KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna 2-... (...) Mirasçıları
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2024
- Esas no
- 2023/414
- Karar no
- 2024/798
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15.06.2022
- Numarası
- 2019/533 Esas - 2022/391 Karar
- Başvuran davacı
- ... - ...
- Vekilleri
- Av. ... - Av. ...
- Başvuran davalılar
- 1-... - ...
- Dahili davalılar
- 3 -... - ...
Karar Metni
2.705 kelime·14 dk okuma·9 bölüm
4 -... - ... 5-... - ... 6 -... - ...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVALI : **** **** **** ****
VEKİLLERİ
Av. ... - ... Av. ... - Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 04.08.2022-05.08.2022
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 09.03.2024
KARAR TARİHİ : 25.04.2024
YAZIM TARİHİ : 25.04.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
13.10.2015 tarihinde davacının kullandığı motosiklet ile davalı ...'nın kullandığı ... plakalı aracın çarpıştığını, kaza sonrasında davacının yaralandığını, davalı ...'nın kusurlu olduğunu, kaza yapan ... plakalı aracın davalı ...'e ait olduğunu, davalı sigorta şirketinin trafik sigortası ile aracı sigortalamış olduğunu, davacının dava konusu trafik kazasından sonra Özel Yalova Uzmanlar Hastanesinde tedavi gördüğünü beyan ederek yaralamalı trafik kazası sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı yasanın 107.maddesine göre belirlenecek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan kaza tarihinden itibaren,
davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden itibaren poliçe limit ve kapsamı ile sınırlı olmak üzere işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 120.000,00 TL'lik manevi tazminatın kaza tarihiden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı şahıslardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunduklarını, kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, kaza nedeniyle davacının kalıcı bir maluliyetinin söz konusu olmadığını, davacının işi ve geliri olmadığından tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiğini, talep olunan manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Axa Sigorta vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kaza ile ilgili daha önce sigorta şirketine müracaat edilmediğini, bu nedenle herhangi bir hasar dosyası açılmadığını, dava dilekçesi ekinde delillerin yer almadığını, bu nedenle davaya yanıt verebilmelerinin mümkün olmadığını, ... plaka sayılı aracın sigorta şirketi nezdinde 04.04.2015-06.04.2016 tarihleri arasında ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluğunun poliçede belirlenen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında olduğunu, trafik poliçesi ile teminat limitinin 290.000,00 TL olduğunu,
manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatına dahil olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun belirlenmesi ve davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, maluliyet raporunda kaza ile netice arasındaki illiyet bağının kurulması ve maluliyetin sürekli olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince.
Maddi Tazminat talebi yönünden; davalılardan Axa Sigorta A.Ş yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalılardan ... ve ... yönünden; talep konusu 290.000,00 TL tutarındaki tazminat talebinin konusu kalmadığından 290.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılardan ... ve ... yönünden; maddi tazminat talebinin sigorta şirketi tarafından ödenen kısmın düşümü sonrası bakiye kısmı olan 109.992,06 TL'nin davalılardan ... ve ...'ten 13.10.2015 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Manevi Tazminat talebi yönünden;
davalılardan ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile. 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ...'ten 13/10/2015 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 06.11.2019 tarih 2019/660 Esas - 2019/790 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararının H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde;
İlk derece mahkemesi tarafından Maddi tazminat talebi yönünden.
Davalı Axa Sigorta A.Ş. yönünden davanın feragat nedeniyle Reddine, Davalılar ... ve ... yönünden; talep konusu 290.000,00 TL tutarındaki tazminat talebinin konusu kalmadığından 290.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davalılar ... ve ... yönünden; maddi tazminat talebinin sigorta şirketi tarafından ödenen kısmın düşümü sonrası bakiye kısmı olan 109.992,06 TL'nin davalılar ... ve ...'ten 13.10.2015 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Manevi tazminat talebi yönünden.
Davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile. 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten 13.10.2015 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebin Reddine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının kaza sonrasında uzun ve sancılı tedavi ve bakım süreci geçirmesine rağmen kalıcı hasara maruz kaldığını, mahkemece hükmolunan 60.000,00 TL manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulü ve reddi bakımından bir karar verilmemiş olup sadece maluliyet hesabında olay tarihi itibari ile uygulanması gereken yönetmeliğin uygulanmamış olması nedeni ile kaldırma kararı verildiğini, iş bu nedenle yerel mahkemenin manevi tazminat bakımından üst mahkemenin kaldırma kararı dışına çıkarak manevi tazminat yönünden yeni bir hüküm kurmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece 60.000,00 TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı sürücünün kasksız araç kullandığını ve maluliyet hesabında yapılan bariz hata neticesinde,
müterafik kusuru bulunan ve maluliyet oranı bu denli yüksek olmayan davacı lehine hükmedilen bu miktardaki manevi tazminat hukuka, kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemece hüküm tesis edilirken mevzuatın göz ardı edildiğini, Karayolları Trafik Yönetmeliği 150 maddesi uyarınca sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyetinin düzenlendiğini, bu husus gözetilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının maluliyet oranı belirlenirken hataya düşüldüğünü, hatalı rapor esas alınarak maluliyet ve iş göremezlik hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,
maluliyet oranına ilişkin yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının maluliyet oranının çok yüksek belirlendiğini, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların mahkemece değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili 26.01.2023 tarihli Ek Karara yönelik istinaf dilekçesinde; taraflarınca yerel mahkemenin gerekçeli kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvuru yapmakla her iki davalı adına ayrı ayrı olmak üzere 04.08.2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurma harcı, istinaf karar harcı olmak üzere toplam 2.526,02 TL harç ve 500,00 TL istinaf avansı yatırıldığını, yerel mahkemece 12.01.2023 tarihinde taraflarına e-tebligat ile "İstinaf/Temyiz Harç Masraf" başlığı ile muhtıra yollandığını,
iş bu muhtıra uyarınca aynı gün yani 12.01.2023 tarihinde muhtıra uyarınca yatırılması gereken 597,72 TL nin uyap portaldan sehven istinaf avansı başlığı seçilerek 597,72 TL olarak yatırıldığını, yerel mahkemece 26.01.2023 tarihinde muhtırada belirtilen harç tamamlama yerine getirilmediğinden bahisle istinaf başvuru dilekçesinin reddine dair Ek Karar yazıldığını ve taraflarına tebliğ edildiğini, taraflarınca sehven yapılan maddi hata nedeniyle yerel mahkemenin 26.01.2023 tarihli ek kararının hukuka, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... Mirasçılarının, mahkemesince mahkememiz geri çevirme kararı doğrultusunda, bakiye istinaf harcı için kendilerine verilen yasal süre içerisinde muhtıra ve kararda belirtilen istinaf harcı yerine istinaf gideri yatırdığı anlaşılmaktadır.
Ancak, mahkemeye erişim hakkı ve etkili başvuru ilkeleri de göz önünde bulundurularak; davalılar vekili tarafından maddi hata nedeni ile Dairemizin geri çevirme kararı doğrultusunda, mahkemesince, kendilerine çıkartılan muhtırada belirtilen istinaf harcı yerine aynı miktar da istinaf gider avansı yatırmış olduğu anlaşıldığından; tarafın yasal süresi içerisinde karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu değerlendirilmiş olup; Dairemizce, gider avansı iadesi ile harç tahsili işlemleri ikmal edilererek; mahkemesince anılan davalılar yönünden istinaf talebinden vazgeçilmiş sayılmasına dair ek karara yönelik istinaf başvurusu kabul edilerek, istinaf başvurusunun esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava, haksız eylemden (trafik kazası) kaynaklı bedensel zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu 13.10.2015 tarihinde gerçekleşen çift taraflı maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasında, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklet ile davalılardan ...’nın sürücüsü, müteveffa ...'ün ise işleteni olduğu ... plakalı aracın çarpışmış oldukları, bu kaza nedeni davacının hayati tehlike ve kemik kırığı geçirecek şekilde yaralandığı ve sürekli iş gücü kaybına uğramış olduğu ve davacı tarafından maddi tazminat talepli eldeki davanın, karşı aracın zorunlu sigortacısı olan davalılardan Axa Sigorta A.Ş ile sürücü ... ve işleten ...'e karşı yöneltildiği, manevi tazminat talebinin ise sürücü ... ve işleten ...'e karşı yöneltildiği yöneltildiği anlaşılmaktadır.
