KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Esas no
- 2023/64
- Karar no
- 2024/501
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26.10.2022
- Numarası
- 2021/1209 Esas - 2022/1436 Karar
- Başvuran davalı
- 1 -... -...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
2.059 kelime·10 dk okuma·10 bölüm
Av. ... -...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI
2 -AKGÜN TOPRAK SAN.İNŞ.VE TİC.AŞ.
VEKİLİ
Av. ...-...
DAVACI
ŞEYHMUSOĞLU NAKLİYE İNŞAAT PETROL GIDA TEMİZLİK TAŞIMACILIK İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLLERİ :Av.... -... Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Rücuen Tazminat)
BAŞVURU TARİHİ : 29.11.2022-09.12.2022
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 10.01.2023
KARAR TARİHİ : 07.03.2024
YAZIM TARİHİ : 07.03.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ... plakalı aracın servis hizmeti için davalı Akgün A.Ş' ye bırakıldığını, davalı şirketin çalışanı diğer davalı ...'ın araç ile test sürüşü yaptığı sırada dava dışı Hakmar Ltd.Şti'ne ait araç ile çarpışarak kaza yaptığını, kaza sonucunda aracın zorunlu trafik sigortacısı Allianz Sigorta A.Ş. tarafından Hakmar A.Ş. lehine yapılan ödeme sebebiyle sürücünün yeterli ehliyetinin bulunmaması itibariyle poliçeye aykırılık gerekçesiyle Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2021/2364 Esas sayılı dosyasında kendileri aleyhinde rücuen tahsil talepli takip yapıldığını,
davacının bu takip sebebiyle sigortacısına 33.174,75 TL ödeme yaptığını, davalılar ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını belirterek ödemiş olduğu 33.174,75 TL'nin ödeme tarihi 20.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Akgün A.Ş vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, icra dosyasında aleyhlerinde bir takip bulunmadığını, husumet yöneltilemeyeceğini, ... plakalı aracı kaza anında kullanan sürücü davalı ...'in kusurunun bulunmadığını, diğer araç sürücüsü ...'ın yasak dönüş yapması sebebiyle tam kusurlu olduğunu, hesaplanan zarar tutarının doğru olmadığını, davalı ...kusurlu kabul edilse dahi zararın hesaplanmasının gerektiğini ve davalının kusuru oranında sorumluluğunun söz konusu olabileceğini, talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; diğer davalı işverenin talimatı ile aracın test sürüşüne çıkarıldığını, adam çalıştıranın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, diğer araç sürücüsünün dönüşün yasak olduğu yerde dönüş yapmakla tam kusurlu olduğunu, davalı ...'in kusurunun bulunmadığını, icra dosyasında kendilerine yöneltilen bir talep bulunmadığından bu davanın kendilerine karşı açılamayacağını, tazminat hesaplamasının da hatalı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kabulü ile, 33.174,75 TL'nin 20.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Akgün Toprak ... A.Ş vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Akgün Toprak ...
A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın olmasına sebebiyet veren tarafın dava dışı Hakmar şirketinin maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ... olup, ... plakalı aracı kullanan diğer davalı ... veya davalı sirketin bu kazaya ilişkin herhangi bir kusuru bulunmadığını, yerel mahkemece kabul edilen bedelin hatalı olduğunu, davacı şirketin takibe süresinde itiraz etmeyerek yahut süresinde ödeme yapmayarak borcun artmasına sebep olduğunu,
davacı yanın ödeme yaptığı takip dosyasında da dahi trafik kazasından kaynaklanan hasarın rücu talebi olarak yani asıl alacak olarak 23.563,00 TL gösterilmekte olup yerel mahkemenin işbu dava değerinini 33.174,75 TL üzerinden kabul etmesinin hatalı olduğunu, ayrıca faizin başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, davacı şirket tarafından davalı şirketi yahut diğer davalı icra takibi öncesinde herhangi bir şekilde temerrüde düşürülmemişken yerel mahkemenin temerrüt tarihini 20.08.2021 olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalının dava konusu kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, trafik kurallarına uymayarak kazanın gerçekleşmesinde tam kusurun dava dışı Hakmar Mağazacılık A.Ş. aracını kullanan ...'a ait olup, bunun kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, kazada kusuru olmayan ve kendisine yöneltilmeyen icra takibi dayanak alınarak davanın kabulüne karar verilerek davalıya davacı yanın tazminat talebini yöneltmesi kanuna ve hukuka açıkça aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi, kabul edilmemekle birlikte diğer davalı işverenin kusursuz sorumluluğu göz önüne alınarak davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, farazi işletenin gerçek işletenin gerçek işleten ve sürücüye karşı yöneltmiş olduğu rucûen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun "tanımlar" başlıklı 3.Maddesi düzenlemesinde:
".... Araç sahibi : Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir.
İşleten : Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır..."
Şeklinde düzenlemeye yer verilerek; malik, gerçek işleten ve farazi işleten kavramları yasa tarafından tanımlanmış olduğu görülmüştür.
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir.
Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Bilindiği üzere kaynağını 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun tanımlamalar başlıklı 1. Maddesinden alana "işleten sıfatı" aracın mülkiyetine sahip olmakla doğmaktadır. Motorlu araçların ise mülkiyeti ancak Zorunlu trafik siciline kayıt ile olabilmektedir.
Diğer yandan, 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B/4. maddesinde; sigorta şirketinin, sigortalısına rücu edebileceği haller düzenlenmiş olup, rücu hakkı doğduğunu ve maddede sayılan hallerin somut olayda mevcut bulunduğunun ispat yükü sigortacıya aittir. Genel şartlarda belirtilen rücu hallerinden birisi de, kazanın alkollü sevk sırasında ve münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmiş bulunmasıdır.
2918 sayılı KTK'nın 95. maddesinde de "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.
2918 sayılı KTK'nın " Motorlu Araçlarla İlgili Mesleki Faaliyette Bulunanlar" başlıklı 104.maddesi - Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir.
(Değişik fıkra: 17/10/1996 - 4199/35 md.) Yukarıda yazılı teşebbüs sahipleri kendilerine bırakılan motorlu araçların tümünü kapsamak üzere esasları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilecek bir zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaya ve denetimlerde bu sigortanın yapıldığını belgelemeye mecburdurlar.
İşletenin sorumluluk sigortasına ilişkin hükümler, burada da uygulanır. Motorlu araçları mesleki veya ticari amaçlar için elinde bulunduran teşebbüs sahipleri bu araçların yönetmelikte gösterilecek biçimde bir defterini tutmakla yükümlüdürler.
(Değişik fıkra: 21/05/1997 - 4262/4 md.) Bu madde hükümlerine uymayan teşebbüs sahipleri, 108 000 000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.
(Ek fıkra: 17/10/1996 - 4199/35 md.) İkinci fıkrada sözü edilen sigortayı yaptırmayan teşebbüs sahiplerinin bu işyerleri, mahallin en büyük mülki amirince 15 güne kadar faaliyetten men edilir.
Somut olayda, davacı farazi işleten ile ZMMS sigortacı dava dışı Allianz Sigorta A.Ş arasında düzenlenen sigorta poliçesi hükümlerine ve ZMMS Genel Şartlarına göre, davaya konu trafik kazası nedeni ile davalılardan Akgün Toprak San.Tic.A.Ş'ye ait servise tamir amaçlı bırakılan davacıya ait aracın, karışmış olduğu kazadan ötürü, davacı şirket ve sigortacısının ödeme sorumluluğu bulunmamasına rağmen dava dışı 3.kişinin aracında meydana gelen hasar nedeni ile yine dava dışı aracın kasko sigortacısına yapılan ödemenin yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Kabule göre de ilk derece mahkemesince isabetli bir şekilde ele alınıp değerlendirildiği üzere, dava dışı ZMMS sigortacısının kendi sigortalısı olan davacıya rücu koşulları bulunmadığı halde icra takibi yolu ile yapmış olduğu rücu nedeni ile davacının hukuken ödememesi gereken bir parayı ödemiş olduğu bu hali ile ile davalı servis şirketi ile araç sürücüsünün pasifinde azalama meydana gelmiş olduğu yani sebepsiz zenginleşmiş olduklarının kabulü yerinde olduğundan; davalılar vekillerinin bu kapsamdaki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; oluşa Kaza Tespit Tutanağı ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen Trafik Bilirkişi raporundaki kusur tespitinin benimsenmesinde, Mahkemece, hasar dosyası, ödeme belgeleri değerlendirilerek; karar verilmesinde, bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davalılar vekillerinin anılan yönlere değinen tüm istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Öte yandan, Dairemizce, tüm servis dosyası ve hasar kayıtları ve ekspertiz raporu üzerinde yapılan incelemede dava dışı araçtaki tespit edilen maddi hasara göre, davalıların kusur oranında yapılan hesaplamada, davalıların tazminat sorumluluğunun daha fazla olduğunun tespit edilmiş olmasına rağmen; dava dışı Kasko sigortacısı Ak Sigorta şirketi tarafından, dava dışı ZMMS sigortacısından talep edilen ve dava dışı ZMMS sigortacısı tarafından ödenip; davacı şirkete rücu edilen, rücuya esas tazminat ödemesi ve fer'ileri ile takip giderlerinin yekününden oluşan bu miktarla ve taleple bağlı kalınarak karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/64, K. 2024/501, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama