KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Asıl Dava İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2024
- Esas no
- 2023/374
- Karar no
- 2024/756
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08.06.2022
- Numarası
- 2019/257 Esas - 2022/311 Karar
- Başvuran davacılar
- 1-... - ...
Karar Metni
2.209 kelime·11 dk okuma·16 bölüm
2-... - ...
VEKİLLERİ
Av. ... - Av. ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ... -...
VEKİLİ
Av. ... - ...
İHBAR OLUNAN : İZMİT BELEDİYE BAŞKANLIĞI
VEKİLİ
Av. ...- ...
BİRLEŞEN DAVA (Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/142 Esas)
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACILAR
1-... - ... 2-... - ...
VEKİLLERİ
Av. ... - Av. ...
DAVALI : **** **** **** ****
VEKİLLERİ
Av. ... - ... Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 09.12.2022-11.12.2022
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 27.02.2023
KARAR TARİHİ : 17.04.2024
YAZIM TARİHİ : 17.04.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde. 20.06.2015 tarihinde davacıların İzmit Cumartesi pazar alanı güzergahında maddi ve bedensel zararlı trafik kazası geçirdiklerini, davalı idaresindeki ... Plakalı aracın hız sınırını aşarak davacıların pazar tezgahını kurmakta oldukları ipi çekmiş ve ipe bağlı olan demirlerin davacılar ve davacı ...' nun pazar işlerinde kullandıkları park halindeki ...
Plakalı araca zarar verdiğini, kaza sonrası davacıların yolda süreklenmek suretiyle vücutlarındaki bedensel zararları arttırdığını belirterek, davacı ... için davalı ... açısından 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, Allianz sigorta şirketine maddi tazminatın 05.10.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte;
davacı ... için davalı ... açısından kaza tarihinden itibaren 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın işletilecek yasal tazminatıyla birlikte, Allianz Sigorta Şirketine maddi tazminatın 05.10.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının 20.06.2015 günü çalışmakta olduğu işyerine ait ... plaka sayılı araç ile Gebze de kurulu bulunan işyerinden çalışmakta olan 7-8 kişi olan işçilerini evlerine bırakmak amacı ile İzmit'e geldiğini, elektriklerin kesik olması sebebi ile sadece aracına ait farların gösterdiği yol güzergâhını takip ettiğini, mahalde pazar yeri olduğunu fark bile edemeden kazanın olduğu mahalle geldiğini, kullandığı aracın sonradan öğrendiği üzere;
yoldan karşıdan karşıya olacak şekilde demirlere bağlanmış olan ipe takıldığını ve her iki taraftaki demirlerin fırlamış ve bu demirleri tutarak fırlamasını önlemeye çalışan davacıların yaralandığını, olay sırasında meydana gelen gürültü sebebi ile aracını durduran davalının yaralıların derhal hastaneye sevki konusunda yardımcı olduğunu ve üzerine düşen vatandaşlık görevini yaptığını, davalının kullandığı aracın ipi koparmış olsa bile davacıların demirleri tutmaya çalışmaları söz konusu olmasa belki de yaralanma olayının da meydana gelmeyeceğini,
davalının hızlı seyir etmediği gibi olay yerinde bulunan ve yolun iki tarafındaki demirlere bağlı olan ipi görmesi imkanının da olmadığını, her ne kadar kaza ile ilgili olarak Kocaeli 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/46 Esas sayılı ceza davasının yargılanması sırasında davalıya tali kusur verildiğini, davalının olay sırasında elektriklerin kesilmiş olması sebebi ile yolda karşıdan karşıya takılı bulunan ipi görmesinin mümkün olmadığını, Ceza yargılaması sırasında elektriklerin kesik olduğu konusunda hiçbir inceleme ve irdeleme yapılmadığını ve bu hususun rapor verilirken de hiç nazara alınmadığını,
davada taraf olmadığı halde araç malikine ait olan aracın trafik kaydına ihtiyati haciz konmasının da hukuki olmadığını, davalının bu aracın maliki olmadığını, bu sebeple araç üzerindeki haczin ancak araç malikinin davaya katılımının sağlanması sonrasında mümkün olabileceğini, bu sebeple ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini, cezaya yol açan ... plaka sayılı aracın malikinin tespiti ile davaya dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan İzmit Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde.
Dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacıların Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/257 esas ve Kocaeli 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/46 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarına göre davalı kurum aleyhine Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığını ve mahkemenin davasını da ihbar ettiğini, bilirkişi raporunda cumartesi pazarı ve ilgili yoldan sorumlu belediyenin %15 oranında kusurlu olduğu şeklinde tespit edildiğini,
Kocaeli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/46 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da yol bakım ve işletmesinden sorumlu belediyenin ibaresini gerekçe göstererek davalı kurum aleyhine bu davanın açıldığını ve ihbar edildiğini, yine 30.12.2010 tarih ve 2010/191 Karar nolu UKOME Kararı gereğince de pazar alanına pazarın kurulumunun tamamlanmasından, bitimiyle birlikte alan içerisine mal yüklemek amacıyla gelen pazarcı esnafı araçları haricinde araç alınmadığını, hatta görevli temizlik ekibi araçlarının alanı temizlemesine kadar da araç alınmadığını,
müvekkili kurumun pazar kurulumu öncesinde trafik tedbiri almak ve yolu araç trafiğine kapatmak gibi bir görev ve yetkisinin bulunmadığını, müvekkili kurumun bünyesinde trafik biriminin de olmadığını, Söz konusu olayın meydana geldiği Cumartesi pazarının Doğukışla Kapalı Pazar alanına taşınması sonrasında Pazar alanı geliş ve gidiş yollarında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Trafik Ekipleri ile Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Trafik Ekiplerince trafiği yönlendirme ve denetleme faaliyetleri icra edildiğini, bu kapsamda araç trafiğinin yönlendirmesi ile ilgili olarak kurumun kanuni yönden yetkisi ve görevinin olmadığını,
... plakalı servis aracı şoförü kullanmaması gereken güzergahı kullandığı anlaşıldığından kazanın oluşumunda kusurlu olduğu değerlendirilmesi gerektiğini, Karayolu üzerindeki fiziki düzenlemeler ile tabela ve uyarıcı levhaların konulması Kocaeli Büyükşehir Belediyesi UKOME Dairesi Başkanlığı tarafından karar alındığını ve kararın gereği olarak T.C.
Karayolları İşaretleme Standartları doğrultusunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmakta olduğunu, davalı kurum aleyhine isnat edilen haksız davayı ve davaya dayanak gösterilen bilirkişi raporlarındaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın da zamanaşımından, husumetten ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2020/142 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; birleştirme talepli olarak açtıkları davalarında esas davadaki Davalı Alican Küçük ve davacıların 20.06.2015 tarihinde İzmit Cumartesi pazar alanı güzergahında maddi ve bedensel zararlı trafik kazası geçirdiklerini, davalı idaresindeki ...
Plakalı aracın hız sınırını aşarak davacıların pazar tezgahını kurmakta oldukları ipi çekmiş ve ipe bağlı olan demirlerin davacı ...' nun pazar işlerinde kullandıkları park halindeki ...
Plakalı araca zarar verdiğini, kaza sonrası davacıların yolda süreklemek suretiyle vücutlarındaki bedensel zararları arttırdığını, davacıların vücutlarında kırıkların oluştuğunu, davalının araç kontrolündeyken özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının olay sonrasında davacıların hastaneye götürülmesinde yardımcı olmadığını, davacıların zararını tazmin etmediğini, bu olay nedeniyle davalının Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, davalının kusurlu bulunduğunu, davacılar adına zararlarının tazminini talep etmek için iş bu tazminat talepli davayı açmak zorunda kaldıklarını,
davalı ...'e karşı açılan Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/257 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 29.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... için 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 808,02 TL ıslah ederek, toplamda 1.808,02 TL ye yükseltmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Asıl davanın kısmen kabulü ile; davacı ... yönünden 1.808,02 TL maddi tazminatın, davacı ... yönünden 140,29 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınıp davacılara verilmesine, davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... yönünden 2.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınıp davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen 2020/142 E sayılı davanın kısmen kabulü ile;