Dava devam ederken davalılardan işleten/malik ...'ün vefatı nedeni ile dava usulünce bu kişinin mirasçılarına karşı yöneltilmiştir.
Davalılar vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf gerekçeleri bakımında yapılan istinaf incelemesinde;
Mahkemesince kaldırma kararı öncesi 22.05.2019 tarih, 2015/1210 Esas 2019/310 Karar sayılı kararı ile: " maddi tazminat talebi yönünden; davalılardan Axa Sigorta A.Ş yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalılardan ... ve ... yönünden; talep konusu 290.000,00 TL tutarındaki tazminat talebinin konusu kalmadığından 290.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılardan ... ve ... yönünden;
maddi tazminat talebinin sigorta şirketi tarafından ödenen kısmın düşümü sonrasıkalan 109.992,06 TL'nin davalılardan ... ve ...'ten 13/10/2015 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden; davalılardan ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile.
25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ...'ten 13/10/2015 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir.
Anılan karara karşı davacı vekilince istinaf manevi tazminat tutarı yönünden, davalılar ... ve ... tarafından ise müterafik kusur, maluliyet oranı ve yönetmeliği ve manevi tazminata ilişkin istinaf isteminde bulunulmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Tarafların istinaf talepleri neticesinde Dairemizin, 06.11.2019 tarih, 2019/660 Esas ve 2019/790 Karar Sayılı ilamı ile : " ...Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunda "Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre hesaplama yapılmıştır.
Oysa olay tarihi olan 13/10/2015 tarihi itibariyle maluliyet oranının tespitinde, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliği" hükümlerinin esas alınması gerekir. Bu nedenle öncelikle Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan yukarıda anılan yönetmelik hükümlerince düzenlenmiş iş göremezlik raporu alınmalı ve sonucuna göre zarar kapsamı belirlenerek hüküm kurulmalıdır.
Olay tarihi itibariyle uygulama yeri olmayan yönetmelik hükümlerince değerlendirme yapılması Dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında değerlendirildiğinden istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,." denilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Ancak mahkemesince verilen ilk karara karşı tarafların istinaf talepleri neticesinde, Dairemizce, kaldırma kararının mahiyeti nedeni ile manevi tazminata ve her aşamada re'sen nazara alınacak hususlardan olan müterafik kusura ilişkin tarafların istinaf sebepleri değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemesince, kaldırma kararı gereklerinin yerine getirilmiş olmasına göre, kaldırma kararı sonrası, ilk karardaki maddi tazminat talebi yönünden verilen karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığından; "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliği" hükümlerine göre alınan ikinci maluliyet raporunda davacının maluliyet oranındaki artış sebebi ile hesaplanan tazminatta da artış meydana gelmiş olduğu değerlendirildiğinden; davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak ve aleyhe kanun yolu yasağı ilkeleri gözetilerek şimdiki kararda değişiklik yapılmadan; ilk karardaki gibi maddi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalılar vekilinin hem ilk karara ve hem de şimdiki karara karşı karşı ileri sürdüğü müterafik kusur bakımından yapılan incelenebilmesi için dosya içerisinde kaza tespit tutanağının ve ceza dosyasının ilgili bölümlerinin okunaklı ve eksiksiz örnekleri bulunmadığından dairemizce yapılan yazışma neticesinde ceza dosyası getirtilerek yapılan incelemede;
6098 sayılı TBK 52.madde kapsamında müterafik kusur olarak uygulamada ele alınan hakkaniyet indirimi hususu tartışılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
6098 sayılı Borçlar Kanunun 52/1. Maddesinde düzenlenen "hakkaniyet indiriminin" konusu olabilecektir. Haksız eylemden kaynaklı maddi tazminat talepli davalarda, indirim sebeplerinin uygulanması şeklinde bir savunma ileri sürülüp sürülmediğinden bağımsız olarak; Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre uygulamada müterafik kusur olarak adlandırılan ve aslında hakkaniyet indirimi koşulları şeklinde değerlendirilmesi gereken hususlar re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile kaza nedeni ile ortaya çıkan zararlı sonuç konusundaki kusur kavramları birbirinden farklıdır. Zarar göreninin, zararlı sonucun ortaya çıkmasına veya artmasına neden olması halinde, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 52/1. Maddesinde düzenlenen "hakkaniyet indiriminin" konusu olabilecektir. Bu hususu ispat ile yükümlü olan davalılar tarafından bu yönde ispata elverişli bir delil sunulmadığı, trafik kolluğu tarafından düzenlenen olay tarihli kaza tespit tutanağında davacı motosiklet sürücüsünün kaskının takılı olduğuna ilişkin açık bir belirleme olduğu görülmekle; davalılar vekilinin anılan yönlere değinen istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
Öte yandan mahkemesince, maddi tazminat yönünden, dava ve ıslah dilekçesi dikkate alınmadan; " davanın kısmen kabulü" ibaresi yerine "kabulüne" ibaresine kararda yer verilmiş ise de yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davanın kısmen kabulüne göre hesaplandığı ve anılan maddi hatanın hükmün esasına ve infazına bu anlamda etkisi bulunmadığı ve bu yönde taraflarca istinaf sebebi gösterilmediği değerlendirilerek; Dairemizce eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
Taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin istinaf gerekçeleri bakımında yapılan istinaf incelemesinde;
Mahkemesince manevi tazminat yönünden verilen ilk hüküm istinaf incelemesi nedeni ile kaldırılmış olduğundan ve bu nedenle yerel mahkemece bu yönde ilk kararı ile bağlı olmadan yeniden karar verebileceğinden; anılan hususa ilişkin davalı itirazı yerinde görülmemiştir.
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi zararın belirlenmesinde 6098 sayılı Borçlar Kanunun 56. maddesi ana ve ölçü kaideleri belirleyerek bu çerçevede takdir yetkisini somut olaya özgü olarak hakimin takdirine bırakmaktadır. TBK Madde 56 - "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." düzenlemesine haizdir.
Buna göre temel ölçütler "olayın özellikleri" olarak izâh edilen somut olaya ve tarafların sosyo ekonomik durumuna göre değerlendirme yapmak gereğidir. Denge unsur ise mülga 816 sayılı Borçlar Yasasının 48. maddesinin "adalete muvafık" lafzıyla izâh olunan ve yeni yasa da "uygun bir miktar paranın" da şeklinde yer bulan hakkimin durum ve koşulların gereklerine ve hakkaniyete uygun bireysel tatmin kadar toplumsal tatmini de göz önünden bulunduran bir karar vermesi gerekliliğidir. Öyle ki verilecek tazminat aynı zamanda en son kabul gören doktrin ve yargısal içtihatlarda olduğu gibi caydırıcılık etkisini de doğurmalıdır.
Toplumsal hayatın bir parçası olarak hakim, manevi tazminat talepleriyle ilgili karar verirken; kendi yaşantısından ve gözlemlediği sosyolojik vakaları da birlikte değerlendirerek; nesnel bakış açısını da kaybetmeden hakkaniyete uygun bir kar vermelidir. Bu esaslar çerçevesinde, dosyaya kazandırılan soruşturma kayıtları ile tıbbi belgelere göre davaya konu trafik kazası nedeni ile hayati tehlike geçirecek şekilde yaralan ve yüksek oranda sürekli iş gücü kaybına (efor kaybı) uğrayan davacının duyacağı üzüntü açık ve anlaşılırdır.
Manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmaktır. Bu açıdan ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli ve yeterli olduğu, hükmedilen tazminatın bir tarafı zenginleştirmediği gibi diğer tarafı da fakirleştirmediğinin kabulüyle hüküm kurulduğu görülmektedir.
Olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle taraf vekillerinin vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/414, K. 2024/798, 25 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama