KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2024
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1408 - 2024/1508
- Esas no
- 2023/1408
- Karar no
- 2024/1508
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/06/2023
- Numarası
- 2016/640 Esas - 2023/578 Karar
- Başvuran davacılar
- 1-...
Karar Metni
4.188 kelime·21 dk okuma·11 bölüm
2-... 3-... 4-... 5-... VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ÇAYIROVA BELEDİYE BAŞKANLIĞI
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVALI : **** **** **** ****
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI
TUNCAY NAKLİYAT HAYVANCILIK SEYAHAT TURİZM OTOMOTİV PETROL İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ...
İHBAR OLUNAN : RAY SİGORTA A.Ş
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 13.07.2023 - 24.07.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 19.09.2023
KARAR TARİHİ : 20.09.2024
YAZIM TARİHİ : 20.09.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 23.07.2014 günü ...'nın, Tuncay Nak. Ltd. Şti'ye ait, Çayırova Beladiye Başkanlığı'nca hizmette kullanılan, Mapfre Genel Sigorta A.Ş'ne ZMSS poliçesi ile sigortalı, ... plakalı araç ile cami avlusunda geri manavra yaparken davacılar ... ve ...'in çocukları, ..., ..., ... ve ...'ın kardeşleri müteveffa ...'a çarpıp, üzerinden geçerek ölümüne neden olduğunu; kazanın oluşumunda araç sürücüsünün kusurlu olduğunu;
davacı ailenin kırsal kesim kökenli olup, müteveffanın 10-12 yaştan başlayarak aileye destek olacağını ve bu yaştaki çocuğun anne ve babasına yardım ve hizmet ederek destek sayılacağını belirterek şimdilik davacı ... ve ... için 1.750,00'şer TL, davacılar ..., ... ve ... için 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminat ile,
davacılar ... ve ... için 50.000,00'şer TL, davacılar ..., ... ve ... için 25.000,00'şer TL olmak üzere toplam 185.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 07.03.2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) taleplerini davacı ... yönünden 246.718,94 TL'ye, davacı ... yönünden 154.675,56 TL'ye ıslah etmiştir. Davacılar vekili 28.02.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) taleplerini davacı ... yönünden 467.722,93 TL'ye, davacı ... yönünden 304.961,44 TL'ye ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ...'nın Çayırova Belediyesi çalışanı olarak 23.07.2014 tarihinde Tuncay Nakliyat Hay Seyahat Tur Otom Pet İnş. San ve Tıc Ltd Şti'ye ait ...
Plaka sayılı araç ile Çayırova Belediyesine ait masa ve sandalyeleri araca yüklemek amacı ile kaza mahalline gittiğini; araç hareket ettikten sonra müteveffanın babasının yanından kaçarak aracın arkasına geçtiğini ve kazanın meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ...'nın bir kusurunun bulunmadığını, müteveffayı denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihlal eden ...'ın tam kusurlu olduğunu, davacıların talep ettikleri tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacılar ..., ..., ... için Destekten Yoksun Kalma Tazminatı talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını,
davacıların kırsal kesimli oldukları ve bu nedenle destekliğin 18 yaşından değil 10-12 yaşlarından başlanarak hesaplanması yönündeki iddialarının müteveffanın ailesinin kırsal kesimde yaşamaması nedeni ile dinlenemeyeceği ve müteveffanın 10-12 yaşlarında iş hayatına başlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca 10-12 yaşlarındaki bireylerin zorunlu eğitim kapsamında olup, eğitim hayatlarının sonuna kadar ailesinin desteğine ihtiyaç duyacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Çayırova Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; Çayırova Belediye Başkanlığı'nın KTK'nun 3. Maddesi uyarınca, kazaya konu aracın işleteni olmadığını, davacının ailesinin kırsal kökenli olması, yaşadığı çevrenin ve yetişme koşullarının göz ardı edilmesine engellemeyeceğini, müteveffanın 18 yaşından sonra aileye destek olabileceğini, maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Nakliyat Hay Seyahat Tur Otom Pet İns. San Ve Tic Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; Kazanın oluşumuna sebebiyet veren aracın şirketlerine ait olduğunu, aracın sözleşme ile Çayırova Belediye Başkanlığına Hizmet Aracı Çalıştırılması İşi için teslim edildiğini ve şirketin araç üzerinde fiili bir hakimiyetinin kalmadığını, Çayırova Belediye Başkanlığı'nın dava konusu aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araçta fiili tasarrufta bulunduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan Ray Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazaya sebebiyet veren aracın şirketlerinde, Genişletilmiş Kasko Sigortası ile sigortalı olduğunu, meydana gelen zararın öncelikle aracın Trafik Poliçesinden karşılanmasını artan bakiye zarar olursa kasko poliçesi sınırları içerinde kendilerine başvurulabileceğini, zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu tutulabileceklerini,
gelecekteki farazi destek için kendilerinin gelir durumu ve bakmakla yükümlü oldukları kişi sayısı ile desteğin gelir durumu ve bakmakla yükümlü oldukları kişi sayısı itibari ile desteğin kendilerine devamlı ve düzenli olarak hangi şekilde ve ne miktarda bakacağını ispat etmelerinin gerektiğini, sigorta poliçesinin manevi zarar taleplerini kapsamadığını beyanla davada Ray Sigorta A.Ş. aleyhine hüküm kurulmamasını talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davacılar tarafından davalı ...
Nakliyat Hayvancılık Seyahat Turizm Otomotiv Petrol İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115/2 maddeleri gereğince ayrı ayrı usulden reddine, Davacılar ..., ... ve ... tarafından davalılar ..., Çayırova Belediye Başkanlığı ve Mapfre Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, Tüm davacılar tarafından davalı Tuncay Nakliyat Hayvancılık Seyahat Turizm Otomotiv Petrol İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davasının 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115/2 maddeleri gereğince ayrı ayrı usulden reddine,
Davacı ... tarafından, davalılar ..., Çayırova Belediye Başkanlığı ve Mapfre Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 228.721,08.-TL maddi tazminatın, davalı Mapfre Sigorta Anonim Şirketi'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 105.779,60.-TL ile sınırlı olmak üzere;
davacı ... tarafından, davalılar ..., Çayırova Belediye Başkanlığı ve Mapfre Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 350.791,79.-TL maddi tazminatın, davalı Mapfre Sigorta Anonim Şirketi'nin garameten sorumlu olduğu miktar olan 162.220,40.-TL ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ... ve ...'a verilmesine, hükmedilen maddi tazminata davalı Mapfre Sigorta Anonim Şirketi yönünden dava tarihi olan 18.03.2016 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 23.07.2014 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine,
fazlaya ilişkin istemin reddine, davacılar tarafından davalılar ... ve Çayırova Belediye Başkanlığı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 25.000,00'şer TL manevi tazminatın davacılar ... ve ...'a, 10.000,00'ar TL manevi tazminatın davacılar ..., ... ve ...'a davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak verilmesine, hükmedilen manevi tazminata kaza tarihi olan 23.07.2014 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine,
fazlaya ilişkin istemin reddine, Ölen davacı ... tarafından, davalılar ... ve Çayırova Belediye Başkanlığı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 4.500,00.-TL manevi tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak 1/9'ar oranına isabet edecek şekilde davacı ...mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ye ayrı ayrı 500,00'er TL olarak verilmesine, hükmedilen manevi tazminata kaza tarihi olan 23.07.2014 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili ile davalı Çayırova Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kusura ilişkin değerlendirmenin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, ceza dosyasında sunulmuş olan bilirkişi raporuna itibar edildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulduğunu, dava konusu trafik kazasının bir caminin avlusunda gerçekleştiğini, tarafların kusurlarına ilişkin olarak henüz kesinleşmemiş Gebze 2. Asliye Mahkemesi 2014/834 E. Sayılı dava dosyasında İTÜ'den alınan bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'ya %75, davacı anne ve babaya %25 oranında kusur atfedildiğini,
bu dosyada alınan ATK Trafik İhtisas Kurulundan alınan 18.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunun tespit edilmesine rağmen yerel mahkemenin gerekçesinde "mahkenin ceza dosyasında verilen mahkumiyet hükmü ile bağlı olduğu" ve olayın oluş şeklinin mahkemece değerlendirilmesi neticesinde Trafik İhtisas Kurulu raporuna itibar etmediğini, ceza dava dosyanına sunulan bilirkişi raporundaki kusur oranlarına göre maddi tazminattan indirim yapıldığını ifade ederek maddi tazminatlar yönünden hukuka ve yasaya aykırı şekilde hüküm kurulduğunu,
Yerel mahkemenin ATK Trafik İhtisas Kurlu raporuna neden itibar etmediğini açık ve net şekilde gerekçelendirilmediği gibi ceza davası ile bağlı olduğu yönündeki iddiasının da yerinde olmadığını, raporlar arasında çelişkini giderilmesi gerektiğini , davalı tarafın da birden fazla olması sebebiyle davacıların yüklü miktarda karşı vekalet ücreti ödemek durumunda kaldıklarını, davayı 18.03.2016 yılında açtıklarını, 7 yıl sonra sonuçlandığını,
mahkeme gerekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle talep edilen miktarlarda %50-60 civarında indirim yaparak manevi tazminatların kısmen kabulüne karar vermesinin yapmış olduğu takdiri indirimin somut olay bakımından kabul edilebilir olmadığını, Yerel mahkeme her ne kadar gerekçesini Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararına dayandırdığını iddia etmiş ise de verilen hükümde ne ülkenin ekonomik koşullarının, ne paranın alım gücünün, ne tarafların kusur durumunun ne de olayın ağırlığının dikkate alınmadığının ortada olduğunu, son 6 yılda paranın geçirdiği değer kaybı ve alım gücünün azalması,