davacı ... yönünden 1.808,02 TL maddi tazminatın 15.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte mahkemenin 2019/257 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile; davalı Allianz Sigortan alınıp davacı ...'e verilmesine, davacı ... yönünden 140,29 TL maddi tazminatın 15.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte mahkemenin 2019/257 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile; davalı Allianz Sigortan alınıp davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacının kaza sonucu ağır yaralandığını, birden fazla kez ameliyat olmak zorunda kaldığını, omzuna platin takıldığını, omzunu ve kolunu uzun süre kullanamaması nedeniyle acı çektiğini belirterek mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının davacının yaşadıkları göz önüne alındığında çok düşük kaldığını belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hüküm kurulurken 1.808,02 TL belirlenen maddi tazminat üzerinden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi karar verildiğini, oysa ki davacı tarafından ıslah edilen 808,02 TL nin ıslah tarihi olan 29.04.2022 tarihinden itibaren yasal faizinin işletilmesi gerektiğini, mahkemece kaza tarihi olan 20.06.2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca maddi tazminat olarak belirlenen miktar üzerinden davacıların kusur oranlarında indirim yapılması gerektiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu,
davacıların hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden nispi vekalet ücretine hüküm kurması gerekir iken maktu vekalet ücretine dayalı fazla vekalet ücreti verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davalı vekili olarak taraflarına hükmedilen vekalet ücretinin de eksik hesaplandığını belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava haksız eylemden kaynaklı cismani zarar nedeni maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ... vekilinin maddi tazminat miktarı bakımından yapılan incelemede;
6100 sayılı HMK'nın 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2 maddesinde "Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.), 341/4 maddesinde "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." hükümlerine yer verilmiştir. Maddedeki değerler, 6763 Sayılı Kanunun 47. maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre arttırılmış ve karar tarihi olan 2022 yılı için 8.000,00 TL olmuştur.
İncelenen dosyada; Mahkemece kabul edilen maddi tazminat miktarıının 1.948,31 TL olduğu, kabul edilen miktar bakımından tutarın genel hukuk mahkemeleri için karar tarihi olan 2022 yılı itibarıyla kesinlik sınırı olan 8.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından istinaf olunan karar kesindir.
6100 Sayılı HMK'nın 346/1 maddesi "istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344'üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder." düzenlemesini içermektedir.
İstinaf olunan karar kesin olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince HMK'nun 346/1. maddesi uyarınca istinaf dilekçelerinin reddine karar verilmeksizin dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş ise de, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesin bir karara ilişkin olması nedeniyle HMK 352. maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacılardan ... ve ... vekillerinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde ;
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi zararın belirlenmesinde Borçlar Kanunun 56. maddesi ana ve ölçü kaideleri belirleyerek bu çerçevede takdir yetkisini somut olaya özgü olarak hakimin takdirine bırakmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 56 - "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." düzenlemesine haizdir.
Buna göre temel ölçütler "olayın özellikleri" olarak izâh edilen somut olaya ve tarafların sosyo ekonomik durumuna göre değerlendirme yapmak gereğidir. Denge unsur ise mülga 816 sayılı Borçlar Yasasının 48. maddesinin "adalete muvafık" lafzıyla izâh olunan ve yeni yasa da "uygun bir miktar paranın" da şeklinde yer bulan hakkimin durum ve koşulların gereklerine ve hakkaniyete uygun bireysel tatmin kadar toplumsal tatmini de göz önünden bulunduran bir karar vermesi gerekliliğidir. Öyle ki verilecek tazminat aynı zamanda en son kabul gören doktrin ve yargısal içtihatlarda olduğu gibi caydırıcılık etkisini de doğurmalıdır.
Toplumsal hayatın bir parçası olarak hakim, manevi tazminat talepleriyle ilgili karar verirken; kendi yaşantısından ve gözlemlediği sosyolojik vakaları da birlikte değerlendirerek; nesnel bakış açısını da kaybetmeden hakkaniyete uygun bir kar vermelidir. Bu esaslar çerçevesinde, dosyaya kazandırılan soruşturma kayıtları ile tıbbi belgelere göre davaya konu trafik kazasında yaralanan davacının duyacağı üzüntü açık ve anlaşılırdır.
Manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmaktır. Bu açıdan ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli ve yeterli olduğu, hükmedilen tazminatın bir tarafı zenginleştirmediği gibi diğer tarafı da fakirleştirmediğinin kabulüyle hüküm kurulduğu görülmektedir.
Olay tarihi, olayın oluş şekli, davacının yaralanmasının mahiyeti, maluliyet oranı ve tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü ve taraflar yararına hükmedilen vekalet ücretlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle taraf vekillerinin vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/374, K. 2024/756, 17 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama