin davacıya iadesinin mümkün olmadığını, davacı ile davalılardan ...... arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, davacının hile,

haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, keza şirket ile ortaklar arasındaki davaların beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu sürenin de geçtiğini, davacının dayandığı ortaklık durum belgesi altındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığından müvekkillerini bağlamayacağını, davacının müvekkili şirketlere ödediği bir bedel bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin hisse senetlerini edinmek suretiyle müvekkili şirkette pay sahibi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davanın ilk önce Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açıldığı, ilk derece Mahkemesince davalılar ...... ve ... hakkındaki açılan davanın tefrik edilerek ... esasa kaydedildiği ve Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yetkisizlik kararı verildiği, diğer davalı ...... aleyhine açılan davanın ise daha sonra Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... (... ve birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... eski esas) esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 09/12/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı tarafların temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2021 Tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI

Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarih 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile 7194 sayılı Kanun'un 41.maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, bu kararın 12/09/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı, Davacı tarafın; şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle açılan dava sırasında yapılan kanuni düzenleme sonucu, alacağın tahsil imkanının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı başvurusu üzerine;

Anayasa Mahkemesinin 19/12/2023 tarih ... başvuru numaralı kararında; "...13. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Turgay Kılıç (B. No: 2020/21022, 14/12/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir.

Bu çerçevede alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurmuş olmasına rağmen yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Somut başvuruda anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir....

15. Başvurucular ihlalin tespit edilmesi, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60. Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

" gerekçesiyle başvurucu yönünden mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, -Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, -Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE şeklinde karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince; "...Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ve emsal Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde;

Davalı ...Ş.'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir.

Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır.

Mahkememizce ayrıca, Yargıtay 11. HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve 2023/(17)4-915 E. 2024/80 K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir.

Dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete en son 02/06/1999 tarihinde para yatırdığı belirlendiğinden, Mahkememizce de en son işlem (ve haksız fiil) tarihinin 02/06/1999 olduğu kabul edilmiş, (önceleri tek bir dava iken önce tefrik edilip sonra birleştirilen) her iki davanın açıldığı 13/11/2008 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalıların tamamının (önce tefrik edilip sonra birleştirilen) her iki davaya ilişkin cevap dilekçelerinde zamanaşımı itirazında bulunduğu görüldüğünden, davacının birleşen her iki davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay 11. HD’nin 11.07.2023 gün ve 2022/840 E. 2023/4352 K. emsal içtihadına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli ise de;

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 3332 s. Yasanın yürürlüğe girdiği 07/12/2019 tarihine kadar uzun süreler boyunca, somut dava ile benzer uyuşmazlıklarda, davalıların zamanaşımını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu görüşünü kabul etmiştir (Örneğin ; Yargıtay 11. HD.nin 02/10/2014 gün ve 2013/13293 E. 2014/15076 K., 03.04.2014 gün ve 2013/17933 E. 2014/6603 K., 30.05.2016 gün ve 2016/119 E. 2016/5924 K., 29/09/2016 gün ve 2015/15025 E. 2016/7632 K., 05/04/2018 gün ve 2016/9030 E. 2018/2444 K., 07/05/2018 gün ve 2017/1180 E. 2018/3234 K. sayılı ilamları gibi.) İlk derece mahkemeleri tarafından da (sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 3332 s. Yasanın Geçici 4. maddesinin 07/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar) bu uygulama uzunca bir süre aynen benimsenmiştir.

Yargıtay 11. HD.'nin 29.04.2024 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadı ile zamanaşımı hakkındaki önceki uygulamasından dönülerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşü kabul edilmiş ve Mahkememizce de gerek Yargıtay'ın gerekse ilk derece mahkemelerinin önceki görüş ve uygulamalarından dönerek yeni karar ve uygulamaya geçmelerinin hukuken mümkün olduğu sonucuna varılarak, güncel içtihatların derdest davalara uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.

Ancak, Yargıtay'ın ve ilk derece mahkemelerinin çok uzun süre istikrar kazanmış uygulamalarına güvenerek dava açan davacıların, bu davalar derdest iken yargı kurumlarının hukuki görüş değişikliği (ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermeleri) sonucu, ayrıca (karşı tarafın yaptığı) yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmelerinin, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensiplerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle Mahkememizce davacının birleşen her iki davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensipleri gereğince birleşen her iki davada davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği..." gerekçesiyle;

1-Davacının, davalılardan ...... A.Ş. ve ...'a karşı açtığı asıl (... E. sayılı) davasının her iki davalı yönünden zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine,

2-Davacının, davalılardan ...... A.Ş.'ye karşı açtığı birleşen (İstanbul Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı) davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine, karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda Yargıtay 11. HD’nin T.

29.04.2024, E. ..., K. ... sayılı emsal içtihadına atıfta bulunulduğunu, bu emsal içtihatta yargıtay'ın açıkça anayasa mahkemesi kararını yok saydığını, davalıların hakkını kötüye kullanması nedeniyle zamanaşımı itirazının MK 2. maddesi uyarınca dikkate alınmayacağına dair yerleşik içtihadın dikkate alınmadığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22.04.2022 tarihli E. 2021/7, K. 2022/2 sayılı kararına değinildiğini, buradaki tartışma ile dava konusu olay hakkındaki tartışma arasında bir bağ bulunmadığını,

zamanaşımı konusunda yerleşik içtihatın hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin olup TMK m. 2 uyarınca kötüye kullanılan bir hakkın, yani zamanaşımı def' inin dikkate alınmasının mümkün olmadığına ilişkin olduğunu, Yargıtay İBK'nın ise zamanaşımı başlangıcına ilişkin olduğunu, Yargıtay İBK ile zamanaşımı konusundaki görüşün değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle mahkemenin hakkın kötüye kullanımına ilişkin görüşünü Yargıtay İBK'ya dayanarak yapmasının mümkün olmadığını, dürüstlük kuralına ilişkin olan zamanaşımı itirazı konusunda Yargıtay İBK'nın esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek;

ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...Ş vekili istinaf dilekesinde özetle; yerel ve yüksek mahkemelerin uygulama ve görüşlerinin değiştiğinden bahisle kanunen resen hükmedilmesi zorunlu olan ve yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine hükmedilmemesinin davalının Anayasanın 36. Maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılama hakkını ihlal ettiğini, yerel mahkemenin davalı lehine vekalet ücretine hükmetmemesinin keyfi uygulama mahiyetinde ve hukuka aykırı olduğunu belirterek;

yerel mahkemenin 03.07.2024 tarihli kararının, ''Asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı olmak üzere karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar vekilleri için nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine " şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kâr payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemiyle açılan davada yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.07.2023 tarih, 2022/11-658 Esas- 2023/750 Karar sayılı ilamında "....Öte yandan bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata göre davasında veya savunmasında haklı olup da dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur.

Zira bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır.

İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarihli ve 2009/18-421 Esas- 2009/526 Karar sayılı kararı)...." hususu belirtilmiştir.

Davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arzettiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında; davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre.

818 sayılı yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisinde mevcut belgelere göre davacının davalı şirkete en son 02/06/1999 tarihinde para yatırdığı buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra 13/11/2008 tarihinde açıldığı,

ilk derece mahkemesince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının yani, 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanmasının, hukuk davalarında uygulanamayacağının kabul edilmesinin de sonuca bir etkisinin bulunmadığı,

ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin ve yargılama sırasında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunca verilen 22.04.2022 tarih 2021/7 Esas 2022/2 Karar sayılı kararı ile haksız fiilin işlendiği tarihin, paranın alındığı tarih olduğu ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kararlaştırıldığından Yargıtay HGK'nın 12.07.2023 tarih,

2022/11-658 Esas 2023/750 Karar sayılı kararı doğrultusunda davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar ve davalı ...Ş'nin istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacılar ile davalı ...Ş'nin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,

2- Davacılardan alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3- Davalı ...Ş'den alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davalı ...Ş'den tahsili ile hazineye irad kaydına,

4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

5- İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,

7- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 16/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır ...

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1012, K. 2026/365, 16 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. ... Esas ... Karar Sayılı Dava Dosyasında
  4. Mirasçıları
  5. İstinaf Eden
  6. Dava
  7. İstinaf Kararının
  8. Karar Tarihi : 16/03/2026
  9. Yazım Tarihi : 27/03/2026
  10. Dava
  11. Cevap
  12. Anayasa Mahkemesi Kararları
  13. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  14. İstinaf Sebepleri
  15. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1012
Karar No
2026/365
Tarih
16 Mart 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1012 K.2026/223
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1013 K.2026/366
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1013 K.2026/275
  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1013 K.2026/213
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1014 K.2026/367
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1014 K.2026/133

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.