anne babaya isnat edilen kusur oranının %25 olarak değerlendirmesi karşısında %50-60 oranında indirim yapılması, küçük bir çocuğun ölümüne karşın maluliyete ilişkin bir manevi tazminat hesaplarmışcasına ciddi oranda indirime gidilmiş olması mahkemenin yasanın ve yerleşik içtihadın öngördüğü kriterlere aykırı şekilde değerlendirme yaparak hüküm kurmuş olduğunun göstergesi olduğunu, manevi tazminatın reddedilen kısmı için her bir davacı için karşı vekalet ücreti ödemek durumunda kaldığını, burada hükmedilen manevi tazminatın amacına hizmet ettiğini söyleyebilmenin mümkün olmadığını, pasif husumet yönünden verilen davanın reddi kararının,
hükme esas alınan sözleşmeye ilişkin ihtilaf çözülmeksizin ve yeterli araştırma yapılmaksızın verildiğini, hükmün kaldırılması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin var olduğunu dava açılmadan önce davacı tarafın bilebilmesinin mümkün olmadığını, davalı Tuncay Nakliyat şirketi vekilince 15.03.2017 tarihinde davaya cevap verilmiş, ilgili sözleşme dava açıldıktan 1 yıl sonra dosyaya sunulduğunu, tahkikat aşamasında iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına riayet edilmeksizin pasif husumet yokluğu yönünde hüküm kurulduğunu, davalı Tuncay Nakliyat şirketine davaya ilişkin tebligatın 30.03.2016 tarihinde yapıldığını,
mahkeme sonraki ara kararlarından tüm taraflara tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı, dilekçeler teatisinin tamamlandığı ve ön inceleme duruşma günü verildiğini, bu aşamada davalı şirket tarafından cevap dilekçesi verilmediğini, 17.02.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında da pasif husumet yönünde bir itirazı olmadığını, Ne var ki tahkikat aşamasına geçildikten sonra 15.03.2017 tarihinde cevap dilekçesi verildiğini ve davalı Çayırova Belediyesi ile yapılan sözleşme de bu dilekçe ekinde dosyaya sunulduğunu, davanın ilgili şirkete yöneltilmesinde davacıların hiçbir kusurunun olmaması,
davalı şirket Tuncay Nakliyat'ın bildiği veya bilebileceği bir durum olmasına rağmen husumete ilişkin itirazını tahkikat aşamasına geçildikten sonra yaparak buna ilişkin belgeyi tahkikat aşamasında paylaşması sebebiyle iyi niyet ve dürüstlük kurallarına riayet etmeyen davalı şirket yönünden davacılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı ve hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak maddi tazminatlar ile diğer tüm manevi tazminat taleplerini doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Çayırova Belediye Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; kaza ile ilgili olarak Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2014/834 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi heyet raporunda sanık sürücü ...'nın asli, davacılar anne ve babasının tali kusurlu olduğu yönünde rapor verildiğini, davalı ...'in adli para cezası ile cezalandırıldığını, mahkemenin Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında mevcut bilirkişi kusur raporuyla yetinmeyerek dosyayı yeniden kusur tespiti için aldığı ATK raporunda Davalı sürücü ...'in %100, müteveffanın ise kusursuz olduğu" yönünde rapor düzenlendiğini,
ceza davasında alınan rapor ile ATK arasında çelişki oluştuğunu, taraflarınca bu çelişkinin giderilmesinin istendiğini, fakat mahkemece reddedildiğini, çelişki giderilmeden dosya aktüerya hesap bilirkişisine gönderilmesi sonucu tüm kusurun diğer davalı ...'da olduğu gözetilerek kusur indirimi yapılmadan hesaplamalar yapıldığını, müteveffa çocuğun anne ve babasının da kusurunun olduğunu, ceza davasında alınan rapor ile ATK raporları arasındaki çelişki giderilmeden bu yönde karar vermesi yasaya usule ve hukuka aykırı olduğunu, yapılan aktüerya bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
müteveffanın kız çocuğu olduğu, 3 tane kardeşi bulunduğu ve müteveffanın annesinin ve babasının gelir kaynakları olduğu göz önünde bulundurulduğunda müteveffanın aktüerya bilirkişi raporundaki oranlara göre destekte bulunmayacağının aşikar olduğunu, Müteveffanın kardeşlerinin de anne ve babasına destekte bulunacağı ve anne ve babasınında çalıştığı gözetilerek hesaplamalarda oransal bir indirim yapılması gerekirken mahkemenin hükme esas aldığı aktüerya bilirkişi hesaplamalarında bu doğrultuda oransal indirim yapılmadığını, davacılar vekilinin iki farklı tarihte talebini 2 defa arttırdığını,
ilk talep arttırım dilekçelerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadıklarını, mahkemenin hukuken geçersiz olan son taleplerine göre karar verdiğini, İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesinin 2019/650 Esas 2020/478 Karar sayılı dosyasındaki emsal karara göre de davacıların fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaksızın yaptıkları ıslahtan sonra dosyaya sunmuş oldukları bedel arttırım dilekçesi hukuka uygun olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, 23.07.2014 tarihinde, davacılardan ... ve ...'ın kızları ..., ... ve ...'nın kardeşleri, müteveffa davacı ...'in torunu olay tarihinde yaklaşık üç yaşında olan ..., davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu vefat etmiştir.
Kaza sonrası trafik bilirkişisinden alınan 29.08.2014 tarihli rapor ile kazaya dair yürütülen ceza kovuşturmasında İTÜ'den alınan 20.10.2015 tarihli raporda davalı sürücünün kontrolsüz geri manevra yapması sebebiyle asli, müteveffa çocuğun anne ve babasının ise küçük yaştaki çocuğu tek başına bırakması ,denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemeleri sebebiyle tali kusurlu olduğu belirlenerek cezalandırılmasına karar verilmiş ve uyap sisteminden yapılan sorgulmada kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda ise gerçekleşen kazada, davacıların desteğinin yaşı itibariyle kusursuz, davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince davalı sürücünün % 75, davacı anne babanın % 25 kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
6098 sayılı TBK'nın 74. Maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza mahkemesinin kusur tespiti ile bağlı değildir. Ancak ceza mahkemesince saptanan maddi olgular, hukuk hakimi bakımından da bağlayıcıdır. Bunun dışında hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. 2918 sayılı Karayolları ve Trafik Kanununda sürücü kusurları sayılmış olup bunların değerlendirilmesi, teknik konular hariç olmak üzere, hakimin yetkisi içindedir. (6100 s. HMK m. 266, 282)
Heyetimizce de olayın oluş şekli dikkate alındığında mahkemece belirlenmiş kusur oranları kazanın oluşuna uygun bulunduğundan taraf vekillerinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Dosya kapsamında hükme esas alınan aktüer ek rapor Yargıtay'ın güncel içtihatlarına uygun şekilde TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hazırlandığı,bakiye ömürlerin ve destek paylarının doğru alındığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun mahkemece garame hesabı yapılarak belirlenmesinin doğru olduğu,
ölen ...'ın kardeşleri olan bir kısım davacılara eylemli ve düzenli destekte bulunduğu ispatlanamadığından davacı kardeşler yönünden destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin reddi kararının doğru bulunduğu ,davalı şirketin aracı uzun süreli davalı belediyeye kiralamış olması sebebiyle işleten sıfatı bulunmadığından hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddinin doğru olduğu, davanın HMK'nın 107.maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle ıslah dilekçesi mahiyetindeki 2.artırım dilekçesine göre karar verilmesinde usule aykırılık bulunmadığından bu hususa değinen istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 56/2 maddesi uyarınca; ölüm halinde ölenin yakınları manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; kaza tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, müteveffanın yaşı, davacıların ölene yakınlık dereceleri ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, davacı anne-baba için. 50.000 TL, davacı kardeşler için ayrı ayrı 25.000'er TL ve davacı babaanne(mirasçıları) için 10.000 TL olmak üzere toplamda 185.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü değerlendirilmiştir.
Ayrıca kabule göre kazaya sebep olan aracın kayden maliki davalı şirket olup, dosyaya sunulan adi yazılı uzun süreli kira sözleşmesine göre mahkemece hakkında işleten olmadığından husumetten red kararı verilmiş ise de, davalı malik ve davalı Belediye arasındaki sözleşmeyi davacı tarafın bilmesi beklenemeyeceğinden davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Davacılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de kabulü gerekmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararında tespit edilen ve yukarıda belirtilen yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü, davalı Çayırova Belediye Başkanlığı vekilinin istinaf istemlerinin reddi ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş, kararda esaslı değişiklik yapılmadığından karar tarihindeki vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1408, K. 2024/1508, 20 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama