KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yolan İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/379
- Karar no
- 2024/449
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/09/2022
- Numarası
- 2020/180 Esas - 2022/446 Karar
- Başvuran davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Başvuran davalı
- **** ****
- Vekili
- Av. ...-...
- Diğer davalı
- ... - ...; ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...-...
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.
- Başvuru tarihi
- 02.01.2023 - 13.01.2023
- İstinafa geliş tarihi
- 27.02.2023
- Yazım tarihi
- 01.03.2024
Karar Metni
1.868 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 09.12.2017 tarihinde davalı sürücü ...'un ZMSS olmaksızın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktörün davacı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motorsiklet ile çarpıştığını, trafik kazasında davalı ...'un dönüş kurallarına riayet etmeyerek kazaya mahal verdiğinden asli kusurlu, davacı ...'ın kusursuz bulunduğunu, davacının ağır şekilde yaralandığını, araçların neden olduğu bedensel zararlardan Güvence Hesabının sorumlu olduğunu,
bu nedenle davalı Güvence Hesabının yapılacak yargılama sonunda belirlenecek olan maddi tazminattan diğer davalı ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 40.000,00 TL manevi tazminatın sadece davalılar ... ve ... 'dan, kaza tarihi olan 09.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kaza sonrası davalının davacı ile ilgilendiğini, ambulansın çağrıldığını, gelen ambulansla davacının hastaneye götürüldüğünü, davacının, tedavi sonrası iyileştiğini, vücudunda iddia edildiği gibi herhangi bir araz kalmadığı gibi maluliyetinin de söz konusu olmadığını, davacıda herhangi bir iş gücü kaybı oluşmadığını, 2-3 gün işe gidemediğini, maluliyeti söz konusu olmayan davacının iş gücü kaybından söz edilemeyeceğini, davacının kaza nedeniyle artık çalışamaz hale geldiğin iddiaları hastane belgeleri karşısında asılsız olduğunu,
herhangi bir iş gücü kaybı olmamasına rağmen iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat isteminin de yasal olmadığını, talep edilen 40.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde.
İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, 02.08.2016 tarihi sonrasındaki hak sahiplerinin yapacağı başvuruların, ZMSS Genel Şartları Sürekli Sakatlık zararları için öngörülen belgelerle yapılması gerektiğini, istenilen belgeler kuruma iletilmeden doğrudan komisyona başvuru yapılmış olmasının kabul edilemez olduğunu, davacı vekilince sadece usulen başvuru yapıdığını, davacı vekili tarafından başvuruya ilişkin taleplerini ayrıntılı olarak bildirilmesi gerektiğini,
fazlayla ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın hangi kaleme ilişkin olduğu anlaşılamadığından bu hususta başvurunun ön inceleme aşamasında kapatılması gerektiğini, alınacak maluliyet raporu karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları A.5 bendindeki şartları taşıması gerektiğini, sürekli sakatlık raporunun 20.02.2019 tarih 30692 Esas Sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliği çerçevesinde yetkili bir hastaneden alınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, hesaplanan tazminat tutarından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,
davacı tarafından motosikletin kullanılması sırasında gerekli olan koruyucu ekipman kullanılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından maddi tazminat davasının kabulü ile; toplam 25.404,96 TL bedensel zarar tazminatının 09.12.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılardan (davalı Güvence Hesabı yönünden faiz başlangıç tarihi 13.05.2018 olup, teminat limiti dahilinde sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın 09.12.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya yönelik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Güvence Hesabı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf dilekçesinde; davada, kuruma eksik belge ile başvuru yapıldığını, davacı tarafından kurumca istenen belgeler tamamlanmadan doğrudan dava yoluna başvurulmasının kanuna aykırı olduğunu, genel şartların destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasını düzenleyen maddelerin 3. Maddesinde hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosunun dikkate alındığını, 4. Maddesinde hesaplamalarda iskonto oranının (teknik faiz) %1,65 olarak dikkate alındığının yazılı olduğunu, kararda hükmedilen harcın manevi tazminat yönünden ayrıştırılmadığını,
ferilerin ana paraya oranlanması gerektiğini, hesaplanacak tazminat tutarından müterafik kusur indirimi yapılmadığını, hükmedilmiş olan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, kuruma başvuru şartı gerçekleşmemiş olması nedeniyle temerrütün söz konusu olmadığını, hükmolunacak tazminata dava (kurul'a başvuru) tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının sürekli iş göremezlik zararında herhangi bir indirim yapılmaksızın tazminatın hüküm altına alındığını, oysa ki epikriz kayıtları doğrultusunda davacıda kask, dizlik, koruyucu tertibat kullanılmamış olmasına bağlı yaralanmaların meydana geldiğini, bu hususun KTK'ya aykırı bir durum olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin bu hususu göz ardı ederek müterafik kusur indirimi yapmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığını,
davacının maluliyetinin hiçbir şekilde çalışma gücüne ve sosyal hayatına engel oluşturmadığını, davalının, davacının tedavi sürecinde sürekli destek olduğunu ve maddi-manevi yükümlülüklerini yerine getirdiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının davalının ödeme gücünün üzerinde olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının esastan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı olarak oluşan cismani zarar nedeniye malik, sürücü ve güvence hesabından maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Somut olayda, 09.12.2017 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalıların maliki ve sürücü olduğu, zorunlu trafik sigortası bulunmayan traktörün karıştığı çift taraflı kaza sonucunda motosiklet sürücüsü davacı yaralanmıştır.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında, yalnızca davalı sürücüye kural ihlali verilmiştir. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2022 soruşturma sayılı dosyasında trafik bilirkişisinden alınan 22.02.2018 tarihli kusur raporuna göre davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu belirtilmiştir. Kazaya dair yürütülen Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/456 E. 2019/810 K. Sayılı dosyasında davalı sürücünün asli kusuruna göre cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, makine mühendisi bilirkişiden alınan kusur raporunda ise gerçekleşen kazada davalı sürücü %75 ,davacı sürücü % 25 oranında kusurlu bulunmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumundan alınan maluliyet raporuna göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %1 olduğu, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranının istinaf edenin sıfatı dikkate alındığından karara esas alınmasının yerinde görüldüğü, kazadan sonra düzenlenen tespit tutanağında davacının koruyucu tertibatının bulunup bulunmadığına ilişkin tespite rastlanmadığı,
mahkemece alınan maluliyet raporuna göre motosiklet sürücüsü olan davacının yaralanmasının ayak tarsometatarsal eklemlerde çıkık ve kırıktan kaynaklandığı,Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince koruyucu tertibat olarak koruma başlığı ve koruma gözlüğü dışında herhangi bir ekipman kullanma zorunluluğunun bulunmadığı, motosiklet sürücülerinin koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, bu nedene dayanarak müterafik kusur indimi yapılması gerekmediği,
davacıdaki yaralanmanın niteliği gözetildiğinde koruyucu tertibat kullanılmaması ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağının bulunmadığı,mahkemece alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiği, haksız fiil niteliğindeki eylemin gerçekleştiği yer ve zaman, gerçekleşme biçimi ve sonuçları, yaralanmanın mahiyeti, kusur durumu, olayların gelişimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile manevi tazminat takdirine ilişkin diğer ilkeler de nazara alındığında dairemizce yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının da olaya uygun olduğu,
Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişikliği iptal etmesi üzerine Yargıtay uygulama birliği sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasını, ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması yönünde içtihat geliştirildiği, hükme esas alınan hesap raporunun bu yöntemle hazırlandığı, davalı güvence hesabı yönünden temerrüt tarihi esas alınarak faize hükmedildiği,
yine davadan önce davalıya başvuru şartı gerçekleştiğinden davalıların bu hususlara değinen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Ancak maddi ve manevi tazminata ilişkin harç hesaplamasının yanlış yapıldığı ve davalı Güvence Hesabı aleyhine manevi tazminata hükmedilmediği halde infazda tereddüt yaratacak şekilde maddi ve manevi ayrımı yapılmaksızın tüm davalılar tüm harçtan sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan davalı Güvence Hesabı vekilinin bu hususa değinen istinaf sebebi yerinde görülerek kabul edilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilen harç hesabı hatasının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK. 353/1-b-2 maddesi gereğince, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve harç hesabı düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmuştur.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/379, K. 2024/449, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama