KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1379 - 2024/1389
- Esas no
- 2023/1379
- Karar no
- 2024/1389
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/06/2023
- Numarası
- 2018/1146 Esas - 2023/717 Karar
- Başvuran davalı
- TÜRKİYE (GÜNEŞ) SİGORTA A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- Davacı
- 1 -...- ...
Karar Metni
1.213 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
2 -...- ...
VEKİLLERİ
Av. ...[...] UETS Av. ...[...] UETS
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 28.07.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 19.09.2023
KARAR TARİHİ : 10.07.2024
YAZIM TARİHİ : 10.07.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.09.2018 tarihinde davacıların içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında davacıların yaralandıklarını, görmüş oldukları tedaviye ve geçen sürece rağmen davacıların halen eski sağlığına kavuşamadığını, sürekli malul kaldıklarını belirterek 6098 sayılı borçlar kanunu’ nun 55. maddesince ve HMK 107. maddesi uyarınca davacıların ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan iş gücü kaybı zararının ve çalışma hayatı boyunca uğrayacağı kazanç kaybı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik her biri için 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 2.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesi talep etmiştir.
Davacı vekili 25.05.2023 tarihli dilekçesi ile davacı ... için davasını 316.810,09 TL'ye davacı ... için ise 111.822,18 TL'ye arttırmıştır.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde; Davacıların sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru yapmadığını, dava dilekçesinde HMK md. 119/1-ğ bendinde düzenlenen "açık bir şekilde talep sonucu" gösterilmemiş olup toplamda 2.000 TL maddi tazminatın tahsili talep edildiğini, ancak bu tazminatın hangi alacağa ilişkin ne kadar ödenmesinin talep edildiğini belirtmediğini,davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, bir tazminata hükmedilmesi ihtimalinde müvekkil şirket yalnızca sigortalının kusuru oranında tazminattan sorumlu olduğunu ,kazanç kaybının teminat kapsamı dışında olduğunu, davacı ile sigortalı araç sürücüsü arasında hatır taşıması olduğunu, davacıların kaza esnasında emniyet kemerlerinin takılı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne, davacı ... yönünden 316.810,09 TL, davacı ... yönünden 111.822,18 TL maddi tazminatın 01.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
Davacılar ile sigortalı araç sürücüsü arasında hatır taşımasının mevcut olduğundan tazminattan %20'den az olmamak üzere indirim yapılması gerektiğini, kaza esnasında emniyet kemerini takmayarak kazanın sonuçlarının ağırlaşmasına neden olan davacının müterafik kusuru dolayısıyla tazminattan %50’den aşağı olmamak üzere indirim yapılması gerektiğini, tarafların gerçek kişi olduğunu, ticari ilişkilerinin dahi olmadığını, sigorta şirketlerine karşı olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi mümkün olmayıp, sigorta şirketlerinin temerrüt tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğunu,
davacı tarafından davalı şirkete yapılan başvuru usulüne uygun bir başvuru olmadığından davalı şirketin temerrüte düşmediğini, ATK tarafından tanzim edilen 07.02.2022 tarihli raporun sonuç bölümünde sehven %8 oranında maluliyet oluştuğu belirtilmişse de rapor içeriğinden de anlaşıldığı üzere, davacının kaza neticesinde yaralanmasına bağlı olarak maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğu,
maluliyet tayinine mahal olmadığın belirtilmiş olup huzurdaki davanın haksızlığının ispatlandığını, geçici iş göremezliğe yönelik ödemelerden SGK sorumlu olduğunu, dava dilekçesinde dilekçenin zorunlu unsurlarından olan "talep sonucunun açıkça gösterilmesi unsuru" eksik olduğundan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacıların belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaati olmadığını, kusur oranlarının tespiti bakımından işbu dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumuna sevk edilmesi gerekirken makine mühendisi bilirkişi tarafından tazmin edilen raporun kabulünün mümkün olmadığını,
aktüeryal hesaplamanın TRH 2010 %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, bilirkişilerce kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, 09.09.2018 tarihinde, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu araç ile dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında, ...'ın aracında yolcu olarak bulunan davacılar yaralanmıştır.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında her iki sürücüyede kural ihlali verilmiştir.
Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda ise kazanın oluşumunda davalı nezdine sigortalı olan davacıların yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün % 75, dava dışı sürücünün ise % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet raporuna göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacı ...'un dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %20, iyileşme süresinin 2 ay, davacı ...'un dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %8, iyileşme süresinin 6 ay olduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıların kazaya karışan davalı nezdinde sigortalı araçta yolcu konumunda bulunduğudan kusur durumunun müteselsilen sorumlu olanlar arasındaki iç ilişkide değerlendirilmesi gerektiği, dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda yolcu olan davacıların kazanın oluşumunda kusursuz olduğu kabul edilmesinin yerinde görüldüğü, hükme esas alınan maluliyet raporlarının yürürlükteki yönetmeliğe göre düzenlendiği,
Anayasa Mahkemesi'nin KTK'nın 90.maddesinde yapılan değişikliği iptal etmesi üzerine Yargıtay uygulama birliği sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasını, ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması yönünde içtihat geliştirildiği, hükme esas alınan hesap raporunun bu yöntemle hazırlandığı,
iş göremezlik zararları tedavi gideri kapsamında olmadığından anılan tutardan davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının da yerinde olduğu heyetimizce değerlendirilmiş davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususlara değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıların kazaya karışan araçta hangi amaçla bulundukları tespit edilememektedir. İlk derece mahkemesince bu yönde araştırma yapılmalı, gerekirse tarafların bu konuda sunacakları diğer delillerin (nüfus kaydı vs) toplanmalı ve hatır taşımasının koşullarının bulunması halinde belirlenecek tazminattan TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Yargıtay yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken İlk derece mahkemesince hatır taşıması olgusunun kararda tartışılmamış olması doğru görülmemiştir.
Ayrıca kabule göre 2918 sayılı KTK'nun 99/1.maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalı sigorta şirketinin temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece davacılardan ... bakımnıdan davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi, yine kabule göre kazaya sebebiyet veren davalı nezdinde sigortalı aracın ticari nitelikte olmaması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faize hükmedilmesi hatalı olduğundan davalı sigorta şirketi vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de kabulü gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince yukarıda değinilen konulara ilişkin taraf delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1379, K. 2024/1389, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama