KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2021
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2021/179 - 2021/859
- Esas no
- 2021/179
- Karar no
- 2021/859
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11.04.2019
- Numarası
- 2014/1474 Esas - 2019/233 Karar
- Başvuran davalı
- ....
- Vekilleri
- Av. ....
- Davalı
- 2 -ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
- Vekili
- Av. ...
- Dahili davalılar
- ...
- Davacılar
- ....
- Vekili
- Av....
- Davanın konusu
- Trafik Kazasında Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
- Başvuru tarihi
- 21.06.2019
- İstinafa geliş tarihi
- 15.02.2021
- Yazım tarihi
- 29.09.2021
Karar Metni
1.514 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği, dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 02.01.2011 tarihinde davalı araç sürücüsü .....'ın müvekkillerinin oğlu olan ...a çarptığını, .... 'ın hayatını kaybettiğini, müteveffanın müvekkillerinin tek çocuğu olduğunu, bu kaza sebebiyle hem maddi hem de manevi zararlarının oluştuğunu, müvekkillerinin maddi ve manevi destekten yoksun kaldıklarını belirterek, şimdilik 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına, 250.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacıların müvekkili şirkete başvurusu üzerine dosya borçlusu ... için hesaplanan 4.234,79 TL tazminatın 02.01.2011 tarihinde ödendiğini, ödenen bedelin hesaplanacak olan tazminattan tenzilinin yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ile üçüncü kişilere karşı işletenin kusuru ile sorumlu olduğu zararlar ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil bir kusur bulunmadığını, ödeme nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkiline ceza yargılamasında kusur oranına göre en alt sınrdan ceza verildiğini, olaydan sonra müvekkilinin davacının acısını ve üzüntüsünü dindirebilmek için elinden geleni yaptığını, olayda vefat eden 4 yaşındaki çocuğun trafiğe açık araç yolunda tek başına oynadığını, tedbirsizlik nedeniyle olayın meydana geldiğini belirterek; hukuki dayanaktan yoksun fahiş talepler içeren davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından maddi tazminat davasının kabulü ile davacılar ... için 36.155,65 TL, ... için 36.155,65 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 24.03.2014 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacılar ... için 75,000,00 TL, ... için 75.000,00 TL Manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.01.2011 tarihinden itibaren uygulanaak yasal faiziyle birlikte davalı ... ve davalı... mirasçıları;....' den müştereken ve müteselsilen tahsili davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı .... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde; davalı ... 'ın ölümlü trafik kazasında kastının bulunmadığını, olayın kazaen gerçekleştiğini, davalının yargılandığı ceza mahkemesinde alınan kusur tespitine ilişkin raporda davalı ve müteveffaya eşdeğer oranda kusur atfedildiğini, mahkemece talimat yoluyla alınan 31.12.2015 tarihli kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporunda ise davalıya %75, yaya müteveffaya %25 kusur verildiğini, mahkemece hükme esas alınan rapordaki kusur oranları ile kesinleşen ceza davasındaki kusur oranları arasında çelişki olduğu ve bu çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup mahkemece alınan aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, 02.11.2011 tarihinde 15.40 sıralarında davalı sürücü .... yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile tek yönlü Turgut Sayın Caddesi'nde geride boş olduğunu gördüğü sağ tarafta bulunan park yerine girmek için kontrolsüz olarak yolun solunu takiben geri manevra yaparak seyrettiği sırada geri manevra istikametine göre sol taraftan yola giren yayaya aracının sol arka teker kısmı ile çarpması sonucu 2007 doğumlu yaya ....'ın ölümü ile neticelenen dava konusu olay meydana gelmiştir.
Olaya ilişkin soruşturma Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/24 E , 2012/558 K Sayılı dosyasında görülmüş, dosya içerisindeki ATK raporunda davalı sürücü ve yayanın eş değer oranda kusurlu bulunduğu, yine soruşturma aşamasında trafik bilirkişisinden alınan raporda davalı sürücü asli,yayanın tali kusurlu olduğunun belirtildiği davalı sürücünün taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırıldığı, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davaya konu trafik kazasında davalı araç sürücüsünün %75 ile muris yayanın %25 oranında kusurlu olduğunu bildiren üç kişilik makine mühendisi bilirkişi heyeti raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu sabittidr.
6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi uyarınca hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinin kusur tespiti ile bağlı değildir. Ancak, uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere ceza mahkemesince saptanan maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcıdır. 2918 s. KTK' da asli kusur halleri belirtilmiş olup kusur derecesini belirleme konusunda hukuk hakimi ceza dosyası ya da bilirkişi raporu ile de bağllı değildir. ( Yargıtay 17. HD. 09.07.2020 tarih, 2018/6414esas, 2020/4591 karar)
Şu durumda; kazanın açıklanan oluş şekline göre, davalı sürücünün meskun mahalde gündüz vakti yönetimindeki araç ile tek yönlü yolda kontrolsüz geri manevra yaparak sebebiyet verdiği olayda %75 kusurlu bulunmasında, mahkemece makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunun hükme esas alınmasında her hangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu sebeple davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarına gelince; 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; davaya konu kazanın gelişim şekli, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu, davacılar için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin olaya ve hakkaniyete daha uygun düşeceği kanaatine ulaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla bulunmuş ise de; bu eksikliğin giderilmesi bakımından yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalı ... vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek, davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurmak gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/179, K. 2021/859, 29 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama