KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2024
- Esas no
- 2023/385
- Karar no
- 2024/1198
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07.12.2022
- Numarası
- 2022/172 Esas - 2022/1535 Karar
- Başvuran davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Başvuran davalı
- ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
- Vekilleri
- Av. ...- ...
Karar Metni
2.602 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
Av. ... - ...
DAVALI : ...- ...
VASİ
...- ... - ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ
Av. ... - ... Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ : 13.01.2023-24.01.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 27.02.2023
KARAR TARİHİ : 07.06.2024
YAZIM TARİHİ : 24.06.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı vekili davalı ...'ın 16.12.2018 tarihinde kullandığı ... plaka sayılı çekici(oto kurtarıcı araç) ile çarpmak suretiyle davacının desteği ...'yu kasten öldürdüğünü, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde 2019/46 Esas numaralı davada davalı ...'ın müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığını ve hükmün kesinleştiğini, davalı ...'in araç maliki olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise aracın ZMM sigortacısı olduğunu,
sigorta şirketine yaptıkları başvurunun ve arabuluculuk girişiminin sonuçsuz kaldığını belirterek 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 250 TL cenaze masrafları olmak üzere toplam 10.250,00 TL maddi tazminatın (kısmi dava olarak) tüm davalılardan ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsü kasten kazaya sebebiyet verdiğinden söz konusu talebin sorumluluk riski kapsamında olmadığı için poliçe teminatı kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; sürücünün eyleminin kasten işlenmesi ve olayın trafik kazası olmaması sebebiyle işleten sıfatı ile sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...'ın hükümlü olması sebebiyle dava dilekçesi vasisine tebliğ edilmiş olup, davalı vasisi cevap dilekçesinde; olayda kasıt bulunmadığını, davalının kusurunun araştırılması gerektiğini, davalı ... 'ın surunun bulunmadığını beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.472.902,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının: 272.513,87 TL sinin, davalı sigorta şirketinden 05.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...'dan ise olay tarihi 16.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 1.200.388,41 TL sinin davalı ...'dan olay tarihi 16.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
davalı ...'den ise taleple bağlı kalınarak (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) 10.000,00 TL sinin olay tarihi 16.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davacının tüm davalılardan 250,00 TL cenaze gideri tazminatı talebinin reddine, davacı ...'nın manevi tazminat talebinin kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan eşit olarak alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ... vekili ve davalı Anadolu Anonim Türk sigorta Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde.
Yerel mahkeme kararında maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti ve yargılama gideri ile harçlardan davalı şirket, davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulup konu dosya teminat dışı hal mevcut olmasına rağmen aleyhe hüküm kurulduğunu, konu dava da davalı şirket aleyhine hüküm kurulmaması gerekmekte olduğunu, sigortalı araç sürücüsü kasten kazaya sebebiyet verdiğinden söz konusu talep sorumluluk riski kapsamında olmadığı için poliçe teminatı kapsamında olmadığını,
kasten öldürme iddiası ile kamu davası açılmış ve yargılama sonucunda kasten öldürme suçu sebebiyle ceza verilmiş ve bu nedenle kazanın 2918 sayılı KTK ile hiçbir ilgisinin bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, teminat dışı hal sebebiyle haksız davanın reddi gerekmekte olduğunu, bu sebepleri göz ardı edilerek davalı sigorta şirketi aleyhine hüküm kurulduğunu, kusur durumunun tespiti gerekmekte olduğunu, tazminat hesaplamalarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı kanun yürürlüğe girmiş olup, huzurdaki davada uygulanması gerektiğini,
2918 sayılı Kanun’un 90. Madde hükmü uyarınca TRH tablosunun kullanılması ve azami faiz oranı aşılmamak kaydıyla teknik faizin uygulanması gerekmekte olduğunu, tazminat sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle birlikte, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS genel şartlarına çerçevesinde yapılması gerektiğini, hesaplama da TRH 2010 mortalite tablosu %1,8 teknik faiz esas alınması gerektiğini, progresif rant yönetiminin dikkate alınmasının hatalı olduğunu,
Anayasa Mahkemesi Kararlarının geri yürümezliği maddesi gereğince tazminat hesabında %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın olaya karışan aracın davalı ... üzerine kayıtlı olması sebebiyle davalı ...'in işleten sıfatına sahip olduğunu öne sürerek davalı ...'den tazminat talep etmesinin yersiz olduğunu, davalının bu olay kapsamında işleten sıfatı bulunmadığını, davacı tarafın da yazdığı gibi, davaya konu olayın bir trafik kazası değil, kasten öldürme olduğunun Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/46 Esas sayılı dava dosyası ile de sabit olduğunu, bu ceza dava dosyasında da davalı ...'in bir kusuru olmadığından dosyada taraf olmayıp her hangi bir işlemde tesis edilmediğini,
davalı ...'in esasen kusursuz olduğunu, gerekçenin bir bütün halinde dosya ile çelişmekte olduğunu, davalının işleten vasfı ile bu davadan sorumlu olmasının düşünülemez olduğunu, işleten vasfı ancak kaza sonucu meydana gelen durumlarda söz konusu olacağını, diğer davalı ...'ın dava konusu eylemi kasti olarak gerçekleştirdiğini, araç üzerine kayıtlı diye davalı ...'i bu olaydan sorumlu tutmanın hukuk ve nesafetle bağdaşmayacağını, mahkeme kararı uyarınca olayın kasten işlenen bir eylem nedeniyle meydana geldiğini, maktülün ölümü ile ile davalı ...'in eylemi arasında bir illiyet bağının da mevcut olmadığını,
işletenin sorumlu olması için olayın bir kaza sonucu meydana gelmesi gerekmekte olup, olayın bir trafik kazası olmadığını, mahkemenin gerek sigorta gerek ise, davalı ... hakkında davanın kabul kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin tam anlamıyla toplanılmaması ve sadece aktüerya bilirkişisinden rapor alınarak kabul kararı verilmesinin de hatalı olduğunu, kabul edilen manevi tazminat miktarının oldukça yüksek olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının davalı açısından kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava; haksız fiil (kasten öldürme) nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda;16/12/2018 günü davalı ...'in ...'ın iş yerine ait ... plakalı çekici araç ile yolda kalan aracı çekmek amacıyla arabaya bindiği, iş yerinin önündeki bu araçla geri geri giderken, yanında eşi davacı ... olduğu halde ... plakalı aracı ile oradan geçmekte olan maktülün önüne çıkması nedeniyle maktülün kornaya bastığı, maktulün davalı ...'a yönelik herhangi bir hakaret,
tehdit vb. haksız bir eylemi olmamasına rağmen davalı ...'ın iş yerinde birlikte alkol aldıkları tanıklar ...ı ve diğer davalı ...'in iş yerinden çıkarak maktulün yanına geldikleri ve burada maktulü dövmek istedikleri ancak araçta bulunan davacı ...'in eşini arabanın içerisine çekmesi üzerine maktulün aracını sürerek olay yerinden ayrıldığı, ancak davalı ...'ın maktulü takip etmeye başladığı, yolda aracı ile gitmekte olan maktule bazen korna çaldığı, bazen selektör yaptığı, bazen sıkıştırdığı, bazen önlerine kırdığı, ilk olay yerinden yaklaşık 17 km sonra olay yerine geldiklerinde davalı ...'ın aracı ile maktulün aracına vurarak durdurduğu,
bunun üzerine maktulün kendi aracından indiği ve kendi arabasının önüne çıktığı, ne yapıyorsun diyecek şekilde ellerini yukarıya kaldırdığı, bu sırada davalı ...'ın kendi kurtarıcı aracını ileriye doğru alarak geri geri gelip maktule vurduğu, maktulün çekicinin arka kısmına ağız üstü düştüğü, daha sonra maktulün kalktığı, davalının aracının sağ tarafından davalı ...'ın aracının önüne geçtiği el kol hareketi yaparak ne yapıyorsun diye bağırdığı, bu sırada davalı ...'ın kasti şekilde ... plakalı çekici kamyonet ile maktulün üzerinden geçerek maktulü öldürdüğü anlaşılmıştır.
Dosya arasında mevcut Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/46 esas, 2019/409 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, dava konusu olay sebebiyle sürücü ... kendi kurtarıcı aracını ileriye doğru alarak geri geri gelip maktule vurduğu, maktulün çekicinin arka kısmına ağız üstü düştüğü, daha sonra maktulün kalktığı, davalının aracının sağ tarafından davalı ...'ın aracının önüne geçtiği el kol hareketi yaparak ne yapıyorsun diye bağırdığı, bu sırada davalı ...'ın kasti şekilde ... plakalı çekici kamyonet ile maktulün üzerinden geçme şeklindeki eylemi sebebiyle kasten öldürme suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, sanık sürücünün kasten adam öldürmeden müebbet hapis cezası verildiği görülmektedir.
Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesine göre; işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4-a maddesine göre "Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise," rücu edilebileceği düzenlenmiştir.
Ceza dosyasında bulunan müşteki ve tanık ifadelerinde sürücünün kasıtlı olarak aracı ile davacının üzerinden üç kez geçerek davacıyı yaraladığı belirtilmiştir. Bu kapsamda sürücü ...'in aracı ile davacıya çarparak yaraladığı sabittir.
Davaya konu kaza, Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesinde sayılan mücbir sebep, zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmamıştır.Aracın işletilme halinde olması, zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı sorumluluk için aranan şartlardan olup somut olayda hepsi mevcuttur.Araç işleteninin veya sürücüsünün kasıtlı eylemi teminat dışı hallerde düzenlenmemiş olup, rücuya tabi hallerde düzenlenmiş olduğundan, sürücünün sorumluluğu ortadan kalkmayacaktır.
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.11.2022 tarih ve 2021/14497 esas, 2022/15164 karar sayılı ilamı)
Somut olayda da; ceza dosyasında bulunan müşteki ve tanık ifadelerinde sürücünün kasıtlı olarak çekici kamyonet ile maktulün üzerinden geçerek öldürdüğü belirtilmiştir. Bu kapsamda sürücü ...'ın çekici kamyonet ile davacının eşi maktül ...'ya üzerinden geçerek öldürdüğü sabittir. O halde olayın trafik kazası olduğu, sürücünün zarardan sorumlu olduğu ve zararın teminat dışı olmadığı kabul edilerek davalı Sigorta şirketinin zarardan sorumluluğuna karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı Sigorta şirketinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı sürücü ...'ın çekici kamyonet ile davacının eşi maktül ...'ya üzerinden geçerek öldürdüğü sabit olduğundan maktüle yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, aktüer raporun Yargıtay'ın güncel içtihatlarına uygun olarak TRH2010 yaşam tablosu ve progresive rant yöntemine göre hazırlandığı, aktüer raporunda müteveffanın nüfus kaydı göz önüne alınarak dava dışı sağ kalan annesinin destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanarak sigorta şirketinin poliçe limiti bakımından garameten paylaşım yapıldığı, maktülün müterafik kusur olarak değerlendirilebilecek bir davranışı dosyaya yansımadığından davalı Sigorta şirketinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 3. maddesi hükmüne göre, başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğunu ispat edemediği takdirde kayda göre araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralanması, ariyeti veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi işletendir. Aynı Kanun'un 85. maddesi hükmüne göre ise, bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan o aracın işleteni sorumlu olur.
Dosya kapsamından; dava konusu olayın, davalılardan ...’nın kasten adam öldürme eylemine dayalı olup kasten adam öldürme eyleminde davalılardan Aytes Elektrik Makina İnş. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şirketi’nin kayıt maliki olduğu araç silah olarak kullanılmıştır. Davalı Aytes Elektrik Makina İnş. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şirketi kazaya karışan ... plakalı aracın maliki sıfatıyla işletenidir. Eylemin araçla kasten dahi olsa gerçekleştirilmiş olması sorumluluğu kaldırmaz. Bu sebeple adı geçen davalı yönünden de davanın kabulü gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarih 2021/296 esas 2022/15234 Karar sayılı kararı)
Somut olayda da dava konusu olayın, davalılardan ...'in kasten adam öldürme eylemine dayalı olup kasten adam öldürme eyleminde davalılardan ...’ın kayıt maliki olduğu araç silah olarak kullanılmıştır. Davalı ... kazaya karışan ... plakalı aracın maliki sıfatıyla işletenidir. Eylemin araçla kasten dahi olsa gerçekleştirilmiş olması sorumluluğu kaldırmaz. Bu sebeple adı geçen davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkca belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. (TMK. md. 605/2) Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610/2. madesinde yazılı eylemlerde bulunmadıkça yani, zimnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman terekenin borca batık olduğunun tesbitini isteyebilirler. Davacılar vekilleri aracılığı ile miras bırakanın çalışması karşılığı olan kıdem tazminatını almakla terekeyi mal edinmiş olduklarından TMK'nun 610/2. maddesi koşulları gerçekleşmiş ve davacıların mirası red hakkı düşmüştür. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 18/03/2014 tarih ve 2014/4680 Esas - 2014/4452 Karar sayılı ilamı)
Destekten yoksun kalma tazminatı nitelik itibariyle bağımsız bir hak olup; ölen kimse ile davacı arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmediğinden; mirasın reddedilmiş olması, destekten yoksun kalma davasının açılmasına ve incelenip hasıl olacak sonuç uyarınca esasına ilişkin karar verilmesine engel, yasal bir neden değildir. (Yargıtay Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2016/651 Esas - 2016/8260 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle davalı ... vekilinin davacının açmış olduğu mirasın hükmen reddi davasının bekletici mesele yapılmamasına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
01.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasa ile Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile 01.01.2019 tarihinden itibaren ticari davalarda arabuluculuğa başvurunun dava şartı haline geldiği, yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 06.12.2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile eklenen 18/A maddesine göre de, zorunlu arabuluculuğa tabi ticari davalarda, arabulucuya başvurulduğuna dair son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretinin sunulmasının dava şartı olduğu, bu tutanak sunulmadan açılan davalarda, mahkemece, tutanağın sunulması için davacı tarafa 1 haftalık kesin mehil verileceği, süreye rağmen tutanağın sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
Anlatılan ilke ve düzenlemeler kapsamında somut olayda; davalı işletene karşı yöneltilen davanın başlı başına zorunlu arabulucuya tabi ticari dava olmadığı, davalılar arasında sigorta şirketi bulunduğu için Ticaret Mahkemesi'nde görüldüğü, davacı vekili tarafından, davalı işletene/sürücüye karşı arabuluculuğa başvurulmasının gerekmediğinden, davalı ... vekilinin arabuluculuğa başvurulmadığı itirazının reddi gerekmiştir.
Bilindiği üzere, 6098 sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarara uğrayanların aynı kanunun 53. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56. maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır.
6098 sayılı TBK'nun 56/2 maddesi uyarınca; ölüm halinde ölenin yakınları manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; olay tarihi, tarafların sosyal, ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının olaya ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta şirketi vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. ./.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/385, K. 2024/1198, 7 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama